Danıştayda Çanakkale Ayvacıktaki sondajlı maden arama faaliyetlerinin ÇED muafiyeti kapsamında olup olmadığı ile çevresel etkilerinin değerlendirilmesi talepli temyiz davası.
Özet: Dernekler ve birlikler, Çanakkale Ayvacıkta planlanan "karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri" projesinin 3213 sayılı Maden Kanununun 17. maddesindeki muafiyet kapsamında kabul edilerek Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) aranmamasına ilişkin valilik işleminin iptalini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak faaliyetin kanundaki muafiyet hükmüne uygun olduğunu ve işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davayı reddetmiş, davacılar ise projenin sondajlı kuyu açma faaliyeti niteliğinde olduğunu, yüzeysel olmadığını ve çevresel etkilerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek kararı temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : ██████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... Derneği 2- ......42- ... Birliği43- ... DerneğiVEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi çevresinde yer alan ... ruhsat numaralı sahada, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Karot, Kırıntı ve Numune Alma ile Bunlara Yönelik Sathi Hazırlık İşlemleri" projesi ile ilgili olarak, █████/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesine eklenen "Jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz" hükmü uyarınca ÇED Yönetmeliği kapsamında tesis edilecek herhangi bir işlem bulunmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; mevzuatta; karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmayacağı açık olup, uyuşmazlıkta; uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi ve maden mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Çanakkale İli Ayvacık İlçesi çevresinde yer alan ... no'lu sahada, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Karot Kırıntı ve Numune Alma ile Bunlara Yönelik Sathi Hazırlık İşlemleri" projesi kapsamında yapılan maden arama faaliyetinde arama metodu olarak sondaj metodunun kullanıldığı, bu sondajın niteliği itibarıyla; karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri kapsamında olduğu anlaşılmakla, söz konusu maden arama faaliyeti ile ilgili olarak, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca ÇED Yönetmeliği kapsamında tesis edilecek herhangi bir işlem bulunmadığına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, çevresel etkilere yönelik bir inceleme ve değerlendirme içermediği, mevzuata yer verilmek suretiyle kanaatin belirtildiği, öncelikli olarak mevzuata eklenen muaf olan arama yöntemleri arasında sondajlı maden arama faaliyetinin bulunmadığı, yorum yoluyla bu yöntemin ÇED kapsamı dışında olduğuna karar verildiği, nitekim Maden Yönetmeliği'nde de ocak, galeri, kuyu açma gibi çalışmalar için çevresel etki değerlendirmesi kararı alınması zorunlu olduğu, arama faaliyet dönemlerinde el sondajı makinesi ile karotlu veya kırıntılı sondaj yapılabileceği düzenlendiğinden, dava konusu proje kapsamındaki sondajlı maden arama faaliyetinin ÇED Yönetmeliğinden muaf tutulamayacağı, nitekim söz konusu projede yapılmak istenilenin kuyu faaliyeti olduğu, bilirkişi raporunda da sondajın küçük çaplı kuyu açma faaliyeti olduğunun vurgulandığı, Kanunda öngörüldüğü gibi muafiyet kapsamındaki sathi (yüzeysel) bir faaliyetin söz konusu olmadığı, dolayısıyla ÇED'e tabi bir proje ile ilgili bilirkişi raporunda çevresel yönden değerlendirme yapılmadığı, projenin zeytinlik alanlara olan etkisine değinilmediği, ormanlar ve zeytinliklerin yutak alan olduğu, dolayısıyla gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuat dikkate alındığında, projenin çevresel etkilerinin incelenmesi gerektiği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Mahkeme kararının bozulması suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından; sondajın niteliği itibarıyla karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri kapsamında