Taşıma sözleşmesinden doğan tazminat davasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi ara kararının yaklaşık ispat ve sürücü kusuru bağlamında değerlendirildiği istinaf kararı.
Özet: Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında, davalının şoförünün kusurlu olduğu kaza sonucu oluşan emtia hasarı nedeniyle müşterilerine ödediği ve sigorta kapsamı dışında kalan 73.268,94 Euro tazminatın tahsili için ihtiyati haciz talep eden davacı, ilk derece mahkemesince sorumluluğun yargılama sonucunda belirleneceği ve alacak için yaklaşık ispatın yeterli olmadığı gerekçesiyle reddedilen ihtiyati haciz talebini, ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın yeterli olduğu ve olayın kusur durumunun belirgin olduğu iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:09.04.2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:████████ Esas
DAVA:Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen taşıma hizmetlerinin verilmesiyle ilgili olarak akdedilen genel sözleşme kapsamında müvekkilinin akdi taşıyan, davalının ise fiili taşıyıcı olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketçe dava dışı ... A.Ş.'ye ve .... Şti.'ye ait emtianın İzmir'den Budapeşte'ye, ... A.Ş.'ye ait emtianın İzmir'den Hareid/Norveç'e, ... Şirketi'ne ait emtianın İzmir'den ...'ya, ... Şirketi'ne ait emtianın İzmir&'den ... 'ye ait emtianın İzmir'den Budapeşte'ye taşınmasının üstlenilerek CMR belgesi düzenlendiğini, bu yüklerin davalı tarafından teslim alınarak kendisine ait araçla taşındığını, taşıma sırasında 25.01.2025 günü sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu oluşan kazada emtianın zarar gördüğünü, sürücünün aracın hızını yol, hava ve taşıdığı yükün gerektirdiği şartlara uygun şekilde ayarlamaması nedeniyle kusurlu olduğunu, hasar nedeniyle ... A.Ş. tarafından 04.11.2025 tarihli ve 11.378,84 Euro bedelli, ... A.Ş. tarafından 28.08.b2025 tarihli ve 2.000,00 Euro bedelli, ... Şirketi tarafından 04.11.2025 tarihli ve 4.927,62 Euro bedelli ve 08.12.2025 tarihli 865,34 Euro bedelli, ... tarafından 08.10.2025 tarihli ve 40.640,60 Euro bedelli, .... Şti. tarafından 17.02.2025 tarihli ve 594,00 Euro bedelli, ... tarafından 20.10.2025 tarihli ve 68.069,05 Euro bedelli olmak üzere toplam 128.475,45 Euro tutarında fatura düzenlendiğini, bu bedellerin müşterilerinin cari hesaplarına işlenerek ödendiğini, sigortacı ... A.Ş. tarafından 55.206,51 Euro ödeme yapıldığını, bakiye 73.268,94 Euro'nun ise müvekkilinin üzerinde kaldığını, zararın davalının sürücüsünün kusurundan kaynaklandığını, taşımacının CMR'nin 17.maddesine göre yükü teslim aldığı andan teslim edeceği ana kadar oluşan hasarlardan sorumlu olduğunu, ileri sürerek, 73.268,94 Euro'nun faiziyle birlikte tahsiline ve bu miktar alacak için İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde aranan ihtiyati haciz şartların mevcut olduğundan davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince, cevap süresi beklenmeden geçici hukuki koruma tedbiri hakkında değerlendirme yapılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 09.04.2026 tarihli ara karar ile ; "...İİK 257. Maddesinde vadesi gelmiş ve rehin ile temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya 3. Şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği öngörülmüştür. İİK nun 258. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesinde 'Alacaklı, alacağa ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanat getirecek deliller göstermeye mecburdur.' hükmü bulunmaktadır. Yaklaşık ispat kuralından hareketle ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Davalının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını ihlal ettiği ve taşıma sırasında meydana gelen tüm hasar ve zararlardan sözleşme kapsamında tamamen sorumlu olduğuna yönelik iddialar yapılacak yargılama sonucunda belirlenecek olup, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin İİK 257 ve 258.maddeleri uyarınca reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İİK'nın 257 ve 258. