İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, itirazın iptali davasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların ticari işletme pay devrinden kaynaklandığını iddia ettikleri ve icra takibine konu ettikleri alacak için talep ettikleri ihtiyati haczin, ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat şartları mevcut kabul edilerek kabul edilmesine; davalıların ise bu ihtiyati haciz kararına, süre uzatım talebinin mal kaçırma hazırlığı sayılamayacağı ve alacağın kesinleşmediği gerekçeleriyle yaptıkları itirazın, ilk derece mahkemesince reddedilmesine ilişkin ara kararın istinaf incelemesini konu almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:13.04.2026 tarihli ara karar NUMARASI:████████ Esas DAVA:İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 13.04.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalılardan tahsil edemediği alacaklarını tahsili için İstanbul 23. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 10.12.2025 tarihinde başlattığı ilamsız icra takibine yönelik itirazın haksız olduğunu, alacağın ticari işletme pay devrinden kaynaklanması nedeniyle ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, MÖHUK'un 24. maddesi uyarınca davalıların Türk vatandaşı olmayıp, Türkiye'de ikamet etmeleri ve ticaret yapmaları nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan bu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, takibe konu alacağın dayanağı olan protokolde hukuk seçimi yapılmadığını, ancak müvekkillerinin Türk vatandaşı olması, protokole konu şirketin Türkiye'de bulunması, protokoldeki karakteristlik edimin borçlusu olan davalıların mutlak meskenlerinin Türkiye'de olması, protokolde öngörülen ödemelerin Türkiye'de yapılması nedeniyle Türk hukukunun uygulanacağını, zorunlu arabuluculuktan sonuç alınamadığını, protokole konu ... Şirketi'nin 22.02.2013 tarihinde kurulduğunu, şirketin 2022 yılına kadar iki ortaklı olduğunu, 30.03.2022 tarihli pay devri ile davalı...'nin şirketin eski ortaklarının paylarını devralarak bu tarihten günümüze kadar tek ortak ve müdür olduğunu, müvekkilleri ... ve ...'nın yatırım amacıyla 2025 yılında davalı... ile şirket ortaklığı için şifahen görüşmelere başladıklarını, tarafların uyuşması üzerine protokolün imzalandığını, buna göre davalı...'nun şirket hisselerinin yarısını ... çiftine eşit şekilde vermesi, bunların da 100.000 Dolara karşılık gelen kısmın TL cinsinden ve devir işlemleri yapılırken 200.000 Dolara karşılık gelen kısmın TL cinsinden olmak üzere toplamda 300.000 dolar ödemeyi taahhüt ettiklerini, müvekkillerinin 100.000 USD'lik edimlerini ifa ettiklerini, ancak...'nun hisse devrine ilişkin edimini ifa etmediğini, Protokolün 17.04.2025 tarihinde imzalanması ile 100.000 USD'nin 18.04.2025 tarihinde, 21.04.2025 tarihinde, 22.04.2025 tarihinde iki farklı işlemle ve 25.04.2025 tarihinde 5 havale işlemi ile toplam 3.850.000,00 TL olarak gönderildiğini, davalının müvekkilinin ödemesine rağmen pay devri yapmayarak müvekkilini mağdur ettiğini, alacağın muaccel hale geldiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 16.03.2026 tarihli ara kararında; "...Mahkememizin █████/2026 tarihli tensip tutanağının 11 nolu ara kararı gereği cevap geldikten sonra ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesine karar verilmiş ise de, davalı tarafın cevap süresinin uzatılmasını talep etmesi ve bunun mahkememizce kabul edilmiş olması, sunulan sözleşme, dekontlar, mesajlar ve talep dilekçesi nazara alınarak ek cevap süresi beklenmeden ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesinin yerinde olacağı, tüm dosya kapsamı incelendiğinde; ihtiyati haciz talebi yönünden yaklaşık ıspat şartını sağlar belge sunulduğu..." gerekçesiyle, davacıların ihtiyati haciz talebinin kabulü ile; 4.665.009,80 TL asıl alacağı karşılayacak miktarda davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerden hak ve alacaklarının %20 oranında hesaplanan 933.001,96 TL teminat karşılığı ihtiyaten haczine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili, itiraz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 16.03.2026 tarihli ara karar ile verdiği ihtiyati haczin hatalı olduğunu, müvekkillerinin HMK'nın 317/2. maddesi uyarınca süre uzatım talep ettiğini, kanuni bir hakkın mal kaçırma hazırlığı veya gecikmesinde sakınca bulunan hal yahut ihtiyati haciz sebebi olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkillerinin mal varlığının devre çalıştıkları hususunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin herhangi bir mal kaçırma amacı bulunmadığını, ihtiyati haciz kararının, müvekkillerinin ticari itibar ve ekonomik faaliyetler bakımından telafisi güç zararlar doğurabileceğini, davacının sunduğu belgelerin yargılamayı gerektirdiğini, alacağın kesinleşmemiş ve tartışmalı olduğunu, bu aşamada ağır bir tedbir olan ihtiyati hacze hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati hacze yönelik itirazın değerlendirildiği 13.04.2026 tarihli ara kararında; "...Dilekçeler ve dosya incelendiğinde; davacı tarafından sunulan sözleşme, dekontlar, mesajlar ve talep dilekçesi nazara alındığında, şirket hisse devri için davacılar ... ve ... ile davalı... arasında