Hazine ile yaşanan anlaşmazlıkta, kadastro dışı bırakılan tarım arazisinin yirmi yılı aşkın zilyetlik ve imar-ihya ile davacı adına tescili hakkında içtihat.
Özet: Muşta kadastro dışı bırakılmış tarım arazisinin davacı adına tescili talebiyle açılan davada, davacının babasından miras kalan ve kendisinin 30-35 yıldır kesintisiz zilyetlikle ekilip biçtiği, imar-ihya ettiği iddiasıyla Hazinenin itirazına rağmen, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık beyanlarına dayanarak taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte tarım arazisi olduğu, davacı lehine kazandırıcı zilyetlik ve imar-ihya şartlarının (TMK 713/1) 20 yılı aşkın süredir oluştuğu kanaatine vararak 12.667,61 m²lik alanın davacı adına tapuya tesciline karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR-Dava; tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz bölümü, 1957 yılında Muş ili, Merkez ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında boş ve ölçülmeyen yer olarak tespit harici bırakılmıştır. Davacı vekili; Muş ili, Merkez ilçesi, ... (...) Beldesi, kuzeyi yol, güneyi ... Köyü 1 09... - 29... nolu parseller, doğusu yol olan 20 dönüm büyüklüğündeki tescil harici alanın babası ve dedesi tarafından da ekilip-biçildiğini, yaklaşık 30-35 yıldan beri de malik sıfatıyla davacı tarafından ekilip biçildiğini belirterek kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya nedeniyle davacı adına tapuya tescilini istemiş; davacı vekilinin HMK'nın 31. maddesi kapsamında açıklanması istenen hususlara ilişkin sunduğu 30.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde davacının babası ...'ın 05.07.1981 tarihinde vefat ettiği, davacı dışında, mirasçılardan taşınmaz üzerinde hak iddia eden kimse bulunmadığı, dava konusu tarlanın miras yoluyla geçmediği 30-40 yıldır kesintisiz olarak davacının zilyetliğinde ekilip- biçildiğini bildirmiştir.Davalı Hazine vekili; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, belediye imar planı içinde kaldığını, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımıyla kazanım şartlarının davacı lehine gerçekleşmediğini belirtip davanın reddini savunarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Dahili davalı ... davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yerin kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan yer olduğu, jeoloji mühendisi tarafından sunulan 24.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda bölgede herhangi bir dere yatağı malzemesine rastlanılmadığı ve bu yerin taşkın alanı olmadığının bildirildiği, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 27.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda 12.667, 61... 'lik alanın 1984, 2002, 2012, 2020 hava fotoğrafları ile güncel google earth verisine göre ekilip biçildiğinin ve sınırlarının belirgin olduğunun bildirildiği, dosyaya sunulan ziraatçi bilirkişi heyeti raporuna göre dava konusu yerin 1.sınıf tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, Mahkemece keşifte yapılan gözlemde de dava konusu yerin ekili dikili bulunduğu, üzerinde arpa ekilmiş olduğunun gözlemlendiği, dolayısıyla dava konusu yerin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamuya tahsisli veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, bu nedenle özel mülkiyete konu olabileceği, alınan bilirkişi raporları ve keşifte dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı lehine TMK'nın 713/1.maddesinde öngörülen kazandırıcı zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle 28.06.2022 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.667, 61... 'lik tescil harici alanın, bulunduğu adadaki son parsel numarası verilmek suretiyle TMK 713/5.maddesi gereğince davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen yerler için hak düşürücü sürenini uygulanamayacak olduğu, 1984, 2002, 2012, 2020 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal kullanımın görüldüğü, alınan raporlara göre kabul edilen kısım yönünden imar-ihyanın 20 yılı aşkın süre önce tamamlandığı, Mahkemece gerekli ilanların da usulünce yapılmış olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK' nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Somut olayda; Mahkemece zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de hükme esas alınan 26.07.2022 tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda taşınmaz üzerinde herhangi bir ağaç ve yapı bulunmadığı, uzun yıllardır yöredeki mülkiyete konu diğer kültür arazileri gibi toprak işleme uygulamasına tabi tutulduğu ve tarımsal üretim yapıldığı, taşınmazın emek ve masraf sarf edilerek, bakım gördüğü, imar ve ihya edildiği, korunduğu, uzun yıllardır nizasız fasılasız kültür arazisi olarak ekilip biçildiği yönünde emareler bulunduğu, Jeodezi ve Fotogrametri bilirkişi raporunda ki 1984, 2002, 2012, 2020 yılı ile günümüz hava fotoğraflarında davalı taşınmazın, diğer tarla taşınmazları gibi sürekli ekilip biçildiği ve tarımsal üretimde kullanıldığının tespit edildiği, bu tespitlerin, taşınmazların en az 1984 yılından beri kültür arazisi niteliği ile nizasız-fasılasız üretim yapılarak değerlendirildiği yönünde bir dayanak olduğu belirtilmiş ancak, dava konusu taşınmaz bölümünde imar-ihyanın ne zaman başladığının ve ne zaman tamamlandığının değerlendirilmediği görülmüştür.Ayrıca, davalı Hazine vekilinin savunmasında geçen davacı tarafça dava konusu edilen alanın Hazine adına tescili ve davacıya satışına ilişkin davalı idareye müracaatı bulunup bulunmadığı, başvuru sonucuna dair araştırma yapılamadığı ve TMK'nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince yerel ve gazete ilanlarının yanında yapılması gereken internet haber sitesi ilanının yapılmadığı görülmüştür. Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaza komşu parsellerden 1 09... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu tutanakları ve varsa dayanak belgeleri dosya arasına alınmalı, davalı Hazine vekilinin savunmasında geçen davacı tarafça dava konusu edilen alanın Hazine adına tescili ve davacıya satışına ilişkin davalı idareye müracaatı bulunup bulunmadığı ve sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılmalı, buna ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili kurumdan celbi sağlanmalı, akabinde mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ne şekilde kullanıldığı, kullanıma ara verilip-verilmediği, taşınmazların imar-ihya edilip-edilmediği, edilmişse ihyanın hangi tarihte başladığı hangi tarihte bitirildiği, evvelinin mera olup-olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde yöntemine uygun şekilde çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, buna göre fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye gerek dosya arasında mevcut ve gerekse dosya arasına alınacak hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazilerin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp- kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanıma ara verilip-verilmediğini, taşınmazlarda kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihya tamamlanmış ise hangi tarihte başladığı ve hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir şekilde rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların konumunun hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi istenmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki deseni ve kullanım durumunu, önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğunu, mera vasfında olup-olmadığını, üzerinde meraya özgü bitkiler bulunup-bulunmadığını, imar ve ihyanın ne şekilde yapıldığı, ne zaman başladığı ve ne zaman tamamlandığını belirten ve raporunda tespit edilen hususları değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflar ile desteklenmiş, somut verilere dayalı ve denetime elverişli ayrıntılı rapor alınmalı, TMK'nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ile internet haber sitesinde yöntemine uygun bir biçimde ilan yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi, davacı tarafça dava konusu edilen alanın Hazine adına tescili ve davacıya satışına ilişkin davalı idareye müracaatına yönelik celp edilen evrak ile toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek iddia ve savunma çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalı Hazinenin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.