İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinde görülen, şirketin eski yöneticilerinin haksız rekabet, sadakat yükümlülüğü ihlali ve ticari zarara yol açma iddialarını konu alan istinaf davası.
Özet: Davacı şirket, eski yönetim kurulu üyesi ve bağlantılı kişileri, şirketin mali durumunu kötüleştirerek konkordato ilanına yol açmak, haksız rekabet teşkil eden fiillerle (gizli bilgilerin sızdırılması, müşteri portföyünün kullanılması, çalışan ayartma vb.) kendi şirketlerine çıkar sağlamak ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek şirketi zarara uğratmakla suçlayarak haksız rekabetin tespiti, meni ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2023DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Maddi TazminatKARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin mevcut pay sahiplerinin ... olup, mevcut yönetim kurulu üyelerinin ise ... olduğunu, davalılardan ...'ın 18.04.2012 tarih ve 8051 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan edildiği üzere şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ...'ın, yönetim kurulu üyesi olarak seçildikten sonra şirketin muhasebe ve fınans işlerini yönetmesi için davalılardan ...'ı finans ve insan kaynakları müdürü olarak atadığını, ...'ın, aynı zamanda müvekkil şirket ile rekabet halinde olan diğer davalılardan ... ... Anonim Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı olup, davalılardan ...' ın da ...'in kurucularından ve mevcut hissedarı olduğunu, müvekkili şirketin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile konkordato ilan etmek zorunda kaldığını, davalılar ... ve ...'ın şirketi yönetirken özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, 01.01.2013 tarihinde müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olarak bütün yönetsel faaliyetler ...'a devredildiğini, müvekkili şirket ortaklarının, yurt dışında ticari faaliyet gösteren diğer şirketlerinden 18.000.000,00 TL tutarındaki mal avansını müvekkil şirkete getirerek bu paralarla şirketi finanse ettiklerini, bu yatırımın yapılmasındaki amacın ...'ın... işletmesinde, ayda 5000 ton konsantre krom üretecek diye planlamış olduğu yatırımın tamamlandığında bu mal avanslarını tahsil etmek olduğunu, ancak, yatırım tamamlandığında beklenen üretim gerçekleştirilmediğini, bu sebeple Kastamonu...'ın söz konusu mal avanslarını ödeyemez hale geldiğini ve cebri icralar ile karşı karşıya kaldığını, davalı ...'ın ...'in kaydi olmasa da asıl sahibi olduğunu, Kastamonu...'e mal avansı verdiği takdirde bu avansı geri alamayacağını çok iyi bildiğini, buna rağmen müvekkili şirkete mal avansı yatırdığını, bunun arkasında gizli bir plan olduğunu, nitekim kendisi şirketi batık duruma düşürdükten sonra istifa edince ...'ten çok daha önce müvekkil şirkete mal avansı olarak para yatırmış olan diğer şirketlerin hiçbiri bir alacağın tahsili noktasında müvekkil şirketi zorlamazken, davalılar sahibi oldukları ... tarafından icra takibi yaptıkları ve müvekkil şirketi işleyemez hale getirdiklerini, ... ve ...'ın, haksız rekabet yasağına uymayarak kurdukları ve yönettikleri ... firması ile müvekkil şirketin zararına olacak şekilde faaliyet sürdürdüklerini; bu kapsamda, müvekkil şirkete ait fiyat, stok, üretim maliyetleri, müşteri sırları, müşteri portföyü, çalışan ayartma gibi haksız rekabet teşkil edecek nitelikte işlemler gerçekleştirdikleri, Müvekkil şirketin aktif ticaret yaptığı ... ... Anonim Şirketi'nden ("...") 1.000.000,00 USD tutarında mal siparişi verdiği ancak söz konusu malların tam teslim edilemeyerek müvekkil şirketin borç altına girdiğini; ... 'ten 500.000,00 USD mal avansı alındığına, bu avansa karşılık olarak mal teslimi müvekkil şirketçe yapılamadığını ve yine müvekkil şirketin borç altına sokulduğunu, Maden ruhsatının geç alınması sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, yine müvekkili şirketin ruhsatına sahip olduğu .../Kastamonu... sahasının izin harcının ...'