Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı açtığı usulsüz ödeme, zimmet ve imza sahteciliği kaynaklı alacak davasının istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kooperatifin eski yöneticileri ve denetçileri aleyhine, görev süreleri boyunca yetkisiz ödemeler, sahte imzalar, biriken vergi borçları, takibe düşen senetler ve kasıtlı borçlandırmalar gibi iddialarla uğradığı maddi zararların tazmini talebiyle açtığı davayı ele alırken; davalılar ise savunmalarında görevlerini titizlikle yerine getirdiklerini, iddia edilen bazı işlemlerle ilgilerinin olmadığını veya sorumluluğun önceki yönetimlere ait olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN:MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 27.01.2021 tarihli karar. 09.02.2021 tarihli ek karar.ESAS-KARAR NUMARASI : ████████ E., ███████ K.Asıl ve birleşen davada:DAVA : AlacakKARAR TARİHİ : 04.06.2026YAZIM TARİHİ : 04.06.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili özetle: Müvekkilinin 1992 yılında kurulmuş 100 ortaklı bir kooperatif olduğunu, davalılardan ...'ün 11 yıl başkanlık, ...’ın ise denetçilik yaptığını, 23.06.2000 tarihinde ...'ın başkan olduğunu, ...'ün ise denetçi olduğunu, inşaatı yapan firmanın istihkak yapmadığı gibi yetkili bir kontrol mühendisinin de bulunmadığını, aynı şekilde kooperatifinde sorumlu bir mühendisi olmadığını, kooperatif yönetiminin inşaatı yapan kişiye 884.000 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin hiçbir hak edişe dayanmadığını, kooperatifin yönetimi ile inşaatı yapan kişi arasında 1999 yılında bir protokol yapıldığını, bu protokolde kooperatifin firmaya 180.000 TL borcu olduğunun tespit edildiğini, bu tutarın ortaklardan toplanarak firmaya ödendiğini, ...’ın daha sonra borç hesabı altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ihtarla bildirdiğini, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından imza tetkiki yapıldığını ve imzanın ...'a ait olmadığının belirlendiğini, savcılığın Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde ████████ esas sayılı ceza davası açtığını, kooperatifin ödemiş olduğu paranın kesintisini mâliyeye yatırması gerekirken yatırmadığını, böylelikle 60.000 TL vergi borcu biriktiğini, 2000 yılında piyasaya verilen senetlerde 50.000 TL’lik senedin bugüne kadar ödenmemesi sonrasında icraya konması neticesinde faizi ile birlikte 100.000 TL’yi geçmesinin kaçınılmaz olduğunu, eski yönetimin 2001 yılında yine dışarıdan bir kişi üzerinde anlaşma yaparak anlaşmalı olarak kooperatifi borçlandırma yoluna gidildiğini, kooperatifin inşaatını yapan firmanın istihkak yapmadığı için tarafların yasal olmayan bir uygulamaya gidip kooperatifi 200.000 TL fazladan zarara uğrattıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen Merkez Bankası reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili özetle: Davalıların müvekkili kooperatifte muhtelif zamanlarda görev yaptıklarını, görevlerinde gerekli titizliği göstermeyip kooperatifi zarara uğratmaları nedeniyle davalılar hakkında tazminat davası açtıklarını, davalıların yönetim ve denetimde bulundukları süre içinde usulsüz işlem, ödeme ve harcamalarının tespit edildiğini, ayrıca süresinde yapmadıkları işlemlerden dolayı kooperatife ceza tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 120.000 YTL zararın faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini ve dosyanın mahkemenin ████████ esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Davalı ... özetle; Kooperatifte denetçi olarak görev yaptığı üç yıl içerinde ortakların çıkarlarının korunması, kooperatif yönetiminin ana sözleşmeye uygun davranması için gerekli uyarılarını zaman içinde yaptığını, genel kurula yapılması gerekenleri yazılı olarak bildirdiğini, eleştirilerini, önerilerini, yazılı ve sözlü olarak kooperatif genel kuruluna sunduğunu, genel kurullarda denetçiler raporu hakkında ibra edilmesi yönünde karar çıktığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... özetle: Kendisinin 28.02.1994 tarihinden 08.03.2000 tarihine kadar davacı kooperatifte ortak olarak bulunduğunu, kooperatifte hiçbir zaman üye ve denetçi olarak çalışmadığını, adına atılan imzaların kendisine ait olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ... özetle: Kendisinin 03.03.1999 tarihinden 23.06.2000 tarihine kadar ...’e denetçilik yaptığını, kooperatifin kontrollüğünü ...’ten ... isimli kişinin yürüttüğünü, sorumlu mühendisin ise üst birlikteki ... isimli kişinin olduğunu, kooperatiflerinin eski yönetiminin 1999 yılında kooperatiflerinin