Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin, mera vasfıyla kesinleşen taşınmazda 3402 sayılı Kanun 12/3 maddesindeki hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, tarla vasfıyla tespit edilen ancak daha sonra 1986 yılında kesinleşen kararla mera vasfı kazanan taşınmaz üzerinde davacı, atalarından gelen uzun süreli zilyetliğe dayanarak Medeni Kanunun 713. maddesi uyarınca tescil talep etmiş; ancak ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemeleri, Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı itiraz ve dava açma hakkının on yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve bu sürenin taşınmazın mera olarak kesinleştiği 1986dan davanın açıldığı 2020ye kadar geçtiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu; Muş ili, Korkut ilçesi, ... köyü sınırları içerisinde ... Civarı mevkiinde bulunan 107 ada, 67 parsel (eski 296 parsel) sayılı taşınmaz tapulama sırasında tarla vasfıyla ... oğlu ... adına tespit görmüş iken itiraz sonucunda Muş 1 Nolu Tapulama Mahkemesinin 1975/4 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilerek taşınmazın mera olarak tespiti 07.11.1986 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili; 1 07... parsel (eski 296 parsel) sayılı, 19.994,13 m² büyüklüğündeki tarla vasıflı taşınmazın müvekkili davacı tarafından uzun yıllardan beri malik sıfatıyla kullanıldığını ve tarımsal faaliyetlerde bulunularak ekilip biçildiğini, söz konusu tarla vasıflı taşınmazın müvekkilinin ataları tarafından da ekilip biçilerek kullanımının devam ettiğini, zilyetliğinin hiçbir niza ve fasılaya uğramadığını, 100 yıldan beridir müvekkilinin ataları ve müvekkilinin kendisi tarafından kullanılmakta olup her türlü masrafın müvekkili, babası ve dedesi tarafından karşılandığını, tescil talebinin taşınmazın davalı olduğu gerekçesiyle reddedilmesine rağmen yapılan araştırmalarda herhangi bir dava kaydına rastlanılmadığını, müvekkili yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde öngörülen zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Hazinesi vekili; Hazine ve Maliye Bakanlığının hasım gösterilerek açılan davada husumetin doğru hasma yöneltilmediğini, yasal hasmın Maliye Hazinesi olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesine dayalı olarak tescil talebinde bulunulmuş ise de dava konusu taşınmazın tescilsiz olmadığını ve madde metninde öngörülen koşulların dava konusu taşınmaz yönünden oluşmadığını, yapılan idari tahkikat sonucu İstanbul ilinde yaşayan davacının dava konusu yapılan taşınmaz bölümü ile herhangi bir ilgisi ve dahi zilyetliğinin bulunmadığının tespit edildiğini, eklemeli zilyetlik iddiasında bulunulmakla murislerin zilyetlik süresiyle birlikte aktif dava ehliyetinin araştırılması gerektiğini, kaldı ki dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan 1 07... parsel sayılı mera taşınmazından herhangi bir farkı bulunmayıp özel mülkiyete konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu, davacı belgeye dayanmamış olmakla adına belgesizden tescilli taşınmaz bulunup bulunmadığı ile varsa yüz ölçümü miktarının Kanun'un aradığı sınırı aşıp aşmadığının tespiti gerektiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği adına köy muhtarı; dava konusu taşınmazın şahıslarca ekilip biçilen yarlerden olmadığını, mera olarak kullanıldığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Korkut Tapu Müdürlüğünce gönderilen evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu dava konusu taşınmazın 19.994, 13... yüz ölçümlü köy orta malı olarak mera vasfıyla tapuya kayıtlı olduğu, tapulama sırasında tarla vasfıyla ... oğlu ... adına tespit görmüş iken itiraz sonucunda Muş 1 Nolu Tapulama Mahkemesinin 1975/4 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilerek taşınmazın mera olarak tespitinin 07.11.1986 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde yer alan; ''Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.'' şeklindeki düzenleme çerçevesinde yapılan değerlendirmede; eldeki davanın 09.10.2020 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b.1. maddesi uyarınca, esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!