ın ihmali sebebiyle zamanında ödenmemiş olduğundan bu kıymetli sahanın ruhsatının iptal edildiğini, davalıların söz konusu fiil ve davranışlar ile müvekkili şirketin kendi şirketleri ... ile haksız bir ilişki içine girmesine sebep olduğunu, bu ilişki neticesinde ...'in müvekkili şirket üzerinden haksız olarak kar elde ettiği ve zarara uğradığını beyanla; davanın kabulü ile Davalılardan ... ve ...'ın Kastamonu ... Anonim Şirketi'ne verdikleri zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'sinin Türk Ticaret Kanunu'nun m. 553 ve devamı hükümlerine göre müvekkili şirkete ödenmesine, Davalıların haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet sebebiyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın 100.000,00 TL'sinin davalılardan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... yönünden: davacı şirketin yetkilileri ... ve ...'in... sektöründe çok büyük bir bilgi ve deneyime sahip olduğunu, davacı şirketi devraldıktan sonra şirketin... sahasını ve işletmesini yatırım yaparak büyüterek daha büyük sermaye gruplarına satmayı hedeflediklerini, neticede 18.000.000,00-TL sermayesi olan şirketin bugün 60.000.000,00-USD değerinde bir şirket haline getirildiğini, şirketin finansman metodu olarak mal avansı yöntemini kullandığını, ... dâhil diğer müşteriyle bu yöntemle çalıştığını, gelinen aşamada davacı şirketin müvekkili şirkete 4.430.605,57- USD + 183.817,20-TL borçlu olduğunu, müvekkili şirketten alınan mal avansının iade edilmediği gibi mal da teslim edilmediğini, iade edilmeyen avans için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, Davacı ile ... arasındaki ticari ilişkiden asıl zarar eden tarafın müvekkili şirket olduğunu, müvekkili tarafından davacıya nasıl zarar verildiğinin somut olarak ortaya konulması gerektiğini, davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ... tarafından müvekkiline gönderilen 02.03.2020 tarihli e postada ...'nin kullandığı ifadelerin şirketin önden avans alarak sonra mal teslim ederek çalıştığını ortaya koyduğunu, davacı şirket ile ... arasında yapılan tüm işlemlerin davacı şirketin imza yetkilileri ... 'in bilgisi dahilinde yapıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin haksız rekabetin unsurlarını oluşturmadığını, müvekkili ... yönünden; müvekkilinin sorumluluğuna gidebilmesi için Yönetim Kurulu kararı alınması gerekirken böyle bir kararın dosyaya sunulmadığı, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde ... Yönetim Kurulu Başkanı olmadığını, kendisinin davacı şirketten 05.08.2020 tarihinde istifa ettiğini, ancak davacı şirketin bu durumu halen Ticaret Sicil Gazetesinde halen ilan etmediğini, müvekkilinin davacı şirketten ayrıldıktan sonra 31.12.2020 tarihinde ... Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu, müvekkili ...'in ne davacının müşterisini aldığı, ne de davacı ile haksız rekabet teşkil edecek bir eylemde bulunduğunu, ...'ın davacı firmadan istifa ederek ayrıldığında davacının yazılmış ne bir adet çeki, ne de protesto edilmiş bir senedi bulunduğunu, ...'a yönetim kurulu üyesi olduktan sonra bütün yönetsel faaliyetlerin devredildiği şeklindeki iddianın gerçek olmadığını; müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde davacı şirketi imza ile temsil etme yetkisi bulunmadığı, davacı şirketin hâkim ortakları ... davacı şirketin münferiden imza yetkilisi olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu tüm faaliyetleri şirketin hâkim ortakları ... 'in bilgisi ve talimatı ile yönettiğini, davacı şirketin banka hesaplarının davacı şirketin yetkililerinin denetiminde olduğunu, davacı şirketin dünyanın en meşhur bağımsız denetim kuruluşlarından ... ... A.