İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, şirket yöneticilerinin zimmetine geçirdiği iddia edilen kaynaklar nedeniyle istenen ihtiyati tedbir ve haciz taleplerinin reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi.
Özet: Eski şirket yöneticilerinin şirket kaynaklarını usulsüzce kendi hesaplarına aktararak ve şirket malvarlığını kişisel kullanımlarına tahsis ederek şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla açılan tazminat davasında, zararın tahsilini güvence altına almak amacıyla talep edilen ihtiyati tedbir (şirket aracı ile yöneticiler adına kayıtlı taşınmazlara el koyma ve üçüncü kişilere devrini önleme) ve ihtiyati haciz (banka hesaplarına) talepleri, ilk derece mahkemesince davanın doğrudan bir para alacağı niteliğinde olduğu ve malvarlığı değerlerinin uyuşmazlığın doğrudan konusu olmadığı, ayrıca yaklaşık ispat koşulunun henüz sağlanmadığı gerekçeleriyle reddedilmiştir; şirket ise ceza soruşturması raporları ve tanık beyanları ile taleplerin haklı olduğunu, ilgili malvarlıklarının şirket kaynaklarıyla edinildiğini ve mal kaçırma tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ : 13.03.2026 -20.02.2026- 27.02.2026 NUMARASI : ████████ E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir , İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 12.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2026 -20.02.2026- 27.02.2026 tarih ████████ Esas sayılı kararlarının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili, davalıların müvekkil şirketin eski yöneticileri olduğunu, görevleri süresince şirket kaynaklarını usulsüz olarak şahsi hesaplarına aktardıklarını, şirkete ait .... plakalı ... marka aracı bedelsiz olarak davalılardan ...'a devrettiklerini, bedeli şirket hesaplarından ödenen kredilerle davalı adına taşınmazlar satın aldıklarını, banka promosyonlarını ve şirket gelirlerini şahsi hesaplarına aktardıklarını, bu hususların ceza soruşturmasındaki bilirkişi raporu, denetim raporu ve tanık beyanlarıyla sabit olduğunu belirterek, dava konusu zararın tahsilini güvenceye almak amacıyla .... plakalı aracın trafik kaydına ve davalı ... adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını, aracın yeddiemine teslimini, ayrıca davalıların banka hesapları ile hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarihli Ara Kararı ile; davanın TTK'nın 553. ve devamı maddeleri uyarınca açılmış şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davalı ...'ın taşınır ya da taşınmaz malvarlığı değerlerinin uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın araç, taşınmazlar ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarihli Ara Kararı ile; davacı vekilinin █████/2026 tarihli dilekçesiyle yaptığı ek talep bağımsız bir istem olarak değerlendirilerek, davanın para alacağı niteliğinde olması ve davalıya ait aracın uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasının ve aracın yeddiemine teslim edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarihli Ara Kararı ile; davacı vekilinin itiraz ve yeniden değerlendirme talebi yeni bir ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemi olarak kabul edilerek; davaya konu sorumluluk davasında şirkete ait malvarlığı değerlerinin uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin üçüncü kez reddine; ihtiyati haciz talebi yönünden ise davanın tahkikat aşamasında olduğu, davacı şirketin zararının oluşup oluşmadığı, zararın miktarı, zamanaşımı ve TTK'nın 558/2. maddesi hükümlerinin uygulanma yerinin bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir talep edilen araç ve taşınmazların doğrudan şirket kaynaklarıyla edinilen ve uyuşmazlığın kaynağını oluşturan değerler olması nedeniyle dava konusuyla doğrudan ilişkili olduğunu, ceza soruşturmasındaki bilirkişi raporu, .... denetim raporu ve yeminli tanık beyanları ile yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, uyuşmazlığın para alacağı olarak kabul edilmesi halinde dahi yaklaşık ispat ve mal kaçırma tehlikesi unsurlarının bulunması karşısında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, aracın aktif kullanımı nedeniyle yıprandığını, 5235 sayılı Kanun gereğince heyetçe yapılması gereken incelemede usuli eksiklikler bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ara kararların kaldırılmasını ve taleplerinin kabulünü istemiştir. GEREKÇE : Talep, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında geçici hukuki koruma tedbirleri kapsamında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemlerine ilişkin olup ilk derece mahkemesince taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, ancak "uyuşmazlık konusu hakkında" ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davacı tarafça açılan dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi uyarınca şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olup, davanın konusu bir miktar para alacağının tahsiline ilişkindir. Davacının ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği araç ve taşınmazlar ise davanın aynını oluşturmadığı gibi uyuşmazlık konusu da değildir. Para alacaklarının güvence altına alınması amacıyla uyuşmazlık konusu olmayan malvarlığı değerleri üzerine HMK'nın 389. maddesi anlamında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararlarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İhtiyati haciz istemi yönünden yapılan incelemede ise; İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesi uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun'un 258/1. maddesinde de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu kesin olarak ispat etmesi gerekmemekte olup, yaklaşık olarak ispat etmesi yeterlidir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça, davalı eski şirket yöneticilerinin eylemleri sebebiyle şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülerek tazminat talep edilmiş ve bu talebi teminen davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulması istenmiştir. Ne var ki, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında, TTK'nın 560. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri ile TTK'nın 558. maddesinde düzenlenen genel kurul ibra kararının sorumluluk davasına etkisi davanın esasını doğrudan etkileyen hukuki unsurlardır. Dava konusu iddialara ve usulsüzlük yapıldığı ileri sürülen işlemlere ilişkin olarak ilk derece mahkemesince gerçekleştirilen yargılamanın sürdüğü, zamanaşımı sürelerinin geçip geçmediği ile ibra kararının bulunup bulunmadığı ve bu kararın davacının dava hakkına etkisi hususlarında gerekli araştırma ve değerlendirmelerin yargılama sürecinde netleştirileceği açıktır. Bu doğrultuda, davanın niteliği gereği ve tarafların iddia ve savunmalarında yer alan hususların henüz aydınlatılmadığı bu aşamada, davacının alacağının varlığı ve muacceliyeti yönünden İİK'nın 257. ve 258. maddeleri anlamında aranan "yaklaşık ispat" koşulunun tam olarak gerçekleşmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00TL * 3=3.618,00-TL'den peşin alınan 732,00 TL * 3 = 2.196,00 TL' nin mahsubu ile bakiye 1.422,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.