Nitelikli ofis hizmetleri üyelik sözleşmesinden doğan, davalının edimini yerine getirmemesi sonucu 250.000 USD ödemenin iadesi ve icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Taraflar arasında akdedilen nitelikli ofis hizmetleri üyelik sözleşmesi kapsamında davacının davalıya yaptığı 250.000 USD ödemeye rağmen, davalının taahhüt ettiği güçlendirme çalışmalarını yapıp ofis alanını teslim etmemesi üzerine sözleşmenin feshedilerek ödenen tutarın iadesi konusunda anlaşıldığı ancak bakiye 156.250 USDnin iade edilmediği iddiasıyla, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı talep edilmiş; davalı ise sözleşmenin konusunun imkansızlığı, hile nedeniyle geçersizliği, dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olması ve ilgili icra hukuk mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 20.07.2023 tarihinde nitelikli ofis hizmetleri üyelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirkete toplamda 250.000,00USD ödeme yapıldığını, davalı şirket sözleşme ile taahhüt ettiği güçledirme çalışmalarını yapamamış ve ...'i davacı şirkete hiç teslim edememiş edimine aykırı davrandığını, davalı şirketin edimini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasında sözleşmenin feshedilmesi ve davacı şirketçe ödenen 250.000,00USD'nin iade edilmesi hususunda mail yoluyla anlaşıldığını bir kısım tutarın da iade edildiğini, ancak davalı tarafça bakiye 156.250,00USD'nin iade edilmediğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 3 taksit karşılığı 93.750,00USD için icra takibi açıldığını, davalının .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin aynen devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama gideri ve vekalet cüretinin davalıya tahmiline, davalı üzerine kayıtlı taşınır mallarına, taşınmaz mallarına ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına 3. Kişilere devrinin önlenmesini teminen ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen “nitelikli ofis işletim hizmetleri üyelik sözleşmesi” sözleşmenin konusunun imkansız olması nedeni ile davaya konu fesih sözleşmesi de hile nedenine dayalı olarak da geçersiz olduklarını, dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında, takibe dayanak sözleşmenin döviz üzerinden ödenmesi ve talep edilmesi mümkün olmadığını, .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile huzurdaki itirazın iptali davasına konu olan .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. Sayılı takibinin iptali talep edilmiş olup söz konusu icra takibinin iptal edilmesi halinde mahkeme huzurunda görülmekte olan itirazın iptali davası konusuz kalacağından .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacının hukuki dayanak ve ispattan yoksun davasının reddine, davanın reddi talebinin kabul edilmemesi halinde ise alacağın 20.07.2023 tarihli kurdan Türk Lirası’na çevrilmek sureti ile uyarlanmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin birleşen davada dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 20.07.2023 tarihinde “Nitelikli Ofis İşletim Hizmetleri Üyelik Sözleşmesi imzalanmış olup bu Sözleşme 01.08.2023’te yürürlüğe girdiğini, Sözleşmenin konusu, 3. Maddede açıklanmış olup “Niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş ...’in ÜYE tarafından kullanılması ve ... ... tarafından nitelikli ofis işletim hizmetlerinin belirlenmesidir.” şeklinde tanımlandığını, maddede bahsi geçen ... ise aynı Sözleşme’nin 2. Maddesinde “ÜYE’nin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda, ... ... tarafından ÜYE’ye özgülenmiş mobilya ve sair demirbaşlardan oluşan çalışma alanını ifade eder” şeklinde tanımlandığını, Sözleşme’nin 5.1, 5.3. ve 10. Maddelerinde müvekkili şirkete birtakım ödeme yükümlülüklerinin getirildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete Sözleşme’nin 5.1. maddesine göre 75.000,00-USD avans üyelik bedeli, Sözleşme’nin 5.3. maddesine göre 75.000,00-USD destek ödemesi, Sözleşme’nin 10. Maddesi