Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık iradesine rağmen sanığa zarar giderme imkanı tanınmaması nedeniyle verilen mahkumiyet kararının kanun yararına bozulması, duruşma bildirimi itirazının reddi.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararında, sanığın zarar giderme yönündeki açık beyanına rağmen kendisine etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için makul süre ve imkan tanınmamasını, dolayısıyla 5237 sayılı TCKnın 168. maddesinin değerlendirilmemesini hukuka aykırı bularak kanun yararına bozma talebini kabul etmiş; öte yandan, sanığa yeni duruşma gününün bildirilmediği iddiasını ise ilgili bildirimlerin usulüne uygun yapıldığı gerekçesiyle reddetmiştir.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
SUÇ : Hırsızlık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2026 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanığın, 30.02.2019 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, aynı celse mahkumiyetine karar verilerek, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre ve imkan verilmeden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeni ile anılan hususa yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan kabulü..5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanığın 09.07.2020 tarihli celsede alınan savunmasında, müştekinin zararını gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 09.07.2020 tarihli celsede duruşma tarihinin 12.11.2020 gününe bırakılmış olmasına rağmen sanığa yeni duruşma günü bildirilmeksizin 23.02.2021 tarihinde duruşma açılması suretiyle sanığın yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1-2 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
09.07.2020 tarihli celsede, duruşma tarihinin 12.11.2020 gününe bırakılmış olmasına rağmen hükümlüye yeni duruşma günü bildirilmeksizin 23.02.2021 tarihinde duruşma açılması suretiyle hükümlünün yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığı belirtilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 176/1. maddesinin 2. cümlesinde "Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir..." şeklinde yer alan düzenleme de dikkate alınarak incelenen dosya kapsamına göre; hükmün verildiği 23.02.2021 tarihli duruşma tutanağında, "█████/2020 tarihli duruşmanın ... ilinde yaşanan deprem felaketi ile ilgili olarak ... Adliyesindeki depremden sonra meydana gelen hasar ve tadilatlar nedeniyle ertelendiği, tutanak tutulduğu görüldü." şeklindeki tespitin varlığı ve bu doğrultuda dosya arasında mevcut tutanak içeriğinde yeni duruşma gününün taraflara SMS yoluyla bildirilmesine ve tutanağın bir suretinin mahkeme duruşma salonunun kapısına asılmasına karar verildiğinin belirtilmesi karşısında; hükümlüye yeni duruşma gününün bildirilmemesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu yöndeki kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-1 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
Somut olayda; hükümlünün, suç tarihinde şikâyetçinin evinin önüne kaldırıma park edilen motosikletini çaldığı, ertesi gün terk vaziyette bıraktığı bu motosikletin kolluk görevlilerince şikâyetçiye ait hırsızlık müracaatına konu motosiklet olduğunun tespit edildiği ve motosikletin hasarlı vaziyette kolluk görevlileri tarafından şikâyetçiye teslim edildiği belirlenmekle; kovuşturma aşamasında 09.07.2020 tarihli celsede, hükümlünün, şikâyetçinin zararını gidermeye hazır olduğunu beyan ederek bu hususta etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun, ancak aynı tarihte yapılan hükümlünün hazır olmadığı duruşmada dinlenilen ve suça konu motosikletin kendisine hasarlı bir şekilde kolluk görevlilerince teslim edildiğini belirterek 1.000,00 TL tutarındaki zararının giderilmesini isteyen şikâyetçi tarafından dosyaya sunulan banka hesap (...) numarasının hükümlüye bildirilmediğinin, bu suretle hükümlünün kovuşturma aşamasında kısmi zarar gideriminde bulunup etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına imkân tanınmadan mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; hükümlüye zararı giderme imkânı tanınarak sonucuna göre zararın giderilmesi durumunda şikâyetçiden kısmi iade nedeniyle hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2-4. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı da sorulduktan sonra hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 2 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1 No.lu kanun yararına bozma isteminin gerekçe bölümünün 2. bendinde açıklanan nedenlerle KABULÜNE, ... 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!