İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, marka tescilinden önce ticaret unvanı kullanımı ve kişisel ad savunmasıyla reddedilen maddi tazminat istemli marka davasını istinafta inceliyor.
Özet: Tescilli marka sahibi davacının, markasının davalı tarafından mağaza tabelalarında ve ürünlerde taklit edilerek marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davalının kendi kızının adı olan ve ticari unvan olarak kullandığı ifadeyi, davacının marka tescil tarihinden (2005) çok daha önce, 2001 yılından itibaren dürüstçe kullandığını tespit ederek, davacının maddi ve manevi tazminat ile ihlalin durdurulması dahil tüm taleplerini reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... konusunda faaliyet gösterdiğini, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tanınmış ticari itibarı yüksek bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından beri, ... marka tescil numaralı “...” markasının hak sahibi olduğunu, davalının ..., ... Cad., No: .../İzmir adresinde faaliyet gösterdiğini, davalının belirtilen adreste, müvekkiline ait ve tescilli bulunan markayı birebir aynısı olmak üzere haksız olarak, ticaret unvanı olarak mağaza tabelasında ve iç mekan tabelalarında kullanmakta ve markanın taklidini yaparak ürünleri satışa sunmakta olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli markasını aynı nevi ürün olan tekstil ürünlerinin, özellikle spesifik olarak abiye elbiselerin satılması suretiyle, birebir markanın aynısını taklit etmekte ve aynı nevi ürünlerini kopyalamak suretiyle satışa sunmakta olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde davalı aleyhine bulundukları, 18.11.2022 dosya açılış tarihi ve ███████████ esas sayılı soruşturma dosyasında yapılan tespitte, davalının müvekkilinin hak sahibi olduğu tescilli markayı, tabelalarında birebir kullandıklarının tespit edildiğini, davalının ilgili soruşturmadan önce de müvekkilinin marka üzerinde hak sahibi olduğunu ve markanın, sektörde önde gelen tanınan marka olduğunu bilerek haksız olarak markayı kullanmalarının yanı sıra ilgili soruşturmanın açıldığı 18.11.2022 tarihinden itibaren marka hakkını, kasıtlı olarak ve haksız olarak kullanmaya devam etmekte ve bu yolla haksız kazanç elde etmekte olduğunu beyan ederek müvekkiline ait tescilli markaya yönelik, tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tespiti ile tedbiren durdurulması, önlenmesi ve tecavüzün kaldırılmasına, davalının taklit marka ürünlerine, iç ve dış işyeri tabelalarına ihtiyaten el konulmasına, dava sonunda ürünlerin ve tabelaların müvekkiline teslimine aksi halde imha edilmesine, bu sebeplerle müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini maddi tazminat miktarından şimdilik 50.000 TL ile 100.000 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesine, verilecek hükmün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ikişer hafta ara ile iki defa yayınlanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu firma adı olan "..." unvanını davacıdan çok daha evvel kullanmış olup hak sahipliğinin davacıdan daha önce olduğunu, müvekkilinin "... ..." adı altında odaya kayıt tarihinin 09.02.2001 olduğunu, bu tarihin davacının marka hakkını aldığını belirttiği 08.12.2005 tarihinden çok daha eski olduğunu, müvekkilinin "..." ifadesi yönünden davacıdan önceki tarihte hak sahibi olduğunu, marka isminin birebir kopyalanması gibi bir durumun mevcut olmadığını, müvekkili tarafından odaya kayıt tarihinden bu yana ticaret unvanı olarak kullanılan "..." unvanının, müvekkilin ... doğumlu ... adı olduğunu, müvekkilinin .... yılından bu yana öz kızının adını ticari unvan olarak kullandığı somut olayda herhangi bir marka tecavüzünden bahsedilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; ... marka tescil numaralı "..." markasına sahip olan davacının tekstil alanında faaliyet gösterdiği, söz konusu ibarenin davalı kullanımı ile yüksek oranda benzerlik gösterdiği, tescilli markaların koruma alanı kapsamında taraf mal ve hizmetlerinin aynı türde olduğu, bu hali ile davalı kullanımının ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali oluşturacağı düşünülse de, somut olayda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ Esas sayılı soruşturma dosyasında da belirtildiği üzere, davalının 2001 yılından itibaren -davacının marka tescil tarihi olan 2005 yılından daha önce- anılan unvanı kullandığı, dolayısıyla davalının "..." unvanını davacıdan daha önce kullandığı, ayrıca davalının ... doğumlu kızının adının "..." olduğu, davalının kızının adını ticari faaliyetlerinde ticari teamüllere uygun ve dürüstçe markasal olarak kullanmasının hukuka aykırı olmayacağı, bu noktada davalı kullanımının davacının tescil tarihinden önce olduğunun ispatlandığı, davacı