Akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshinden kaynaklanan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalı ile imzaladığı akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve süresinden önce tek taraflı feshedilerek başka bir dağıtım şirketiyle anlaşılması, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi ve bu durum neticesinde doğan 2.000,00 USD tutarındaki cezai şart ile kar mahrumiyeti alacaklarının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptalini talep etmektedir; zira davalı, fesih bildiriminden önce lisans değişikliği yaparak müvekkil şirketin ticari planlarını ve rekabet gücünü olumsuz etkilemiştir.

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket ile davalı .... Şti. arasında , ... adresinde kâin taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna ilişkin olarak 05.09.2019 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi, Protokol ve ekleri Davalı; Sözleşmeler kapsamında, müvekkil şirketten satın aldığı akaryakıt ürünlerini, müvekkil şirket markası altında satma edimini üstlenmiş olup, bu nedenle ilgili akaryakıt istasyonuna yine Sözleşmeler kapsamında; birtakım menkuller ariyeten teslim edilmiştir. Başka bir anlatımla akaryakıt istasyonunun Kurumsal Kimlik Çalışması müvekkil şirketçe yapılmış ve gerekli teknik malzemelerin teslimi, müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmiştir. Böylelikle taraflar arasındaki ticari ilişki başlamış ve davalı, müvekkil şirket markası altında akaryakıt istasyonunu işletmeye başlamıştır. Ancak müvekkil şirket sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi ifa etmiş olmasına rağmen; müvekkil şirkete herhangi bir bildirim yapmadan davalı şirket, lisansını iptal ederek başka bir dağıtım şirketinin lisansı altında faaliyet göstermeye başlamış ve eş zamanlı olarak taraflar arasında akdedilmiş olan 05.09.2019 tarihli Bayilik Sözleşmesi, Protokol ve eklerini işbu surette tek taraflı olarak haksız bir şekilde süresinden önce ... 1. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshetmiş ve bayilik ilişkisini sonlandırmıştırDavalı bayinin ihtarnamesine cevaben tarafımızca keşide edilen ... 26. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; haksız fesih sebebiyle davalının müvekkil şirketimize karşı olan yasal sorumlulukları hususunda davalı ihtar edilmiştirDavalıya 20.05.2024 tarihinde tebliğ edilen cevabi ihtarnamemizde; ... 1. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide tarihinin 09.05.2024 olduğu, EPDK’nın internet sayfasında lisans değişikliğine ilişkin işlemin de 09.05.2024 tarihli olduğu, ancak ihtarnamenin müvekkil şirkete 15.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, bir başka anlatımla fesih bildirimi henüz müvekkil şirkete tebliğ olmadan başka bir dağıtıcı şirket ile davalı arasında anlaşma yapıldığı ve davalı tarafından lisans değişikliği başvurusunda bulunulduğu sabit olup bu durumun Bayilik Sözleşmesi ve Protokol hükümlerine aykırılık teşkil ettiği bildirilmiştir. Ayrıca ... 1. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde ileri sürülen iddiaların gerçeğe aykırı olduğu, süresinden önce Bayilik Sözleşmesinin feshi nedeniyle müvekkil şirkete; kıstelyevm hesabına göre tahakkuk eden 2.000,00- USD cezai şart bedeli ile kar mahrumiyeti alacağının ödenmesi hususunda davalı bayi ihtar edilmiş ve temerrüte düşürülmüştür. Davalı tarafından müvekkil şirketin uğradığı kar mahrumiyeti bedeli ödenmediği gibi cezai şart bedeli de ödenmemiştir. 5. Zira akdedilen Protokol'ün 6.2. maddesi gereğince davalı bayi; protokolü erken feshetmesi halinde müvekkil şirkete cezai şart ödemekle yükümlüdür:Davalı bayinin Protokolü erken feshetmesi nedeniyle kıstelyevm esasına göre hesap edilmiş cezai şart bedeli 2.000,00- USD olup işbu alacağın davalı bayiden tahsili gerekmektedir.Bu nedenle müvekkil şirketin 2.000,00- USD cezai şart alacağının tahsili amacıyla tarafımızca 31.05.2024 tarihinde ... 11. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Ancak davalı tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup takip durdurulmuştur. Borçlu tarafından yapılan işbu kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesini talep ederiz.Zira müvekkil şirketin kar mahrumiyeti alacağı doğmuştur: Bayilik Sözleşmesinin 3. Maddesinde de belirtildiği üzere; sözleşme 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere akdedilmiştir. Fakat davalı şirket, herhangi bir gerekçe sunmaksızın haksız ve ticari hayatın olağan akışına aykırı biçimde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirmiş ve başka bir dağıtım firması ile anlaşmıştır.Davalının bu haksız eylemi neticesinde müvekkil şirket, işbu ticari ilişki kapsamında gelecekte elde edebileceği kârdan mahrum kalmıştır. Gerçekten de müvekkil şirket, davalı ile kurulan ticari ilişki sebebiyle diğer bayilerle görüşmede bulunmamış ve gelecekte imzalanacak muhtemel sözleşmelerden ve dolayısıyla kârdan mahrum kalmıştır. Diğer yandan davalının haksız eylemi, müvekkil şirketin uzun vadeli ticari faaliyet planlaması kapsamında, zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Zira, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız sebeple feshi, müvekkil şirketin o bölgede bayi kaybına sebebiyet vererek rakip petrol firmaları ile rekabet ederken ticari planının gerisinde kalmasına sebebiyet vermiştir. Davalının işbu haksız eylemi tüm bunlara ek olarak müvekkil şirketin aday bayiler nezdinde güven ve itibar kaybetmesine neden olmuş ve bu durum da müvekkil şirketin yeni bayi bulmakta güçlük çekmesine sebep olmuştur. Öte yandan, müvekkil şirket tarafından yapılan kurumsal kimlik çalışması kapsamında, davalının kullanımına tahsis edilen ve sadece davalının petrol istasyonunun fiziksel özelliklerine uygun biçimde üretilen otomasyon sistemi, istasyon giydirme gibi altyapısal ve diğer yatırımlar boşa çıkmış durumdadır. Anılan alacak kalemleri davalı ile kurulan ve 5 yıl sürmesi beklenen ve sözleşme ile öngörülen ticari ilişki nedeniyle yapılmış yatırımlardan oluşturmaktadır. Mevcut durumda ise güven ilişkisine dayalı olarak gerçekleştirilmiş yatırımlardan, gelecekte oluşması beklenen kâr elde edilememiştir. Dava konusu sözleşmeler ile oluşturulan taraflar arasındaki ticari ilişkinin çerçevesinin ve boyutunun görülebilmesi amacıyla, müvekkil şirket tarafından kayda alınan ve Protokol’ün 6.3 maddesi uyarınca kesin delil teşkil eden dava konusu bayinin satış ve gelir durumlarını gösterir tablolar ile ticari defter ve kayıtlar bilirkişi tarafından incelendiğinde müvekkilin mahrum kaldığı kar tespit olunacaktır. Dava konusu bayiden bayilik süresince elde edilen kâr miktarı dikkate alınarak, 5 yıl sürmesi beklenen sözleşmenin feshi sebebiyle yoksun kalınan kâr miktarının bilirkişi incelemesi ile tespiti gerekmektedir.Davalı şirketin kusurlu feshi neticesinde, müvekkilin mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalınması sebebiyle, mahrum kalınan kârın tespiti ile davalı taraftan tazmini gerekmektedir. Bu çerçevede gerek işbu dilekçemizde sunduğumuz bilgi ve belgeler gözetilerek ve gerekse resen takdir olunacak deliller değerlendirilerek müvekkil şirketin kanuni defter ve kayıtlarının celbi ile yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde, mahrum kalınan kârın tespiti ile faizi ile birlikte karşı taraftan tazminini talep ederiz.İhtarnameye rağmen davalının kar mahrumiyeti bedelini ödememesi nedeniyle tarafımızca alacak davası ikame etmeden önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve aynı zamanda cezai şart alacağı yönünden de icra takibi başlatılmıştır. Henüz kar mahrumiyeti alacağı yönünden arabuluculuk toplantısı gerçekleşmeden önce davalı borçlu tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine, hem itirazın iptali hem de kar mahrumiyeti alacağının tahsili talepli dava şartı gereğince her iki talebimiz arabuluculuk sürecine dahil edilmiş ve iki talep yönünden de görüşmeler yapılmıştır. Ancak arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonlanmıştırSözleşmelerde taraflar arasında uygulanacak ticari faiz kararlaştırılmıştır. İşbu akdi faiz, TCMB geç likidite borç verme faiz oranına %5 eklenerek bulunmuş oranıdır. Bu sebeple dava konusu kar mahrumiyeti alacağımız yönünden fesih tarihinden itibaren, taraflar arasında akdedilen Sözleşmelerde kararlaştırılan akdi faiz oranında faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ederiz.Fazlaya dair talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile HMK m. 107 kapsamında, müvekkil şirketin hesap edilecek kar mahrumiyetinden doğan maddi tazminat alacağından şimdilik 10.000,00- TL olmak üzere 09.05.2024 fesih tarihinden itibaren taraflarca kararlaştırılmış akdi faiz oranında faizi ile belirsiz alacak olarak davalıdan tahsiline, Müvekkil şirketin cezai şart alacağı konulu ... 11. İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli itirazları sebebiyle %20’dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA:Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı müvekkilimiz ile davacı dağıtım firması arasında ... adresinde kâin taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna ilişkin olarak 05.09.2019 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş olup iş bu sözleşmeye istinaden müvekkilimiz yıllarca gerekli özen ve yükümlülüğü göstererek sözleşmeye aykırı bir iş veyahut işlem yapmamış olup aksi üzerine davacı dağıtım firması tarafından özellikle son kertede kendisine düşen özen ve yükümlülükler yerinde getirilmemiş bu nedenle davalı müvekkilimiz haklı nedenle ... 1. Noterliği ...tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile bayilik sözleşmesini feshetmiştir. Şöyle ki davacı dağıtım firması tarafından çoğu zaman sözleşmeye aykırı şekilde taahhüt edilen iskonto oranlarına uyulmamış yine davalı müvekkilimizin akaryakıt istediği zaman ve şartlarda akaryakıt teminin sağlanmamış gerek sözleşmeye aykırı hareketleri gerek ise de zamanın ekonomik koşullarına aykırı şekilde müvekkilimiz şirketin zor duruma düşürülmesi nedeniyle müvekkilimiz haklı yere sözleşmeyi feshetmiştir. Dolayısıyla dağıtım firmasının en önemli ve yegane yükümlülüklerinden olan iskonto oranını ekonomik koşullara göre ayarlamak ve bayinin isteği doğrultusunda zaman ve şartlarda akaryakıt temini yerine getirilmemiş olup müvekkilimizin bu sebeple sözleşmeyi feshetmesi gayet doğal niteliktedir. Kaldı ki kabul etmemekle birlikte davacı şirketin iddiaları dikkate alınarak hesaplama yapılsa dahi bırakın kalan 3 ay müvekkilimizin 1 yıllık karı bile bu miktara yaklaşmamaktadır. Bu sebeple dir ki davacı kötü niyetli şekilde iş bu davayı açmış olup esastan da reddedilmesi gerekmektedir. Öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesine mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından haksız bir şekilde sözleşmenin feshedilerek başka bir dağıtım şirketi altında faaliyet göstermeye başladığı iddiasıyla cezai şart ve kar mahrumiyeti istemlerinden ibarettir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle:"Davacı, ... Şirketi İle Davalı, ...Şirketi' arasında 05.09.2019 tarihinden itibaren geçerli 5 yıl süreli olarak akdedilmiş olan Ptotokol ve Bayilik Sözleşmesinin Davalı Tarafça 09.05.2024 tarihinde tek taraflı olarak fesih etmesi üzerine görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) dava nedeniyle; Taraflar arasında akit olunan Sözleşme ve Protokol kapsamında; Tablo-4 ve Tablo-5 de de görüleceği üzere Toplam 1827 gün için akit olunan Sözleşmenin 1709 gününde Satışı Gerçekleşen Motorin ( 13.720.861,00 Litre) ve Benzin (155.851,00 Litre) üzerinden Tablo-5 da görüleceği üzere yapılan gün başına ortalama satış litresi baz alınarak, (Tablo -6 da görüleceği üzere) yapılan hesaplamaya göre,Davacı Şirketin Sözleşme bitim tarihine kadar kalan süre (118 gün) için Motorin. Satışlarından 192.913,81 TL Kar Mahrumiyetinden yoksun olabileceği hesap edilmiş, Benzin Satışları ile ilgili ise, 29.07.2022 den sonraki günlerde Benzin satışı bulunmadığı ve Kalan süre için de Benzin Satışı yapılamayacağı değerlendirilmiş dolayıyla benzin satışı ile ilgili kar mahrumiyeti hesap edilmemiştir. Diğer Taraftan taraflar arasında akit olunan Protokol'un 6.2 maddesi ile Belirlenmiş ve imza altına alınmış olan Cezai Şart ile ilgili Tablo-8 de görüleceği üzere Kıstelyevm hesabına göre Davalı Tarafın Davacı Tarafa 1.937,60 USD Cezai Şart Bedeli ödemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, Davalı Firmanın Sözleşme süresi bitmeden başka bir Firma ile anlaşma yapmış olduğu göz önüne alındığında davalının sözleşmeden doğan riskleri bilerek sözleşmeyi fesih etmiş olabileceği ve işine devam ettiği için mahvına neden olamayacağı kanaatine varılmıştır. Akit olunan Sözleşmenin imza tarihindeki zamanda Sözleşme Damga Vergisinin ödenip ödenmediği bilgisine ve belgesine rastlanmamıştır. Sonuç Olarak; Davalı Tarafın Sözleşmeyi Feshinde haklı olmasını gerektiren bir sonuca varılmadığı, Taraflar arasında akit olunan sözleşmeye göre Belirlenen cezai şart bedelini (1.937,60 USD) ve Diğer masrafları Davacı tarafa ödenmesi gerektiği, Diğer taraftan Davacı tarafın sözleşme bitimine kalan süre için (118 gün) talep etmiş olduğu ve tarafımızca belirlenen Tahmini Kar Mahrumiyetinin 192.910,00 TL olabileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor alındığı ve bilirkişilerin sunmuş olduğu ek raporda özetle: " İtirazlarımız doğrultusunda dosyanın alanında uzman başka bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlenmesi için tevdiine mahkeme aksi kanaatte ise dosyanın ek rapor aldırılması için bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmesini bilvekale saygıyla arz ve talep ederiz.