İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, menfi tespit davasında dolandırıcılıkla cirolandığı iddia edilen senet için verilen ihtiyati tedbir ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacının, iptal edilen ticari bir işlem sonrası iade edilmesi gereken 2.000.000 TL bedelli senedin dolandırıcılar tarafından ciro edilerek aleyhine icra takibi başlatılması ihtimali nedeniyle telafisi güç zararların oluşacağını iddia ederek açtığı menfi tespit davası öncesinde icra takiplerinin durdurulması talepli ihtiyati tedbir başvurusuna karşı, mahkemece %20 teminat karşılığında tedbir kararı verilmiş; ancak senet hamilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve protokolün yetkisiz kişi tarafından sahte imzalandığını ileri süren davalıların itirazları, ilk derece mahkemesi tarafından sunulan delillerle yaklaşık ispat şartının ve telafisi güç zararın oluştuğu kanaatiyle reddedilerek, tedbir kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde hüküm tesis edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14.04.2026 tarihli ara karar
NUMARASI: ████████ E. -
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP DİLEKÇESİ:
İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında planlanan ticari işin teminatı olarak verilen 2.000.000-TL bedelli senedin, işin iptal edilmesi ve iade edileceğine dair protokol düzenlenmesine rağmen kaybolduğu iddiasıyla iade edilmediğini, ancak bahse konu senedin kötü niyetli bir şekilde paravan olduğu iddia edilen diğer davalı ...'ne cirolanarak protesto ettirildiğini, müvekkili aleyhine başlatılması muhtemel icra takiplerinin telafisi güç zararlar doğuracağı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinin devam ettiğini belirterek, açılacak menfi tespit davası öncesinde icra takiplerinin teminatlı veya teminatsız olarak durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI:
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ D.iş esas sayılı dosyasındaki █████/2026 tarihli karar ile; "Davanın tarafları arasında geçerli olmak üzere senedin icra takibine konu yapılmaması/ irca takibinin durdurulması yönünden kabulü ile; davaya konu 2.000.000,00-TL bedelli █████/2024 düzenleme ve █████/2026 vade tarihli senedin toplam bedelinin %20'si oranında (400.000,00-TL) hesaplanan nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde İİK 72/2 md gereğince davanın tarafları arasında geçerli olmak üzere başlatılacak takiplerle sınırlı olarak icraya konu edilmesinin ve icra takibinin tedbiren durdurulmasına" yönelik karar verildiği anlaşılmıştır.
İhtiyati tedbire itiraz eden davalı .... Şti. vekili itiraz dilekçesinde özetle; söz konusu kararın, müvekkilinin hukukunu ve kazanılmış haklarını telafisi şekilde ihlal etmekte olduğunu, müvekkili şirket iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, müvekkili şirket dava konusu senedi ticari teamüllere uygun yasal ciro silsilesi içerisinde devraldığını, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, davacı müvekkilinin kötü niyetli olduğunu, yaklaşık olarak bile ispat edemediğini, dosyaya sunulan belge ancak o belgeyi düzenleyen ve kullananlar arasında bir anlam ifade edemediğini, müvekkili gibi senedi yasal yolla devalan üçüncü kişilerin alacak hakkını ortadan kaldıramayacağını, HMK 394 ve devamı maddeleri uyarınca müvekkili yönünden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkemene aksi kanaatte ise müvekkilin uğrayacağı muhtemele zararları karşılamak üzere davacı tarafın senet bedelinin %100'ünden az olmamak üzere ağır bir teminat yatırmasına karar verilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tedbir talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararındaki en önemli gerekçenin █████/2024 tarihli protokol olduğunu, lakin söz konusu protokol şirketi temsil yetkisi olmayan kişi tarafından sahte olarak imzalandığını, TTSG kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin █████/2024 tarihinde genel kurul yaptığı genel kurulda şirketin tek yetkilisinin ... olarak belirlendiği ve ...'ın yetkilerinin sona erdiği karara bağlandığını, ...'ın █████/2024 tarihli genel kurula katılarak yetkisinin kaldırığından da haberdar olarak █████/2024 tarihli protokol başlıklı yazıyı imzalaması hukuken şirket sorumluluk altına sokabilecek bir işlem olmadığını, yazı yetkisiz bir temsilci tarafından imzalandığı için geçersiz olduğunu, aynı zamanda bu yazı sahte olduğundan yazıyı imzalayan kişiler hakkında da suç duyurusunda bulunulacağını, taraflara arasındaki hukuki nizanın açıkça yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulan protokolün sahte olması, yetkisi olmayan bir kişi tarafından imzalanması ve müvekkilini bağlamaması, sunulan belgeler ile yaklaşık ispat koşullarının da ortadan kalktığı gözetilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece █████/2026 tarihli ara karar ile; ''Somut olayda ihtiyati tedbir talebinde bulunan tarafından dosyaya sunulan senet sureti, davalı ... A.Ş ile davacı ...arasında imzalanan █████/2024 tarihli protokol ve ticaret sicil kayıtları incelendiğinde İİK 72/2 maddesi kapsamında yaklaşık ispat şartının yerine getirilmiş olduğu ve tedbir talep edenin telafisi güç zararının oluşacağına dair Mahkememizce kanaat oluştuğundan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D. İş sayılı █████/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ihtiyati tedbire itiraz edenlerin itirazlarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla İİK 72/2 maddesi ve HMK 389, 390/3 maddeleri gereğince verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olması ve yasada belirtilen koşullara uygun olmasından dolayı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ D. İş sayılı ihtiyati tedbir kararına yapılan İTİRAZIN REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı .... A.ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece █████/2024 tanzim tarihli kambiyo senedine ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispatlayamadığını, tedbire dayanak gösterilen 29.01.2024 tarihli protokolün müvekkili şirketi temsil yetkisi bulunmayan ... tarafından imzalandığını, ...'ın temsil yetkisinin 24.12.2023 tarihinde sona erdiğinin ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğunu, 11.02.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanında yetki süresinin açıkça belirtildiğini, İstanbul Ticaret Odası'nın 21.04.2026 tarihli yazısı ile ...'ın yetki tarihlerinin düzeltildiğini, senedin tanzim ve vade tarihlerinde adı geçen şahsın şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, davacı ... ile ...'ın işbirliği yaparak müvekkili şirketi 2.000.000,00 TL zarara uğratmak amacıyla muvazaalı bir belge düzenlediklerini, davacının sicil kayıtlarına göre yetkisiz olduğunu bildiği bir kişiyle protokol imzalayarak Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralını ihlal ettiğini, mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini varsayarak hatalı bir karar verdiğini, sicil kayıtlarının aleni olmasına rağmen mahkemece bu kayıtların yeterince incelenmediğini, yetkisiz kişi tarafından imzalanan sahte bir belgenin yaklaşık ispat olarak kabul edilmesinin hukuki hata teşkil ettiğini, ihtiyati tedbir kararının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığını ve mahkemenin itirazları değerlendirmediğini belirterek İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu senedin yasal ciro silsilesi içerisinde ticari bir ilişki kapsamında devralınan iyiniyetli üçüncü kişi hamil olduğunu, kambiyo senedi borçlusunun senedi düzenleyen kişi ile önceki hamiller arasındaki şahsi def’ileri iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceğini, davacının müvekkili şirketin senedi devralırken kötüniyetli olduğunu veya davacıyı zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini yaklaşık ispat koşulunda dahi kanıtlayamadığını, davacı tarafın dayandığı 29.01.2024 tarihli protokolün sadece o belgenin taraflarını bağlayan bir iç ilişki belgesi olduğunu, senet üzerinde teminat olduğuna dair bir şerh bulunmadığını, müvekkili şirketin senedin dış görünüşündeki sıhhatine ve ciro silsilesine güvenerek hak iktisap ettiğini, senedin bedelsiz kaldığı veya teminat olduğu yönündeki iddiaların şahsi def'i niteliğinde olup mücerretlik ilkesi gereği iyiniyetli hamil olan müvekkili şirkete karşı hüküm ifade etmediğini, yerel mahkemenin müvekkili şirketin kötüniyetli olduğuna dair dosyada hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen senedin tahsilini durdurarak mülkiyet hakkını ve ticari itibarı zedelediğini, diğer davalı Global Inks ile davacı arasındaki yetkisiz temsil veya hile iddialarının müvekkili şirketin iyiniyetini sakatlamadığını, davacının senedin ciro silsilesinin muvazaalı olduğunu ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin meşru bir ciro ile devraldığı senedin tahsilinin durdurulması nedeniyle ağır nakit akışı sorunu ile karşı karşıya kaldığını, hukuki dayanaktan yoksun bu tedbir kararının kambiyo senetlerine olan güveni ve tedavül kabiliyetini ortadan kaldırdığını belirterek İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ D. İş sayılı ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, bono yönünden menfi tespit istemine ilişkin olup talep; icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Dosyanın tetkikinde; mahkemece yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu kanaati neticesinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, teminatın yatırıldığı, davalı şirketlerin vekilleri tarafından işbu tedbir kararına yönelik itirazların reddine karar verilmesi üzerine yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Somut olaya tatbiki gereken İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/2 maddesi; ''İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. '' şeklinde düzenleme altına alınmış olup HMK'nın 389. maddesi gereğince; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Anılı yasal düzenlemeler ışığında dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; icra takibinden önce açılan menfi tespit davası kapsamında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğu kanaatine varılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı şirketlerin savunmaları kapsamında toplanacak deliller kapsamında devam eden yargılamada değişen delil durumuna göre ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması HMK'nın 396. maddesi kapsamında mümkün olduğundan bu aşamada ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, ihtiyati tedbir kararına itiraz eden/ davalı şirketler vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ../███████ tarih ve 2026/.. E. sayılı kararına karşı, ihtiyati tedbir kararına itiraz eden/davalı şirketler vekillerinin vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı ... tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı ... tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İtiraz eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!