Tapusuz taşınmazın davacılar adına olağanüstü zamanaşımı ve imar-ihya ile tescili isteminin, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının Hazinenin temyizine rağmen Yargıtayca onanmasına ilişkin içtihat.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacıların murislerinden intikal eden ve üzerinde yapılar inşa ederek imar ve ihya ettikleri, 1989 kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılmış, devlete ait taşlık niteliğindeki 410,22 m²lik taşınmazın, 1970li yıllardan itibaren malik sıfatıyla yirmi yıldan uzun süredir kesintisiz zilyetliklerinin tespit edilmesiyle, Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usul ve esasa uygun bulunarak onanması üzerine, temyiz başvurusu üzerine yüksek mahkeme tarafından da bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanmasına hükmedilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sulakyurt Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ███████ E., 2024/2 K.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz 1989 yılı kadastro çalışmalarında "taşlık" olarak tespit harici bırakılmıştır.
Davacılar vekili; davacıların murisleri ve murisi evvellerinin Kırıkkale ili, Sulakyurt ilçesi, ... köyü 1 48... parsele bitişik dava konusu 410,22 m²’lik taşınmazı uzun yıllardır zilyetliklerinde bulundurduklarını, taşınmaz üzerinde ev, ahır, tuvalet ve bahçe niteliğinde yapılar inşa ettiklerini, taşınmazın imar ve ihya edilerek ekonomik değer kazandırıldığını, zilyetliğin miras yoluyla intikal ettiğini, TMK 713 kapsamında olağanüstü zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın tapulu nitelikte bulunduğunu, malik hanesinde davalı ibaresinin yer aldığını, zilyetlik ve imar-ihya iddiasına dayanılarak mülkiyet kazanılmasının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğunu ayrıca taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; fen bilirkişi raporuna göre dava konusu 410,22 m²’lik alanın 1989 kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık yerlerden sayılarak tescil harici bırakıldığı, hava fotoğrafları ve teknik incelemelerle 1990, 20 08... yıllarında taşınmaz üzerinde yapı ve kullanım bulunduğunun tespit edildiği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın davacılar ve murisleri tarafından uzun yıllardır kullanıldığı, zilyetliğin 1970’li yıllardan itibaren devam ettiği, taşınmazın orman, mera veya kamu hizmetine tahsisli yerlerden olmadığı, 3402 sayılı Kanun’un 17. maddesi kapsamında imar ve ihyaya elverişli bulunduğu, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacıların dava tarihine kadar en az yirmi yıl malik sıfatıyla aralıksız zilyet oldukları ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu, TMK’nın 713/5 ve devamı maddeleri uyarınca gerekli ilanların usulüne uygun yapıldığı, hava fotoğrafları, teknik incelemeler, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmaz bölümünün uzun yıllardır davacılar tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı, imar ve ihya şartlarının gerçekleştiği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı ancak hüküm fıkrasında davacı ...’un kimlik bilgilerinin hatalı yazılmasının infazda tereddüt doğurabileceği, bu hatanın düzeltilebileceği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilmiş haliyle yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!