İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Kargo Taşımacılığı Sırasında Hasar Gören Ürünler Nedeniyle Taşıyıcı Şirketin Ticari Nitelikteki Haksız Fiil Sorumluluğunun Belirlenmesine İlişkin İtirazın İptali Davası.
Özet: Davacı, kargo şirketine hasarsız teslim ettiği ürünlerin alıcıya hasarlı ulaşması nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla başlattığı icra takibine davalı kargo şirketinin itiraz etmesi üzerine, bu itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle dava açmış; davalı kargo şirketi ise taşıma edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve hasarın kendisinden kaynaklandığına dair delil olmadığını savunarak sorumluluğu reddetmiş olup, mahkeme uyuşmazlığı Türk Ticaret Kanununun taşıyıcının eşyanın ziya ve hasarından doğan sorumluluğunu düzenleyen maddeleri çerçevesinde değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:███████ Esas
KARAR NO:████████
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ:█████/2026
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın her zaman olduğu gibi alıcı firmaya sipariş edilen malzemeleri hazırladığını, kargo şirketine teslim etmesi için malzemeleri kusursuz ve hasarsız bir şekilde teslim ettiğini, alıcı firmanın malzemeler kendisine ulaştığında malzemelerin paramparça bir halde olduğunu, hasar aldığını bu şekilde ürünleri teslim alamayacaklarını söyleyerek tutanak tutmaları üzerine malzemeleri geri gönderdiklerini, ancak malzemelerin hasarsız ve kusursuz bir şekilde kargo şirketine teslim edildiğini ve gönderildiğini, kargo şirketinin taşıma sözleşmesinden doğan sorumluğunun bir kusur sorumluluğu olduğunu, bu sorumluluğu keyfi bir şekilde kabul etmeyerek mağduriyetlerin oluşmasına keyfi bir şekilde sebep olduklarını, kargonun yasaya göre fiili taşıyıcı denilen bu şirket elinde iken hasara uğraması halinde kargonun fiili taşıyıcı tarafından hasara uğratılması halinde meydana gelen zarardan asıl kargo şirketi ve fiili taşıyıcının müteselsilen sorumlu olacağını, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2026/ ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek; davanın kabulü ile davalının yerinde olmayan itirazlarının kaldırılarak takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bütün edimlerini sağlıklı ve eksiksiz şekilde ifa ettiğini, zarar gördüğü iddia edilen ürünlerin taşıma faaliyetlerinden kaynaklı olarak zarar gördüğünün ispat edilmesinin gerektiğini, taşınması yapılmak üzere 25.07.2025 tarihinde müvekkil şirkete verilen ... gönderi kodlu kargo 04.08.2025 tarihinde alıcı adresinde gönderi alıcısına teslim edilmek üzere götürüldüğünü ancak alıcı tarafından ürünler teslim alınmayarak iade edildiğini, söz konusu ürünlerin gönderici müşteri uhdesinde olduğunu, davaya konu edilen ... gönderi kodlu kargonun hasarlandığı iddiası mevcutsa da bu duruma delil olabilecek hiçbir belge dosyada mevcut olmadığını belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava: İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2026/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 18.01.2026 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 13.01.2026 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 15.01.2026 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık; davacı tarafça gönderilen kargo içeriğinin davalı kargo şirketi nezdinde iken hasara uğradığı iddiası ile davalı şirketten tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.
6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK'nın 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.
Diğer yandan sınırlı sorumluluk halleri TTK'nın 882. maddesinde düzenlenmiş olup, gönderinin tamamının ziya veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu, gönderinin brüt ağırlığının kg başına 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlıdır. TTK'nın 886. maddesi hükmüne göre ise zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.
HMK'nın "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90. maddesinin "(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." HMK'nın "Kesin süre" başlıklı 94. maddesinin ise "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmünü ihtiva ettiği, buna göre kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın, anılan yasal düzenlemeler uyarınca artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı gibi belirtilen işlemi yapma hakkının da ortadan kalktığının kabulü gerektiği, HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının düzenlendiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45/4. maddesinin de aynı yönde olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça görseller sunulmuşsa da, söz konusu görsellerden ürünlerin kullanılamaz durumda olup olmadığı belirlenebilir değildir. Ürünler kullanılabilir durumda olup olmadığının tespiti, ambalajlamanın yeterli olup olmadığı, alacağın varlığı ve akabinde sorumluluğun tespiti için bilirkişi incelemesine gerek bulunmakta olup, gerekli delil avansı yatırılmadığından ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Davalının tazminat taleplerinin reddine,
Yeteri kadar harç alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 6.000,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 27.784,77-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davalının yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı davanın miktarı ve niteliği itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!