tarafın marka tescilinden ve davalının kullanımından önce söz konusu markayı kullandığını ispat edemediği gözetilerek, yerleşik Yargıtay uygulamaları da değerlendirilmekle davacının TÜM TALEPLERİNİN REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin abiye giyim sektöründe 2005 yılından beri "..." markasının hak sahibi olduğunu, davalının İzmir’deki mağazasında ve sosyal medya hesaplarında bu markayı ve tabelalarını birebir kopyalayıp haksız kazanç elde ettiğini, bilirkişi raporunun da markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali tespit etmesine rağmen yerel mahkemenin davalının kızının adının "..." olması ve 2001 yılından beri bu unvanı kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, ancak ceza soruşturmasındaki bu kararın hukuk davasını bağlamayacağını, müvekkil şirketin 1995’ten beri bu markayı kullandığına dair delillerin toplanmadığını, ayrıca davalının markanın tescilli olduğunu öğrendikten sonra bile kullanımı sürdürmesinin kötü niyetli olduğunu, en azından tecavüzün durdurulması talebinin kabul edilmesi gerektiğini, usule aykırı tanık dinlenmesi ve her bir talep bakımından ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de yasaya ve usule aykırı olduğu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacıya ait ... marka tescil numaralı "..." markasına davalının kullanımlarının tecavüz ettiği belirtilmek sureti ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ve maddi ve manevi zararının ve itibar kaybının tazmini için; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000 TL maddi tazminat, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.TPMK kaydına göre, ... marka tescil numaralı "..." markasının , 08.12.2005 tarihinde yapılan başvuru ile 30.11.2006 tarihinde, 05, 09, 14, 16, 18, 21, 24, 25, 26, 27, 35 ve 40. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.█████/2023 tarihli talimat bilirkişi raporunda özetle; Türk Patent kayıtları üzerinde yapılan incelemede; ... Tescil numaralı "..." markasının, 08.12.2005 tarihinde yapılan başvuru ile 30.11.2006 tarihinde, 05, 09, 14, 16, 18, 21, 24, 25, 26, 27, 35 ve 40. sınıflarda Davacı ... adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle belirtilen markanın tescil korumasının devam ettiği ve sahibi olan davacı şirket lehine, tescilden kaynaklanan, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda belirtilen hukuki koruma haklarını sağladığının tespit olunduğunu, keşif mahallinde yapılan incelemelerde; 07.07.2023 tarihinde, davalıya ait “..., ... Cad. No:.../İzmir” adresindeki işyerine gidilerek yerinde inceleme yapıldığını, işyerinin dışında ve içinde mevcut tabelalar ile işyerinde, açık alanlarında mevcut ürünlerin incelendiğini, gerekli fotoğraflamalar yapılarak, rapor ekinde (EK.1-2-3 olarak) sunulduğunu, EK-2 ve EK-3'te sunulu fotoğraflardan da görüleceği üzere, davalıya ait işyerinde, çeşitli markalı “abiye kıyafetlerin” bulunduğunun görüldüğünü, ancak davaya konu markanın (...) kullanıldığı herhangi bir tekstil ürününün tespit edilemediğini, EK-1'de sunulu fotoğraflardan da görüleceği üzere, davalının işyeri girişinde ve işyeri içindeki tabelalarda (toplam üç adet) “...” ibareli kullanımların tespit edildiğini, ayrıca davalıya ait işyeri içinde duvarda ....giyim yazısı bulunduğunun görüldüğünü, yine davalıya ait işyerinde yapılan yerinde incelemede, üzerinde “... ...” ibaresi bulunan “gamboçlar(elbise kılıfları)” tespit edilerek, bunlardan birisinin fotoğraflaması yapılmış ve rapor ekinde (EK-3'te) sunulduğunu, yukarıda belirtilen dışında, başkaca herhangi bir ürünün (kartvizit, broşür, katalog, vb gibi tanıtım materyali) tespit edilemediğini, bilişim yönünden yapılan incelemede: Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının “....giyim” isimli bir Instagram sosyal medya hesabı bulunduğunu belirtilerek, dava dilekçesi ekinde, bu hesaba ilişkin üç sayfadan ibaret görselleri (A4 kağıda siyah beyaz baskı şeklinde) sunduğunu, anılan görsellerden birisinde, ... ismi ve cep telefonu bilgisinin yer aldığı, söz konusu görsellerde “... Abiye” ibaresinin bulunduğu ve davalıya ait işyerine ilişkin (yerinde inceleme esnasında tarafımızdan da görülen) tabelaların ve ürünlerin yer aldığının görüldüğünü, bununla birlikte, heyette yer alan bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, “....giyim” olarak bir instagram hesabının bulunmadığının tespit edildiğini, yapılan detaylı araştırmada farklı bir instagram hesabı ve Facebook hesabının tespit edildiğini, söz konusu hesaplarda davalıya ait işyerine ilişkin bir kısım fotoğrafların bulunduğunun görülmekle birlikte, söz konusu hesapların davalı ...'a ait olduğuna dair herhangi bir tespit yapılamadığını, söz konusu incelemelerin anılan hesaplara ilişkin