Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin "Farkfesh" markasıyla tanınan patates üreticisi bir şirketin finansal zorluklar nedeniyle talep ettiği konkordato ve geçici mühlet sürecine dair gerekçeli kararı.
Özet: Patates işleme ve dondurulmuş ürün üreticisi bir şirket, yüksek enflasyon, artan maliyetler, kur değer kaybı ve tarım sektörü sıkıntıları gibi ekonomik zorluklar nedeniyle ciddi nakit sıkıntısı ve finansal tehlike yaşayarak, haciz ve icra tehditlerinden korunmak, ticari faaliyetlerine devam edebilmek ve borçlarını ödeyebilmek amacıyla konkordato projesi sunarak geçici mühlet talep etmiş; mahkeme bu talep üzerine geçici mühlet kararı vermiş, konkordato komiseri atamış, şirketin varlıklarını değerlendirmek üzere çeşitli uzmanlardan bilirkişi raporları almış ve komiser tarafından geçici mühlet dönemi nihai raporu sunulmuştur.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : HASIMSIZ
FERİ MÜDAHİLLER : 1
: 2-
: 3-
VEKİLİ :
: 4-
VEKİLİ :
: 5-
VEKİLİ :
: 6-
VEKİLİ :
: 7-
VEKİLİ :
: 8-
VEKİLİ :
: 9-
VEKİLİ :
: 10-
VEKİLİ :
: 11-
VEKİLİ :
: 12-
VEKİLİ :
: 13-
VEKİLİ :
: 14-
VEKİLİ :
:15-
VEKİLİ :
MÜDAHİLLİK TALEBİ REDDEDİLEN
İLGİLİLER :1-
: 2-
: 3-
VEKİLİ :
İLGİLİLER : 1-
: 2-
: 3-
: 4-
VEKİLİ :
KONKORDATO
KOMİSERİ :
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2020 yılında kurulmuş olduğunu, faaliyet konusunun işlenmiş patates imalatı ve satışı olduğunu, 6.200 m2 kapalı olan olmak üzere toplan 22.249 m2 arsa üzerine kurulu bulunan şirketin 2021 yılında"Farkfesh" markasıyla dondurulmuş patates ürünleri de üretmeye başladığını, tüm Türkiye genelinde satış ağının bulunduğunu, şirketin sektöründe öncü bir şirket olduğunu, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, sabit maliyetlerin artışı, üretim tesislerinin bakım ve onarım giderlerindeki artışlar, işçilik maliyetlerindeki artışlar, TL yabancı para karşısında değer kaybetmesi, tarım sektöründe yaşanan sıkıntılar nedeniyle müvekkili şirketin olumsuz yönde etkilendiğini, müvekkili şirketin ciddi bir nakit sıkıntısı içerisine girdiğini, tehlikeli bir finans durumunun ortaya çıktığını, piyasaların daralmasından dolayı alacaklarını almakta zorlandığını, banka kredi koşullarının zorlaştığını, müvekkili şirketin içinde bulunduğu durumun bütünlüğünü ve faaliyet sürekliliğini engeller hale geldiğini, müvekkilinin borçlarından dolayı icra tehdidi ile karşı karşı kalacağını, haciz baskısı altında çalışılamaz duruma gelebileceğini, mal varlığı ve işletme varlıklarının yok olma tehlikesi olduğunu, tedbir alınmadığı takdirde müvekkili şirketin ticari faaliyetine devam edemez hale gelebileceğini, müvekkilinin faaliyetine devam etmesi durumunda tüm borçlarını ödeyebilecek şekilde konkordato projesi hazırlandığını, İİK'nun 285. maddesinde belirtilen şartların oluştuğunu, hazırlanan proje kapsamında tüm borçlarını ödeyebilir konuma geleceğinin öngörüldüğünü, mevcut durumda müvekkilinin borçları nedeniyle haciz ve hukuksal tacizlerle karşı karşıya kalabileceğini, olası haciz ve şerhler nedeniyle müvekkili şirketin faaliyetlerinin zarar görebileceğini, mevcut sermaye ve malvarlıklarıyla işletme faaliyetlerinin devam edebileceğini beyanla müvekkili şirket hakkında konkordato projesinin tasdik kararı verilmesine kadar geçici mühlet kararı verilmesine, geçici konkordato komiseri atanmasına, müvekkil şirketin mallarının muhafazası için gerekli tedbir kararlarının alınmasına, müvekkili lehine tedbirlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER :
Davacı şirket tarafından konkordato ön projesi ve ekleri ibraz edilmiştir.