Ş. tarafından denetlenmekte olup müvekkili şirket ile yapmış olduğu tüm ticari ilişkilerin bağımız denetim tarafından hazırlanan raporlarda yer aldığını, müvekkilinin görev yaptığı dönemde özen ve sadakat yükümünü yerine getirmediğine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının uğradığı zararlar yönünden: davacı şirketin ...'den 1.000.000,00- USD mal siparişi aldığını, ancak bu kadar teslime hazır mal olmadığından şirketin borç altına girdiğini, ... ile ticaret yapanın ... olduğunu ve kendisinin şahsi senedini verdiğini, Delor Madencilikten 500.000,00-USD mal avansı alındığını bunun karşılığında 100.000,00-USD mal teslimi yapılsa da 400.000,00-USD tutarında üretilen kromun verilmek zorunda kaldığını ileri sürerek bunun zarar olarak gösterildiğini,müvekkilinin kusuru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;Davanın TTK 553 maddeleri gereğince şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat veTTK 54 maddesi gereğince haksız rekabet nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu, davalının belirsiz alacak nedeniyle hukuki yarar itirazının TTK 553-554 gereğince tazminat istemli sorumluluk davaları belirsiz alacak olarak HMK 107 gereğince açılabılaceğinden bu yöndeki itirazların reddine, yine davalı ... yönünden TTK 553 md gereğince açılan tazminat davasında davacı vekili dilekçesi ekinde dava açılması için şirket ortaklar kurulu kararını ibraz ettiğinden ön şart itirazının reddine karar verildiği, davalı tarafın TTK 54 vd gereğince haksız rekabetin tespiti ve tazminat isteminde haksız rekabet eylemi zaman içinde teselsül edip son eylem tarihi davalının davacı şirketten istifa ettiği █████/2020 tarihine kadar sürdüğünden, bu tarihten dava tarihine kadar de zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, davalı ... yönünden TTK 553 md gereğince istenen tazminatta ve haksız rekabet eyleminde iş mahkemesinin görevli olduğundan bahisle yaptığı itirazın kabulüne bu davalı yönünden dava dosyasının tefriki ile yeni esasa kaydına ve mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın görev dava şartı yokluğundan reddine dosyasının görevli iş mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, tarafların bildirdikleri deliller toplandığı, bildirilen tanıklar dinlendiği, ticaret sicil kayıtları ve dava dosyalarının celbedildiği, davacı, dava dışı ... ve davalı ... şirketlerinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmek suretiyle iki kök ve bir ek bilirkişi raporları alındığı, somut olayda davalı ...'ın davacı şirketin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görev yapmış olması hasebiyle huzurdaki TTK md.553'e dayanan sorumluluk davası bakımından pasif husumet ehliyetine sahip olduğu, "fiili organ" teorisinin somut uyuşmazlıkta uygulanmasına gerek olmadığı, ...'ın şirket yönetiminde yer aldığı dönemde temsil yetkisine haiz olmadığı, bu yetkinin Yönetim Kurulu Başkanı ...ve ... tarafından birlikte kullanıldığı, yönetim yetkisi bakımından ise ortada usulüne uygun düzenlenmiş bir İç Yönerge olmadığından TTK kapsamında geçerli bir yetki devrinden söz edilemeyeceği, yönetim yetkisinin son kertede tüm yönetim kurulu üyeleri tarafından birlikte kullanıldığı, davacı vekili tarafından sunulan Beyoğlu 11.Noterliği'nin 01.07.2012 tarihli ... yevmiye numaralı vekâletnamenin geçerli bir yetki devri niteliğine haiz olmadığı, bu durum böyle olmakla birlikte davalı tarafından dosyaya sunulan mail yazışmaları incelendiğinde özellikle kararların ... tarafından tek başına alınmadığının görüldüğü, bu nedenlerle yönetim kurulu üyelerinin zarar doğurucu işlemler nedeniyle hep birlikte sorumluluk altına girdiği, doktrinde TBK ve TMK'da düzenlenen "zarar görenin rızası" ve "hakkın kötüye kullanılması" hallerinin sorumluluk davasına açılmasına engel haller olarak zikredildiği, sorumluluk davası açmaya yetkili organın şirket genel kurulu olduğu, tüzel kişilerin iradesini organları aracılığıyla açıkladığı, bu kapsamda tüzel kişi sıfatına haiz davacı şirket genel kurulunun iradesinin, söz konusu organda yer alan gerçek kişilerin (ortakların) iradesine eşit olduğu, genel kurulda payların %95,95'ini oluşturan ..., ..., ...'ın davalı ile aynı dönemde şirket yönetim kurulunda görev aldığı ve sorumluluğu hep birlikte yükümlendikleri, sorumlular arasında bulunan kişilerin olumlu oylarıyla alınan ve yönetim kurulunun kendileri dışındaki tek bir üyesi hakkında sorumluluk davasını açılmasını öngören genel kurul kararının "zarar görenin rızası" ve "hakkın kötüye kullanılması" yasağına aykırı düştüğü, davacı şirketin öne sürülen dönem açısından sorumluluk davası açma hakkının bulunmadığı, bununla birlikte davacı şirket Genel Kurulu'nun 2012-2017 arası dönem için davalıyı diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte açıkça ibra ettiği, ibranın sorumluluğu ortadan kaldıran "menfi borç ikrarı" niteliğine haiz olduğu, bu nedenle söz konusu dönem için davalıya davacı şirketçe sorumluluk davası yöneltilmesinin mümkün olmadığı, ... şirketi ile girişilen ticari ilişkinin bu dönem kapsamında kaldığı, ... ile girişilen ticari ilişki bakımından ise ancak 2017 sonrası için talepte bulunmanın mümkün olduğu, ...'ın rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına ilişkin olarak, birbirine izleyen şirket Genel Kurullarında düzenli olarak şirket yönetim kurulu üyelerine TTK md 395 ve md.396 kapsamında izin verildiği, bu izin nedeniyle davacı şirketin haksız rekabet nedeniyle tazminat istemli iddiasının ve davasının dinlenemeyeceği, devre faizlerinin ödenmediği, catering firmasının ödemelerinin zamanında yapılmadığı, değirmen bakımının yapılmadığı, kamyon ruhsat bakımının yapılmadığı iddiaları bakımından da dosyada yeterli bir delil olmadığı, özellikle bu hususta münhasıran davalıya yapılan geçerli bir yetki devri olgusu mevcut olmadığından, davacının iddialarının ispat edilemediği, haksız rekabet iddiası bakımından, davacının iddiasını ispata yarar deliller olarak kök raporda yer alan: ... ile davacı şirketin ortak müşterilerini gösteren tablo ile ... tarafından davacı şirketten alınan ve sonradan üçüncü kişilere satılan malların listesini gösteren tabloya dayandığı, tabloların incelenmesi neticesinde ortak müşterilerin sayısının 10 olduğu, bunlardan iki tanesi bakımında ...'in davacı şirkete nazaran daha önce ticari faaliyete giriştiği, kalan 8'i bakımından ise her iki şirketin de aynı yıl ticarete başladığı, bu itibarla muhtemel zarar ile müşteri çalma/el geçirme fiilleri arasında olası illiyet bağının var olmadığı, ortak müşterilere satış yapılmış olmasının tek başına haksız rekabet olgusunu ispata yetmediği, ...'ın, yönetim yetkisini kullanarak ...'e düşük fiyata mal sağlaması iddiasının doğruluğu kabul edildiği takdirde bunun kuşkusuz hem ... hem de ... açısından haksız rekabet fiilinin işlenmesi anlamına geleceği; bununla birlikte şirketi temsile ve imzaya yetkili kimselerin Yönetim Kurulu Başkanı ...ve Başkanvekili ... olduğu, mail yazışmalarında fiil durumda kararların tek başına ... tarafından alınmadığının görülmesi gibi olgular birlikte dikkate alındığında; ...'ın ve ...'in dürüstlüğe aykırı ve rekabeti bozucu eylem ve işlemlerini işlediğine dair tam bir kanaat oluşmasına yeterli delil olmadığı, davalının, davacıdan maliyetine veya zararına satın alarak çok yüksek karlı ürün satış yapıldığı iddiasının ispatlanmamış olduğu, duran varlıkların satışı ve kullanımına ilişkin davalıların, şirketten habersiz olarak işlem yapmadıkları, o dönemdeki ticari kurallar ve teamüllere uygun olarak davacı şirketin yönetim kurulu başkanı bilgisi dahilinde işlem yapıldığı ve somut olarak bir zarar tespiti yapılamadığı, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulu somut bir zarara ilişkin bilgi ve belge de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01.01.2013 tarihinde müvekkil şirketin yönetim kurulu üyesi olarak bütün yönetsel faaliyetler ...’a devredildiği ve kendisinin de davacı şirketin bütün mesuliyetlerini almayı kabul ettiğini, davalının imza yetkisi bulunmuyor ise de fiilen şirketi davalının yönettiğini, davalının dava dilekçesinde belirtilen usulsüz işlemleri ile davacı şirketi iflas noktasına getirdiğini, davalı ... her ne kadar kaydi olmasa da gerçekte sahibi olduğu şirketi diğer davalı ...'e davacı şirketi borçlandırarak davacı şirketi zor duruma düşürdüklerini, ... ve ...'