ekran görüntülerine de yer verilmek üzere rapor içeriğinde sunulduğunu (Bknz.s.6-8), davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan teknik (iktibas/iltibas) inceleme ve değerlendirmede; yukarıda 2 ve 3 nolu başlıklar altında açıklanan hususlar tahtında, dava konu olayda iktibas/iltibas yönünden teknik incelemenin, 07.07.2023 tarihinde davalıya ait işyerinde yapılan yerinde incelemede tespit olunan tabelalar, duvar yazısı, gamboçlar (elbise kılıfları) ile nihai değerlendirmenin mahkememize ait olmak üzere davacı vekilinin, dava dilekçesinde davalıya ait olduğunu beyan ettiği ve dilekçe ekinde görsellerini sunduğu “....giyim” isimli sosyal medya hesabına ilişkin ekran görüntülerindeki “...” ibaresi kullanımları yönünden yapılması gerektiği, rapor içeriğinde tüm gerekçeleri, yasal dayanakları, Yargıtay ve TPMK uygulamalarına da yer verilmek suretiyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere (Bknz.s.11-24); davalının tabelalarındaki (işyeri içindeki duvarda yer alan yazı dahil) ve davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu “....giyim” isimli Instagram sosyal medya hesabındaki görsellerde yer alan markasal kullanımlar ile davacı adına tescilli ... Tescil nolu marka arasında, “...” ibaresi yönünden, “benzerlik” bulunduğu, işbu benzerliğin, ortalama seviyede tüketicilerin en azından bir bölümü açısından, tescilli marka sahibi davacı taraf ile davalı arasında idari, ekonomik bir bağlantı bulunduğu konusunda ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bulunduğu, rapor içeriğinde açıklandığı üzere sınıfsal açıdan “aynıyet” bulunduğu (35:Sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.”) da dikkate alındığında davalının işyerindeki söz konusu tabelalardaki, işyeri içindeki duvar yazısındaki ve davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu “....giyim” isimli İnstagram sosyal medya hesabındaki kullanımlarının, teknik incelemeye dayalı olarak, davacı adına tescilli ... tescil numaralı markanın iltibaslı kullanımı olduğu, davalının işyerinde bulunan “gamboçlar(elbise kılıfları)” üzerindeki “... ...” ibaresi/markası kullanımları ile davacı adına tescilli ... tescil numaralı “Şekil+kelime” markası arasında ise görsel ve işitsel olarak, ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma yaratacak düzeyde “benzerlik” bulunmadığı gibi, davalının, kızı ... ... adına tesciline karar verildiği TPMK kayıtlarından tespit olunan ... Başvuru No “... ...” markası da dikkate alındığında, davalının iş yerinde tespit olunan “gamboçlar(elbise kılıfları)” üzerindeki markasal kullanımın, davacı adına tescilli ... Tescil nolu markanın iltibaslı kullanımı olmadığı, bununla birlikte, davalının iş yeri tabelalarındaki, işyeri içindeki duvar yazısındaki ve davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu “....giyim” isimli İnstagram sosyal medya hesabındaki kullanımlarının, teknik incelemeye dayalı olarak, davacı adına tescilli ... tescil nolu markanın iltibaslı kullanımı olduğu sonucuna ulaşılmış olmakla birlikte, davalı tarafça sunulan belgelerle (vergi levhası ve oda sicil kayıt belgeleri) ilgili rapor içeriğinde açıklanan hususların (Bknz.s.24-25) ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ soruşturma nolu dosyasından, davalı ...'a verilen, 25.01.2023 tarihli, █████████ Karar sayılı kesinleşmiş “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” dair kararı dikkate alınarak, anılan hususların işbu dava dosyasına etkisi yönünden yapılacak hukuki değerlendirmeye göre, dava konusu olayda marka hakkına tecavüzün bulunup bulunmadığı hususundaki hukuki nihai değerlendirmenin, mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ Esas sayılı soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacı adına, ... tescil numaralı "..." markasına tecavüz ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi zararının, itibar kaybının tazminini talep ve dava ettiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davalıya ait █████/2001 tarihli Esnaf ve Sanatkar Sicil Tasdiknamesi ve █████/2001 tarihli İzmir Tuhafiye Manifatura ve Benzerleri Odası Faaliyet Belgesinde işletme adının " “... ...” olarak kayıtlı olduğu; davalının, “... ...” işletme adıyla █████/2001 tarihi itibarı ile faaliyet göstermek üzere belge aldığı, davalının davacının markasının tescilinden daha önce odaya kayıtlı olduğu, davalının kızının adının da "..." olduğunun nüfus kaydından anlaşıldığı, davalının önceye ait hak sahipliğini ve markayı ticari teamüllere uygun, dürüst kullandığını ispat ettiği, tarafların yıllarca farklı şehirlerde ... markasını barışçıl şekilde kullandıkları, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2023/.. E., 2024/. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026