Kadastro öncesi zilyetlikle edinilen 100 dönüm üzeri arazinin tapu iptali ve tescili davasında, Hazinenin taleplerinin hak düşürücü süre ve pasif husumet yokluğu gerekçeleriyle usulden reddine dair kararın Yargıtayca onanması.
Özet: Hazine tarafından, davalı adına senetsiz ve eklemeli zilyetlikle tescil edilen taşınmazların 3402 sayılı Kanundaki 100 dönümlük zilyetlik sınırını aştığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında; Bölge Adliye Mahkemesi, bazı parseller yönünden kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, diğer parseller yönünden ise üçüncü kişilere husumet yöneltilmemesi sebebiyle pasif husumet yokluğu bulunduğunu belirterek davanın usulden reddine karar vermiş, temyiz incelemesi sonucunda bu karar usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyadin 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı Hazine vekili; Ağrı ili, Diyadin ilçesi, ... Köyünde bulunan 1 01... , 20; 1 03... ; 1 06... , 30; 1 07... , 6; 1 14... , 10, 19; 1 16... , 9 ve 1 17... parsel sayılı taşınmazların davalı adına senetsiz ve eklemeli zilyetliğe dayanılarak toplam 176.115,53 m² olarak tespit ve tescil edildiğini, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca zilyetlikle edinilebilecek miktarın kuru arazide 100 dönümü aşamayacağını, davalı adına yapılan tescillerin bu sınırı aştığını, 100 dönümü aşan kısımların iptali ile mümkünse ifraz edilerek değilse fazlaya ilişkin bölümün Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı; aynı sebeple daha önce açılan davanın HMK’nın 150/2. maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığını ve davanın düşmüş sayılması gerektiğini ayrıca bazı taşınmazların üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğunu, bu kişilerin davaya dahil edilmediğini, kendisine ait taşınmazları gösterir kayıt ve belgeleri sunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 21.03.2006 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 09.07.2019 tarihinde açıldığı, bu suretle 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sürenin dava şartı niteliğinde olduğu, HMK’nın 1 14... . maddeleri uyarınca dava şartlarının re'sen incelenmesi gerektiği, yapılan incelemede davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından davanın HMK 115/2 maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1 01... , 20; 1 03... ; 1 06... , 30; 1 14... , 10, 19; 1 16... ve 1 17... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve bu nedenle davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı ancak 1 07... ve 6 ile 1 16... parsel sayılı taşınmazların üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğu ve bu kişilere husumet yöneltilmediği gözetildiğinde bu taşınmazlar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken hak düşürücü süre gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak, davanın 1 07... ve 6 ile 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer taşınmazlar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.