Tapu iptali ve tescil talepli kooperatif üyeliği davasında, teminatlı devir tedbiri ile inşaatın durdurulması talebinin reddi.
Özet: Davacı, davalı kooperatifteki üyeliğinin tespiti ile belirli bir bağımsız bölüme tekabül eden hissenin kendi adına tescilini ve taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla teminatsız ihtiyati tedbir ile inşaatın durdurulması talebinde bulunmuş; mahkeme, davacının miras yoluyla doğan haklarının korunması gerektiğine ve yaklaşık ispat kurallarının sağlandığına hükmederek, taşınmazın rızai devirlerinin önlenmesi yönündeki teminatlı ihtiyati tedbir talebini kabul etmiş ancak inşaatın durdurulması ve teminatsız tedbir taleplerini reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: ████████ Esas
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile ; Davalı kooperatif tarafından .... Noterliği'nde düzenlenen 07.05.1992 tarih ve ... sayılı bağımsız bölüm listesine göre .. Blok... numaralı ...normal kattaki bağımsız bölümün ...'e isabet ettiğini, ...'ün hissesini ...'e devrettiğini, ...'ün de hissesini müvekkiline devrettiğini ve taşınmazın 2019 yılından yıkılana dek müvekkilinin kullanımında olduğunu, davalı kooperatifin üye kayıt defterinin ... nolu sayfasına üye olarak müvekkilin babası ...'in kaydedildiğini, 21.05.2023 tarihli hazirun cetvelinin .... sırasında üye olarak ...'in yer aldığını, 21.04.2024 tarihli hazirunda ise ... isminin yer aldığını, bu ismin sehven ya da kasıtlı şekilde yanlış yazıldığının anlaşıldığını, davalı kooperatifin ... isimli bir üyesinin olmadığı gibi, hazirun listesindeki bu ismin müvekkilinin annesi ...'in isminin yanlış yazılması suretiyle bilinçli şekilde ... olarak yazıldığının bilinmekte olduğunu, bunun amacının, kasten şekilde isimleri birbirine karıştırarak üyeliğin tespitinin içinde çıkılmaz hale getirmek olduğunu, 09.11.2025 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde ise ne müvekkilinin, ne de babası ya da annesinin ismine yer verilmediğini, böylelikle müvekkilinin kooperatif üyeliğinin deyim yerindeyse tamamen buharlaştırıldığını, davalı kooperatifin her ne kadar üyeliğinin ait olduğu kişilerin isimlerini kasıtlı şekilde karıştırmış ise de, karar defterinin . nolu sayfasında üye ismi olarak ... yer almakta olduğunu, müvekkili ile babası ... arasında bu konuda bir ihtilaf bulunmadığını, her ikisininde vekaletlerinin müştereken müvekkiline verdiklerini, bu sebeplerle; müvekkilinin davalı kooperatife üyeliğinin tespitine, ... parselde kayıtlı taşınmazın davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile ████████ oranındaki hissenin (......... Blok ... nolu bağımsız bölüme tekabül eden) müvekkili adına tesciline, tapu kaydına müvekkilinin teminat ödeme gücü olmadığından teminatsız olarak ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, teminatsız olarak verilemediği taktirde tapu kaydına davalıdır şerhi konulmasına ve inşaatın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemenin █████/2026 tarihli ara kararı ile; " ...Dava dilekçesinin içeriği ve dilekçedeki anlatım ve belirtilen hukuki sebeplere göre, davacının, ...'in kızı olduğu, taşınmazın ...'e devredildiği, davacının miras yoluyla doğan hak ve menfaatlerinin bu aşamada korunmasına dair talebin yerinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında, ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma sağlamaya yönelik bir müessese oluşu ve yaklaşık ispat kuralının uygulanması gerektiği hususları da dikkate alındığında, yaklaşık ispat durumunun bu aşamada sağlandığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağının somut olayda muhtemel olduğu kanaatine varılarak ihtiyati tedbir talebinin yalnızca rızai devirlerin önlenmesi bakımından teminatlı olarak kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf teminat yatıracak maddi gücünün olmadığını beyan etmiş ise de mali durumuna dair hiçbir belge ve delil sunmadığı gibi adli yardım talebinde de bulunmamıştır. O bakımdan teminatsız olarak tedbir kararı verilmesi yönündeki talep yerinde görülmeyerek makul miktarda teminat alınması gerektiği düşünülmüştür. Dava konusu taşınmaz hakkında yapılan inşaat sözleşmesi sebebiyle inşaatın durdurulmasına yönelik talebin ise davacının mülkiyet hakkı talebi ile doğrudan alakalı olmadığı, diğer