Arızalı dizüstü bilgisayarın iadesi, ödenen bedelin faiziyle tahsili ve sözleşmeden dönme davasında mahkemenin görev yetkisi sorgulanıyor.
Özet: Davacı, mesleki kullanımı için satın aldığı dizüstü bilgisayarın ağır donanımsal arızalar nedeniyle ayıplı olduğunu ve sözleşmeden dönme iradesini açıkça belirtmesine rağmen, davalıların rızası dışında anakart değişimi yaparak onarım yoluna gitmesi üzerine, 93.999,00 TL tutarındaki ürün bedelinin ticari faiziyle iadesi ve sözleşmeden dönme iradesinin tespiti talebiyle dava açmıştır; yargılama sürecinde mahkeme, davanın ticari niteliği ve kendi görev alanının tespiti üzerine odaklanmaktadır.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO:████████ EsasKARAR NO:████████DAVA:Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ:█████/2026KARAR TARİHİ:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkilin, mesleki faaliyetlerinde kullanmak amacıyla davalı şirketten 15.03.2026 tarihinde ... fatura numarası ile "..." marka ve modelli dizüstü bilgisayarı satın aldığını, Söz konusu alışverişin toplam fatura bedeli 93.999,00 TL' Cihazın seri numarası ... ürün kodu ise ...' olduğunu, cihazın kullanıma başladığından beri ağır donanımsal arızalar saptandığını, cihazın doğrudan kendini kapatarak yeniden başlatma moduna aldığını, hataları süreklilik arz edecek şekilde tespit edilmiş olup bu durum ekran kartının donanımsal olarak çöktüğünü, cihazı ayıplı mal olarak kıldığını, Bu kapsamda müvekkilin 26.04.2026 tarihinde iade işlemleri için ... ...'ın ... şubesine teslim ettiğini, Aynı gün hem satıcı ... ...'a hem de üretici/ithalatçı ...'ya ihbar gönderilerek sözleşmeden dönüldüğü resmi olarak tebliğ ettiğini, müvekkilin arıza beyanı kapsamında açıkça ürünü iadesini talep ederiz ibaresinin yer aldığını, formdaki müşteri talebi bölümünde de yine açık şekilde iade yazdığını, sözleşmeden dönme iradesinin karşı tarafa tebliğ edilmiş olmasına ve müvekkilin rızası bulunmamasına rağmen, davalı taraf müvekkile hiçbir bilgi vermeksizin "Anakart değiştirilerek arıza giderildi" şeklinde tesis ettiğini, Alıcının kullandığı bedel iadesi seçimlik hakkının, servis veya satıcı tarafından tek taraflı olarak onarım dayatmasıyla değiştirilmesi hukuken yok hükmün olduğunu, müvekkilin iradesi dışında gerçekleştirilen anakart değişimi ve onarım işlemini reddetmiş cihazın ikinci el/işlem görmüş statüye düşürülmesini kabul etmeyerek 22.05.2026 tarihinde her iki davalıya son ihtarnameyi gönderdiğini, müvekkil tarafından 23.05.2026 tarihinde, ... e-Arşiv fatura numarası ile davalı ... ...'a "İade Faturası" kesildiğini, arabuluculuk kapsamında çözümü amacıyla █████/2026 tarihinde başlatılan süreçte davalı ... toplantıya katılmadığını ve tarafların anlaşamadığını, davanın kabulünü, sözleşmeden dönme iradesinin tespitini, ödenmiş olan 93.999,00 TL tutarındaki ürün bedelinin temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.Dava ayıplı olduğu iddia edilen malın satış sözleşmesinden dönme iradesinin tespiti istemine ilişkindir.6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, ... satışına ilişkin sözleşmeden dönme hakkının kullanımına ilişkin davanın niteliği gereği ticari bir dava olmadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davacının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, avukat olduğu anlaşılan davacının işleminin serbest meslek faaliyeti kapsamında olduğu, davacının tacir niteliği bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır