Danıştay 4. Daire, Bolu Dörtdivandaki arazi toplulaştırma işleminin iptali davasında, tavukçuluk işletmesi giriş-çıkış sorunları iddialarını reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Üst yargı mercii, Boludaki arazi toplulaştırma işlemi sonucu davacılara tahsis edilen parselin tavukçuluk işletmesi için yarattığı iddia edilen giriş-çıkış güçlükleri, yem silolarına erişim sorunları ve arazinin kayalık yapısına ilişkin şikayetlerine rağmen, idare mahkemesinin ve bölge idare mahkemesinin bu toplulaştırma işlemini hukuka uygun bulan kararlarını yerinde bularak davacıların temyiz istemini reddetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : ██████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2-... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: █████/2015 tarih ve 29317 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2015 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Bolu 1. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Bolu ili, Dörtdivan ilçesi, ... köyünde yer alan ve davacının hissedarı olduğu ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... nolu eski parsel ve bu parsele karşılık yerinden verilen ... ada ... parselin aynı hisse oranı ile eski maliklerine tahsis edildiği, parselin ekim, sürülme, sulama, verimlilik bakımından kuru tarıma elverişli tarım arazisi olduğu, eski ve yeni parsellerin genel olarak aynı topografya ve toprak yapısına sahip oldukları ve eşdeğer hale getirildiği, bu parsel üzerinde yapılan parsel tahsisi işleminin doğru olduğu, ... nolu eski parsel ve bu parsele karşılık yerinden verilen ... ada ... parselin ve ... ada ... parselin aynı hisse oranı ile eski maliklerine tahsis edildiği, parselin ekim, sürülme, sulama, verimlilik bakımından kuru tarıma elverişli tarım arazisi olduğu, eski ve yeni parsellerin genel olarak aynı topografya ve toprak yapısına sahip oldukları ve eşdeğer hale getirildiği, bu parsel üzerinde yapılan parsel tahsisi işleminin de hukuka uygun olduğu, dava konusu ... parselde davacılardan ...'ın █████ oranında hissesi olduğu parselin üzerinde 10.000 adet kapasiteli tavukçuluk işletmesi tesisleri ve işletme konut bulunduğu, toplulaştırma sonrasında bu işletmenin sürekliliğini sağlayacak şekilde aynı yerinden ve toplulaştırma öncesi parsel hisse yapısı korunarak ... ada ... parselin verildiği, yapılan parsel tahsisi işleminin doğru olduğu, ancak bahse konu ... parselde davacı ...'ın herhangi bir mülkiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla bu parsel yönünden toplulaştırma işleminin iptalinin istemesinde "kişisel, meşru ve güncel" bir menfaati olduğundan söz edilemeyeceği kanaatiyle bu kısım yönüyle davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine, ... parsel yönünden davacı ... bakımından, davanın ehliyet yönünden reddine, karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, tavuk çiftliğinin bir tarafında yem silolarının, soba ve su kuyusunun olduğu, diğer tarafta yükleme boşaltma kapısı olduğu, kapının ... ada ... ve ... parselin bulunduğu tarafa denk geldiği, giriş çıkış faaliyetinin yürütülemediği, ... ada ... ve ... parsel maliklerinin kapıya yanaşmaya engel olduğu, parselin büyütülerek bu sorunun giderilmesi gerektiği, tahsis edilen yeni parselin bir bölümünün kayalık bölüme denk geldiğinden idarenin bu kısmı ıslah etmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacı ... ve ... 'ın, Bolu ili, Dörtdivan ilçesi, ... köyü ..., ... ve ... parsele, dava dışı şahıslarla birlikte elbirliği ile malik oldukları ancak davayı diğer hissedarlarla birlikte açmadıkları anlaşılmaktadır.Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen ..., ... ve ... parsellerde bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.