bir ifade ike taşınmaz üzerinde inşaat yapılmasının davacının mülkiyet hakkı üzerinde menfi bir etkisinin olmayacağı değerlendirilerek" Davacı tarafın, taşınmazın devrine dair ihtiyati tedbire ilişkin talebinin KABULÜ ile; davacı tarafça bir haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine 50.000,00-TL teminat yatırılması veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde, dava konusu, İstanbul İli, Avcılar İlçesi, .... parsel .. Blok .. numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın (████████ oranındaki hissenin) üçüncü kişilere devir ve temliğinin önlenmesi amacıyla İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, teminat yatırıldığında karardan birer suretin ilgili Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmesine, davacı tarafın, sözleşmeye konu taşınmazdaki inşaatın durdurulması yönündeki taleplerinin REDDİNE karar verilmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacının taşınmazın devrine dair ihtiyati tedbire ilişkin talebinin kabulüne ilişkin ara karar, davacının kooperatif üyesi olmadığının dava dilekçesinden de anlaşılması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf dilekçesinde birtakım noter devir sözleşmelerinden bahsederek üyelik hakkının kendisine geçtiğini iddia ettiğini, ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesi ve müvekkil kooperatifin ana sözleşmesi gereğince; kooperatif üyeliğinin devri, yalnızca devralan kişinin kooperatif yönetim kuruluna yazılı olarak başvurması ve yönetim kurulunun bu devri açık bir kararla kabul etmesiyle hüküm ifade edeceğini bu nedenle kooperatif üyesi olmadığı açık olan davacının ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu ileri sürerek verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava; kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptal tescil istemine ilişkin olup uyuşmazlık; davaya konu taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlemesine yönelik verilen ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6100 Sayılı HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341'inci maddesine göre, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.” Söz konusu maddenin gerekçesinde de değinildiği üzere, ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin geçici hukukî koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz imkânı bulunduğundan, önce bu yola (itiraz) başvurulması gerekli olup, ancak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür.
Nitekim HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde de ihtiyati tedbir konusu düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 394/1. maddesinde "karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir" denilmek suretiyle, bu durumda öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz yolu öngörülmüştür.
HMK'nın 394/4.maddesinde, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlığı altında "İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir." 394/5 maddesinde de, "İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." düzenlemesi mevcuttur.
Dava konusu somut olayda davalı tarafından gıyabında verilen ihtiyati tedbir kararı doğrudan doğruya istinaf edilmiştir. İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu mümkün olup, ihtiyati tedbirin kabulü halinde aleyhine ihtiyati tedbir verilen tarafın itiraz hakkını kullanmadan doğrudan doğruya tedbir kararını istinaf konusu etmesi hukuken mümkün olmayıp bu karara karşı istinaf yolu kapalı bulunmaktadır. Davalı taraf ihtiyati tedbire itiraz üzerine bu itirazın reddi halinde kanun yoluna müracaat edebilecekken dava konusu somut olayda doğrudan doğruya ihtiyati tedbir kararının aleyhine ihtiyati tedbire hükmolunan davalı tarafça kanun yoluna müracaat hakkı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 341/1 ve 394/1 maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu tüketilmeden istinaf yoluna başvurulamayacağından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352/1.ç bendi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve 352/1.ç maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye irat kaydına, karar harcının istem halinde davalıya iadesine,
3-İstinaf yargılaması için davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!