İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, ticari kredi sözleşmelerinden kaynaklı haksız banka ücretlerinin iadesi talebiyle açılan alacak davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, davalı bankanın hesabından rızası dışında, sözleşmeye aykırı ve yüksek oranlarda çeşitli adlar altında haksız ücretler kestiği iddiasıyla alacak davası açmış, banka ise kesintilerin davacının onayıyla ve yasal sınırlar içinde yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, tarafların tacir olması, basiretli davranma yükümlülüğü ve banka ücretlerinin piyasa şartlarına göre makul bulunması gerekçeleriyle davacının davasını reddetmiş, davacı taraf ise bu karara karşı fazla işlem ücreti ve sözleşmenin standart yapısı gibi nedenlerle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ███████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2021DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı bankanın ... Kozyatağı Şubesinde, TR... iban numaralı hesabının mevcut olduğunu, davacının hesabından rızası olmaksızın davalı bankacı sözleşmeye aykırı, yüksek oranlarda çeşitli adlar altında haksız ücretler kesildiğini, bankaca alınan bu ücretlerin haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilden bu ücretlerin alınması hususunın sözleşmede açıkça yazılı olmadığını ve bu ücretlerdeki fahiş artışların müvekkille istişare edilmediğini, bu hususların sözleşmede yazılı olsa dahi hukuka aykırı olduğunu ve iadesinin gerektiğini, taraflar arasında ticari kredi sözleşmesinin olduğunu, sözleşme suretinin müvekkile verilmediğini hızlı hızlı her sayfanın imzalatıldığını, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşmeler olarak kabul gördüğünü, bu sözleşmede, davacı yan aleyhine konulan ve bilirkişi raporu ile tespit edilen Muhtelif masraflar, erken kapama komisyonu ücreti, ipotek fek ücreti yazılmamış sayılmasının gerektiğini, banka ile müvekkil arasında imzalanan sözleşmenin standart sözleşme olduğunu, içeriğine müvekkil tarafından etki edilemediğinden ve içeriği müvekkil ile istişare edilmediğinden, müvekkilin aleyhine olan hususların geçersiz olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkla ile alakalı olarak her ne kadar Arabuluculuk kurumuna müracaat etmiş ise de olumlu netice alınamadığını belirterek davanın kabulüne, müvekkilinin hesabından alınmış olan son on yılın şimdilik 5.000,00 TL ‘nin (müvekkilden alındığı tarihlerden başlatılmak üzere işletilecek avans faiziyle birlikte ) iadesine karar verilmesine, yapılacak giderlerin ve ücreti vekaletin davalı bankaya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil bankanın işlemleri sonucu zarara uğradığını iddia ettiğini, davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını ancak belirsiz alacak davası açılabilmesi için alacağın bölünebilir tartışmalı, belirsiz olması gerektiğini, müvekkil banka tarafından davacının kredisine ilişkin yapılan masrafların ve komisyon bedellerinin kesildiği tarihten itibaren davacı tarafın haberi ve onayının bulunduğunu, Davacı tarafın 2010 tarihinden itibaren müvekkil banka ile Genel Kredi Sözleşmeleri imzaladığını, davacının ileri sürmüş olduğu hiçbir iddianın gerçeği yansıtmadığı gibi hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, davacı şirket tarafından da mutabık olunan oranların, daha sonrasında inkar edilerek müvekkil bankanın haksız kazanç elde etmesi iddiasının ileri sürülmesi davacı tarafın kötü niyet ile hareket ettiğini ortaya koyduğunu, bankaların müşterilerinden talep ettikleri ücretleri, komisyonları tamamen kendilerine tanınan yasal imkanlar dahilinde belirlendiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine, yargılama ücreti ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2021 tarih ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;Davanın davalı banka ile davacı arasındaki anlaşma kapsamının üzerinde banka tarafından işlem ücreti ve benzeri adlar altında haksız tahsilatlar yapıldığından bahisle açılan alacak davası olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunarak hükme esas alındığını, davalı banka tarafından tahsil edilen ücretlerin piyasa şartlarına göre çok daha makul rakamlar olduğunun tespit edildiği, diğer yandan tarafların tacir sıfatını haiz olmaları nedeni ile basiretli davranma yükümlülüğü kapsamında davacı tarafça iadesi istenen ücretler tarafların akdettikleri sözleşme kapsamında kabul edilmiş sayılması gerektiğinden davacının bu bedellerin iadesini talep edemeyeceği ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesine davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalının ... Kozyatığı şubesi nezdinde hesabının bulunduğu, bu hesabından 2012-2020 tarihleri arasında davalı banka şubesi arasında ticari hizmet sözleşmesi ile 2 adet genel kredi sözleşmesi gereği davalı tarafından fazla işlem ücretinin davacının hesabından rızası olmaksızın davalı bankacı sözleşmeye aykırı, yüksek oranlarda çeşitli adlar altında haksız ücretler kesildiğini, artı kredi faiz,vergi,hesap özeti ücreti,ekspertiz ücreti,limit tahsis ücreti, havale kom,havale bsmv,dosya masrafı vs. çekilen kredinin içinden/hesaptan otomatik olarak alındığını, kredi sözleşmesinde açıkça belirtilmeden ve müvekkil ile müzakere edilmeden fahiş olan bu miktarın davalıdan alınması hukuka ve usule aykırı olduğunu, sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, sözleşmede bu ücretlerin alınacağına dair açık bir hüküm bulunmadığını, dosyaya sunulan hesap hareketleri ile davalı bankanın bilirkişiye açtığı kayıtlar arasında farklılıklar olduğunu, iş bu rapor hatalı ve eksik incelemeye dayandığını, denetlenebilir ve hüküm kurulabilir nitelikte olmadığını, rapordaki aleyhe kısımlara itiraz ettiklerini, lehine olan hususlara bir itirazının olmadığını, huzurdaki davasının yargılama usul hükümlerini içeren HMK'da bilirkişilerin görevlendirilmesine ve görev alanına ilişkin açık düzenlemeler bulunduğunu, HMK madde 266 ve 273 maddelerine ve Mahkemece oluşturulan ara karara göre maktu sözleşmelerin imzalatılması hususunda takdiri mahkemeye bırakması gerektiğini, bilirkişinin yetki alanı dışına çıkarak hukuki değerlendirmede bulunduğunu, bilirkişinin yerinde inceleme yapmak suretiyle rapor hazırlaması gerekirken davalı bankanın sunmuş olduğu evraklara göre inceleme yaptığını, bilirkişi kredi tahsis ücretlerini değerlendirdiğini, talepleri arasında hesap işletim ücretleri+kredi faiz+ekpertiz+limit tahsis+havale komisyon+dosya masrafı talepleri arasında olduğunu, bu hususlara hiç değinilmediğini, raporun bu yönüyle eksik olduğunu ve rapora itirazları hususunda ek rapor alınmadığını, özellikle iş avansı kapanma hususunda banka kayıtları karşısında davalının bir ödemesi neticesinde mi yoksa davalı tarafından sunulan gider pusulaları çerçevesinde kapatıldığı husularının açık ve net olmadığını, bu hususlarda ek rapor alınması gerektiğini, eksik inceleme neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu, Mart 2012- Mart 2020 tarihleri arasında T.C.M.B bildirilen masraflar adı altında yapılan incelemede davacının hesabından davalı banka tarafından kesilen, kredi kredi teklif revizyon, kobi tarifeleri adı altında kesilen ücret ve komisyonları, hesap işlem ücreti, kredi kullandırım adı altında tahsil edilen ücret ve komisyonları, hesap özeti ücreti, ipotek ekspertiz ücreti, internet sayfası yenileme ücreti ve kredi kullandırım ücreti komisyonu adı altında kesilen fazla ücret hesaplanması gerektiğini, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, ayrıca Mahkeme kararının gerekçeli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ve limit arttırım sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin davacı hesabından tahsil edilen masrafların haksız ve fahiş olduğu iddiasıyla davalıdan istirdadı talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya kullandırılan kredilere ilişkin son on yılda haksız ve fahiş olarak tahsil edilen artı kredi faiz, vergi, hesap özeti ücreti,ekspertiz ücreti, limit tahsis ücreti, havale komisyonu,havale