İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, üst kat şofben borusu patlaması sonucu oluşan su baskını zararı için sigorta şirketinin yaptığı rücu takibine itirazın iptali davasında, davalının zorunlu dava arkadaşlığı itirazını değerlendiren kararı.
Özet: Bir sigorta şirketi, üst kattaki bir bağımsız bölümden sızan su nedeniyle alt kattaki sigortalısına ödediği tazminatın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise hasarın kendi kiracısının kullanımındaki tesisattan kaynaklandığını ve takipte zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:█████/2026
KARAR TARİHİ:█████/2026
KANUN YOLU:İSTİNAF
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Merkez Mh. ... Cad. ... ... No:23 Dr:... ... / İstanbul” adresindeki taşınmazda üst kattan su gelmesi sonucu hasar meydana geldiğini, sigortalı tarafından “... Tekstil olarak ... ... 4.kattayız, 5.katta ise ... Giyim (...) firması bulunmaktadır. Gece bilinmeyen bir saatte ... ofisinde bulunan şofben borusunun patlaması sonucu ofisi basan sular, alt katta bulunan ofisimize sızmıştır. 31.10.2024 tarihinde sabah saat 07.50 ofise geldiğimizde yerlerin sular içinde olduğunu, tavanlardan suların aktığını masa ve bilgisayarın sular içinde kaldığını ve kullanılmayacak durumda olduğunu görüp fotoğraflarla belgeledik ” şeklinde sunulan beyan ve alınan eksper raporu uyarınca hasarın sebebinin ortak alan tesisatı olduğunun tespit edildiği, hasara sebebiyet veren tesisat üst katta yer alan bağımsız bölümün dahili tesisatı olup rücu muhatabının bağımsız bölüm maliki davalı ... İnşaat Koll.Şti olarak tespit edildiğini, zarar neticesinde müvekkil sigorta şirketi tarafından █████/2024 tarihinde 75.239,95 TL hasar tazminatı ödendiğini, hasarın rücusu için icra takibi başlatılığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılamadığını belirterek icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ....İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket ile birlikte ... Giyim ve Kuyumculuk San. Tic. Ltd. Şti aleyhine ilamsız icra takibi ikame ettiğini, gerek müvekkil gerekse anılan dava dışı şirket yasal süresi içerisinde takibe ve borca itiraz ettiğini, bunun sonucunda da takibin durduğunu, ancak davacı yan huzurdaki davayı yalnızca müvekkil şirkete izafeten ikame ettiğini, bu durumda takipte aynı borçtan kaynaklı olarak müvekkil ile birlikte ... isimli şirkete de takip yapılmış olması karşısında yalnızca müvekkil aleyhine itirazın iptali davası ikame edilmiş olduğunun usule aykırılık teşkil ettiğini, zira takipte yer alan her iki şirketin zorunlu dava arkadaşı durumunda olduğunu, bu durumda da davacının huzurdaki davada zorunlu dava arkadaşlığından kaynaklı diğer borçluya davada davalı olarak dava yöneltilmemiş olması nedeniyle önce kendisine bu eksiklik için süre verilmesi gerektiğini, davanın reddine, yapılan masraf ve avukatlık ücretinin davacıya aidiyetine dair karar verilmesi talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyası, tapu kayıtları, ana taşımazda kat mülkiyeti tesis edildiğine ilişkin tapu müdürlüğü yazısı, poliçe, hasar dosyası, ekspertiz raporu, hasar resimleri, ödemeyi gösterir dekont sureti celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, 6102 s. Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Sigorta A.Ş., borçlunun davalı ... Şirketi (ve dava dışı ... Giyim ... Ltd. Şti.) olduğu, 75.239,95 TL asıl alacak ve 3.413,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 78.653,58 TL üzerinden başlatılan icra takibinde, borcun sebebi olarak, hasar bedelinin rücuen tahsili istemine dayanıldığı tespit edilmiştir.
Davacı ile dava dışı sigorta ettiren ... Tekstil ...A.Ş. arasında █████/2023 - 2024 tarihlerini ... Merkez Mah. ... Cad. ... ... Apt. Bina No:23 Daire:... ... / İstanbul (... Mah. 1442 Ada 18 parsel) adresindeki yer ile ilgili olarak Klasik Yangın Poliçesi düzenlendiği, hasarın █████/2024 tarihinde meydana geldiği tespit edilmiştir.
Dosyada bulunan █████/2002 tarihli kira sözleşmesinde, sigortalıların kiracı sıfatı ile kiralananın büro - ofis olarak kullanacağı belirtilmiştir.
Hasar ekspertiz raporunda, sigortalı iş yerindeki su baskını hadisesinin, üst katta kiracı olarak faaliyet gösteren ... Giyim ... Ltd. Şti. kullanımındaki şofben borusunun patlaması sonucu ofise akan suların alt katta bulunan sigortalı iş yerine sızması neticesinde gerçekleştiği belirtilmiştir.
Davacı, hasarın, ana taşınmazda ortak alan tesisatından meydana geldiği iddia edilmiştir.
Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. █████/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nin "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27. maddesinde; "Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur", aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarihli ██████████ E. █████████ K. sayılı ilamı ile; "... Dava, konut sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır... 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise, kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Somut olaya bakıldığında; davalının kullanımında olan konut ile davacı sigortalısının kullanımındaki konutun da bulunduğu anataşınmazın kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu; davacıya sigortalı konutun üst katında bulunan ve davalının kullanımındaki dairenin su tesisatından sigortalı yere su sızdığı gerekçesiyle davalıya husumet yöneltildiği görülmektedir. Bu durumda, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu açıktır..." şeklinde karar verilmiştir.
Celp edilen tapu kayıtlarından taşınmaz üzerinde kat mülkiyetinin kurulu olduğu anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Kanunun 19/3. maddesindeki "Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur.". Bu durumda somut olayda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu Ek 1.maddesindeki "Bu kanunun uygulanmasından doğan doğacak her türlü anlaşmazlık sulh hukuk mahkemesinde çözümlenir." hükmü gereği görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
(Birebir aynı yönde emsal karar için bkz. İSTANBUL BAM 45. HD. █████████ E. █████████ K.)
Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Ancak, somut olayda sigortalıya ait ofisin üst katında bulunan bağımsız bölümün ortak alan tesisatında yer alan şofben borusunun patlaması sebebiyle akan suların sigortalı iş yerine sızması şeklinde gerçekleşen hasarda celp edilen tapu kayıtları uyarınca ana taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmiş olduğundan 634 s. Kat Mülkiyeti Kanunu EK m.1 uyarınca kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceğine ilişkin aksine hüküm (açık yasal düzenleme) bulunduğundan somut uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla 6100 s. HMK'nın 114/1-c. 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin SULH HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.█████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!