Danıştay 4. Daire, Samsun Tekkeköy bazalt ocağı ÇED "Gerekli Değildir" kararını su kaynakları, yerleşim yeri yakınlığı ve yetersiz çevresel analiz nedeniyle iptal etti.
Özet: Samsundaki bazalt ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi için verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali davasında, bilirkişi incelemesi sonucunda, proje tanıtım dosyasının su kaynakları, çevresel alternatifler, flora-fauna tespiti gibi konularda yetersiz olduğu, madenin orman alanına tahsisinin üstün kamu yararı koşulunu sağlamadığı, bölgede benzer nitelikte bazaltın yaygınlığı ve yerleşim yerlerinin yakınlığı göz önüne alındığında, toz ve gürültü gibi çevresel etkilerin alınacak önlemlerle dahi kabul edilebilir sınırlarda kalmayacağı tespit edildiğinden, idare mahkemesi söz konusu kararı hukuka aykırı bularak iptal etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... Mahallesi Muhtarlığı 2- ...VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "ER:... (HÜİB NO: ...) Numaralı II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesiyle ilgili olarak Samsun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlerle ile dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, proje tanıtım dosyasında (PTD) yapılan incelemelerde proje alanında su kaynakları yönünden "Çevredeki yerleşim birimlerinin içme ve sulama suyu ihtiyaçlarının karşılandığı kaynak suyu, su sondaj kuyusu veya keson kuyu bulunması durumunda, bu su kaynaklarının debilerinin azalmaması, kimyasal veya fiziksel yönden kirlenmemesi için işletmeci tarafından her türlü önlem alınacak, su kaynaklarının kullanım hakları korunmalı ve bu konularda çıkartılmış ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine mutlak suretle uyulacaktır.’’ şeklinde teorik ve genel ifadeler dışında hiçbir bilginin, çalışmanın, haritalandırmanın, sondaj-araştırma (deney) kuyusu vb. alansal morfolojik çalışmanın yer almadığı, proje alanındaki hammadde (Bazalt) rezervinin oldukça geniş bir alana yayılmış olduğu, benzer özellikteki hammaddenin geniş bir bölgede varlığı proje alanı olarak belirlenmiş dava konusu alan için ‘proje alternatiflerinin’ su kaynakları (yüzey-yer altı), toz, gürültü başta yerleşim alanlarından uzak olması, tesis sahasının görüş ve etki alanı içinde yerleşim yerlerinin mevcudiyeti ve mesafesi olarak çevresel etkileri yönünden incelenmediği, madencilik açısından dava konusu sahanın malzeme yapısı itibarıyla alternatifi olmayan saha konumunda değerlendirilmediği, PTD'de arıcılık ve yöre hayvancılığı için önemli olan floraya ait arazi çalışmalarının yapılmadığı, yapılan değerlendirmelerin tamamının literatür bilgilerine dayandırıldığı, bazalt taşının bölgede yaygın olarak bulunmakta olduğu, madenin orman dışı alanlar, bozuk yapıda orman alanları ve yerleşim yerleri uzağından da temininin mümkün olduğu, II-A grubu maden için incelemeye konu orman alanının projeye tahsisinin “üstün kamu yararı” koşulunu sağlamadığı, proje alanı içinde bulunan flora ve faunanın sağlıklı biçimde tespit edilmediğinin PTD'de açıkça belirtildiği, PTD'yi hazırlayan çalışma grubu içinde bitki ve yaban hayvanları konularında uzmanın bulunmadığı, heyetin, çevre, maden ve jeoloji mühendislerinden teşekkül ettiği, proje kapsamında flora ve faunayla ilgili herhangi bir uzman raporunun da alınmamış olduğu, bu nedenlerle PTD'nin doğal bitki ve hayvan varlığının tespiti bakımından yetersiz olduğu, toz oluşumunun tarımsal ve hayvancılık faaliyetleri ile ormancılık açısından dava konusu proje özelinde PTD'ye göre 170 m mesafede ve daha uzakta bulunan yerleşimler baz alınarak yapıldığı, fakat alanın batısında bulunan yerleşimler ile arasında herhangi bir toz kesici tepe, orman vb. bir yapının olamamasından dolayı tozlanmanın olumsuz çevresel etkilerinin olabileceği, proje alanının floristik yapısı dikkate alındığında bu etkilerin toz indirgeme sistemi, spreyleme ve savurma yapmama gibi yöntemlerle azaltılabilse de, kabul edilebilir sınırlarda olmasının mümkün olmayacağı, proje alanına 170 m mesafedeki ev için 62,16 dB’lik teorik değerin 65 dB’lik sınır değere yakınlığı göz önüne alındığında, gürültü düzeylerinin de işletme sırasında ölçülerek/belirlenerek teorik değerlerle karşılaştırmalarının gerçek düzeylerin değerlendirilebilmesi adına uygun ve gerekli olacağı, proje alanındaki yerleşim yerlerinin yakınlığı nedeniyle proje faaliyetleri sonucu oluşacak gürültü etkilerinin alınacak önlemlerle bile çevresel etkilerinin kabul edilebilir sınırlarda kalmayacağı, bu nedenle "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlar dikkate alınarak yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken, eksik inceleme ile karar verildiği, nitekim bilirkişi raporunda proje sahası, proje güzergahı, proje alanının topografik yapısının çevreye olan etkileri ve taahhüt edilen önlemler, toz emisyonunun tarım alanlarına olan etkileri, gürültü, hava şoku gibi yönlerden bilimsel olmayan değerlendirmelerin yapıldığı, dolayısıyla bu hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.