Mahkememiz █████/2025 tarihli ara kararı ile, davacı şirket lehine █████/2025 tarihinden itibaren 3 ay süre ile konkordato geçici mühlet kararı verilmiş, █████/2026 tarihli duruşmada verilen ara karar ile de geçici mühlet kararının 2 ay süreyle uzatılmasına karar verilmiş ve bir kısım tedbirlere hükmedilmiştir.
Geçici mühlet dönemleri içerisinde ilgili yerlere konkordatoya ve tedbirlere ilişkin müzekkereler yazılmış, ilanlar yapılmış, tayin edilen konkordato komiseri tarafından █████/2025 tarihli geçici mühlet dönemi 1. raporu, █████/2026 tarihli geçici mühlet dönemi 2. raporu, █████/2026 tarihli geçici mühlet dönemi 3. raporu dosyaya ibraz edilmiş, davacının varlıklarının değerlendirilmesini yapmak üzere bilirkişi görevlendirilmesi hususunda geçici konkordato komiseri tarafından talepte bulunulmuş, talep doğrultusunda Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, Makine Mühendisi, Marka ve Patent uzmanı, muhasebe uzmanı, ticaret hukuku alanında uzman nitelikli hesap uzmanı ve sektör bilirkişilerden raporlar alınmış, ... , ... , ... , ... , ... , ... Limited Şirketi, ... Anonim Şirketi, ... Limited Şirketi, ... Ticaret Anonim Şirketi, ... Şirketi, ... Ticaret Limited Şirketi, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, ... Bankası Anonim Şirketi, ... BankAsı Anonim Şirketi, ... , ... Şirketi ve ... Anonim Şirketi vekilleri tarafından müdahale dilekçeleri sunulmuştur.
Müdahil talebinde bulunan ... ... Ticarert Limited Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nin başvuru ve peşin harç yatırılmaması nedeniyle müdahillik taleplerinin reddine, diğer müdahil talebinde bulunanların müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Konkordato komiseri ... tarafından mahkememize sunulan █████/2026 tarihli geçici mühlet dönemi nihai raporda özetle;
"...Davacı şirketin başvuru belgeleri arasında bulunan mali tabloları 31.08.2025 tarihli olması, bu tarihten geçici mühlet kararı verilen 22.10.2025 tarihine kadar oluşan mali durum hareketleri ve güncel mali durumun tetkik edilmesi gereği, davacı şirket tarafından oluşturulan geçici mühlet kararının alındığı tarihteki mali tablolar ve son mali tablolar olan 31.01.2026 tarihli MUGT'ne göre komiserliğimize beyan edilen bilanço (Ek-2) üzerinden yapılan mutabakat ve değer tespit çalışmaları ışığında Rayiç Değer bilançosu hazırlanmıştır.
Komiserliğimiz tarafından elden ve posta yolu ile yapılan mutabakat çalışmaları sonucu ilişkili kurum veya kişilerin cevap yazılarında farklılıklar tespit edilmiştir. Davacı şirket be, e kili kurum veya kişilerin beyanlarının doğruluğu kabul edi İki farklı rayiç değer bilançosunun rapor edilmesi gereğine ihtiyaç duyulmuş ve mahkemenizin takdirine bırakılmıştır.
3-Geçici mühlet tarihi itibariyle (22.10.2025)
-Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, 209,142.377,20 TL varlıklarından, 161.061.100,38 TL borçlarının düşülmesi sonucunda 48.081.276,82 TL tutarında borçlarından fazla varlığı olduğu, bu hesaplamaya göre şirketin borca batık olmadığı,
-Komiserliğimizce aynı tarih itibariyle hazırlanan rayiç değer bilançosunda ise, 277.064.718,43 TL varlık karşısında 193.757.753,94 TL borç bulunduğu, bu suretle şirketin 83.306.964,49 TL tutarında borçlarından fazla varlığı olduğu, bu hesaplamaya göre şirketin borca batık olmadığı, tespit edilmiştir.
