Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde, ceza miktarındaki hesaplama hatasının Yargıtayca düzeltilerek onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararını inceleyen temyiz mercii, sanık ve müdafiinin tüm itirazlarını reddederken, ceza hesaplamasındaki hata nedeniyle fazla ceza tayin edildiği yönündeki savcılık itirazını haklı bularak, hükümdeki sekiz yıl üç ay hapis cezasını yedi yıl on beş ay olarak düzelttikten sonra Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bu haliyle onamıştır.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin "kolluktaki ifadesinin kendisine ait olmadığına, suçu işlemediğine" ; sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçu işlemediğini dile getirdiğine, sanığın soruşturma aşamasındaki beyanının ve kamera kaydının aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğine, sanık lehine olan kanun hükümleri ve ceza hukukunun temel ilkelerinin uygulanmadığına, kamera görüntülerindeki kişinin tespit edilemediğine ve mahkûmiyet için yeterli delil bulunamadığına"; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin "sonuç cezanın 7 yıl 15 ay hapis cezası yerine 8 yıl 3 ay hapis cezası olarak uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edildiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesi uyarınca belirlenen 5 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun'un 143. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılırken hesap hatası sonucu 7 yıl 15 ay yerine 8 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafii ile, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 303/1-f maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm bölümünde yer alan "8 yıl 3 ay" ibaresinin çıkarılarak yerine " 7 yıl 15 ay" ibaresi eklenmek suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Çubuk 2.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!