ın haksız rekabet yasağına uymayarak kurdukları ve yönettikleri ... firması ile davacı şirketin zararına olacak şekilde faaliyet sürdürdüklerini, bu kapsamda, davacı şirkete ait fiyat, stok, üretim maliyetleri, müşteri sırları, müşteri portföyü, çalışan ayartma gibi haksız rekabet teşkil edecek nitelikte işlemler gerçekleştirdiklerini, davalı tarafından davacının zararına harcamalar ve işlemler yapıldığını, davalı, davalı ... AŞ aracılığıyla müvekkil şirketin yurtdışına önceki dönemlerde satmış olduğu hammadde ve ürünleri çok düşük fiyatlara satın alıp aynı müşterilere piyasa fiyatından satıp kar ettiğini ve davacının zarara uğratıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen zarar kalemlerine ilişkin bilirkişiler tarafından inceleme yapılmadığını, Mahkemece dosyaya sunulan beyan ve itirazların değerlendirilmediğini, TTK'nın 396 maddesi uyarınca izin verilmesinin tek başına davalının haksız eylemlerini ortadan kaldırmadığını, TTK'nın 553 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için imza yetkisinin bulunması veya tescil edilmiş bir yönetim kurulu üyesi olması zorunlu bir unsur olmadığını, kişinin yönetim kurulu üyesi olması ve kusuruyla yükümlülüklerini ihlal ederek maddede sayılan kişileri zarara uğratması yeterlidir. Aynı durum yönetim kurulu üyelerinin özel olarak rekabet etme yasağını düzenleyen TTK'nın 396. maddesi için de geçerli olduğunu, davalının şirketin fiili yönetim kurulu üyeliğinin tanık beyanları ile daha açık hale geldiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporları her anlamda yetersiz, eksik inceleme sonucu oluşturulduğunu ve hükme esas alınamayacak raporlar olduğunu, yerel mahkeme yargılamasında bu raporlar baz alınarak hüküm kurulduğunu ve dosyaya tarafınca sunulan beyan ve itirazların değerlendirme kapsamına alınmadığını, adil bir yargılanma olmaksızın müvekkil şirket aleyhine haksız ve hukuksuz olarak karar verildiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 553 maddesi uyarınca yöneticinin sorumluluğuna dayalı zararın ve TTK'nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen ve yukarıda belirtilen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, beyan dilekçeleri, bilirkişi raporlarına beyan ve itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi heyetleri tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı ...'ın davacı şirkete █████/2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, bu kararın █████/2012 tarihli 2010-2011 yılları olağan genel kurul toplantısında karar altına alındığı, davalı dışında davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğine ihbar olunanlar ile dava dışı iki kişinin daha seçildiği, şirketi münferit imza ile temsil ve ilzama ihbar olunanların yetkilendirildiği, davalının imza ve temsil yetkisinin bulunmadığı, bu genel kuruldan sonra yapılan █████/2015 ve █████/2019 olağan genel kurul toplantılarında da davalının yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve tüm yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, davalının █████/2020 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, bunun üzerine davacı tarafından █████/2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin karar alındığı, █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında ise istifasının kabul edildiği ve ibra edilmemesine karar verildiği, genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin dilekçelerine göre davalı ...'