-Sonuç olarak; defter kayıtlarına ve ilişkili kurum ve kişiler beyanına göre, davacı şirket her iki durumda da borca batık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
4-Davacı şirketin 31.01.2026 tarihli finansal durumuna ilişkin yapılan inceleme neticesinde;
“Şirketin ticari defter kayıtları esas alındığında, 200.724.059,72 TL tutarındaki varlıklardan 151.042.943,25 TL tutarındaki borçların düşülmesi sonucunda 49.681.116,47 TL tutarında borçlarından fazla varlığı bulunduğu; bu hesaplamaya göre şirketin borca batık olmadığı,
-İlişkili kişi, davacı şirket yetkilisi ve ilişkili kurum beyanları dikkate alındığında ise, 274.320.613,77 TL tutarındaki varlık karşısında 187.617.289,59 TL tutarında borç bulunduğu ve bu kapsamda 86.703.324,18 TL tutarında borçlarından fazla varlığı olduğu; bu hesaplamaya göre de şirketin borca batık olmadığı, tespit edilmiştir.
-Sonuç olarak; defter kayıtlarına ve ilişkili kurum ve kişiler beyanına göre, davacı şirket her iki durumda da borca batık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
5-Davacı şirket 22.10.2025-31.01.2026 tarihleri arasında toplam 56.743.140,54TL'lik mal veya hizmet satışı yaptığı tespit edilmiştir.
-22.10.2025-31.12.2025 tarihleri arasındaki 100 günlük faaliyet döneminde, davacı şirketin toplam 1.599.839,656 TL vergi öncesi net gelir elde ettiği, aylık ise 1.599.839,██████*30= 479.951,90 TL günlük vergi öncesi net gelir elde ettiği tespit edilmiştir.
- Davacı şirketin geçici mühlet döneminde bankasında oluşturduğu varlık fazlası, 26.02.2026 tarihi itibariyle banka hesabında 171,51 TL, nakit varlığı olduğu banka hesabından tespit edilmiştir.
-Ek süre içinde rapor tarihi itibari ile komiserliğimizce herhangi bir ödeme onayı verilmemiştir. Mühlet içinde tahakkuk eden Vergi, SGK ve Personel ödemleri yapılmamıştır.
Davacı şirketin mühlet içi vergi borcu, Sgk borcu ve yaklaşık 2,5 aylık personel maaş borcu bulunmaktadır.
6-Davacının, hesapta karşılığı bulunan çek senetler dahil, geçici mühletin verildiği tarihten daha önce doğmuş hiçbir borca ödeme onayı verilmemiştir.
7-Geçici mühlet “cinde davacının şekli unsurlara dayanan İİK. M. 286'da yazılı olunun belgelerin kontrolünün yapılmış olunduğu,
9-Konkordatoya tabi imtiyazsız alacakların ödenmesine 2027 yılının 3. Ayından itibaren başlanacağı ve ödemelerin aylık taksitler halinde 8 ayda tamamlanacağı öngörülmektedir. Geçici ve kesin mühlet süreleri dahil toplam 25 ay içerisinde borçların tasfiyesi planlanmaktadır. Alacakların %100'üne ilaveten %25 faiz eklemek suretiyle ödenmesi öngörülmüş olup, borç asıllarının tenzilatsız olarak ödenmesi öngörülmüştür.
10-Rehinli alacakların ise, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/h maddesi uyarınca “rehinli alacaklılarla müzakere ve borç yapılandırması” hükümlerine göre tasfiyesi öngörülmüştür.
-Takdiri Sayın Mahkeme Başkanlığınızda olmak üzere; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 289. maddesi uyarınca, davacı ... TİCARET A.Ş.'nin geçici mühlet dönemi (22.10.2025 — 31.01.2026) kapsamında; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile geçici mühlet süresince tarafımdan yapılan inceleme ve çalışmalar, ticari defter ve kayıtlar, komiserlikçe yapılan mutabakat çalışmaları, alacaklı/borçlu beyanları, banka yazışmaları ve uzman bilirkişi raporları” birlikte değerlendirilmiştir.
-Borca batıklık yönünden değerlendirme ;Davacı şirketin 22.10.2025 ve 31.01.2026 tarihleri itibarıyla; gerek ticari defter kayıtları gerekse ilişkili kişi/kurum beyanları dikkate alınarak hazırlanan rayiç değer bilançosu esas alındığında borca batık olmadığı, aktiflerinin pasiflerini karşıladığı anlaşılmıştır.
