Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davacının talebini aşarak tüm mirasçılar adına tescil kararı verilmesi HMK 26ya aykırılık teşkil eder.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının babasının mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bir taşınmazı diğer kardeşine muvazaalı olarak devrettiği iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davası ele alınmıştır; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini ve işlemin muvazaalı olduğunu tespit ederek, taşınmazın davalı adına olan kaydının iptaliyle tüm mirasçılar adına payları oranında tesciline karar vermiştir, ancak Yargıtay, muvazaa tespitini onarken, davacının talebinin sadece kendi miras payı oranında tescil olmasına rağmen, mahkemelerin tüm mirasçılar adına tescile karar vermesinin usul yasasına aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararı bozmuştur.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin babası muris ...'nun 27.11.2017 tarihinde vefat etmeden evvel Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Mahallesi, 1558 ada, 12 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazını oğlu ...'na 25.04.2006 tarihinde 8.000,00 TL'ye devrettiğini, murisin müvekkili davacıdan mal kaçırmak amacı ile gerçekleştirdiği bu satış işleminin muvazaalı olduğunu zira dava konusu taşınmazı satmasını gerektirecek bir ihtiyacı ve maddi geçim güçlüğünün olmadığını, gerçekte bağışladığı taşınmazı tapuda satış olarak gösterdiğini ileri sürerek muvazaa ile illetli satış işleminin iptali ile taşınmazın miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın müvekkilinin parasıyla satın alındığını, o dönem Alman vatandaşı olması nedeniyle yaşanılan bürokratik sorun neticesi babası adına tescil işlemi yaptırmak zorunda kaldığını, bilahare zaten davalıya ait taşınmazın tapuda satış gösterilerek devredildiğini, taşınmazın sahibi olan müvekkilinin, dava konusu taşınmaz üzerine bina inşa etmek istediğini ve inşaat işlemleri için babasına vekâletname verdiğini, ancak ruhsat alınamadığından inşaatın durduğunu, bu hususun dahi taşınmazın davalıya ait olduğunu ispata yeterli olduğunu, nitekim 2018 yılında çıkan imar affından faydalanılarak ruhsat alınarak inşaatın müvekkili adına tamamlandığını, gerek arsa alımı gerek inşaat yapımı için tüm paraların müvekkili tarafından karşılandığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; muris ...'nun 27.11.2017 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları olarak tarafların anneleri ..., kardeşleri yine dava dışı ... ile davacı ve davalının kaldığı, dosya içeriğindeki kayıt ve belgelerden dava konusu taşınmazın maliki muris tarafından 25.04.2006 tarihinde 8.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devredildiğinin anlaşıldığı, Almanya ve Türkiye'den ayrı ayrı emekli maaşı aldığı anlaşılan murisin maddi durumunun iyi olduğu ve dolayısıyla satış tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazı satmaya ihtiyacının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, buna mukabil taşınmazın kendi parası ile alındığını iddia eden davalı tarafça bu husustaki iddiasını ispata yarar herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı gibi davalı tarafın sunmuş olduğu cevap dilekçesinin süresinde olmadığı ve davacı tarafça bildirdiği tanıkların dinlenilmesine muvafakat edilmediğinden bu yöndeki savunmaya da itibar edilmediği, davacıdan mal kaçırmak amacına matuf muvazaalı işlem olduğu, zira muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında dava konusu taşınmazın satış tarihindeki tespit edilen değerleri ile satış senedindeki değeri arasındaki orantı ve satış yapan ile alıcı arasındaki yakın akrabalık ilişkisi göz önüne alındığında, asıl amacın bağış niteliğinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı adına olan kaydın iptali ile davacı ve diğer mirasçılar adına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline dair karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; miras bırakan tarafından davalıya yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki dosya içeriğine, toplanan delillere ve dinlenen tanık anlatımlarına göre muris tarafından davalıya yapılan dava konusu temlik işleminin muvazaalı olduğu yönündeki kabul kararı kural olarak doğru ve dosya kapsamına uygun olup bu husus bozmaya konu edilmemiştir.
Ne var ki; eldeki davada davacı tarafça tereke adına talepte bulunulmadığı; isteğin taşınmazın terekeye iadesine yönelik olmayıp tapu kaydının miras payı oranında iptalinin davaya konu edildiği açıktır. Bu durumda, davacı talebini aşar biçimde diğer mirasçılar yönünden de karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Hâl böyle olunca, davacının talebinin mahiyeti gereği, davalı adına olan tapu kaydının, davacının miras payı oranında iptaline karar verilmesi gerektiği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!