İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Sunulan hukuki evrakta, davacı şirketin icra takibindeki borç miktarının fahiş olduğu iddiasıyla açtığı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince belirli oranda teminat karşılığında icra veznesindeki tahsilatın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının usule uygun olduğu gerekçesiyle, davalı tarafın bu karara ilişkin itirazının reddedilmesi ve akabinde davalının bu red kararına karşı istinaf yoluna başvurması süreçleri incelenmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: ████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: █████████
DAVA TARİHİ : █████/2026
İHTİYATİ TEDBİR
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: █████/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere davalı tarafa takip tarihi itibariyle müvekkil şirketin 3.302.001,25 TL borcu görünmesine rağmen davalı tarafça kötü niyetli olarak 13.060.650,00 TL ana para şeklinde takip ikame edildiğini, müvekkili şirket tarafından kabul edilen borç miktarı belli olup 9.758.648,75 TL anapara ve ferileri fazla şekilde takip başlatıldığını, harca esas değer olarak göstermiş oldukları bedelle müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek öncelikle takibin tebdirine durdurulmasını, mahkeme aksi kanaatte olması durumunda ise İİK'nın 72. maddesi ve devam hükümleri kapsamında asıl alacağın %15'i oranında teminat karşılığında .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra veznesinde gerçekleşecek olası tahsilatların davalı/alacaklı görünen tarafa ödemesinin/reddiyatının yapılmaması adına tebdir kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkili şirketin .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası kapsamında dava değerimiz olan 9.758.648,75 TL asıl alacak ve buna bağlı ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu alacakları hakkında takip muamelesi yapılmadan evvel takibe konu alacakların ödenmesinin defalarca muhtelif zamanlarda davacı şirketten ve şirketi temsile yetkili kişilerden talep edilmesine rağmen sonuç alınmadığını, davacı şirket tüm süreç boyunca müvekkilin alacaklı olması hususuna itiraz etmemiş, aksine takibe konu faturalardan kaynaklı olan alacaklar hakkında şirketi vekaleten temsile yetkili ... tarafından borcun ödeneceğinin vadedildiğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak mal ve para kaçırma yoluna gittiğini, davacının menfi tespit davasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, açıkça davacının kötü niyetli olduğu ve hukuken korunmaya değer bir menfaati olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli ara kararı ile, icra takibinden sonra açılan eldeki bu menfi tespit davasında İİK'nın 72/3. maddesi gereğince icra takibinin durdurulmasına karar verilemez ise de borçlunun alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında icra müdürlüğünün dosyasında bulunan icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, teminatsız tedbir kararı da verilemeyeceği anlaşıldığından takdiren harca esas dava değerinin %20'si oranında hesaplanan teminat karşılığında davacının ihtiyati tedbir talebinin bu şekilde kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin KABULÜYLE, davalının .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibi nedeniyle, talebin %20'sine karşılık gelen 1.951.729,75-TL nakti teminatın veya kesin süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafça yatırılması/ibrazı halinde icra veznesine girecek olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA karar verilmiştir.
Davalı vekili 24.03.2026 tarihli itiraz dilekçesinde; davacı taraf davayı 9.758.648,75 TL üzerinden ikame etmiş olup mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının ise icra dosyasının tamamı olan 13.060.650 TL üzerinden verildiğini, işbu kararın taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, sundukları delilleri ve dinlenecek tanık beyanları ile da bu hususun netlik kazanacağını, davacı taraf huzurdaki davayı kısmi olarak açmış olup menfi tespit davasının kısmi olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın usulden reddi gerekirken mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece belirlenen teminat miktarının çok düşük olup kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2026 tarihli celsede verilen ara kararı ile, mahkememizin 11.03.2026 tarihli ara kararı ile İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca verilen ihtiyati tedbirin şartlarının oluşması karşısında verilen tedbir kararının usul ve yasaya uygun olduğu, dava değeri olan 9.758.648,75 TL üzerinden tedbirin verildiği ve bu miktarın %20'si oranında teminat alındığı anlaşıldığından verilen ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin itirazının REDDİNE karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı taraf huzurdaki davayı kısmi olarak açmış olup menfi tespit davasının kısmi olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın usulden reddi gerekirken mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, sundukları delilleri ve dinlenecek tanık beyanları ile da bu hususun netlik kazanacağını, bir an için menfi tespit davasının ksımi açılabilecek olduğu kabul edildiğinde dahi davalı borçlunun icra takibine konu alacağın tamamını dava konusu yapmadığı, 3.302.001,25 TL bakiye borcunun bulunduğunu kabul ettiği, bu miktar itibariyle de müvekkilinin alacaklı olduğunun borçlunun da ikrarıyla sabit olduğu açık olduğunu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının dosyada dava konusu bakiyeyi aşan tahsilatlar yöninden verilmiş olmasının müvekkili ile borçlunun da kabulünde olan kesinleşmiş alacağına kavuşmasının mahkeme eliyle geciktirilmesi anlamı taşıdığını ve hakkaniyetli olmadığını belirterek, Mahkemenin 11.03.2026 tarihli ara kararı ve 17.04.2026 tarihli ek kararı ile verilen ihtiyati tedbir ve itirazın reddi kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı fatura alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu karar ise icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbire vaki itirazın reddi istemine ilişkindir.
Sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesi çerçevesinde zaman içinde geçici hukuki koruma türleri de farklılaşmaya başlamıştır. Genel geçici hukuki koruma türleri yeterli olmayınca, farklı hukuk alanlarına göre özel geçici koruma türleri ortaya çıkmıştır... Bu özel geçici hukuki korumalar, klasik ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz düzenlemelerinden farklıdır. Klasik geçici hukuki korumalar bakımından kalıcı etki doğuracak bir tedbire karar vermek mümkün değilken bu özel geçici hukuki korumalar bazen niteliği gereği daha geniş veya kalıcı etkiler doğurabilmektedir... Hukukumuzda özel Kanunlarında düzenlenmiş değişik geçici hukuki koruma türleri bulunmaktadır. Kanun'da da buna açıkça dikkat çekilmiş, özel hükümler saklı tutulmuştur (m. 406/2). Özel geçici hukuki korumalara öncelikle özel Kanunlardaki düzenlemeler uygulanır. Geçici hukuki korumalara ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ila 406. maddelerinin, özel geçici hukuki korumalara doğrudan değil ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanması gerekir. Ayrıca özel geçici hukuki koruma öngörülmüşse ihtiyati tedbir talep edilmemesi ve ihtiyati tedbire karar verilmemesi gerekir... Keza icra takibinde şikayet yargılamasında (İK m. 22), istihkak prosedüründe (İK m. 97/1), menfi tespit davasında (İK m. 72), kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte itiraz üzerine icra mahkemesinin (İK m. 169a/2), ilamlı icra takibinde Yargıtay'ın tehir-i icra (İK m. 36) kararı ile durdurulmasını sağlayan önlemler ile iflasın ertelenmesi (İK m. 179) icra ve iflas hukukuna özgü geçici hukuki korumalar olup teknik anlamda ihtiyati tedbir değildir; kendi özel kurallarına tabidir. Hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde ihtiyati tedbire ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2452, 2453, 2454).
İİK'nın 72/2. maddesinde; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilerek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.",
İİK'nın 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir'' hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde; "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'', HMK'nın 391/1 maddesinde; "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası (aynı alacak için bu davadan önce yapılmış ve devam etmekte olan) ilamsız icra takibini (kendiliğinden) durdurmaz; şöyle ki: borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş ve (bu nedenle) ilamsız icra takibi kesinleşmiş ise, alacaklı, (borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasının devam etmesine rağmen) borçlunun mallarının haczini ve satışını isteyebilir, icra dairesi hacizli malları satar ve satış bedelinden alacaklıya alacağını öder... İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı gibi menfi tespit davasına bakan mahkeme, ihtiyati tedbir yolu ile dahi icra takibinin durdurulmasına karar veremez (m.72,III). Ancak menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlu davacının (gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere) göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (karş.m.138 vd) için (yani icra takibinin beşinci safhası olan paranın alacaklıya ödenmesi safhasını durdurmak için) ihtiyati tedbir kararı verebilir (m.72,III,c.2)... Mahkeme icra takibinin daha önceki safhalarının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı veremez (m.72,III,c.1). Buna göre mahkeme, borçluya ödeme emri gönderilmemesi, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebini incelememesi (ertelemesi), borçlunun mallarının haczedilmemesi ve haczedilmiş malların satılmaması için ihtiyati tedbir kararı veremez. (İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra İflas Hukuku, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, s.147, 148).
Davaya konu .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Limited Şirketi, borçlunun ise ... Limited Şirketi olduğu, 13.060.650,00 TL asıl alacak üzerinden 16.10.2025 tarihinde başlatılan icra takibinde 13 ayrı fatura alacağına ilişkin borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 25.10.2025 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, fatura alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davacının 9.758.648,75 TL asıl alacak ve buna bağlı ferileri yönünden borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunarak iş bu menfi tespit davasını açtığı, dava dilekçesindeki anlatım ve takipte dayanılan fatura alacakları yönüyle iş bu menfi tespit davasındaki ispat yükü bağlamında değerlendirme yapıldığında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinden bahisle ihtiyati tedbir kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince ayrıca 17.04.2026 tarihli ek karar başlıklı karar ile"...icra veznesine girecek olan paranın 9.758.648,75-TL'si ile sınırlı olmak kaydıyla bu miktarın alacaklıya ödenmemesi (bu bedelin üzerinde icra dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmesi) yönünde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA," şeklinde ayrıca karar verildiği dikkate alındığında dava değerini aşacak şekilde tedbir kararı verilmediği kanaatine varıldığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı Hazine'ye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!