Yargıtay, mera olarak tescilli taşınmazın kadastro öncesi nedene dayalı zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığına hükmederek davacının tapu iptal ve tescil talebini reddetmiştir.
Özet: Yargıtay, kadastro öncesi nedene dayalı mera kaydının iptali ve zilyetlikle tescil davasında, meraların, üzerlerinde ne kadar süreyle zilyetlik sürdürülürse sürdürülsün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinilmesinin mümkün olmadığına hükmetmiştir; davacının çekişmeli taşınmazın kadim veya tahsisli mera olmasına rağmen zilyetlik koşullarını ispatlayamadığı, yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri ile bilirkişi raporlarının maddi gerçekliğe aykırı ve objektif duruma ters düştüğü gerekçesiyle ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin davayı kabul eden kararlarını bozarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ███████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı mera kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 158.953, 23... yüz ölçümündeki taşınmaz toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda mera olarak belirtilip, kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılması nedeniyle mera olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı vekili; dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaza davacının zilyet olduğunu, kadastro çalışmaları sonucunda hatalı olarak mera olarak tescil edildiğini ileri sürerek irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı yararına eklemeli zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 1 02... parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen 8.519, 91... 'lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde dava konu taşınmaz bölümünün özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Bilindiği üzere meralar, mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı köy ya da kasaba halkına ait, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu şekilde kullanılan kamu orta malı niteliğindeki taşınmazlardır. Meraların ve öncesi mera olan taşınmazların üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinilmeleri mümkün değildir. Öte yandan, kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bilirkişi raporlarına değer verilmesi olanaksızdır.
Dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarından önce yörede yapılan toprak tevzi komisyon çalışmalarında da mera olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla çekişmeli taşınmazın kadim mera olmayıp tahsisli mera olduğu kabul edilmiş olsa dahi davacı taraf toprak tevzi komisyon çalışmalarının yapıldığı 1963 yılından geriye doğru 20 yıl zilyetliğini de ispat edememiştir.
Bunun yanında; keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin, 1956, 19 58... doğumlu olduğu gözetildiğinde bu kişilerin yaşları itibarıyla 19 43... yılları arasını bilebilecek yaşta olmadıkları, ayrıca 19 55... yılı hava fotoğraflarında çekişmeli taşınmaz bölümünün güney ve kuzey sınırlarının sabit olmadığı, şimdiki sınırlardan farklı sınırlar şeklinde kullanıldığının belirtilmesi nedeni ile ekonomik amaca uygun zilyetliğin de olmadığı anlaşılmaktadır. Mahallinde taşınmaz başında alınan görüntülere göre çekişmeli taşınmaz bölümünün mera bütünlüğü içerisinde kalan ve sonradan sürülerek açılan yerlerden olduğu, davacının iddiasına konu bölüm ile taşınmazın kalanı arasında ayırıcı unsura tesadüf edilmediği, şu halde davacının kullandığı bölümün meradan sökülerek elde edildiği kuşkusuzdur. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi bilirkişinin dava konusu taşınmaz bölümünün mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken maddi gerçekliğe aykırı yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görüldüğünden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!