uyarınca da 100.000,00-USD nakit teminat ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, bu maddeler uyarınca müvekkil şirket tarafından davalı şirkete 31.07.2023 tarihinde;-100.000,00-USD-75.000,00-USD’nin 31.07.2023 tarihindeki TL karşılığı 2.019.810,00 TL,-75.000,00-USD’nin 31.07.2023 tarihindeki TL karşılığı 2.019.810,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00-USD ödeme yapıldığını, sözleşmeye konu yer güçlendirme yapılması gereken bir yer olup güçlendirme çalışmalarında gerekli izinlerin alınması ve inşaat maliyetleri davalı şirkete yükletilmiş, ayrıca güçlendirme ve dekorasyonun bitiş tarihi ve Sözleşme konusu ...’in müvekkili şirkete teslim tarihi 30.09.2023 olarak belirlenmiştir. Sözleşme’nin 5.3. maddesinin ilgili kısmının;“Binanın yapı sağlamlığı raporu sonucunda binaya güçlendirme çalışmaları ve dekorasyon çalışmaları eş zamanlı yapılacaktır. Güçlendirme ve Dekorasyon için alınacak tüm izinler ... ... sorumluluğunda olup güçlendirme inşaat maliyeti ... .../Mal Sahibi tarafından, Dekorasyon maliyeti Üye tarafından karşılanacaktır. Dekorasyon için Belediye’den alınacak tadilat ve onarım izni ... ...’un sorumluluğundadır.” şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin, Sözleşme’de öngörülen edimlerini yerine getirmiş ve ödemelerini yaptığını, ancak davalı şirketin, Sözleşme ile taahhüt ettiği güçlendirme çalışmalarını yapamadığını ve ...’i müvekkili şirkete hiç teslim edemediğini, edimine aykırı davrandığını, davalı şirketin edimini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasında sözleşmenin feshedilmesi ve müvekkili şirketçe ödenen 250.000,00-USD’nin iade edilmesi hususunda mail yoluyla anlaşılmış olup davalı tarafça bir kısım tutarın iade edildiğini, Davalı şirket çalışanı Mali İşler Müdürü ... tarafından iletilen 09.06.2024 tarihli protokol taslağı imzalanmamakla beraber davalı şirketin, işbu taslağa kısmen uygun şekilde müvekkili şirkete 3 ay boyunca düzenli ödeme yaparak kısmen iadede bulunduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete yapılan ödemelerin-14.06.2024 tarihinde 1.009.043,75-TL, -12.07.2024 tarihinde 514.164,07-TL, -17.07.2024 tarihinde 533.806,00-TL ve -13.08.2024 tarihinde 2 parça halinde olmak üzere toplamda 1.031.132,55-TL olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan ödemeler incelendiğinde, ödeme tarihlerindeki USD kurları dikkate alındığında davalı şirketin 3 ay boyunca müvekkil şirkete her ay 31.250,00-USD gönderdiği, bu suretle davalı şirket tarafından müvekkili şirkete toplam 93.750,00-USD iade yapıldığının görüldüğünü, ancak davalı şirketin, bakiye borcu olan 156.250,00-USD’yi iade etmediğini, müvekkili şirketin, borcun 93.750,00 USD tutarlı kısmı için .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... e. sayılı dosyasından icra takibi açtığını, borca itiraz edilmesi üzerine İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ e. sayılı itirazın iptali davası açıldığını, eldeki davanın ise bakiye 62.500,00-USD borç için yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olup işbu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ e. sayılı dosyası ile birleştirilmesinin gerektiğini beyanla; öncelikle işbu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E. Sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, neticeten davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. Sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin aynen devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen "nitelikli ofis işletim hizmetleri üyelik sözleşmesi" sözleşmenin konusunun imkansız olması nedeni ile geçersiz olduğunu, davaya konu fesih sözleşmesi hile nedenine dayalı olarak da geçersiz olduğunu, dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında, takibe dayanak sözleşmenin döviz üzerinden ödenmesi ve talep edilmesi mümkün olmadığını, davacının hukuki dayanak ve ispattan yoksun davasının reddini, davanın reddi talebi kabul edilmemesi halinde ise alacağın 20.07.2023 tarihli kurdan Türk Lirasına çevrilmek sureti ile uyarlanmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2024/... esas sayılı takip dosyasında sözleşme feshinden kaynaklanan 93.750,00-USD asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin 26.11.