ın önceki ticari işlerinde başarısız olduğu iddia edilmesine ve bu husus bilinmesine rağmen 2012 yılında davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine getirilmiş ve kendisi istifa ettiği 2020 yılına kadar da bu görevde kalmasına izin verilmiştir. Davacı şirketin davalı dışında da yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu, ikisinin imza yetkisine sahip olduğu, tüm yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğünün bulunduğu, yönetim kurulu üyelerinin tedbirli bir yöneticinin özeni ile şirketi yönetmekle ve işleyişi denetlemekle yükümlü olduğu, şirketin fiilen işleyişinin bir yöneticiye verildiğinden bahisle sorumluluktan kurtulunmasının mümkün olmadığı açıktır. Dava dilekçesinde davalının şirketi zarara uğrattığına ilişkin hukuki işlemler ve eylemlerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin bilgisi dahilinde yapıldığı, zarara uğranıldığı iddia edilen sözleşme ve işlerin şirketi imza yetkisine sahip ihbar olunanlar tarafından yapıldığı, şirketin harcama yetkisinin de imza yetkisine sahip bu yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, davalıya sadece sahadaki rutin işlemlerin yapılması için vekalet verildiği, davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında da davalının yaptığı tüm işlemlerde imza yetkisine sahip olan yöneticilerin imzalarının bulunduğunu beyan ettiği, aksinin düşünülmesinin zaten mümkün olmadığı, davacının zarara uğratıldığı iddia edilen ticari ilişkilere ilişkin davalı ve dava dışı şirketler ile yapılan tüm işlemlerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin davalı ve diğer şirketler ile uzun yıllar ticari ilişki içerisinde olduğu, davacı şirketin ve yöneticilerinin iştigal alanlarına ilişkin piyasada uzun yıllar yer aldıkları ve piyasaya hakim ve uzman oldukları, dolayısıyla söz konusu ticari ilişkiler ve işlemlerden haberdar olmadıklarını ileri sürülemeyecekleri gibi davalının kasten davacıyı zarara uğratmak için bu işleri yaptığını, kendilerini yönlendirdiğini ve kendilerinin bunu öngöremediklerini iddia edemeyecekleri, davacı tarafından aksinin düşünülmesi halinde 8 yıl boyunca davalının iddia edilen işlemlerine ses çıkarmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu işlemlerin kendilerinin bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığının sabit olduğu, şirketin ve piyasanın genel işleyişinin mal avansı aldıktan sonra ürün tedariki şeklinde olduğu, bu hususun tarafların ticari defterleri, tanık beyanları ve mail yazışmaları ile sabit olduğu, dolayısıyla davacının davalının avans verilmek suretiyle davacı şirketi borçlandırdığına ilişkin iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davalının şirkete vadettiği taahhütlerin yerine getirilmediği ve şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmesine rağmen uzun yıllar boyunca ses çıkarılmadan görevine devam etmesinin sağlandığı, yine davalı tarafından yapıldığı iddia edilen fazla harcamaların da davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğu, davalının davacı şirketin gecikmiş ödemeleri yönünden ödeme yetkisinin bulunmadığı, bunların sorumluluğun da imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda olduğu anlaşılmakla davacı tarafından davalının kusurlu eylemleri ile şirketin zarara uğratıldığı iddiası ispat edilememiştir. Yine davacı ile davalı şirket arasında 2012 yılında başlayıp 2020 yılına kadar devam eden ticari ilişkinin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının davacı ile organik bağ içerisinde olduğu yurt dışı şirketi ile de iş yaptığı, davacının davalının eşinin ve hakkındaki dava tefrik edilen diğer ...'ın davalı şirketin hissedarı olduğunu ticari ilişki sebebiyle bilmemesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin genel kurul kararları ile yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verildiği, davalıların davacıya kasten zarar vermek amacıyla dava dilekçesinde ileri sürülen haksız rekabet eylemlerinde bulundukları ispat edilemediği, davacının bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığı anlaşılan dava konusu eylem ve işlemler sonucunda yöneticinin sorumluluğu ve haksız rekabet kapsamında zarara uğranıldığının iddia edilmesinin ve tazminat talep edilmesinin TMK'nın 2 maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, ayrıca bilirkişi heyetleri tarafından düzenlenen raporların usul ve yasaya uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.