-Borçların tasfiye edilebilirliği ve projenin uygulanabil yönünden değerlendirme; Yapılan hesaplamalarda; davacı şirketin konkordato projesi kapsamında borçların tasfiyesi amacıyla öngördüğü varlıklardan fiilen ve kısa vadede nakde çevrilebilir surette elde edebileceği kaynağın yaklaşık 102.065.116,42 TL olduğu, buna karşılık 31.01.2026 tarihi itibarıyla tasfiye edilmesi gereken toplam borç tutarının 187.617.289,59 TL seviyesinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu çerçevede; faaliyetlerinden elde edilmesi öngörülen kârlar üzerinden oluşabilecek örülen borç tasfiye tutarları ile birlikte değerlendirildiğinde, borç yükü karşısındaki etkisinin sınırlı olabileceği, söz konusu faaliyet kârlarının borçların tasfiyesinde tek başına belirleyici bir unsur teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar nazarında, fiili olarak şirket ortakları, yöneticileri veya dış kaynaklar tarafından ilave varlık niteliğinde herhangi bir kaynağın şirket aktiflerine dahil edilmediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından sunulan 16.02.2026 tarihli revize ön projesi değerlendirildiğinde; 2026 yılı içerisinde 8.750.000,00 TL ve 2027 yılı içerisinde 26.250.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000.000,00 TL tutarında sermaye taahhüdü öngörüldüğü görülmektedir.
Söz konusu sermaye taahhütlerinin öngörülen sürelerde yerine getirilip getirilemeyeceğine ilişkin değerlendirme ve takdir yetkisi Sayın Mahkemenize ait olduğu,
-Davacı şirketin kesin kesin mühlete geçmesi durumunda, kesin mühlet süresi içerisinde sağlanacak ilave zamanın, alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin korunmasına ve alacaklıların menfaatlerinin azami ölçüde korunmasına imkân tanıyabileceği kanaatine varılmıştır.
Kesin mühlete geçilmesi halinde incelemelerimiz devam edecek; yapılacak tespitler ve oluşacak kanaatler güncellenerek mahkemenize ayrıca sunulacaktır..." şeklinde kanaatlerini bildirilmiştir.
Mahkememiz █████/2026 tarihli son duruşmasında konkordato komiseri ... beyanında;
"...Dosyaya sunmuş olduğum gecici mühlet dönemi 3. raporunu aynen tekrar ederim, raporlarımdaki tespitler aynen geçerliliğini korumaktadır, revize ön projede toplamda 35 milyon TL'lik önümüzdeki iki sene içerisinde gerçekleşeceği belirtilen bir sermaye taahhüdü bulunmaktadır, raporumda bu hususa değinmiştim, davacının ... ve ... işletmeleriyle ticareti devam etmektedir ve bu işletmelerden alacakları günden güne artmaktadır, █████/2026 tarihi itibariyle ... alacak yaklaşık 680.000,00TL civarında, ... şirketinden ise 8 milyon TL civarında bir alacak artışı olmuştur..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz █████/2026 tarihli son duruşmasında davacı vekili beyanlarında; "...gerek konkordato komiserinin gerekse de bilirkişi heyetinin mahkemenin isteği üzerine hazırlamış olduğu █████/2026 tarihli raporunu inceleme fırsatı bulduk, █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı itiraz dilekçemizi tekrar ediyoruz, itirazlarımızda detayına yer verdiğimiz üzere raporda özellikle maliyet ve kar analizleri noktasında hatalı tespit ve değerlendirmeler bulunmaktadır, bilirkişi heyeti dava dışı firmaların karlılığını tek bir fatura üzerinden yola çıkarak bindelik rakamlar ifade etmek suretiyle düşük göstermiştir, buna rağmen raporda tek bir fatura üzerinden yola çıkılarak dava dışı firmaların %40 ve aşan oranlarda bir karlılığının olduğu iddia edilmiştir, rapor kendi içerisinde çelişkili tespitleri içermektedir, bu yönüyle hükme esas alınması mümkün değildir, müvekkil şirketin karlılık analizleri yapılmamıştır, biz öncelikle kesin mühlet kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise itirazlarımız gereği ek rapor aldırılmasını talep ediyoruz..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz █████/2026 tarihli son duruşmasında davacı şirket yetkilisi beyanında;
"... avukatımın beyanlarına aynen katılıyorum, kesin mühlet kararı verilmesini talep ederim..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz █████/2026 tarihli son duruşmasında hazır olan bir kısım müdahil vekilleri beyanlarında;
"...Okunan müdahale dilekçelerimizi aynen tekrar ederiz, konkordato talebi kötü niyetli olduğu gibi verilen tedbir kararları da amacına uygun olmadığından geçici mühlet ve tedbirler kaldırılsın ve davacının davasının reddine karar verilsin..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
DAVANIN NİTELİĞİ, YARGISAL İÇTİHATLAR, DOKTRİN GÖRÜŞLERİ:
Dava, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Adi Konkordato 2004 sayılı İİK. m. 285-309/ı arasında düzenlenmiştir.