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 29.11.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Birleşen davada icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı takip dosyasında 01.08.2023 yürürlük tarihli sözleşme feshinden kaynaklanan 62.500,00-USD asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde █████/2025 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali, konu uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinin █████/2026 tarihli 33 sayfadan ibaret raporunda özetle; taraflar arasında 27.03.2023 tarihli “Nitelikli Ofis İşletim Hizmetleri Üyelik Sözleşmesi” konulu bir sözleşme yapıldığı, davacının sözleşmeye göre 250.000,- USD ödeme yaptığı, davaya konu taşınmazda güçlendirme için izin alınamayacak olması nedeni ile sözleşmenin feshi yoluna gidildiği, davalı muhasebe Müdürünün, davacıya gönderdiği elektronik posta mesajında bu durumun dile getirildiği, bu taslak protokol çerçevesinde davalı tarafından davacıya 3 x 31.250,- USD * 93.750,- USD iade edildiği, davacının bakiye 156.250- USD alacağı bulunduğu, Davacının;
* Asıl dosya kapsamında 93.750,- USD (93.750,00 USD X 36,27 TL/USD - 3.400.312,50-TL,
* Birleşen dosya kapsamında da 62.500, USD (62.500,00 USD X 38,1321 TL/USD -2.383.256,25 TL) talep ettiği, takdirin Mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir.
Asıl ve birleşen davanın; sözleşme nedeniyle oluşan alacak nedeniyle başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki 20.07.2023 tarihli üyelik sözleşmesi kapsamında davacının davalıya ödediği bedelin iade edilmeyen kısmı için başlatılan iki icra takibine yapılan itirazların iptali, takiplerin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İki dava aynı sözleşmeden ve aynı olay zincirinden doğmuş, birleştirilerek tek dosya üzerinden görülmüştür.
Uyuşmazlığın odağında, davalının davacıdan tahsil ettiği 250.000,00 USD'den iade etmediği 156.250,00 USD'yi geri vermekle yükümlü olup olmadığı bulunmaktadır.
Tarafların 20.07.2023 tarihli sözleşmeyi imzaladığı, davacının bu sözleşme uyarınca 31.07.2023 tarihinde 75.000,00 USD avans üyelik bedeli, 75.000,00 USD destek bedeli ve 100.000,00 USD teminat olmak üzere toplam 250.000,00 USD ödediği, davalının sözleşmede üstlendiği güçlendirme ve teslim edimini yerine getiremediği, tarafların sözleşmeyi sona erdirme ve bedeli iade etme konusunda 2024 yılında yazıştığı, davalının 14.06.2024 ile 13.08.2024 arasında üç ayda toplam 93.750,00 USD iade ettiği ve geriye 156.250,00 USD bakiyenin ödenmediği hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Bilirkişi heyetinin ticari defterler üzerinde yaptığı inceleme de bu ödeme ve iade tutarlarını doğrulamış, defter kayıtları arasında bir uyumsuzluk saptanmamıştır. Davalı da davacının bildirdiği ödeme ve iade tutarlarına itiraz etmemiştir.
Çekişme; sözleşmenin konusunun imkânsızlığı nedeniyle geçersiz olup olmadığı, iade borcunun hangi sebebe dayandığı, sözleşmeyi sona erdiren fesih protokolünün hile nedeniyle geçersiz sayılıp sayılmayacağı, davacı ile dava dışı kiraya verenler arasında danışıklı bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve alacağın döviz cinsinden istenip istenemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Bu hususlarda dosyaya 20.07.2023 tarihli sözleşme, ödeme ve iade dekontları, tarafların sona erdirme yazışmaları ile imzasız taslak protokol, .... Noterliği'nin 21.10.2024 tarihli ihtarnamesi, arabuluculuk son tutanağı, iki icra dosyası ve itiraz dilekçeleri, tarafların ticari defterleri, ... İmar Müdürlüğü'nün 30.10.2025 tarihli cevap yazısı ve üç kişilik bilirkişi heyetinin 07.04.2026 tarihli raporu sunulmuştur.
