Danıştay 4. Dairesi, Adana Seyhanda arazi toplulaştırma projesi kapsamında yapılan parselasyon işleminin hukuka uygunluğu ve iptal istemine dair temyiz başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Davacı tarafından, hissedarı olduğu taşınmazların arazi toplulaştırması sonucunda parçalandığı, tarımsal faaliyete uygun olmayan drenaj kanalına hissedar yapıldığı ve işlemin toplulaştırma ilke ve kuralları ile kamu yararına uygun olmadığı iddialarıyla işlemin iptali talep edilmiş; ancak yapılan yargılama sonucunda, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, taşınmaz mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi doğrultusunda, toplulaştırma işleminin katılım payı oranları, parsel endeksi katsayıları, mülkiyetin korunması, fiili kullanımlara ve sabit tesislere uygun olarak yeni parsel düzenlemeleri açısından yürürlükteki mevzuata ve toplulaştırmanın hedef ve gayelerine uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : ████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: █████/2014 tarih ve 29148 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2014 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Seyhan Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, davacının hissedarı olduğu Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel (yeni ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel), ... ada ... parsel ( yeni ... ada ... parsel) ve ... ada ... parsel (yeni ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel) sayılı taşınmazları da kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; dosyadaki bilgi ve belgelerle taşınmaz mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davaya konu Adana İli, Seyhan İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel, ... parsel ve ... parselin bulunduğu alanda gerçekleştirilen toplulaştırma sonucunda, katılım payı oranı ve parsel endeksi katsayılarına göre davacı parselindeki dağıtımların hesaplandığı, projede %1,588360 oranında katılım payı kesildiği, kamu ortaklık payı kesintisinin %10 seviyesinin altında gerçekleştiği ve Kanuna uygun davranıldığı, davaya konu parsellerin toplulaştırılması sonucu oluşan parsellerin yine kök parseller üzerinde oluşturulduğu, dava konusu kök parsellerin cinsinin tarla ve kanal (DSİ.48) olduğu ve toplulaştırma sonrası oluşturulan parsellerin cinsinin de yine tarla ve kanal (DSİ.48) olarak korunduğu, dava konusu parsellerin tapuda kayıtlı her bir parselin birçok malikinin bulunduğu, ancak hisse oranları belli olmadığından yani tapu kütüğünde elbirliği mülkiyeti olması nedeniyle toplulaştırma sonucu bu parsellerden oluşan ada ve parsellerde yine maliklerin hisse oranları belli olmadan elbirliği mülkiyeti olarak her parsele ayrı ayrı verildiği, mülkiyetlerin korunduğu, yeni parsellerin fiili kullanımlara göre oluşturulduğu, sabit tesis olan bahçelerin korunduğu, yapılan işlemin tekniğe ve parsellerin yeniden düzenlenmesi ilkelerine uygun olduğu, toplulaştırmanın hedef ve gayelerine uygun olarak, gerekli ilkelere ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanacak olan mevzuatlarla belirlenen şartlara uyulmak suretiyle tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının ... Mahallesi'ndeki 13 adet taşınmazının parçalandığı ve 36 ayrı parselde hissedar yapıldığı, bilirkişi raporunda kök parsellerden ... ada ..., ... ve ... parsellerin birden fazla parsele parçalandığı ve bunların kanal ve bahçe olduğunun belirtildiği, bu taşınmazlarla ilgili hisse hatasının olduğu, davaların devam ettiği hususlarının göz ardı edildiği, tarımsal faaliyette bulunduğu taşınmazın parçalandığı ve drenaj kanalına hissedar yapıldığı, drenaj kanalında tarımsal faaliyette bulunulamayacağı, toplulaştırma işleminin toplulaştırma ilke ve kuralları ile kamu yararına uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kanun ve mevzuat hükümleri gereğince tüm işlemlerin yürütüldüğü ve parselasyon askıları yapılarak mahallinde ilan edildiği, toplulaştırma projelerinde sulama ve drenaj projeleri, parsellerin toprak yapısı, mülkiyet yapısı ve sabit tesisler dikkate alınarak uygulama yapıldığı, planlama ile proje sahasındaki işletmelerin parçalı ve dağınık arazilerinin birleştirildiği, toplulaştırma projeleri ile her tarlanın inşaatı tamamlanmış veya tamamlanacak olan sulama kanalına cephesi olacak şekilde projelendirildiği, toplulaştırma öncesi yolu bulunmayan birçok parsel varken toplulaştırma sonrasında tarım arazilerinde yolu bulunmayan taşınmazın kalmadığı, dava konusu uygulamanın kanuna ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda davacının çok sayıda kişi ile (yüzden fazla kişi) elbirliği ile malik oldukları ancak davacının görülmekte olan davayı tek başına açtığı anlaşılmaktadır.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarın davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurunun alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen ... ada ..., ... ve ... sayılı parselde bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarın muvafakatının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle, açılan davada ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, temyize ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!