Hırsızlık suçunda hükümden önce gerçekleştiği iddia edilen zarar gideriminin etkin pişmanlık ve yargılamanın yenilenmesine esas teşkil etmemesi nedeniyle kanun yararına bozma isteminin reddi.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesinin ardından mağdurun, hüküm verilmeden önce zararının tamamen giderildiğini beyan etmesi üzerine etkin pişmanlık hükümleri veya yargılamanın yenilenmesi kapsamında yeniden değerlendirme yapılması talebiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş; ancak mahkeme, bu iddianın somut delile dayanmaması, hükümlü tarafından savunma aşamasında ve vekili aracılığıyla öne sürülmemesi nedeniyle hayatın olağan akışına aykırı bularak, ilgili kanunun 311/1-e maddesinde belirtilen "yeni olay veya yeni delil" niteliğinde olmadığını ve dolayısıyla kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : █████████ D. İş
SUÇ : Hırsızlık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2026 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı,
Somut olayda, anılan dosyasının karar tarihinden sonra 23.09.2024 tarihinde müşteki tarafından mahkemeye sunulan dilekçe içeriğine göre; müştekinin zararının kovuşturma aşamasında 12.03.2024 tamamen karşılandığı fakat ilgili belgelerin mahkeme dosyasına sunulmadığı, mağdurun zararının kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce tamamen giderilmesi sebebiyle sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği anlaşılmakla;
Mahkemece verilen karar sırasında bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla çözümlenebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2023/... Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesinin ardından, şikâyetçi ...'ın 23.09.2024 tarihli dilekçesi ile zararının hüküm verilmeden önce 12.03.2024 tarihinde giderildiğini bildirmesi nedeniyle, mahkemece verilen karar sırasında bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla çözümlenebileceğinin gözetilmediğinden ve buna göre yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı itirazın kabulü yerine itiraz merciince yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmış ise de;
İncelenen dosya kapsamına göre; hükümlü hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştirilmesinden sonra ilk olarak dosyaya 15.05.2024 tanzim tarihli vekâletname sunan Av. ... tarafından verilen 15.05.2024 tarihli istinaf ve infaz durdurma talepli dilekçe içeriğinde, -zımni olarak zararın hüküm verilmeden evvel giderilmediğinin kabul edildiği anlamına gelecek şekilde- hükümlünün şikâyetçinin zararını gidermek istediğinin belirtildiği, bu durumda UYAP kayıtlarının tetkikinde 08.05.2024 tarihinde incelemeye konu hükmün infazına başlanılarak ... M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği anlaşılan hükümlünün, 15.05.2024 tarihinde vekili kıldığı avukata, hüküm tarihinden evvel zararın giderildiğini bildirmediğinin kabulünün gerekeceği, ancak bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunun izahtan vareste olduğu anlaşılmakla, şikâyetçi tarafından öne sürülen ve somut delile dayanmayan, ayrıca hükümlü tarafından da savunmasının alındığı 13.03.2024 tarihli duruşmada ve hükmün kesinleşmesine kadar hiçbir aşamada öne sürülmeyen zarar giderimi iddiasının, 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e maddesinde belirtilen şekilde yeni olay veya yeni delil niteliğinde kabulü mümkün bulunmadığından, merci tarafından itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!