işini yapan ..., S.S. ... ve inşaat firması sahibi ... ile bir protokol yaparak kesin hesap çıkarttığını, borç tespiti olmadığını, 28 milyar ve faizin kendilerinden önceki yönetime ait olduğunu, 2000 yılında verilen senetlerin kendi yönetimleri ile ilgisinin bulunmadığını, eski yönetim ödemediği için icraya verildiğini, 2001 yılında yönetimleri tarafından ilgili müteahhit ile ihtilafa düşüldüğü için bilirkişi yoluyla anlaşmazlığın giderilmesi için rapor alındığını, elektrik ve makine mühendislerince yapılan hesap ile kooperatifin alacaklı çıktığını, inşaat mühendisi için inşaat Mühendisleri Odası’na müracaat edildiğini, ancak sonuç alınmadan yönetimin düştüğünü, kooperatifin maddi zarar görmediğini, kooperatifin istediği bilgi ve belgelerin teslim edildiğini, kooperatifte çalışan ve büro işlerini yapan Hayati Yılmaz’ın 10 yıl değil 6 yıl çalıştığını, herhangi bir sahte makbuz işlenmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... özetle: Kooperatifte 2 yıl süre ile denetçilik yaptığını, bu süre içinde kanunsuz bir işleminin olmadığını, davacıların kendisini ne ile suçladıklarını bilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Davanın açıldığı Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında █████/2005 tarihinde dosyanın 1. kez işlemden kaldırıldığı, █████/2005 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizin █████/2012 tarihli duruşmasında dosyanın 2. kez işlemden kaldırıldığı, █████/2020 tarihli duruşmaya da mazeretsiz olarak gelinmediği ve dosyanın 3. kez takip edilmediği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 150/6 maddesinde; "İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, davanın yazılı yargılamaya tabi olması ve üçünçü kez takipsiz bırakılması karşısında, 6100 sayılı HMK'nun 150/6. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına..." karar verilmiştir. Davacı vekili 08.02.2021 tarihli dilekçesinde özetle: 27.01.2021 tarihli duruşmaya katılamaması nedeniyle dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, duruşmaya katılmak üzere gelirken trafik kazası geçirdiğini ve aracının hasar gördüğünü, aracın tamiri ve trafik yoğunluğu nedeniyle duruşmaya yetişemediğini, duruşmadan önce bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunduğunu ve 19 yıldır devam eden davayı takip ettiğini, davayı takip etmemek gibi bir istek ve iradesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek HMK 95 ve 96/2 maddeleri ve dilekçe ekinde sunulan Yargıtay kararı uyarınca asıl ve birleşen davanın eski hale getirilmesini ve yargılamaya devam olunmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ek kararı ile, "...davacı vekili mahkememizin █████/2021 tarihli oturumuna gelirken trafik kazası geçirdiğini ve bu nedenle duruşmaya yetişemediğini beyan etmiş ise de; davacı vekili tarafından gerçekleşen kazaya ilişkin herhangi bir kaza tespit tutanağı ibraz etmediği gibi eski hale getirme dilekçesi ekinde ibraz edilen belgeyi düzenleyen şahsın, belgeyi davacı vekilinin beyanı doğrultusunda düzenlendiği, davacı vekili tarafından kazanın oluşuna ilişkin somut başkaca delil sunulmadığı, öte yandan duruşma saatinin 10:50 olmasına rağmen 11:53'e kadar beklenilmesi ve son dosya olarak alınmasına rağmen telefonla mahkeme kalemine haber verilmediği veya uyap sisteminden mazeret bildirilmediği, mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına şeklinde verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla, davacının eski hale getirme talebinin reddine..." karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davada üç kez takipsiz bırakılma şartının gerçekleşmediği, 25.01.2005 tarihli işlemden kaldırma kararının yalnızca asıl davaya ilişkin olduğu, iki yıl sonra açılan birleşen davayı kapsamayacağı, 12.06.2012 tarihli duruşma öncesinde başka bir mahkemedeki duruşma nedeniyle usulüne uygun mesleki mazeret dilekçesi sunduğu, buna rağmen yalnızca yeni duruşma gününe ilişkin tebliğ gideri bulunmadığı gerekçesiyle mazeretin reddedilip dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu, HMK’nın yürürlüğe girmesiyle gider avansı sistemine geçildiği, bu nedenle önceki uygulamalara dayanılarak tebliğ gideri eksikliği nedeniyle mazeretin reddedilemeyeceği, eksiklik bulunduğu kabul edilse dahi gider avansının tamamlatılması gerektiği, Yargıtay kararlarında da mazeret dilekçelerinin hak kaybına yol açılmayacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği, 12.06.2012 tarihli işlemden kaldırma kararının hukuka aykırı olması nedeniyle davada üçüncü kez takipsiz bırakılma koşulunun oluşmadığı ve açılmamış sayılma kararının bu nedenle verilemeyeceği, birleşen davaların usul hukuku bakımından bağımsız nitelikte olduğu, işlemden kaldırma ve açılmamış sayılma şartlarının her dava yönünden ayrı değerlendirilmesi gerekirken asıl davadaki işlemden kaldırma kararlarının birleşen dava yönünden de dikkate alınmasının hatalı olduğu, davalılardan ... ve ...’