Tarafların tartışmayı üzerine yönelttiği soru, davanın dayanağı olan fesih protokolünün geçerli olup olmadığıdır. Oysa buradaki asıl mesele bu değildir; daha temelde, davalının karşılığında hiçbir edim ifa etmediği bir bedeli haklı bir sebep olmaksızın elinde tutup tutamayacağıdır.
Davalı savunmasını, sözleşmenin konusunun imkânsız olması nedeniyle geçersiz olduğu, geçersiz bir sözleşmenin ise feshe konu edilemeyeceği, dolayısıyla davanın dayanaktan yoksun kaldığı temeline oturtmaktadır. Bu savunma, hukuken birbirine yakın duran ancak ayrı düzlemlerde işleyen iki kavramı birbirine karıştırmaktadır. Bir sözleşmenin geçersizliği ile o sözleşmeyle borç altına girmiş tarafın aldığını elinde tutabilmesi farklı şeylerdir. Geçersizlik, borçtan kurtuluşun değil, bizzat iade borcunun sebebidir. Geçerli bir sözleşmenin tarafların iradesiyle sona erdirilmesi hâlinde, karşılıksız kalan edimin iadesi gerektiği gibi; sözleşmenin baştan geçersiz sayılması hâlinde de yapılan kazandırmaların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekir. Sonuç HER İKİ İHTİMALDE DE aynıdır.
Davalı, imkânsızlıkta kendi kusurunun bulunmadığını da vurgulamaktadır. Bu olgu, kabul edilse dahi sonucu değiştirmez; çünkü kusur, sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade borcunun bir unsuru değildir. Sebepsiz zenginleşmede iade, kazandırmanın geçerli bir sebebe dayanmamasından doğar ve zenginleşenin kusuru aranmaz. Konusu baştan imkânsız bir sözleşmenin kesin hükümsüz olması hâlinde dahi, butlanın sonucu yine verilenlerin iadesidir. Davalının kusursuzluğu, olsa olsa onu doğabilecek bir tazminat sorumluluğundan koruyabilir; aldığı bedeli geri vermekten korumaz. Kusursuzluk tazminattan kurtarır, iadeden kurtarmaz.
Davalı, geçersiz sözleşmenin feshe konu edilemeyeceğini ileri sürmekte ise de, bu itiraz kural düzeyinde doğru olmakla birlikte somut olayda davacının alacağını ortadan kaldıracak bir sonuç doğurmaz; çünkü davalı, aynı savunmanın içinde, geçersiz sözleşme dolayısıyla tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek zorunda olduğunu bizzat kabul etmektedir. Davalının kendi savunmasıyla teyit ettiği bir borçtan, o borcun hukuki adını değiştirerek kurtulması düşünülemez. Borcun kaynağı fesih protokolü değil, karşılığı verilmeyen kazandırmadır.
