Dinsel topluluğun kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebinin, tüzel kişilik itirazları ve görev uyuşmazlığı süreçleriyle Hazineye karşı görülen temyiz incelemesi.
Özet: Dava, gayrimüslim bir dini topluluğun, kadastro öncesi nedenlere ve uzun süreli zilyetliğine dayanarak sahibi olduğunu iddia ettiği kilise ve dükkanlardan oluşan taşınmazların tapu iptali ile kendi adına tescilini talep etmesidir; davalı Hazine ise davacının tüzel kişiliği ve taşınmaz edinimine ilişkin yasal yeteneği bulunmadığını savunmuş, bu süreçte Asliye Hukuk ve Kadastro Mahkemeleri arasında yaşanan görev uyuşmazlığı, Yargıtay tarafından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği yönündeki kararıyla çözülerek esas incelemesine geçilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacı ... vekili; müvekkilinin mazbut, mülhak veya cemaat vakfı ölçütlerinde bulunmayan, müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları arasında yer almayan, Lozan Anlaşması'nın 38 ve devamı maddeleri kapsamında, dini özgürlükleri tanınan ve güvence altına alınan, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 9 ve devamı maddeleri gereği tüzel kişiliği de kabul edilen bir dinsel topluluk olduğunu, dava konusu taşınmazların müvekkiline ait olduğunu, taşınmazlarda kilise binası, dükkan vasfında akar ve akaratlar bulunduğunu, kilise binasının ilk defa 1797 yılında inşaa edildiğini, dükkanların kilise binasından daha sonra yapıldığını, en az 40-50 yıldır bu dükkanların kilise tarafından çeşitli kişilere kiraya verildiğini ileri sürerek taşınmazlarda imar uygulaması uyarınca yapılan tevhit ve ifraz işlemleri de gözetilerek dava konusu 1 59... ila 21... ada 17 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 1 64... (tevhit işlemi ile 1 64... ) ve 1 67... (imar uygulaması, ifraz ve tevhit işlemleri ile 1 67... , 37... ) parsel sayılı taşınmazlardaki payların müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili; davacı ... Kilisesinin tüzel kişiliği bulunmadığından dava açma ehliyetinin de bulunmadığını, bu nedenle eldeki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Tapu Kanunu’nun 3. maddesine göre ecnebi hükmi şahısların gayrimenkul iktisap etmelerinin, mevcudiyetlerinin hükümetçe tanınmasına bağlı olduğunu, bu hususta davacı kilise lehine verilmiş bir karar bulunmadığını, dava konusu taşınmazların davacı kilise adına tescil edilmesinin mümkün bulunmadığını, kaldı ki davacı kilisenin başka mahkemelerde tapu iptali ve tescil istemiyle açtığı davaların da bu sebeple reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.12.2013 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla, davacının talebinin “tapu kaydına tescil” mahiyetinde olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, görevli Mahkemenin İzmir Kadastro Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. İzmir Kadastro Mahkemesinin 07.03.2014 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla, dava konusu 1 59... ila 21 parsel sayılı taşınmazlar ile 1 75... parsel sayılı taşınmaz yönünden, taşınmazların 2613 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tahditlerinin yapıldığı fakat 22. maddeye göre komisyonca tespitlerinin yapılmadığı ve kadastronun ikmal edilmediği, bu taşınmazların ... Hükmi Şahsiyetince 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 3. maddesinde belirtilen iznin alınması durumunda, tespit işleminin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 5. maddesi hükümlerine göre tamamlanması gerektiğinden, taşınmazlar ile ilgili usulüne uygun kadastro tespit tutanağı düzenlemek ve kadastro işlemlerini ikmal etmek üzere dosyanın İzmir İl Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine; dava konusu 164 parsel 24 parsel, 1 67... , 37... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise taşınmazlara ait usulüne uygun kesinleşmiş tapu kaydı olup taşınmazların maliklerinin belirli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, ancak daha önceden aynı konuda İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın re'sen Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2015 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamından, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 1948 yılında yapıldığı, taşınmazların tapuya tescil edilmesinden sonra tapuda intikallerin ve imar uygulamalarının yapıldığı, eldeki davanın dava konusu taşınmazların kadastro tespiti kesinleştikten ve tapuda intikaller yapıldıktan sonra açıldığı, kadastro mahkemesinin görevinin kesinleşmeyen kadastro tutanaklarına ilişkin olduğu, ilan süresi içerisinde dava açılmayan ya da dava açılıp da kadastro mahkemesince sonuçlandırılıp kesinleşen tutanaklar tapu siciline tescil edilmemiş olsa dahi bu gibi hallerin kadastro mahkemesinin görevinin dışında olduğu gerekçesiyle İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; dosya arasında bulunan tapu kayıtlarından dava konusu 1 67... , 37... parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması sonucunda oluştuğu, kök parsel olan 167 ada eski 4 parselin kadastro tespit tutanağının kesinleşmediği ve halen malik hanesinin boş olduğu, dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarına göre 1 67... parselin 1948 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerine göre avlulu kargir ev ve müşterek kuyu vasfı ile ... adına tespitinin yapıldığı, ancak aynı Kanun'un 22. maddesine göre komisyonca 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 3. maddesine dayanarak yabancılara ait gayrimenkullerle ilgili gerekli izin alınmadığından tutanağın kesinleşmediği ve malik hanesinin bu nedenle boş bırakıldığı, her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2015 tarihli mercii tayini kararı ile eldeki dava yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş ise de kök parsel olan 1 67... parsele ait tutanak kesinleşmediğinden, sicilin hiç oluşmadığı, maddi yanılgıya dayalı mercii kararı usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından ve mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen görevsizlik kararı verilebileceğinden, kök 1 67... parselden gelen 37... parsel sayılı taşınmazlar yönünden yeniden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından 02.11.2017 tarihli celsede dava konusu 1 67... ve 1 64... nolu parseller yönünden davadan feragat edildiği, yargılamaya sadece 1 67... ve 38 nolu parseller yönünden devam edeceklerinin belirtildiği, yine davacı vekili tarafından verilen 17.07.2017 tarihli beyan ve ıslah dilekçesinin incelenmesinde, davaya yalnızca 1 67... ve 38 nolu parseller yönünden devam ettiklerini belirtilerek harcı bu şekilde tamamladıkları ve talep sonucunu bu şekilde daralttıklarına dair beyanda bulunulduğunun anlaşıldığı, davacı vekili tarafından 20.13.2018 tarihli celsede davaya yalnızca 1 67... ve 38 nolu parseller yönünden devam ettiklerini, diğer parseller yönünden HMK’nın 123. maddesi uyarınca davalarını geri aldıkları belirtmiş ise de davacı vekilinin 17.07.2017 tarihli ıslah dilekçesi ve 02.11.2017 tarihli (her ne kadar tutanak imzalanmamış ise de) sonradan inkar edilmeyen beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin 1 67... ve 38 nolu parseller dışındaki diğer parseller yönünden davadan feragat ettiğinin kabulü gerekeceği gerekçesiyle 1 64... parsel ile 1 67... parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, kök 1 67... parselden gelen 37... nolu parseller yönünden ise taşınmazların malik hanelerinin açık olduğu anlaşılmakla (her ne kadar 38 nolu parsel gerçek kişiler adına kayıtlı ise de, kök parselin malik hanesi açık olup, tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olduğundan hukuki sonuç doğurmayacaktır) davanın HMK'nın 1 14... . maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, taşınmazların malik haneleri doldurulmak ve tutanak aslı ihya edilmek üzere dosyanın görevli ve yetkili İzmir Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.04.2022 tarihli █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; dava ve temyize konu taşınmazlarla ilgili olarak mahkemeler arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2015 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesi ile çözümlenmiş olduğuna göre Yargıtayca verilen merci tayinine ilişkin kararların kesin olduğu, davacı