olduğundan, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca ÇED Yönetmeliği kapsamında tesis edilecek herhangi bir işlem bulunmadığının bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu işlemin dayanağı proses özetinin amacının sahada gerçekleştirilecek işin mahiyeti hakkında öz bilgi verilmesi olduğu, aksi durumda hazırlanacak olan dosya detaylı, kapsamlı ve hacimli bir proje tanıtım dosyasına (PTD) dönüşeceği, PTD ise arama faaliyeti dışındaki işletme öncesi geniş ve detaylı faaliyetlerin çevreye olası bir risk yaratıp yaratmadığı yönünde ÇED Gerekli veya ÇED Gerekli Değildir kararının alınmasında uygulanan bir yöntem olduğu, söz konusu faaliyetin karot numunesi almak için yapılan sathi faaliyetler ve sondaj ameliyesi yöntemi olduğu, kuyu açma faaliyetinin ise teknik olarak işletme veya üretime dayalı faaliyet için yapılan çok daha kapsamlı bir yöntem olduğu, ruhsat sahası içerisinde gerçekleştirilen faaliyetlerin hiçbirinin zeytin ağaçlarının bulunduğu yerde yapılmadığı, yapılan faaliyet sonucu toz ve duman çıkarılmadığı, tesis ve işletme kurulmadığı, arama faaliyeti sırasında mevcut yolların kullanıldığı, arama faaliyet dönemlerinde herhangi bir madene rastlanılması durumunda Maden Kanunu ve Yönetmeliğine uyularak değişik amaçlara yönelik üretim yapılabildiği, Maden Yönetmeliği’nin █████ maddesi son cümlesinde geçen “ocak, galeri, kuyu açma” faaliyetleri üretim amaçlı faaliyetler olduğu, dava konusu projenin, üretime yönelik sondaj ve kuyu açma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, “el sondajı makinesi yöntemi” yüzeye yakın ya da yüzeylendiği düşünülen madenlerin araması için kullanılan sığ metrajlarda (zeminin türüne göre maksimum 15-20 m) kullanılan bir yöntem olduğu, 20 m’den daha sığda maden olması durumunda el sondaj makinesi ile de karotlu veya kırıntılı sondaj yapılabileceği ifade edilmekte olup maden arama sondajının sadece bu yönteme tabi tutan bir düzenleme olmadığı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi çevresinde yer alan ... ruhsat numaralı sahada, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Karot, Kırıntı ve Numune Alma ile Bunlara Yönelik Sathi Hazırlık İşlemleri" projesi ile ilgili olarak, 7061 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesine eklenen "Jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz" hükmü uyarınca ÇED Yönetmeliği kapsamında tesis edilecek herhangi bir işlem bulunmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Çevresel etki değerlendirilmesi" başlıklı 10. maddesinde; " ... Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir. █████/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde ise arama projelerine, seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK-2 listesinin 55. maddesinde yer verilerek, söz konusu madde maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projelerine (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) şeklinde düzenlenmiştir.Diğer taraftan, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesine, █████/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7061 sayılı "Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun" 48. maddesi ile jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararının aranmayacağı şeklindeki kural, son fıkra olarak eklenmiştir. Dava konusu işlemin dayanağı olan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırılık iddiası, Danıştay Altıncı Dairesi tarafından ciddi görüldüğünden, Dairenin █████/2022 tarih ve E:█████████ sayılı kararıyla kuralın iptali amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verildiği, Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile; ÇED sürecinden muaf tutulan sondaj vasıtasıyla elde edilen karot, kırıntı ve numune alma faaliyetlerinin ruhsat alanında yer altı zenginliğinin bulunup bulunmadığının tespiti ve olası yatırımın verimliliğine ilişkin yapılacak analizin hazırlık işlemleri olduğunun anlaşıldığı, ÇED ise etüt, sondaj, arama ile ortaya çıkan değerlerin; çevresel, bilimsel ve