İade borcunun varlığı yalnızca bu hukuki nitelendirmeden değil, davalının kendi davranışından da çıkmaktadır; nitekim davalının, tarafların sona erdirme yazışmaları sonrasında ve imzalanmamış da olsa taslak protokolde öngörülen biçime uygun olarak üç ay boyunca düzenli biçimde aylık 31.250,00 USD ödeyerek davacıya toplam 93.750,00 USD iade etmiş olması, bu ödemeleri bir süre sonra durdurmuş olmasının doğmuş bakiye borcu sona erdirmeye elverişli bulunmaması ve bilirkişi incelemesinin de tarafların ticari defterleri üzerinden aynı tutarları doğrulamış olması birlikte değerlendirildiğinde, davalının bakiye 156.250,00 USD'yi iade etmekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün sözleşmenin geçerli sayılıp sayılmamasından bağımsız biçimde doğduğu ve davalının kısmî ödemeleriyle de fiilen tanındığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı, fesih protokolünün hile nedeniyle geçersiz olduğunu, kendisini fesih iradesine sürükleyen sürecin davacı ile dava dışı kiraya verenlerin el birliğiyle ve kendisinden gizlenerek yürütüldüğünü ileri sürmektedir. Bu savunma değerlendirilirken, kimin kim tarafından aldatıldığının ayrı tutulması gerekir. Bir tarafın sözleşmenin karşı tarafınca aldatılması ile üçüncü bir kişi tarafından aldatılması, hukuken aynı sonuca bağlanmaz. Davalının anlatımında aldatan taraf, davaya konu sözleşmenin tarafı olmayan kiraya verenlerdir; davacının bu sürece kasıtlı olarak katıldığı ise yalnızca varsayımla ileri sürülmüştür. TBK m. 36/2 uyarınca, üçüncü kişinin hilesi, ancak sözleşmenin karşı tarafının bunu bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde sözleşmeyi geçersiz kılar.
Davacının böyle bir bilgisi ya da kiraya verenlerle ortak hareketi ise ispatlanamamıştır. Hileyi ileri süren, onu ispatla yükümlüdür. Davalı, bu hususta iki tanık dinletmek istediğini bildirmiş, ancak kendisine verilen süreye karşın usulüne uygun tanık listesi sunmamış, danışıklılığı ortaya koyacak somut bir delil de getirmemiştir. Davalının dayandığı, kira sözleşmesinin feshi (15.05.2024) ile üyelik sözleşmesinin feshine ilişkin protokol (14.06.2024) tarihleri arasındaki yakınlık ve davacının taşınmazda faaliyetini sürdürdüğüne dair internet görüntüsü, davacı ile dava dışı kişiler arasında davalıyı aldatmaya yönelik bir el birliğini her türlü kuşkudan uzak biçimde ortaya koymaya yetmez. Bu yönüyle hile, SABİT OLMAMIŞTIR.
Hile savunması esas yönünden de yerinde değildir. Taraflar arasındaki ilişkide davalı, taşınmazı dava dışı maliklerden kiralayıp davacıya tahsis etmeyi üstlenen aracı konumundadır; sözleşmenin 5.3. maddesi uyarınca güçlendirme ve dekorasyon için gerekli tüm izinleri alma yükümlülüğü de davalıya aittir. İmara aykırı ve teslime elverişsiz bir taşınmazı, aykırılıkların giderilmesi koşuluyla kiralayıp davacıya tahsis etmeyi taahhüt eden, sonra bu aykırılıkları gideremeyen davalının içine düştüğü durum, kendi üstlendiği edimin sonucudur. Davacının, kendisine teslim edilemeyen ve mevzuata aykırılığı ... İmar Müdürlüğü'nün 30.10.2025 tarihli yazısıyla da doğrulanan bir yerin bu hâliyle ifasını kabul etmemesi, hakkın kullanılmasından ibaret meşru bir tutumdur ve davalı bakımından hile olarak nitelendirilemez.
Davalının, güçlendirme yükümlülüğünün dava dışı malikle arasındaki kira sözleşmesinin 8.5. maddesi uyarınca kiraya verene ait olduğu yönündeki dayanağı da davacıya karşı bir savunma oluşturmaz. Davalı ile malik arasındaki kira sözleşmesi yalnızca o sözleşmenin tarafları arasında hüküm doğurur ve sözleşmenin tarafı olmayan davacıya karşı ileri sürülemez. Kaldı ki kira sözleşmesinin 8.5. maddesi güçlendirme masrafının kime ait olacağını düzenlerken, davacıya karşı doğan borç masrafın finansmanı değil, iznin alınması ve yerin teslimi edimidir; bu edimi taraflar arasındaki sözleşmenin 5.3. maddesi açıkça ve kayıtsız biçimde davalıya yüklemiştir. Masrafın iç ilişkide kime ait olduğu ile edimin dış ilişkide kime karşı borçlanıldığı farklı düzlemlerdir. Davalı, edimini ifa için araya koyduğu malikin davranışından da davacıya karşı kendisi sorumlu olup, iç ilişkideki rücu hakkı bu davanın dışındadır. Üstelik taşınmazı kiralayıp tahsis etmeyi ticari faaliyet edinen davalının, tahsis taahhüdünde bulunmadan önce taşınmazın ruhsat ve imar durumunu araştırması basiretli bir tacirden beklenir; çatı katının kaçak olduğunu sonradan öğrenmiş olması, kendi özen yükümlülüğünün sonucu olup davacıya yüklenemez.