ün yargılama sırasında vefat ettiklerinin mahkemece tespit edilmesine rağmen taraf teşkili sağlanmadan ve mirasçıları davaya dahil edilmeden hüküm kurulduğu, ölümle birlikte davadaki taraf sıfatının mirasçılara geçtiği, buna rağmen ölen kişiler hakkında hüküm kurulmasının ve kararın bu kişiler adına kesinleştirilmeye çalışılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, 27.01.2021 tarihli kısa kararda yalnızca “davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiği halde gerekçeli kararda “asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına” şeklinde hüküm kurulduğu, davalılardan ... ve ... vekilinin 2014 yılında vekillikten istifa etmiş olmasına rağmen bu davalılar lehine de tam vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu nedenleriyle, kararın kaldırılmasını ve yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle: 27.01.2021 tarihli duruşmaya katılmak üzere özel aracıyla adliyeye gelirken maddi hasarlı bir trafik kazası geçirdiği ve duruşmaya yetişemediği, 19 yıldır devam eden davayı takip etmemek gibi bir istek ve iradesinin de söz konusu olmadığı, trafik mevzuatına göre maddi hasarlı trafik kazalarında trafik zabıtası veya genel kolluk tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmesi gerekmediği, ayrıca eski hale getirme dilekçesi ekinde ibraz edilen belgenin davacı vekili olarak beyanı doğrultusunda düzenlemesinin de doğal bir durum olduğu, böyle bir beyan olmadan servis yetkilisinin kendiliğinden böyle bir belgeyi düzenlemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, kaza sonrası uyap sisteminden mazeret bildirilmesinin zaman ve yer açısından mümkün olamayacağı da açık olduğu nedenleriyle, davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, kooperatifin zarara uğratılmasından kaynaklanan alacak taleplidir.1-Ek kararın istinafı yönünden yapılan incelemede;Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin mahkemenin 09.02.2021 tarihli ek kararına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2-Dosyanın tetkikinde;Asıl davada 25.01.2005 tarihli celsede dosyanın takip edilmemesi nedeniyle HUMK 409. madde gereğince işlemden kaldırıldığı görülmüştür.Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının 20.02.2008 tarihinde mahkemenin ████████ Esas sayılı asıl dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Asıl davada yargılama devam ederken 12.06.2012 tarihli celsede "taraf vekillerinin yeni duruşma gününün tebliğ giderini içermeyen mazeret taleplerinin reddine, davanın taraflarca takip edilmediği görüldüğünden HMK 150. maddesi uyarınca dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına" karar verilmiştir.27.01.2021 tarihli celsede davacı vekilinin mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmediği belirtilerek davanın HMK 150/6. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.Kooperatifler Kanunu 99/2. madde gereğince davada basit yargılama usulü uygulanmalıdır. Bu kapsamda yapılan incelemede; Öncelikle 12.06.2012 tarihli celsede davacı vekili tarafından aynı gün başka mahkemede duruşması olduğu için katılamayacağına dair mazeret bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece mazeretin ret gerekçesi yazılmadan, davanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılması usul ve yasaya uygun değildir.Birleşen davada ilk takipsizlik 12.06.2012 tarihinde olmuştur. HMK 320/4. madde gereğince basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. 12.06.2012 tarihli celsede yukarıda açıklandığı üzere işlemden kaldırma usulüne uygun olmadığından dosyanın 27.01.2021 tarihli celsede birleşen dosya yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.a.6 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 uyarınca esastan reddine, 2-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile: Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E., ███████ K. sayılı 27.01.2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 3-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 4-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 5-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 04.06.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...