Konkordato, borçlunun, kanunda öngörülen çoğunluktaki alacaklılar ile yapacağı ve ancak mahkemenin tasdiki ile borçlu ve alacaklılar bakımından (konkordatoya tabi ve ancak borçlu ile anlaşmaya varmayan alacaklılar dahil) bağlayıcı hale gelen bir cebri icra anlaşmadır.
Konkordatonun tasdiki yargılaması bir dava olmayıp, HMK. m. 382/2-f-7’de öngörülen çekişmesiz bir yargı işlemidir. Ancak alacaklılar itiraz etmişler ise yargılama sonunda verilen karar çekişmeli yargı kararına dönüşür. Çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve re’sen araştırma ilkesi geçerlidir.
Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır.
Konkordatonun tasdiki için, öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordato projesinin alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas ve ... Karar)
Konkordato davalarında, yasada belirtilen koşulların sağlanması halinde borca batık olan veya borca batık olmamasına rağmen ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borçluların, belli bir plan dahilinde ve alacaklıların belli orandaki rızasıyla borçlarını tasfiyelerini sağlamak amacıyla geçici ve kesin mühlet kararları verilmektedir. Konkordato geçici ve kesin mühletleri, sadece borçlu davacının değil, alacaklıların da menfaatinin gözetilmesinin gerektiği süreçlerdir.
Borçlunun işletmesinin devamı, önemli ve hissedilir ölçüde aktiflerin azalmasına ve pasiflerin artmasına yol açmaktaysa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü olmayan bir aktif pasif dengesizliğine yol açacağı öngörülüyorsa; iflasın derhal açılması ile borçlunun mal varlığının tasfiye sağlanmak suretiyle daha iyi bir tatmin elde edileceği tahmin ediliyorsa, işletmenin devamı mümkün gözükmüyor yahut çok düşük bir ihtimal ise, malvarlığının korunması için kesin mühlet kaldırılarak iflasın açılması zorunludur. (... ... ... ... ... , Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 315 - 316 )
2004 Sayılı İİK'nun 308/d maddesi; "Borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatler hükümsüzdür." hükmünü amirdir. Bu yasal düzenleme alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (... : Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; ... .: Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; ... , G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; ... .: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; ... .: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21).
Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir. Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur.
Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;
Davacı şirket, limited şirket unvanıyla, dondurulmuş patates ürünlerinin imalatı, işlenmesi ve pazarlanması alanında iştigal eden bir sermaye şirketidir.
Dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan konkordato ön projesi ve bilahare dosyaya ibraz edilen █████/2026 tarihli revize konkordato projesi bir vade konkordatosu olup, projede herhangi bir tenzilat öngörülmemiş, davacının borçları farklı kalemlerde tasnif edilmek ve anapara borcuna yüzde 25 faiz ilave edimek suretiyle personel borçlarının tasdik tarihine kadar, kamu borçlarının tasdik kararını takiben defaten, banka kredilerinin İİK 308/h maddesi kapsamında alacaklılarla yapılacak müzakere neticesinde belirlenecek vadede, diğer borçların ise 2027 yılı 3 ila 10. Ayları arasında 8 eşit taksitte ödeneceği, projenin tasdiki ile birlikte adi alacaklıların faiz verilere ilişkin fazlaya ilişkin taleplerinden vazgeçmiş sayılacakları şeklinde teklifte bulunulmuştur.
Az yukarıda ifade edildiği üzere konkordato projesinin tasdiki için öncelikle borçlunun dürüst olması, alacaklılar arasında herhangi bir ayrım gözetmeksizin geçici mühlet ve sonraki süreçlerin iyi niyetle yönetilmesi ve alacaklıların zararına iş ve işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Zira konkordato ileriye dönük bir borç ödeme taahhüdü olup davacının ticari faaliyetinin ve aynı zamanda mali verilerinin alacaklılar açısından güven telkin etmesi gerekmektedir.