kilisenin tüzel kişiliğinin bulunup bulunmadığı, tüzel kişiliği varsa yetkili kişi tarafından davacı vekiline vekalet verilip verilmediğinin araştırılması, davacının taraf ehliyetinin bulunduğunun ve yetkili kişi tarafından davacı vekiline vekalet verildiğinin anlaşılması halinde işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; 1 64... parsel ile 1 67... parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, kök 1 67... parselden gelen 37... nolu parseller yönünden tespitin kilise adına yapıldığı ancak yabancılara ait taşınmazlarda gerekli izin alınmadığından kesinleşmediği gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nın 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Yasa hükmünde belirtildiği üzere taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şeklidir. Maddede, gerçek ve tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesinde de tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartları olarak düzenlenmiştir.Öte yandan, aynı Kanun'un “dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/2. maddesinde yer alan düzenlemede de “dava şartı noksanlığını tespit eden mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verip bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedeceği hükmüne yer verilmiştir. 3.3.19 93... /82 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında da dava şartlarının davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır.Somut olayda; Mahkemece “Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar ve Eğitim Genel Müdürlüğü" tarafından düzenlenen ve ... adlı Katolik tarikatın İtalya'da tüzel kişiliği bulunduğu, halen faal olduğu, merkez idari ofisinin Roma-İtalya'da bulunduğunun bildirilmesine ilişkin yazı, İtalya Cumhuriyetinin 16.06.2022 tarihli ve ... adlı tarikatın yerel hükümet dairesi nezdindeki tüzel kişiler siciline ... numara ile kayıtlı olduğunun ve yasal temsilcisinin ... olduğunun belirtildiği belge, imza tasdikine dair belgeler ile noter tasdikli diğer tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde davacının tüzel kişiliği bulunduğu ve davacı vekilinin vekilliğinin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmış ise de dava dilekçesi ve ekli belgelerde ... Dinsel Birliği Bölge Baş Rahipliğinden 06.10.2010 tarihinde verilen belgede, “Ben aşağıda imzası bulunan Rahip ..., İtalya Cumhuriyetinde kanunen tanınan bir kuruluş olan ...- dinsel birliğinin yasal temsilcisi sıfatıyla, İzmir’de bulunan ... ile bağlısı Bornova ... Kilisesinin İtalya’da bulunan dinsel birliğimizin mülkü olduğunu beyan ederim” şeklinde beyanda bulunulduğu, İtalya Konsolosu ... tarafından imzalı 13.10.2010 tarihli belgede ise “Konsolosluğumuzda mevcut belgelere dayanarak, Pasaport’da bulunan ... Kilise ve Bornova’daki ... Kilisesi sorumlusu, 30.04.1944 Moncalvo doğumlu Rahip ...’nın, yukarıda adı geçen kiliseler ile bunlara ait gayrimenkullerinin yönetiminden sorumlu olduğu beyan edilir.” şeklinde beyanda bulunulduğu, davacı ... tarafından eldeki davanın, ... Kilisesini temsilen rahip ... tarafından Avukat ...’na verilen vekaletname uyarınca açıldığı açık olup davanın bozma ilamı sonrası dosya arasına alınan belgelerdeki tüzel kişiliği olduğu belirtilen topluluk tarafından değil onun mülkü olduğu anlaşılan kilise tarafından açıldığı sabittir.Hemen belirtilmelidir ki; hukuk sitemimizde zilyetlikle ya da başka şekilde mülk edinebilecek gerçek ve/veya tüzel kişiler belirlenmiş olup bunlar arasında vakıfların da mülk edinebileceği hususu düzenlenmiş ise de cami, kilise, sinagog gibi tüzel kişiliğe sahip olmayan toplulukların mülk edinebileceğine dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim, Dairenin 16.12.2019 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında aynı kilise tarafından açılan davada kilisenin aktif husumet ehliyeti bulunmadığının kabul edildiği de görülmektedir.Hal böyle olunca, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan sonuçlandırılması isabetsizdir.Açıklanan sebeplerle davalıların yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Belediyesine iadesine, Dosyanın İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.