Tapusuz taşınmazın zilyetlikle tescili davasında, Hazine itirazları ve Kadastro Kanunu 14. madde koşullarının Bölge Adliye Mahkemesince yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Tapusuz taşınmazın tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı, davacının aktif dava ehliyeti ve kanuni iktisap sınırlamalarının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesince bozulup dosya geri gönderildikten sonra, yapılan tahkikat sonucunda taşınmazın özel mülkiyete elverişli ve orman vasfında olmadığı tespit edilerek, 35.485,42 metrekarelik alanın davacı adına tesciline tekrar karar verilmiş olup, bu karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.Kadastro sırasında; Kahramanmaraş ili, Dulkadiroğlu ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 35.485,42 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, sebebi belirtilmeksizin tescil harici bırakılmıştır.Davacı vekili; Kahramanmaraş ili, Dulkadiroğlu ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 110 ada, 3 parsele komşu 35.547, 57... 'lik alanın sehven Hazine adına kaydedildiğini, taşınmazın davacı tarafından uzun yıllardır kullanıldığını belirterek davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili; davacının kendi kusuruna dayalı dava açamayacağını, hak düşürücü sürenin geçirildiğini, taşınmazın zilyetlikle iktisabına ilişkin yasal koşulların oluşmadığını, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak Devletin Hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla 17.10.2016 da davanın kabulüne dair karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davacının aktif dava ehliyetinin olup-olmadığının belirlenmesi gerektiği ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca, davacının babası adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip-edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp-aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın yeninden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu olan yerin tapuda kayıtlı olmadığı, davacıya dava konusu taşınmazların bulunduğu kadastro çalışma alanı sınırları içerisinde bedelsiz ve zilyetliğe göre herhangi bir yer verilmediği, davacı adına senetsizden zilyetlikle iktisap ettiği yerlere ilişkin dava kaydına rastlanmadığının tespit edildiği, Kadastro Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında kadastro harici bırakıldığı, taşınmazın bulunduğu mahallede tapulama çalışmalarının 22.06.1964 yılında kesinleştiği, daha sonra bu yerde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereği kadastro paftalarının yenileme çalışmaları yapıldığı ve bu çalışmaların da 01.08.2014 yılında kesinleştiği, davaya konu yer kadastro paftasında çakıştırıldığında bu paftada ... Mahallesi eski 33 parselin kuzeyinde ve sınırları belli olmayan ancak kadastro çalışmalarında kadastro harici bırakılan alanda kaldığı, yenilenen kadastro paftasında da 1 10... parselin kuzeyinde yine tescilsiz alanda kaldığı, yukarıda da izah edildiği üzere kadastro çalışmalarında dava konusu yerin ne sebeple tescil harici bırakıldığının belirtilmediği, komşu parsellerden güneyindeki eski 33 parsele ait dosya arasına getirilen ilk tesis kadastro tespit tutanağına dayanak teşkil eden Mayıs 9 52... sıra nolu tapu kaydının sınırlarında adı geçen yerlerin mahalli bilirkişilere sorulduğu, yazı cevaplarında nâzım imar planı ile 1/1000 ölçekli imar planı bulunmadığının belirtildiği, tapuya kayıtlı olmadığı tespit edilen dava konusu taşınmaz bölümünün özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu, orman vasfında olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Kahramanmaraş ili, Dulkadiroğlu ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan ve fen bilirkişisinin 27.03.2019 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 35.485,42 m²'lik alanın, bulunduğu adaya son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere ve iddia ile savunmanın mahiyetine göre çekişmeli taşınmazların muristen intikal ettiği kuşkusuzdur. O hâlde, çözümlenmesi gereken ilk uyuşmazlık, taşınmazların zilyetliğinin muris tarafından davacıya devredilip-devredilmediği noktasında toplanmakta olup bu husustaki mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanlarında dava konusu taşınmazın evvelinde davacının murisi tarafından kullanıldığı, devamında davacıya bırakıldığı belirtilmiş ise de söz konusu anlatımlar tek başına zilyetliğin müstakilen davacıya devredildiği sonuca ulaşılması için yeterli değildir. Zira dosya içeriğinde yer alan nüfus kaydına göre muris ...'ın davacıdan başka mirasçıları da bulunmakta olup bunlardan sadece ... yargılama aşamasında dinlenilmiştir. Nitekim 26.02.2019 tarihli keşif sırasında dinlenilen davacı tanıklarından ... "...taşınmazın kardeşleri arasında taksim edilip edilmediğini bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuş olup diğer tanık ... ise taksim hususundaki anlatımında "...kardeşlerinin hakkı olup olmadığını bilmediğini" ifade etmiştir. Buna rağmen, taşınmazın zilyetliğinin murisin sağlığında müstakilen davacıya teslim edilip-edilmediği, ölümüne kadar muris tarafından mı kullanıldığı yoksa zilyetliğin devir senediyle yahut elden teslim suretiyle davacıya intikal edip-etmediği, taşınmazın davacı tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, müstakilen ve kendi adına kullanılıp kullanılmadığı hususları maddi olaylara dayalı olarak çözüme kavuşturulmadan hüküm vermeye yeterli imar-ihya ve zilyetlik araştırması yapılmadan hüküm kurulmuştur. Hâl böyle olunca; Mahkemece, öncelikle komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve daha önceki bilirkişiden farklı seçilecek üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü tespit eden, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmelidir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, önceki ve şimdiki niteliği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği ve bu çalışmaların hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalıdır. Bunun yanında; dava konusu taşınmaz bölümününe komşu olarak belirtilen 110 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinden dava konusu edilen bölümün güncel görüntüsüne ilişkin olarak TKGM Parsel Sorgu ekranı üzerinden yapılan sorgulamada, taşınmazın dörde bölünmüş olarak kullanıldığı görülmekle yukarıda yer verilen hususlar çerçevesinde bu durumunun nedeninin keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanıklara sorularak açıklığa kavuşturuşması gerekmektedir. Öte yandan; Kahramanmaraş Kadastro Mahkemesinin 28.03.2022 tarihli müzekkeresinde mirasbırakan ... tarafından Mahkemenin ████████ Esas, 2017/3 Karar sayılı kararı ile kadastro tespitine itiraz davası bulunduğu belirtilemekle söz konusu dosya getirtilerek incelenmeli, davacı adına norm sınırını aşan senetsizden tescil miktarı denetlenmelidir.Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı ... 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.