Davacı şirketin geçici mühlet süresi içerisinde toplam 55.834.347,50 TL tutarında mal veya
hizmet satışı gerçekleştirdiği, bu satışların 40.669.657,50 TL tutarındaki kısmının ... ünvanlı şahıs işletmesine, 14.165.690,00 TL tutarındaki kısmının ... . A.Ş.'ne yapıldığı, adı geçen işletme ve şirkete yapılan satış miktarının davacının mühlet sürecindeki toplam satışının %98,21’ini oluşturduğu, öte yandan davacı şirketin geçici mühlet süresi içerisinde toplam 18.468.411,50 TL tutarında hammadde (patates) alımı yaptığı, bu alımların 9.310.610,75 TL tutarındaki kısmının ... . A.Ş.’den, 3.307.185,75 TL tutarındaki
kısmının ... ’ndan, 5.850.615,00 TL tutarındaki kısmının ise ... ’ndan gerçekleştirildiği, sayılanlar haricinde hammadde alımı yapılan bir işletmenin olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının ticaretinin yoğunlaştığı ... Gıda San. A.Ş' ye ilişkin ticari sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde ... San. A.Ş.’nin
tek ortağı ve yetkilisinin ... isimli kişi olduğu tespit edilmiştir... ise davacı şirket ortağı ... nun oğlu, şirket müdürü ... ’nun ise kardeşi olduğu dosyaya kazandırılan nüfus kayıt örneğinden tespit edilmiştir. Başka bir ifadeyle davacı şirketin geçici mühlet dönemi içerisinde gerçekleştirdiği ticari alışverişinin neredeyse tamamının yakın akrabalık bağı olan kişilerle gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Davacının ticaretinin aralarında organik bağ bulunan işletmelerle gerçekleştiğinin tespiti üzerine davacı şirket yetkilisinden bu durumun gerekçe ve izahı istenilmiştir. Bunun üzerine davacı şirket yetkilisi tarafından; konkordato sürecine girilmesiyle birlikte yetkilisi olduğu şirketin piyasada itibar ve güven kaybına uğramasından dolayı gerek mal satışlarının gerek mal alımlarının kardeşi olan ... ya yetkilisi olduğu ... A.Ş., ya da şahsi işletmesi aracılığıyla gerçekleştirdiklerini, kardeşine yapılan mal satışları sonrasında fatura kesilerek kardeşinin ticari defterlerine işlediklerini, kardeşi tarafından ise ikinci bir fatura kesilerek üçüncü kişilere mal satımı yapıldığını, bu satıştan elde edilen nakit para veya çek ya da bono yoluyla yapılan tahsilatların olduğu gibi yetkilisi olduğu şirkete aktarıldığını, bununla birlikte ham madde ve araç, gereç alımlarını da kardeşinin firması aracılığıyla yaptıklarından onun şirketinden veya işletmesinden ham madde ve araç gereç temini yoluyla tahsilatta bulunduklarını, kardeşinin şirket veya işletmesine mal satımı yaparken cüzi bir karla satış yapıldığını ancak kardeşinin satış yaparken piyasa rayiç değerine göre bir karla satış yaptığını ve elde edilen karın yetkilisi olduğu şirkete aktarıldığını belirtmiştir.
Davacı şirket yetkilisinin yukarıda belirtilen izahatları üzerine Mahkememizce bir mali müşavir, bir sektör uzmanı ve bir nitelikli hesap bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi heyetinden, davacı şirket ile ilişkili olduğu işletmeler arasında █████/2025 -█████/2025 tarihleri arasındaki tüm alış ve satış faturaları, yapılan ödemelere ilişkin banka dekontu, çek, makbuz gibi belgeler ile davacının ve dava dışı işletmelerin ilgili dönem ticari defter kayıtları karşılaştırmalı olarak incelenerek davacı ile adı geçen şirket ya da işletme arasındaki alacak borç durumunun █████/2025 tarihi tibariyle ticari defterlerde ne şekilde göründüğü, ticari defter kayıtlarının dosyaya sunulan faturalar, ödeme belgeleri ve detay mizanla uyumlu olup olmadığı, faturaların piyasa rayiçlerine ve işletmenin fiili durumuna uygun olup olmadığı, davacı ile dava dışı şirket ve işletme arasında gerçekleşen ve inceleme konusu edilen dönemde davacının piyasa rayiçlerine göre daha düşük tutarda mal veya hizmet alım satımı yaptığı konusunda bir tespit yapılıp yapılamayacağı, davacı şirketin yapmış olduğu satışlardan elde ettiği hasılatın ham madde alımı, çek, bono ya da nakit ödeme yoluyla davacı şirket hesap ve kayıtlarına işlenip işlenmediği, elde edilen hasılatların ne şekilde kullanıldığı, olağanın dışında bir ticari ilişki veya muvazaalı bir durum bulunup bulunmadığı ya da alacaklıların zararına bir iş ve işlemin bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzimi istenilmiştir.
