Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde incelenen, lisanssız güneş enerjisi üreticisinden haksız ve fahiş sistem kullanım bedeli tahsilatı iddiasına ilişkin ticari alacak davası.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı lisanssız güneş enerjisi üretim tesisi sahibi şirketin, davalı elektrik dağıtım şirketinden, 2017 yılından itibaren lisanslı üreticilere uygulanan tarifeden iki kat fazla sistem kullanım bedeli tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun 6446 sayılı kanunun eşit muamele ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, tekel niteliğindeki hizmette sözleşme özgürlüğünün bozulduğunu ve fazladan ödenen bedellerin iadesi gerektiğini iddia ederek dava açtığı; davalının ise savunmasında, EPDK kararlarına uygun hareket ettiğini, tarifeleri değiştirme yetkisinin olmadığını, davanın adli yargının görev alanına girmediğini ve zaman aşımına uğradığını öne sürerek davanın reddini talep ettiği bir alacak uyuşmazlığı ele alınmıştır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:█████/2023DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı elektrik dağıtım şirketinin dağıtım sistemine bağlantısı yapılmış olan ve bağlantı bilgisi verilen lisansız güneş enerjisi üretim tesisi, müvekkili şirket tarafından kurulmuş ve işletildiğini, söz konusu tesisle ilgili müvekkili şirket ile davalı şirket arasında dağıtım sistem kullanım anlaşması imzalandığını, tesisin işletiliği dönem boyunca haksız yere fazladan tahsil edilen sistem kullanım bedellerinin müvekkili şirkete iadesinin gerektiğini, huzurdaki davanın lisanssız elektrik üreticisi olan müvekkili şirket ile dağıtım şirketi olan davalı şirket arasındaki özel hukuk uyuşmazlığından kaynaklandığını, davanın ikame edildiği tarih itibarıyla müvekkili şirketten, üreterek dağıtım sistemine verdiği her kWh elektrik enerjisine karşılık 5,6882 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, dağıtım hizmeti alan elektrik üreticileri arasında sistem kullanım/dağıtım bedelleri bakımından "üretici" ve "lisanssız üretici" şeklinde bir ayrım yapıldığını, bu bağlamda müvekkili şirketten 5,6882 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken buna karşın aynı hizmeti alan diğer üreticilerden sadece 2,7220 kuruş alındığını, 2016 yılı (1Ekim-31Aralık) sonuna kadar lisanslı-lisanssız ayrımı yapılmaksızın tüm üreticilerden 0,7596 kuruş olarak aynı bedelin alındığını, üreticiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, ancak, 1 Ocak 2017 itibarıyla herhangi bir teknik veya hukuki sebep gösterilmeden üreticiler arasında ayrıma gidilerek lisanssız üreticilerden daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığını, aynı hizmeti alan ve aralarında herhangi bir ayrım yapılmasına 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 9, 14 ve 17 nci maddeleri gereğince imkan olmadığı halde, müvekkili şirketten ürettiği her bir kWh elektrik enerjisi başına neredeyse 2 kat oranında artırım yapılmak suretiyle sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, bu yöntemle müvekkili şirketten haksız yere fazladan tahsil edilen tutarın 400.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu düşündüklerini, dava konusu tahsilatın EPK nun " Eşit taraflar arasında ayrım yasağı - Eşit Muamele İlkesi" ne aykırı olduğunu, davalının da içinde olduğu elektrik dağıtım faaliyeti gösteren şirketlerin, hizmet sundukları kişilere karşı eşit taraflar arasında ayrım yapmama yükümlülüğü altında olduklarını, müvekkili şirketin dağıtım sistemini kullanmasının davalı şirkete ek maliyet oluştursa dahi bundan dolayı müvekkilinden fazladan "sistem kullanım/dağıtım bedeli" alınmasına taraflar arasındaki anlaşmanın dahi imkan vermediğini, davalı şirketin sunduğu elektrik dağıtım hizmetinin tekel niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin "sistem kullanım/dağıtım bedelinin diğer üreticilerle eşit şekilde fatura edilmesi" yönünde davalı şirkete karşı alternatif bir sözleşme yapma imkân ve olanağının olmadığını, uyuşmazlık konusu bedelin, genel tarife üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, davalı şirketin verdiği hizmetin tekel niteliğinde olması karşısında TBK 20. ve 25. maddeleri de nazara alındığında sözleşme özgürlüğünde bulunması gerekli güç dengesinin müvekkili şirket aleyhine bozulduğundan anılan Kanun hükümleri gereği, uyuşmazlık konusu sözleşmeye müdahale edilerek sözleşme adaletinin sağlanmasının gerektiğini, müvekkili şirketten fazladan yere ve fahiş oranda yapılan tahsilatın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kanuna ve kurul kararlarına aykırı bir durum bulunmadığını, davacının aksi bir iddiası var ise, başvuru