bsmv, dosya masrafının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davacı vekiline █████/2020 tarihli duruşmada haksız tahsil edildiği iddia olunan bedellere dair belgelerini sunması için süre verilmiş, davacı vekili tarafından haksız ve fahiş tahsil edildiği iddia edilen talep konusu masraflara ilişkin ayrıntılı açıklama ve belgeler sunulmamıştır. Mahkemece davalı bankadan davacı ile aralarında akdedilen tüm kredi sözleşmeleri ile bu sözleşmeler kapsamında tutulan hesap hareketleri ve davacıdan yapılan tahsilatlara ilişkin belgeler celbedilmiş, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle davacının taleplerine ilişkin bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından davalıdan yerinde inceleme tarihine kadar eksik gördüğü belgelerin tamamlanması istenmiş ve eksik belgeler giderildikten sonra davacı vekilinin istinaf sebebinin aksine yerinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmıştır. Banka kayıtları ve banka tarafından gönderilen belgeler üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde davalı bankanın davacıdan █████/2010-█████/2018 tarihleri arasında kullandırılan toplam 10.668.677,00 TL miktarlı kredilere ilişkin kredi tahsis ve değerlendirme ücreti adı altında toplam 62.595,00 TL ücret tahsil ettiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 6.1 maddesi, TTK'nın 20, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 114 maddeleri uyarınca bankanın dava konusu masrafları talep yetkisinin bulunduğu, taraflar arasında genel kredi sözleşmesinin █████/2010 tarihinde akdedildiği, █████//2012, █████/2012 ve █████/2016 tarihlerinde ise limit arttırım sözleşmelerinin akdedildiği, genel kredi sözleşmesinin imza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulmasının mümkün olmadığı, aksinin düşünülmesi halinde dahi davacı tarafından sözleşmenin okunduğu ve karşılıklı müzakere edilerek ve kendisinin bilgilendirilerek imzalandığı ve mutabık olduğunun ve teslim alındığının sözleşmede belirtildiği, davacı şirket tacir olduğundan, kredi kullanmadan önce çeşitli bankalar ile kredi şartlarında görüşme yapma ve kendisine en uygun şartlarda kredi imkanını sunan banka ile kredi sözleşmesi yapma konusunda seçim hakkına sahip olduğu, dolayısıyla kredi sözleşmesini serbest iradesi ile ve sözleşmede öngörülen şartları inceleyerek kabul ettiği, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan davacının davalı banka ile aralarındaki uzun süreli ve yüksek meblağlı ticari ilişki dikkate alındığında kullandığı kredinin hükümlerini bilmediğini iddia etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacıdan tahsil edilen kredi tahsis ve değerlendirme ücretinin davacıya verilen ödeme planında yer aldığının, sözleşme ekinde yer alan masraf ve komisyon tarifesinde belirtildiğinin, tahsil edilen komisyon oranlarının Merkez Bankası 2006/1 sayılı tebliğ kapsamında bankaca ilan edilen komisyon oranlarına uygun olduğu ve emsal bankaların uyguladığı komisyon oranlarının çok altında olduğunun ve bankanın sözleşmeye uygun davrandığının tespit edildiği, basiretli bir tacir olmakla yükümlü olan davacının kendi hesabından tahsil edilen bu ücretlerin 8 yıl boyunca farkında olmamasının mümkün olmadığı ve bu duruma ses çıkarmadığı gözetildiğinde sonrasında bu ücretlerin haksız ve fahiş olduğu iddiasıyla istirdadını talep etmesi hukuken mümkün değildir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen tüm masraflara ilişkin değerlendirme yapılmadığı iddia edilmiş ise de, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişinin kredi tahsis ve değerlendirme ücreti dışında tahsil edilen masrafa ilişkin bir tespit yapılamadığı, Mahkemece davacı vekiline süre verilmesine rağmen kendi hesap hareketleri incelenmek suretiyle rapordaki tespitin aksine tahsil edilen masraflara ve miktarlarına ilişkin somut bir delil sunulmadığı, Mahkemece bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilerek sonuca gidildiği anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.