Davacı şirket vekilinin dilekçe ve beyanları, dosya kapsamında toplanan deliller, yukarıda yer verilen bilirkişi heyetinin █████/2026 tarihli raporu, konkordato geçici komiserinin raporları ve açıklamaları ile müdahil vekillerinin talep ve itirazları, yukarıda yer verilen yargısal içtihatlar, doktrin görüşleri ve yürürlükteki mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı şirketin geçici mühlet kararı ile başlayan süreçteki mal alımı, işlenmesi ve satımı şeklinde gerçekleşen ticaretinin neredeyse tamamını şirket ortağı ... oğlu, şirket müdürü ... ise kardeşi olan ... ya yetkilisi olduğu şirket ya da kendi adına olan şahıs işletmesi ile gerçekleştirdiği, davacı şirket yetkilisi tarafından bunun gerekçesi olarak konkordato sürecine girilmesiyle birlikte piyasada aleyhlerine oluşan olumsuz algıdan dolayı ticaretlerinin aksadığı ve bunun giderilmesi için böyle bir yola girildiğinin belirtildiği, ancak özellikle ... aracı kılınarak yapılan mal satımlarından elde edilen hasılatın, incelenen fatura suretlerine göre üstelik peşin satış yapıldığı halde, davacı şirkete aktarılmadığı, zaman zaman ...'ndan tahsilat yapıldığı görülmekte ise de bu tahsilatların sadece elektrik, doğalgaz v.s abonelik ücretlerinin ödeneceği dönemde gerçekleştiği ve gelen para veya çek gibi ödemelerin şirketin bu nitelikteki zaruri ödemelerine kullanıldığı, bu durumun davacının ticari faaliyetlerinde duyulması gereken güveni zedeleyici nitelikte olduğu ve şirket karının organik bağ olan işletmelere aktırıldığı olgusunu güçlendirdiği, zira ... ile gerçekleşen ticaretten kayraklı olarak şirketin aktif pasif dengesinde alacaklıların zararına bir durum ortaya çıktığı ve bu dengesizliğin günden güne arttığı, konkordato komiserliğince tespit edildiği üzere şirketin ...'ndan olan alacağının dava başındaki duruma göre ciddi anlamda artış gösterdiği, bununla birlikte davacının geçici mühlet süresinde ortaya koyduğu mali performansın hedeflenenin oldukça gerisinde kaldığı, nitekim nakit fazlası hedefinin neredeyse yüzde yüz oranında tutturulamadığı, şirketin SGK, vergi, personel borçlarının geçici mühlet sürecinde artış gösterdiği, bu açıdan projenin uygulanma kabiliyetinin de olmadığı, davacının projeyi uygulanabilir kılan somut ve fiiliyata geçmiş bir garantör vaadinin bulunmadığı, sermaye arttırım taahhüdünün soyut nitelikte kaldığı ve bu taahhüdün gerçekleşme ihtimalini gösteren inandırıcı bir veri veya belgenin ortaya konulamadığı, anlaşılmıştır.
Netice itibariyle davacının geçici mühlet sürecini iyi niyetle yürütmediği, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği sonuç ve kanaatine varılarak, davacı şirkete verilen geçici mühletin ve bütün tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ise ;
İİK'un 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir.
İİK.un Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi: "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Boçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmüne yer verilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nun 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı borca batık ise iflas kararı verileceği düzenlenmiş ancak, aynı maddenin a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartı aranmamıştır.