Davalının, aldatmayı Ağustos 2024'te öğrendiğini ve TBK m. 39'daki bir yıllık süre dolmadığından fesih protokolüyle bağlı olmadığını ileri sürmesi de sonuca etkili değildir. Bu süre, ancak ortada gerçekleşmiş bir aldatma varsa işler; hile sabit görülmediğinden iptal edilebilecek bir işlem bulunmamakta, sürenin dolup dolmadığı tartışması konusuz kalmaktadır. Aldatma var sayılsa bile sonuç değişmez; zira TBK m. 39 uyarınca aldatılan taraf, süresi içinde bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Davalı ise, aldatmayı öğrendiğini söylediği dönemde bağlı olmadığını bildirmek yerine, taslak protokole uygun olarak üç ay düzenli ödeme yapıp 93.750,00 USD iade etmiştir. Bu davranış, hile farz edilse dahi işlemin örtülü biçimde onanması anlamına gelir. Böylece davalının kısmî ödemeleri çifte işlev görmekte; hem bakiye borcun ikrarını, hem de hile varsayımında protokolün onanmasını ortaya koymaktadır.
Davalı, dava dışı kiraya verenler aleyhine .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasıyla açtığı hile nedeniyle tazminat davasının sonucunun beklenmesini talep etmiştir. Bir davanın başka bir davaya bekletici mesele yapılabilmesi, o davanın sonucunun görülmekte olan davanın çözümüne etkili olmasına bağlıdır. Anılan dava, davalı ile dava dışı kiraya verenler arasında görülmekte olup huzurdaki davanın davacısı o davanın tarafı değildir; bu nedenle sonucu işbu dava bakımından bağlayıcı olmaz. Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere davalının iade borcu her hâlde doğduğundan, anılan davanın sonucu ne olursa olsun buradaki çözümü değiştirmeyecektir. Bu nedenle bekletici mesele talebi reddedilmiştir.
Davalı, yerleşikler arasında dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında alacağın döviz üzerinden talep edilemeyeceğini, edilecekse sözleşmenin imza tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerektiğini savunmaktadır. Burada da iki ayrı düzlem birbirine karışmaktadır: döviz cinsinden borçlanma yasağı ile fiilen döviz olarak yapılmış bir ödemenin iadesi aynı şey değildir. Sözleşmede bedel döviz cinsinden kararlaştırılmış, davacı ödemeyi fiilen döviz olarak yapmış ve dava da bu döviz ödemelerinin iadesine ilişkindir. Üstelik davalı, bedeli döviz olarak tahsil etmiş ve sözleşmenin sona erdirilmesi aşamasında yaptığı kısmî iadeleri de güncel döviz kuru üzerinden gerçekleştirmiştir. Bedelini dövizle tahsil eden tarafın, sıra iadeye geldiğinde döviz yasağına sığınması, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı karşısında korunamaz. Bu nedenle alacağın imza tarihi kuruyla uyarlanması yönündeki talebe itibar edilmemiştir. Bununla birlikte, itirazın iptali davasının takibe konu tutarla bağlı yapısı gereği, hüküm aşağıda gösterilen ve takiplere konu edilen Türk Lirası tutarlar üzerinden kurulmuştur.
