İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ayıplı iş makinesinin misliyle değiştirilmesi davasında, davacının tüketici veya tacir sıfatının görevli mahkemeyi belirlemesine ilişkin ilk derece görevsizlik kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, arızalı bir ekskavatörün ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya bedelinin iadesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davacının tacir olmadığı ve tüketici olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesine karşı yapılan itirazı incelemektedir; davalı vekili, iş makinesinin niteliği gereği mesleki ve ticari amaçla kullanıldığını, davacının vergi kayıtlarına göre tacir olmasa bile fiilen ticari faaliyet yürüttüğünü ve bu nedenle tüketici sayılamayacağını, dolayısıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:█████/2026NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:Satılan Malın Ayıpsız Misli İle Değiştirilmesi Taraflar arasındaki satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 22.02.2025 sipariş ve 28.03.2025 satış tarihli ... marka ... şasi numaralı ekskavator sınıfı iş makinesini 33.000 Euro bedelle satın aldığını, makinenin alımından sonra bakımlarını düzenli yaptırmasına ve kusurlu davranış bulunmamasına rağmen, iş makinesinde olağan kullanım ile oluşamayacak sorunlar meydana geldiğini, makinenin motor aksamında arızalar oluştuğunu ve hararet sorunlarının arttığını, Antalya ...Noterliğinin 12.09.2025 tarihli ihtarı ile ayıbın satıcıya bildirdiğini, ihbar sonrası Antalya 14.Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte araçta açık ayıp bulunduğunun belirlendiğini, yasal süre içerisinde ihbarda bulunduğunu, ürünün 1 yıl ve 1000 motor saati garanti kapsamında olduğunu, bu nedenlerle makinenin ayıpsız bir misli ile değişiminin talep edilmesine rağmen talebin kabul edilmediğini ileri sürerek, dava konusu makinenin ayıpsız misli ile değiştirilmesine aksi halde bedelinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya tebligat yapılmadan görevsizlik kararı verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"... Alım satım ilişkisinden ve buna dayalı olarak ayıplı mal satışından doğduğu beyan edilen talepler ile açılan eldeki davanın, TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, uyuşmazlığa konu taşınır satışı ve ayıbın TBK da yer aldığı, BAM 45. H.D nin ████████ esas ve ████████ karar nolu ilamında '.. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen bilgiler ve açıklamalar doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılıp, davacının dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra..' denilmek suretiyle tarafların dava tarihinde tacir olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda Mahkememizce,davacı gerçek kişinin son olarak bağlı bulunduğu Düden Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında görüleceği üzere davacının mükellefiyet dönemi içinde alış/ satışlarının VUK kapsamında tacir olma sınırına ulaşmadığı, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısı uyarınca da davacının tacir olmadığı, böylece davacının dava tarihi itibari ile tacir olduğuna dair bir iddia ve delil bulunmadığı, anılan gerekçelerle davanın nispi ticari dava da sayılamayacağı, bu nedenlerle Mahkememizin görevsiz olduğu, İstanbul BAM 18. H.D nin █████████ esas ve ████████ karar sayılı ilamında '.. satışı yapan dava dışı şirketin araç satışına ilişkin tacir konumunda olup bu ilişki içerisinde davacı tüketici konumunda olduğundan..' denildiği, o halde satış yapan davalı tacir karşısında davacının tüketici olduğu..." gerekçesiyle, tüketici mahkemelerinin görevli olduğu tespitiyle görevsizlik kararı verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme ile davacının tüketici konumunda olduğu belirlenerek görevsizlik kararı verildiğini, oysa dava konusu ürünün, mesleki ve ticari amaca özgü olarak kullanılan ekskavatör sınıfı iş makinesi olduğunu, iş makinasının mesleki ve ticari faaliyet için satın aldığını, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesine göre, mal veya hizmet alan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sayılabilmesi için, mal veya hizmetin ticari ve mesleki amaç dışında alınması ön koşul olduğunu, davacının ticari veya mesleki faaliyette bulunması nedeniyle vergi mükellefi olduğunu ve mahkemenin de Düden Vergi Dairesinin cevabi yazısı uyarınca, davacının mükellefiyet dönemi içerisinde alış satışlarının VUK kapsamında tacir olma sınırına ulaşmadığını belirlediğini, oysaki VUK kapsamında yapılan değerlendirmenin, vergi mevzuatına mahsus olup davaya bakmakla görevli mahkemenin tespitinde TTK ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un dikkate alınması gerektiğini, satılan emtianın profesyonel ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanıp üretildiğini, makinenin özel ihtiyaçları aşan, mesleki ve ticari amaca hizmet ettiğini, iş makinesinin kullanım alanı ve teknik yapısı dolayısıyla mesleki ve ticari amaç dışı kullanılamayacağından tüketici ilişkisine konu olamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki eskavator satışına konu aracın ayıplı olması nedeniyle, TBK'nın 227.maddesi uyarınca satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde güncel piyasa değerinin faiziyle birlikte tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 28.03.2025 tarihinde bir adet iş makinesinin satışına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu sabittir. Davacı makinenin üretimden kaynaklanan ayıpları bulunduğunu ileri sürerek, makinenin ayıpsız misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde makinenin güncel bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince ilgili sicil ve vergi müdürlüklerinden yapılan sorgulamada davacının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Düden Vergi Dairesinin 19.02.2026 tarihli yazısından, davacının ticari faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı ve işletme esasına göre defter tuttuğu belirlenmiştir. Davanın açıldığı İstanbul 3. Ticaret Mahkemesince; davacının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı, satım sözleşmesinin de TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen sözleşme türlerinden olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.HMK'nın 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre malvarlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir.TTK'nın 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra, asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.Tüm bu açıklamalara göre, bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Bu tespitlere göre somut olaya gelindiğinde; davacının tacir olmadığı ve satım sözleşmesinin de TBK'da düzenlendiği dikkate alındığında, eldeki uyuşmazlığın ticari dava olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi isabetli ise de görevli mahkemenin doğru gösterilmediği anlaşılmaktadır. Zira davacının mesleki amaçla hareket ettiği dikkate alındığında, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da tüketici tanımına uymadığı, bu nedenle de taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tüketici işlemi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinde; ''Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda, somut olayda tüketici mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık bulunmadığı, HMK'nın 2.maddesi uyarınca görevli mahkemenin, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, resen yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesince görevli mahkemenin yanlış gösterilmiş olması nedeniyle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının resen düzeltilmesi gerekmiştir.Buna göre HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmamakla birlikte mahkemece verilen görevsizlik kararının doğru olduğu ancak görevli mahkemenin doğru tespit edilmediği anlaşılmakla mahkemece verilen kararının kaldırılmasına ve dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca istinafa konu ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-TTK'nın 4/1.a. ve 5. maddeleri uyarınca, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olması nedeniyle, kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsizliğine,2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca, taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile ihtarına, 3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dâhil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı mahkemece karara bağlanmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara resen tebliğine, 5-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talep hâlinde davalıya iadesine,6-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hakkındaki verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca karar kesindir.