2004s. İİK'nin 292/1-b maddesi yönünden de kural olarak davacı şirketin borca batık olması aranmamalı ise de; iyiniyetli borçluların ya davanın kabulü ya da iflas seçeneklerinden birisi ile karşı karşıya bırakılması, mahkemeler önünde hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı gibi, iyiniyetli ancak projesi gerçekleşmeyebilecek borçluları cezalandırıcı bir uygulamaya dönüşebileceğinden, yasada açıkça belirtilmemesine rağmen sadece 292/1-b maddesindeki haller yönünden borca batıklık şartını aramak adalet ve hakkaniyet prensiplerinin bir gereği olacaktır.
2004s. İİK'nın 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerin varlığı halinde ise, yasada 292/1-d fıkrasında olduğu gibi açık bir düzenleme veya (292/1-b maddesinde olduğu gibi) hakkaniyet gereği olmadığından, iflas için borca batıklık şartını aramak gerekmeyecek aksine, 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerde davacının iflası için borca batıklık şartını da aramak kötüniyetli borçluları ödüllendirici bir uygulamaya dönüşebilecektir.
Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesi gereğince davanın reddine karar verilirken, iflasa tabi borçlu yönünden borca batıklık şartı aranmadan iflas kararının da verilmesi gerekir.
2004s. İİK'nin 292/1-c maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için diğer bir gereklilik de, davacı şirkete atfedilen kötüniyetli davranışın konkordato kesin mühletinin verilmesinden sonra (geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından dolayısıyla geçici mühletin verilmesinden sonra) gerçekleşmesidir.
Bu itibarla, yukarıda detayına yer verildiği üzere, davacının mali tablolarının gerçeği yansıtmaması, kötü niyetli davranışta bulunulduğuna dair delil ve emarelerin bulunması, davacının eylemlerinin alacaklılarını zarara uğratıcı nitelikte olması, alacaklıların daha fazla zarara uğramaması için mal varlığının korunması gerekmesi hususları gözetildiğinde, davacının iflasına da karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-2004 s. İİK.nin 288/1 yollamasıyla, 2004 s. İİK'nin 292/1-a, b ve c maddesi gereğince, Akşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasında kayıtlı davacı ... TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (Akşehir Ticaret Sicil No: ... , Akşehir Vergi Dairesi: ... - Mersis No : ... ) KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,
2-Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN ve █████/2026 tarihli duruşmada verilen GEÇİCİ MÜHLETİN 2 AY UZATILMASINA ilişkin kararlarının iş bu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
3-Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ve █████/2026 tarihli duruşmada verilen İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN TÜM KARARLARIN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
4-Akşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasında kayıtlı davacı ... TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (Akşehir Ticaret Sicil No: ... , Akşehir Vergi Dairesi: ... - Mersis No : ... )'nin İFLASINA, █████/2026 günü saat 13:30 itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,
5-İflas tasfiyesinin ADİ TASFİYE şeklinde yapılmasına, Mahkememizce konkordato komiserinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine yer olmadığına,
6-İflasa ilişkin hüküm özetinin iflas müdürlüğüne derhal bildirilmesine, müzekkere, tebligat ve ilan masrafları ile geçici komiserin ücretinin ödenmesinden sonra artan gider avansının tamamının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,
7-Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının, davacının iflasına karar verildiğinin ve konkordato komiseri ...'nin görevinin son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına,
8-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00TL maktu karar ilam harcından dava açılırken alınan 615,40TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60TL bakiye karar ilam harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Dosyaya yatırılan 200.000,00TL iflas avansının ilgili iflas dosyasına gönderilmesine,
11-Artan gider avansının (kararın kesinleşmesi aşamasına kadar tebligat ve posta için gerekli reddiyatlar yapıldıktan sonra) iflas kararının kesinleşmesi halinde ilgili iflas dosyasına gönderilmesine, iflas kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması ve bu hükmün kesinleşmesi halinde ise davacıya iadesine,
12-Davanın iflas kararı ile neticelenmesi sebebiyle İİK'nun 293/3. Maddesi atfıyla İİK'nun 164/1. Maddesi gereğince, gerekçeli kararın davacı tarafa, müdahillere ve konkordato komiserine re'sen tebliğine,
13-İflas takibinin Akşehir İflas Müdürlüğünce yürütülmesine,
Dair; davacı vekili ve bir kısım müdahil vekillerinin yüzüne karşı, bir kısım müdahil vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2004 s. İİK'nin 293/3. ve 164/2. maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!