teknik kapsamda ele alınarak elde edilen verilere göre faaliyetin içinde bulunacağı karşılıklı etkileşim alanlarının biyolojik, fiziksel, sosyolojik, ekonomik ve kültürel ortamlar yönünden değerlendirilmesi ve tahlilinin yapılması olduğu, kuralın “…Makro düzeyde bir değerlendirme olan ÇED uygulamasında, bu değerlendirmeye esas olacak verileri dahi elde etmeden bir ÇED raporu istemek ve varlığını zorunlu koşmak devletin sosyal ve ekonomik alanda gelişimi için mali kaynak oluşturma zorunluluğu ödevi karşısında çelişki yaratmaktadır…” şeklindeki gerekçesi gözetildiğinde kuralla üretime yönelik olmayan karot, kırıntı ve numune alma faaliyetlerinin ÇED sürecinden muaf tutulması suretiyle bu faaliyetlerin hızlı ve verimli şekilde yapılmasının amaçlandığının anlaşıldığı, kullanılan malzemenin niteliği ve sondaj yuvasının çapının dar olması nedeniyle karotlu sondajların su, jeotermal ve petrol sondajlarına kıyasla çevresel etkilerinin oldukça düşük olduğunun söylenebileceği, kuralla arama hatta sondaj faaliyetlerinin tamamı bakımından değil sadece karot, kırıntı ve numune alma faaliyetleri yönünden ÇED kararının aranmayacağının hükme bağlandığı, başka bir deyişle karot, kırıntı ve numune alma faaliyetleri dışında yer alan diğer tüm sondaj, yarma, galeri sürme ve benzeri arama faaliyetleri bakımından ÇED kararı alınma zorunluluğunun devam edeceği gerekçesiyle kuralın Anayasaya aykırı olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden; kural olarak arama projelerinin de ÇED Yönetmeliğine tabi olduğu, ancak Anayasaya aykırı bulunmayan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrası uyarınca jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler ile ÇED Yönetmeliğinde sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar için ÇED kararının aranmayacağı açık olmakla birlikte, söz konusu mevzuat kapsamında verilen muafiyet kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda yargılamanın; ilk olarak arama projesinin Maden Kanunu kapsamında muaf görülen bir faaliyete ilişkin olup olmadığı veya aramanın ÇED Yönetmeliği kapsamında muaf görülen bir yöntemle yapılıp yapılmadığı hakkında olması gerekmektedir. İkinci olarak yargılamanın; mevzuat kapsamında ÇED kararı aranmayacak bir proje olduğunun anlaşılması durumunda dahi, (özellikle çevresel etkilere yönelik iddialarla davaların açıldığı dikkate alındığında) çevreye olumsuz bir etkisinin olup olmayacağı, dolayısıyla varsa bu etkilere karşı ne tür önlemlerin alınmasının gerekeceği yönleriyle yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, proje kapsamında kullanılacak sondaj yönteminin niteliği itibarıyla karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri kapsamında olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, bilirkişi raporunun "teknik değerlendirme" başlıklı kısmı, genel ifadelerden oluşan bir değerlendirme olduğu, çevresel etkilerin ise toz ve gürültü olmak üzere çok yüzeysel değerlendirildiği anlaşılmış olup, davacıların projenin havaya, su kaynaklarına, tarım alanlarına, ormanlık alanlara, biyoçeşitliliğe muhtemel olumsuz etkilerinin olacağı yönündeki iddiaları dikkate alındığında, projenin ÇED Yönetmeliğinden muaf bir yöntemle gerçekleştirileceği düşüncesiyle ilk aşamada PTD hazırlanmasının beklenilmemesi gerekiği ileri sürülmekte ise de, sondaj ile yapılan karot, kırıntı veya numune alma işleminin yapılan sondajın etki alanı ve derinliğine bağlı olarak "sathi hazırlık" niteliği taşıyıp taşımadığının, biyolojik çeşitlilik üzerinde ya da doğada muhtemel olumsuz etkisinin bulunup bulunmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Bu itibarla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, yukarıda belirtilen nitelikleri taşımadığı gibi, davacıların iddialarını açıklığa kavuşturmadığı dikkate alındığında, başta çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog olmak üzere oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi amacıyla Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.