sözleşme yapıldığı, sözleşme peşinatı 100.000,00USD'ye denk gelen paranın davacıların hesabından diğer davalı hesabına gönderildiği, dekont içeriklerinde açıklama yazmamakta ise de, sözleşme ve dekontlar ile mesajlar nazara alındığında ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat şartı sağlandığı, itirazların genel itibarıyla yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada ihtiyati haczin kaldırılması ve ileride davanın kabulü halinde telafisi zor zararlar oluşma ihtimali bulunduğu..." gerekçesiyle, davalının 16.03.2026 tarihli ihtiyati haciz kararına yönelik itirazının reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalıların vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine ilişkin ara kararının hatalı olduğunu, mahkemenin 25.02.2026 tarihli tensip zaptının 11 nolu ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin cevap geldikten sonra değerlendirilmesine karar verildiğini ve tensip zaptının dava dilekçesi ile birlikte kendilerine tebliğ edildiğini, bunun sonrasında cevap için süre uzatımı talep edildiğini, buna rağmen mahkemece 16.03.2026 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, mahkeme aşamasında HMK'nın 317/2. maddesinden kaynaklanan cevap süresinin uzatılması yönündeki talebin bütünüyle savunma ve hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğunu, savunmanın hazırlanabilmesi için bu sürenin verilmesi gerektiğini, kanuni bir hakkın kullanımının mal kaçırma hazırlığı olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanarak karar verildiğini ve kanuna uygun talebin mal kaçırma olarak değerlendirildiğini, Sunulan... Bankası kayıtlarıyla davacı iddialarının mesnetsiz olduğunun anlaşıldığını, davacının müvekkilleri... ile ... arasında şirket hisse devri, hususunda anlaşma yapıldığını ve bu kapsamda banka yoluyla ödeme yaptığını ileri sürdüğünü, mahkeme kararından sonra gelen... Bankası cevabi yazısına göre hesapta herhangi bir hareket bulunmadığını, davacının iddialarının dayanağı olan "ödemelerin banka yoluyla yapıldığı" hususunun bizzat resmi banka kayıtları ile çürütüldüğünü, bu nedenle yaklaşık ispatın oluşmadığını, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını ve alacağın yargılamayı gerektirdiğini, likit ve muaccel bir alacağın varlığının kanıtlanmadığını, müvekkillerinin Türkiye'de yerleşim yeri bulunduğunu, ihtiyati haciz ile mal varlıkları üzerinde telafisi güç zararlar oluşacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında düzenlenen şirket hisse devrine ilişkin 12.04.2025 ön protokol nedeniyle davalılara gönderilen hisse devir bedelinin iadesi amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine;istinaf konusu ise İİK'nın 265/son hükmü uyarınca, ihtiyati hacze itirazın reddine dair ara kararın istinafına ilişkindir.Davacı vekili tarafından esas dava içinde ihtiyati haciz talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin verilen ara karara karşı davalı vekilinin itirazı, mahkemenin 13.04.2026 tarihli ara kararı ile reddedilmiş; bu ara karara karşı, davalılar vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yargılamayı gerektirmemesi şeklinde bir koşulda kanunda öngörülmemiştir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin bir gereği olarak bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır.İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Borçlular, itiraz sebeplerinden olan yetki ve teminata yönelik bir itiraz ileri sürmemiştir. Mahkeme tensip zaptıyla cevap dilekçesinden sonra ihtiyati haczin değerlendirilmesi talep edilmiştir.Ancak davalıların cevap dilekçesi sunmak için süre istemesi ile ihtiyati haciz talebi değerlendirilerek kabul edilmiş ve bu husus 16.03.2026 tarihli ara kararda belirtilmiştir. İhtiyati haciz kararı verilmesi için borçlunun dinlenmesi şart olmayıp, esasında bu gibi durumlarda borçluya itiraz hakkı tanınmıştır. İİK'nın 257.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırması sebebinin aranmayacağı, bu hususun ancak aynı maddenin 2. fıkrasındaki muaccel olmayan borçlar açısından aranabileceği, somut olayda İİK'nın 257/1. maddesindeki şartların oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkeme ara kararlarında belirtildiği üzere davacılar tarafından sunulan sözleşme ve davalılara yapılan havalelere ilişkin dekontlar pay devrinden kaynaklanan alacağı yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlamıştır. Davalıların Türk veya yabancı ülke vatandaşı olması ihtiyati hacizdeki yaklaşık ispat kuralının değerlendirilmesinde sonuca etkili değildir. Sunulan dekontlar yaklaşık ispat için yeterli olduğundan, ayrıca borçlulara ait... Bankası hesap ekstrelerine ilişkin yazının bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece yeterli teminat alınarak ve gerekçesi oluşturularak ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Aşkın haciz itirazı ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında değildir. İhtiyati haciz kararı verilmesi için alacağın likit ve belirlenebilir olmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların esasında İİK'nın 265. maddesi kapsamında kalmayan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.06.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.