Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satıştan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali davası ve bilirkişi raporuyla tespit edilen alacak.
Özet: Davacı, ticari satış ve hizmetlerden kaynaklanan, ödenmeyen fatura bedeli nedeniyle başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali davası açmıştır; yapılan yargılama sonucunda, mahkemece alınan bilirkişi raporu, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerini inceleyerek, davalının 141.578 TL tutarındaki borcunun mevcut olduğunu ve bu alacağın tahsili gerektiğini tespit etmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ... VEKİLİ : DAVALI : ... - ... ...DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında bulunan ticaret sonucu davalı müvekkilden birtakım mahcuzlar/hizmetler satın aldığını, müvekkili şirket tarafından üzerine düşen yükümlülükler yerine getirildiğini ve hizmet karşılığı davalıya fatura edildiğini, davalı fatura karşılığı bedeli ödemediğini, müvekkilin de bedelini alamadığından ötürü zarara uğradığını, müvekkili şirketçe borçluya fatura, ticari defter kayıtları ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için müracaat edildiğini ve borcun ödenmesi talep edildiğini, davalının ihtarlara rağmen ödeme yapmaması üzerine müvekkil şirket adına Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile aleyhine icra takibine girişilmek zorunda kalındığını, ancak takip davalı-borçlunun haksız itirazı neticesinde durduğunu, işbu dava ticari ilişkiden kaynaklı olmasından dolayı müvekkili şirket adına arabulucuya başvurulduğunu ancak görüşmelerde bir sonuç alınamadığını, davalının süreci uzatmaya yönelik hareket etmekte olup müvekkil şirketin alacağının tahsilini geciktirmeyi amaçladığını, nitekim müvekkil şirketin cari hesapları, ticari defterleri incelendiğinde ayriyeten dava seyrinde gerekli görüldüğü takdirde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de davalının itirazının haksız olduğu, müvekkil şirketin borçludan alacağının olduğu ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının, borca ve fer’ilerine itirazı ile duran Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası nezdindeki itirazın iptali ile başlatılan takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Harçlar Kanunu 29/3’e göre icra takibindeki peşin harcın işbu davadaki harçtan mahsubuna, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlanması ve arabuluculuk sürecinin vekil ile takip edilmesi sonucu Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 16/2c maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti vekalet ücretinin takdir edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Konya . İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının uyap sistemi üzerinden dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisinin █████/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; 1. İncelemesi yapılan ...'nin 2025 Yılı Envanter defterleri muhasebe usul ve esaslarına göre tanzim edildiği TTK ve VUK hükümlerine göre düzenlendiği, ticari defterler birbirlerini teyit ettiği, 2025 Yılı Yevmiye ve Defteri-i Kebir defterlerin E-Defter olarak tutulduğu, 1 Sıra nolu E-Defter Genel Tebliğine Göre açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak süresinde GİB İntranetten yapıldığı, 2025 Yılı Yevmiye ve Defter-i Kebir'in sistem üzerinden süresi içerisinde Vedop'a yüklendiği, kayıtların TTK ve VUK hükümleri ve muhasebe usul ve esaslarına uygun tutulduğu, Davacı ...'nin 2025 Yılı ticari defterini kendi lehine delil olarak kullanabileceği kanaatinde olduğu, davacı Ticari Defterlerinde, Davalı 120.001.017 nolu hesapta ve 320.001.063 nolu hesapta Alıc/satıcı olarak izlendiği, 120.001.017 nolu hesap hareketlerinde, davacı 11.01.2025 tarihli 1.391.578,00 TL bedelli Fatura düzenlemiş, aynı tarihli davalı 320 cari hesabından 1.25.000,00 TL mahsup edildiği, Bu mahsup işleminden sonra davacının 141.578 TL Alacağı bulunduğu, takip tarihi itibariyle Davacının davalıdan 141.578 TL Alacağının olduğu rapor edilmiştir. Dava, faturaya ve cari hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay . HD'nin █████/2016 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın █████/2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı)."Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y. . HD. ... E. ... K. sayılı ilamı)Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davalı ticari defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulmuş davacı ticari defterlerine göre alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıdan söz konusu faturadan kaynaklı alacaklı olduğu, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, ticari defter kayıtlarına göre dava konusu faturadan kaynaklı davacı firmanın davalıdan 141.578,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın ispatlandığı değerlendirilmiştir.Kabul edilen miktardaki alacak belirli ve likit olduğundan kabul edilen miktarın %20'si olan 28.578,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Arabuluculuk müzakerelerinin anlaşmazlıkla sona ermesi halinde vekilin tarifenin 16/2–c maddesinde belirtilen vekalet ücreti vekil ile müvekkili arasında tasfiye edilmesi gereken alacak niteliğindedir. Aynı maddenin ç bendinde müvekkilin avukata ödeyeceği asgari vekalet ücretinin (c) bendine göre ödediği maktu vekalet ücreti mahsup edilerek Tarifeye göre belirleneceği yazmaktadır. Ayrıca mahkemece arabuluculuk vekalet ücretine hükmedileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu anlamda davacının bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KABULÜ ile;-Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 141.578,00 TL üzerinden aynı hal ve şartlarla DEVAMINA,2-Kabul edilen asıl alacak miktarı olan 141.578,00TL'nin %20'si olan 28.315,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davacı vekilinin arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle vekalet ücreti talebi hususunda AAÜT 16/2-c uyarınca KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.671,19-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 1.709,91-TL peşin harç ve 707,89 TL icra harcının mahsubu ile bakiye 7.253,39 -TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından karşılanan 615,40-TL başvurma harcı, 1.709,91- TL peşin harç, 707,89 TL icra harcı, 890,00-TL posta ve tebligat gideri, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 87,50-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 8.010,70-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, 8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. █████/2026Katip ... Hakim ...