Danıştay 4. Daire, Ankara-Pozantı Otoyolu için Balada yapılan arazi toplulaştırmasının mülkiyet hakkı ihlali ve kamulaştırmadan kaçınma iddialarını reddederek bölge idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, Ankarada otoyol güzergahındaki taşınmazları etkileyen bir arazi toplulaştırma işleminin, davacıların mülkiyet haklarının ihlal edildiği, kamulaştırma bedeli ödemekten kaçınıldığı ve parsel büyüklüklerinin azaldığı yönündeki itirazlarına rağmen hukuka uygun olduğuna hükmeden bölge idare mahkemesi kararını onamıştır; kararda, toplulaştırmanın tarımsal faaliyetin devamlılığını sağladığı ve otoyol alanında kalan araziler karşılığında emsal nitelikte arazilerin tahsis edildiği gerekçesiyle işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... ... 12-... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: █████/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2012 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Ankara Bala Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Ankara ili, Bala ilçesi, ... mahallesinde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının, Ankara Pozantı otoyoluna yer temini amacıyla yapıldığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, işlem sonucu parsel büyüklüklerinin azaldığı, parsel sayılarının arttığı, sulu araziler yerine kuru araziler verildiği, maliklere birbirlerine uzak konularda parseller verildiği ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince; davacılara ait ... parselin otoban güzergahında olduğu, toplulaştırma yapılmadan kamulaştırma yapılması halinde tarımsal olarak kullanılamayacağı, bu anlamda toplulaştırma işlemi ile tarımsal faaliyetin devamının sağlandığı, otoyol alanında kalan arazilerin karşılığında arazi verilmek suretiyle toprağın işletilmesinin sağlandığı anlaşıldığından, davacının kamulaştırma bedeli ödenmeksizin otoyola yer teminine yönelik olarak toplulaştırma işlemi yapıldığı yönündeki iddiaları bakımından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca otobanın kuzeyinden geçen derenin, ekonomik üretime imkan verecek şekilde düz ve tek parça olarak parsel planlanmasına elverişli olmadığı, şekil olarak mümkün olan en düzgün, verim yönünden eski parsellerine göre çok daha üstün parseller tahsis edilmek suretiyle davacıların menfaatlerinin korunduğu anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminde, davacılara tahsis edilen parseller yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, otobana yer teminine yönelik toplulaştırma işlemi yapıldığı ve asıl amacın kamulaştırma bedeli ödememek olduğu, yapılan işlemin anayasanın mülkiyet hakkına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
█████/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2012 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Ankara Bala Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Ankara ili, Bala ilçesi, ... mahallesinde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan toprak tevzi listelerinin, derecelendirme tablolarının, bunlara baplı tüm parselasyon ve tevzi haritalarının ve amaca aykırı arazi toplulaştırma işleminin iptali istenilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Örneğin, toplulaştırma işlemi bir bölgenin veya köyün tüm parsellerinin kullanımını düzenleyen, ilan aşaması, derecelendirme aşaması, askı ilanları, itiraz süreçleri ve yer teslim aşamaları ile birlikte bir bütün halinde olan düzenleyici işlemdir.
Diğer yandan, toplulaştırma işlemi, her parsel yönünden ayrı ayrı uygulandığı ve arsa maliklerinin taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarının kullanımına yönelik sonuçlar doğurduğundan, kendi parselleri yönünden toplulaştırma işleminin iptali için, tapuda kayıtlı maliklerin dava açmakta menfaatleri olmakla beraber, toplulaştırma işleminin tamamının iptal edilmesi yönünden dava ehliyetleri bulunmamaktadır. Zira; toplulaştırma işlemleri neticesinde her parsel yönünden ayrı ayrı sonuçlar ortaya çıktığı, bölgede taşınmazı bulunan bir kısım malikler yönünden, yapılan toplulaştırma işleminin aleyhlerine olan hususlar nedeniyle hukuka aykırılığının ileri sürülebileceği gibi bir kısım malik yönünden ise yapılan işlemde menfaatlerine, dolayısıyla hukuka aykırılık bulunmadığı görüşü ile toplulaştırma işleminin tamamına karşı açılan davaya muvafakatlarının olmayacağı, açılan davanın iptal ile sonuçlanması halinde ise aleyhlerine sonuç doğuracağı açıktır. Nitekim bakılan davada da davacının toplulaştırma işleminin tamamına karşı dava açması nedeniyle işlemin tümünün iptali yönünde verilecek bir karar, bölgede parseli olan ve dava açmamış diğer arazi maliklerinin menfaatini de etkileyeceğinden, dolayısı ile davacıların maliki ve hak sahibi olmadığı taşınmazlar yönünden de sonuç doğuracağından, toplulaştırma işleminin tamamen iptali istemiyle açılan davada, davacıların kendi parsellerinin dışındaki diğer parseller yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı kuşkusuzdur.
Öte yandan, davacıların toplulaştırma işleminin tamamını etkileyen hukuka aykırılıkları ileri sürmesi, kendi parselleri yönünden inceleneceğinden, toplulaştırma işleminin tamamına karşı dava açma imkanı sağlamadığı gibi işlemin tamamının iptalini gerektirmez.
Bakılan davada, toplulaştırma işleminin tamamı hakkında hüküm kurulmuş olup davanın, davacılara ait parseller yönünden incelenerek bu parseller hakkında esas yönünden hüküm kurulması, bunun dışındaki parseller yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, toplulaştırma işleminin tamamı hakkında hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenle, kararın bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!