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacağın kesin olarak ispatı şart olmayıp, mahkemede alacağın varlığı hakkında kanaat oluşturacak derecede yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, somut olayda taşıma sırasında davalının şoförünün tek taraflı tam kusuruyla meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan zararın yük ilgililerine fiilen ve eksiksiz şekilde ödendiğini, sigorta tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan 73.268,94 Euro'nun müvekkilinin üzerinde kaldığını, ödeme ile alacağın muaccel hale geldiğini, alacağın miktarının da belirlenebilir olduğunu, Sorumluluğun yargılamanın sonucunda belirleneceğine ilişkin gerekçesinin yersiz olduğunu, ihtiyati haciz için kesin sorumluluk tespiti veya yargılama sonucununun şart koşulmadığını, aksi halde bu kurumun işlevsiz hale geleceğini, dosya arasında bulunan CMR belgeleri, kaza tutanağı, ekspertiz raporu ile alacağın yaklaşık olarak ispatlandığını, tek yanıl kaza sonucu oluşan zarardan taşımacının sorumlu olduğunu, nitekim taraflar arasındaki Taşıma Hizmetlerinin Verilmesiyle İlgili Olarak akdedilen Genel Sözleşmesi kapsamında davalının bu olayda fiili taşıyan sıfatıyla hareket ettiğini, CMR Konvansiyonu’nun 17. maddesi gereğince taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar meydana gelen hasarlardan sorumlu olduğunu, CMR’nin 37. maddesi uyarınca, zararı ödeyen taşıyıcının fiili taşıyana rücu hakkı bulunduğunu, TBK'nın 66. maddesine göre adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümler kapsamında da davalının sorumlu olduğunu, kusur oranının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi ihtimalinin, ihtiyati haciz talebinin reddi için yeterli bir gerekçe oluşturmadığını, talebinin reddinin telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını, ara kararın ölçülülük ilkesine de aykırı olduğunu, kaldı ki bu şartın sağlanması için teminat alınabileceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, 09.04.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle oluşan zararı ödeyen akdî taşıyıcının bu zararı fiilî taşıyıcıdan rücuen tazmini istemine; istinaf, dava içinde istenen ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 09.04.2026 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati haciz, İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken ise alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Somut olayda, davacı vekili tarafından sunulan sözleşmeye göre davacı tarafından temin edilen parsiyel yüklerin davacı tarafından fiili taşıyıcı sıfatıyla taşındığı, CMR Konvansiyonu kapsamındaki taşımadan kaynaklanan taşımalarda zararı ödeyen taşımacının fiili taşımacıya karşı rücu imkanının bulunduğu, ancak ilk derece mahkemesince talebin değerlendirildiği aşamada, sadece davacı tarafından sunulan, taşıtanlara yapılan ödemelere ilişkin belgeler, kaza tutanakları bulunmaktadır. Bu aşamada henüz davalı tarafından cevap dilekçesi ve delil sunulmamıştır. Nitekim sonradan sunulan cevap dilekçesi ile delillerde, oluşan zararın daha az olduğu ve sigorta tahsilatı kapsamında kaldığı savunulmuştur. Bu hali ile alacağın varlığı ve davalının kusuru bakımından yaklaşık ispatın sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Geçici hukuki koruma tedbiri olan ihtiyati haciz için yaklaşık ispat yeterli olup, alacağın yargılamayı gerektirmesi ihtiyati hacze engel değildir. Ancak inceleme tarihi itibariyle sunulan deliller, ihtiyati haciz sebepleri hususunda yaklaşık ispata elverişli değildir.Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde, dosya kapsamında bulunan delillerin bu aşamada yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, davacının vadesi gelmiş bir para alacağının bulunduğuna, ihtiyati haczin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar, yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353 1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!