yerinin adli mahkemeler olmadığını, muhatabın da müvekkili şirket olmadığını, EPDK tarafından yayınlanan tarifelerine uymak ve uygulamak olan müvekkili şirketin dava konusu istemler yönünden iddianın muhatabı olmadığını, müvekkili şirketin EPDK kararları dışında işlem yapma, değişiklik yapma yetkisinin veya ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, bu nedenle de reddi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, dağıtım şirketleri tarafından uygulanacak olan tarifelerin EPDK tarafından 29.12.2016 tarih ve 6838 sayılı kurul kararı ve 11.05.2017 tarih ve 7070 sayılı kurul kararı çerçevesinde belirlendiğini, bu kurul kararlarında açıkça; 31.12.2017 tarihinden önce kabul tutanağı alanların ve 31.12.2017 tarihinden önce ilgili şebeke işletmecesinden (ADM EDAŞ) geçici kabul tutanağı alan tesisler için sistem kullanım bedeli hesaplamalarının EPDK tarafından belirlenen birim fiyatlara % 75 oranında indirim uygulanacağının belirtildiğini, davacı firmanın bu şartları sağlamaması nedeniyle indirimsiz birim fiyat uygulaması yapılmış olduğunu, EPDK' nın lisanslı- lisanssız elektrik üreticilerinin farklı abone guruplarına dahil etmesinin nedeninin, lisanssız elektrik üreticilerinin Yekdem kapsamında almış oldukları bedel ve şebeke yükünü artırmaları olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Tüm dosya kapsamında; bilirkişi heyeti raporunda da tespit edildiği üzere " Yasal mevzuat gereğince Lisanssız Elektrik Üreticilerine uygulanacak dağıtım sistem kullanım tarifelerinin düzenleyici kurum olan EPDK Kurul Kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifeleri ile belirlendiği, davalı ... A.Ş.'ın EPDK kurul kararlarına ve tarifelere uymak zorunda olduğu, 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın geçici 20. Maddesine göre EPDK kararlarının geçerli ve bağlayıcı olduğu, Davalı ... A.Ş. tarafından EPDK kurul kararları ile yürürlüğe konan dönem tarifelerinde yer alan dağıtım sistem kullanım tarifelerini davacıya doğru şekilde uyguladığı ve faturaların fazladan bir bedel içermediği, 6446 sayılı Yasanın değişik geçici 20. Maddesi ile EPDK'nın lisanssız elektrik üreticileri için uygulamaya koyduğu tarifelerin dayanağı kurul kararlarının halen yürürlükte olduğu, Davalı ... A.Ş.' ce EPDK Kurul Kararı ile uygulamaya konulan dönem tarife tablolarında yer alan lisanssız üreticiler için geçerli birim fiyatları doğru şekilde alarak faturaları düzenlemiş olmasına bağlı olarak, dava kapsamında davacı şirketin davalı ... A.Ş.'tan uyuşmazlığa konu taleplere ilişkin bir alacağının bulunmadığı," anlaşılmakla bu suretle, davalının yapmış olduğu faturalandırmanın EPDK Kurul Kararları başta olmak üzere ilgili mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu kanaatine varılmakla..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyaç fazlası enerji yönünden tartışılması gereken hususun sözleşmeye aykırı tahsilat olduğunu, EPDK tarifesi olmadığını, ihtiyaç fazlası enerjinin mülkiyetinin henüz davalıya ait şebekeye çıkmadan müvekkilinin elinden çıktığını, ihtiyaç fazlası enerjinin davacı tarafından şebekeye verildiğinin kabulüne olanak bulunmadığını, ihtiyaç fazlası enerji miktarının ve bu miktardaki enerji sebebiyle tahsil edilen dağıtım bedellerinin tespit edilerek davacıya iadesine karar verilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken aksi yöndeki kabule dayalı olarak tarife farklılaşması sonrasında sözleşmenin imzalanmış olması kabulü neticesinde varılan davanın reddi yönündeki kararın hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu fazla tahsilatların, TTK 20'ye açıkça aykırı olduğunu ve fazla tahsilatların, mülkiyet hakkının ihlali olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, lisanssız üretici konumundaki davacının, lisanslı üretici konumundaki dava dışı şirketler ile birçok kriter bakımından aynı standartlara tabi olmamasına rağmen, dağıtım kullanım sistemindeki lisanslı üreticilere uygulanan tarifelerin kendisine uygulanması isteminin dayanaktan yoksun olmasına, dava dışı EPDK tarafından belirlenen tarifelerin halen daha yürürlükte bulunmasına, basiretli tacir konumundaki davacının belirlenen tarifeler ve imzalanan sözleşme bakımından genel işlem koşulları iddiasının dinlenmesinin mümkün bulunmamasına (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, █████████ Esas, ████████ Karar), dosya arasındaki bilirkişi raporunda mevzuat gereği davacının bir alacak talep edemeyeceğinin belirtilmesine ve bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli bulunmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ████████ Esas, ████████ Karar) açık olmak üzere karar verildi. ...