Bilirkişi heyetinin 07.04.2026 tarihli raporundaki teknik ve mali tespitler, tarafların ticari defterleriyle ve ... İmar Müdürlüğü'nün yazısıyla örtüşmesi nedeniyle benimsenmiştir. Buna karşılık hâkim, bilirkişinin teknik bulgusuyla bağlı olmakla birlikte bundan çıkarılacak hukuki sonucu kendisi kurar. Heyetin, alacağın yabancı para cinsinden istenebileceği yönündeki değerlendirmesi bir hukuki kanaat niteliğinde olup, itirazın iptali davasının takibe konu Türk Lirası tutarla bağlı yapısı karşısında bu yönüyle benimsenmemiş; itirazın iptaline Türk Lirası tutarlar üzerinden karar verilmiştir. Davalının raporun eksik incelemeye dayalı olduğu ve yeni bir heyetten rapor alınması gerektiği yönündeki itirazı ise yerinde görülmemiştir; rapor, ödeme ve iade tutarlarını defterler üzerinden teyit etmiş ve dosya kapsamına uygun bulunmuş olup, uyuşmazlığın çözümü için yeni bir incelemeyi gerektiren çözümsüz bir teknik belirsizlik kalmamıştır.
Davaya konu alacak, taraflar arasında çekişmesiz olan ve ticari defter kayıtlarıyla da doğrulanan ödeme ve iade tutarlarına dayanmaktadır. Hesabı belge ve kayıtla belirlenebilir olan bu alacak likittir. Likit bir alacağa yönelik takibe haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine, İİK m. 67 uyarınca asıl alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Davalının dilekçelerinde saklı tuttuğunu bildirdiği menfi ve müspet zarar ile yoksun kalınan kâra ilişkin talepler, bu davada karşı dava biçiminde ileri sürülmediğinden inceleme konusu yapılmamıştır.
Taraflar arasında 20.07.2023 tarihli sözleşmenin imzalandığı, davacının bu sözleşme uyarınca davalıya 250.000,00 USD ödediği, davalının üstlendiği edimi taşınmazın imara aykırılığı nedeniyle yerine getiremediği, tarafların sözleşmeyi fiilen sona erdirdiği, davalının 93.750,00 USD iade edip bakiye 156.250,00 USD'yi ödemediği sabit görülmüştür. Davalının iade borcunun sözleşmenin geçerli ya da geçersiz sayılmasından bağımsız olarak her hâlde doğduğu ve davalının kısmî ödemeleriyle de tanındığı, fesih protokolünün hile nedeniyle geçersizliğine ilişkin savunmanın hem usulünce ispatlanamadığı hem de davalının aracı konumu karşısında esastan yerinde olmadığı, davacı ile dava dışı kiraya verenler arasında danışıklı bir anlaşma bulunduğunun kanıtlanamadığı, dava dışı kişiler aleyhine açılan davanın bekletici mesele yapılması koşullarının oluşmadığı ve bedelini dövizle tahsil eden davalının döviz yasağı savunmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı birlikte değerlendirildiğinde, asıl ve birleşen davanın kabulü ile her iki takibe yapılan itirazın iptaline ve likit alacağa haksız itiraz eden davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-ANA DAVA:
-Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takibine yaptığı İTİRAZLARIN İPTALİNE,
-3.226.209,37 TL'nin %20 oranında olan 645.241,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine
2-BİRLEŞEN DAVA:
-Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takibine yaptığı İTİRAZLARIN İPTALİNE,
-2.269.375 TL'nin %20 oranında olan 453.875 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine
3-Asıl dava yönünden;
a)Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 220.382,36-TL ilam harcından peşin alınan 41.937,79-TL'nin mahsubu ile bakiye 178.444,57-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 41.937,79-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 42.553,19-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 461.407,22-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan 60.742,50-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
e)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Birleşen dava yönünden;
a)Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 155.021,00-TL ilam harcından peşin alınan 29.351,31-TL'nin mahsubu ile bakiye 125.669,69-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 29.351,31-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 29.966,71-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 335.712,50 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan 30,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
e)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oybirliği ile verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!