İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin satım sözleşmesinden doğan itirazın iptali davasında, asıl alacak kabulü ve takip öncesi faiz talebi reddine dair ilk derece kararının davacı tarafından istinaf incelenmesi.
Özet: Satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin ticari defterler ve bilirkişi raporu doğrultusunda 150.183 TL asıl alacağı ve %20 icra inkar tazminatını kabul ederek takibin devamına karar vermesine karşın, ticari tedarik sözleşmesi niteliğinde olmadığı ve takip öncesi temerrüdün ispatlanamadığı gerekçeleriyle takip öncesi faiz talebini reddetmesi üzerine, davacının faturalardaki vade tarihleri nedeniyle Borçlar Kanunu madde 117/2 uyarınca davalının ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü ileri sürerek işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin kararı istinaf etmesi incelenmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Bakırköy 3. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2026NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde davalıya satılarak teslim edilen 4 adet fatura içeriği 150.183 TL asıl alacak ile faturalardaki temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında ödenmeyen 45.082,33 TL faiz alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin borcu bulunmadığının tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile anlaşılacağını, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Taraflar arasında alım satıma ilişkin ticari ilişkinin kurulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların ticari defter ve belgeleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu; davacının ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 150.183,00 TL alacaklı gözüktüğü, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davalı tarafından yasal defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, söz konusu borç bakiyesinin takip tarihi itibariyle ödenmediği tespit edilmiştir. Davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü; davalı tarafından, adına düzenlenen faturaların ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, bu nedenle faturaya konu malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği, davalının kendi defterlerine göre de davacıya 150.183,00 TL borçlu olduğunun göründüğü anlaşıldığından açılan davanın asıl alacak bakımından kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından TTK'nın 1530. maddesi uyarınca takip öncesi faiz talebinde bulunulmuştur. İlgili maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup taraflar arasında bir tedarik sözleşmesi bulunduğu ve davacının da tedarikçi olduğu iddia ve ispat edilmediğinden TTK'nın 1530. maddesinin eldeki davada uygulanması mümkün değildir. Davalının icra takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından davacının takip öncesi faiz talebinin reddine karar verilmiştir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin E. █████████, K. █████████ sayılı kararı; İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin E. █████████, K. ████████ sayılı kararı) Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 150.183,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, likit olan alacağın %20'si oranında hesaplanan 30.036,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İşlemiş faiz talebinin reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, davalının faturaları ticari defterlerine kaydettiğini ve faturalarda son ödeme tarihlerinin yazıldığını, TBK'nın 117/2. maddesi uyarınca, borcun ifa edileceği gün taraflarca belirlenmiş ise borçlu, bu günün geçmesiyle herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini ve ayrıca ihtara gerek bulunmadığını, davalının alarak kabul ettiği, defterlerine işlediği faturalardaki ödeme tarihleri itibariyle temerrüt oluştuğunu, mahkemenin TTK’nın 1530. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, faturalardaki vadeler dikkate alındığında, davalının bu tarihler itibarıyla temerrüde düşmesi nedeniyle takip öncesi faiz talebinin kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözlemesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusundaz bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözlemesi ilişkisi bulunduğu ve davacının satım sözleşmesi kapsamında dava ve takip konusu 4 adet faturadan kaynaklanan mal veya hizmeti davalıya teslim ettiği tarafların ticari defterlerinden anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da takip konusu faturaların davalının kayıtlarında bulunduğu ve davalının kendi kayıtlarına göre davacıya 150.193 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Mahkemece fatura bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Fatura bedeline ilişkin bu hükme yönelik tarafların bir istinafı bulunmamaktadır. İstinaf, takip öncesi davalının temerrüde düşürülüp düşürülmediği, bu kapsamda takip öncesi işlemiş faiz alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarına ilişkindir.Takip konusu Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının 150.183,00 TL asıl alacak ve 45.082,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 195.265,33 TL alacağın tahsili için faturaya dayalı ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 02.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 02.06.2025 tarihli itirazı ile takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili faturaların alınarak davalıya ait ticari defterlere kayıt edilmesi nedeniyle, faturada yazılan vade tarihinde borçlunun temerrüde düştüğünü ve TBK'nın 117. maddesine göre ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek bulunmadığını, TTK'nın 1530. maddesine göre de takip öncesi temerrüttün oluştuğunu ileri sürmektedir. TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer. Borçlunun takip öncesi gönderilen bir ihtarla temerrüde düşürüldüğü ileri sürülmemiştir. Fatura üzerinde bulunan ödeme tarihi alacağın istenebileceği yani muaccel olacağı tarihtir. Bu tarih gelmeden alacağın talep edilememesi, faturadaki vadenin muacceliyetle ilgili olduğunu göstermektedir. Alacak muaccel olduktan sonra alacaklının göndereceği bir ihtarla temerrüt oluşur. Bu nedenle faturada belirtilen ödeme tarihinden itibaren temerrüt oluşmadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklinde olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, somut olayda TTK'nın 1530/7. maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Yani TTK'nın 1530/7. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.