Mera vasıflı taşınmazın imar-ihya ve zilyetlikle kazanımı talepli tescil davasında, bilirkişi raporları ile resmi yazışmalar arasındaki açık çelişkilerin giderilmesi için eksik inceleme sebebiyle verilen bozma kararı.
Özet: Bu dava, davacının mirasbırakan babasının emek ve mesaisiyle ıslah ettiğini iddia ettiği taşınmazın imar-ihya ve zilyetlik yoluyla adına tescilini talep etmesi üzerine açılmıştır; ilk red kararının usulsüz kesinleşmesi nedeniyle dosya Yargıtayca bozulmuş, yeniden yapılan yargılamada mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, Yargıtay taşınmazın niteliği, evveliyatı ve imar-ihya seviyesi hakkında bozma öncesi ve sonrası bilirkişi raporları ile resmi yazışma cevapları arasında tespit edilen açık çelişkilerin giderilmesi, taşınmazın doğru yerinin belirlenmesi, yöredeki mera tahsis çalışmalarının araştırılması ve varsa önceki ilgili mahkeme kararları ile belgelerin incelenmesi gerekliliğini vurgulayarak mahkeme kararını tekrar bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi raporu dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, tescil istemine ilişkindir.Davacı; Bitlis ... köyünde yer alan dava konusu taşınmazın mirasbırakanı babası ... tarafından yaklaşık 50 yıl önce emek ve mesai sarf edilerek ıslah edildiğini, bostan olarak kullanıldığını, üzerine ev ve ahır yaptığını, babasının, sağlığında taşınmazı taksimle kendisine verdiğini ileri sürerek adına tescilini talep etmiştir.Davalı ...; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, imar planı kapsamında kaldığını ve zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece ████████ Esas, ████████ Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş ve kesinleşme şerhi düzenlenmiş, ancak davacı vekili gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğunu ve kararın usulsüz kesinleştiğini belirterek gerekçeli kararın tebliği talebinde bulunmuştur. Mahkemece ek karar ile talep reddedilmiştir. Mahkemenin 14.12.2021 tarihli ek kararının temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.10.2023 tarihli ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile; gerekçeli kararın tebligatının usulsüz yapıldığı gerekçesiyle ek karar kaldırılmış ayrıca taşınmazın imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının belirlenebilmesi için stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi incelemesi yaptırılması, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının somut olgulara dayalı olarak alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada; dava konusu taşınmazın imar-ihyasının uzun yıllar önce tamamlandığı, tarımsal amaçla kullanıldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Ne var ki, yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.Somut olayda; 26.07.2010 havale tarihli kadastro teknikeri ve kontrol mühendisi tarafından düzenlenen raporda, Bitlis, Merkez, ... köyünde yer alan dava konusu yerin Orman amenajman haritasında ziraat arazilerine denk geldiği, zeminde halihazırda bulunan evin hava fotoğrafında da bulunduğunun tespit edildiği, yine 25.10.2010 tarihli kontrol mühendisi tarafından düzenlenen ek rapor ile hava fotoğrafında bahse konu olan yerin bir kısmının ekili araziye denk geldiği ancak fotogrametrik değerlendirme aleti bulunmadığından taşınmazın ne kadarlık kısmının ekili araziye isabet ettiğinin tespit edilemediği belirtilmiş; bozma ilamından sonra 02.07.2024 tarihli fen bilirkişisi ve harita bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda ise Bitlis, Merkez, ... Mahallesinde yer alan dava konusu yerin 3462,9 66... olduğu, bu alanın 1973'ten başlayarak günümüze kadar imar ve ihyasının tarımsal faaliyetler yürütülerek tamamlanmış olduğu, dava konusu alanın ilk kadastrosunun 1955 yılında 766 sayılı Kanun kapsamında ... köyü olarak yapıldığı ve taşınmazın ... köyü 3 parsel numarası ile "Mera" vasıflı taşınmaz olarak tescil edildiği, 2008 yılında yapılan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulaması ve 2014 yılında tamamlanan kadastro yenileme çalışması sonucunda güncel 7 92... parsel numaralı taşınmazın oluştuğu bildirilmiştir. Öte yandan; bozma öncesi dosya arasına alınan müzekkere cevaplarında Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... köyünde yer alan dava konusu taşınmazın 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı belirtilmiş; bozma sonrasında ise Bitlis Tapu Müdürlüğünün 02.10.2024 tarihli müzekkere cevabı ile dava konusu ... köyü 3 parsel sayılı taşınmazın mera kütüğü ve meradan arsaya vasıf değişikliğine ilişkin belgelerin dosya arasına celp edildiği görülmüştür. Bu durumda, bozma öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları arasında taşınmazın niteliği, evveliyatı, bulunduğu yer ve imar-ihya seviyesi bakımından açık çelişki bulunduğu anlaşılmakta olup Mahkemece anılan çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması isabetli değildir.Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın yeri doğru şekilde tespit edilerek hangi köy/mahallede bulunduğu belirlenmeli; yörede mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı; dava konusu taşınmazlara ve komşu parsellere ilişkin varsa sonuçlanmış ve kesinleşmiş davaların Mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarının örneklerinin, söz konusu Mahkeme ilamlarında hükme esas alınan kayıt ve belgeler mevcutsa kayıt ve belgelerin tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritaları, komşu parseller ve içinde bulunduğu parsel ile olan sınırları işaretlenerek dosyaya eklenmeli; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi, harita mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, kamu orta malı-mera niteliğinde olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; toprak tevzi çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili ne gibi bir işlem yapıldığı belirlenmeli; keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ve toprak tevzi evrakı ile denetlenmeli; ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, önceki ziraat bilirkişi kurulu raporunun da değerlendirildiği, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirten rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, koordinatlı, kadastro paftasını çakıştırmalı olarak gösteren denetime uygun rapor istenmeli ve önceki bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği rapor istenmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların mera parseli olduğunun belirlenmesi halinde bu parsel hakkında 1955 yılında kadastro tespiti dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi değerlendirilmeli; bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm deliller gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.Hal böyle olunca; yukarıda değinilen hususlarda araştırma ve inceleme yapılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Davalı ... vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Bitlis 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.