█████/2025 " Şeklinde açıklamalarda bulunularak davalı tarafın itirazda bulunduğu görülmüştür. Bilirkişi Heyetimizce Davalı Tarafın Kök Bilirkişi Raporuna yapmış olduğu itirazları tüm yönleri ile incelenmiş ve değerlendirilmiş, Netice olarak yapılan itirazların daha çok hukuksal ve/veya usullere ilişkin taleplerden ibaret olduğu, heyetimizce tespit edilen tutarlarla alakalı olmadığı kanaatine varılmış olup, Bu bağlamda; Taraflar arasında 5 yıl süreli olarak akdedilmiş olan Ptotokol ve Bayilik Sözleşmesinin Davalı Tarafça 09.05.2024 tarihinde tek taraflı olarak fesih etmesi üzerine görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) dava nedeniyle; "Uyuşmazlığın çözümü ve tarafların birbirlerine olan borç ve alacaklarının tespiti ile taraflar arasında var olduğu iddia edilen sözleşmede tarafların yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı da dikkate alınarak cezai şart istenip istenemeyeceği, cezai şart istenebileceği kanaatine ulaşılması hâlinde davalının mahvına sebep olup olmayacağının tespit edilmesi istenmiş, Heyetimiz bu kapsamda gerek dava dosyasındaki delil ve belgeler, gerekse firmalar nezdinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile taraflar arasında akit olunan sözleşme ve protokol ışığında ve heyetimizden istenilen görev sınırları çerçevesinde yapılan incelemeler ve hesaplamalar sonucunda; Netice olarak, Kök raporda yapmış olduğumuz tespit ve değerlendirmeler de herhangi bir değişiklik olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememiz ara kararı gereği kök ve ek rapor sunan bilirkişilerden 2. Kez ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları ek raporda özetle: " Davalı Tarafın Sözleşmeyi Feshinde haklı olmasını gerektiren bir sonuca varılmadığı, Taraflar arasında akit olunan sözleşmeye göre Belirlenen cezai şart bedeli (1.937,60 USD ve Diğer masrafları Davacı tarafa ödenmesi gerektiği, Diğer taraftan Davacı tarafın sözleşmeyi kabul edilebilir bir gerekçe olmadan tek taraflı olarak fesih etmesi nedeniyle Bahse Konu Yargıtay Kararları da esas (Yagıtay 11. HD'nin ... esas ve...esas sayılı kararları) 3 aylık ve 6 aylık süreler dikkate alınarak (Tablo:8 de görüleceği üzere) 3 ay (90 gün) alınarak tarafımızca yapılan hesaplamaya göre belirlenen 3 Aylık Tahmini Kar Mahrumiyetinin 119.962,43 TL olabileceği tespit edildiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Feshin haklılığı bakımından yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında 05.09.2019 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi akdedildiği dosya kapsamı ile sabittir. Söz konusu sözleşmenin bitimine 3 ay 24 gün kala davalı tarafından ... 1. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesi feshedilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalı tarafından feshinin haklı fesih olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda davalı tarafından çekilen ihtarnamenin incelenmesinde soyut olarak davacı tarafın sözleşme yükümlülüklerine uygun davranmadığı belirtilerek sözleşmenin feshedildiği ihtar edilmiştir. Cevap dilekçesinde ise sözleşmeye aykırılık davacı dağıtım firması tarafından çoğu zaman sözleşmeye aykırı şekilde taahhüt edilen iskonto oranlarına uyulmadığı ve davalı tarafından akaryakıt istediği zaman ve şartlarda akaryakıt teminin sağlanmadığı şeklinde gerçekleştiği savunulmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davalı tarafça 5 yıllık sözleşme süresinin neredeyse sonuna gelene kadar davacıya iskonto oranlarına uyulmadığı yahut akaryakıt temin edilmediğine ilişkin herhangi bir ihtar çekilmediği ve bu konuda somut herhangi bir belge ve bilginin ibraz edilmediği göz önüne alınarak feshin haksız olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan inceleme ve hayatın olağan akışı da göz önüne alındığında uzun süren sözleşme ilişkisi içerisinde davalı tarafın feshe gerekçe yaptığı hususlar ile ilgili olarak karşı tarafa herhangi bir bildirimde bulunmamış olması ve sözleşme hükümlerine uygun davranmaya davet etmemiş olması ve sözleşme ilişkisini neredeyse 5 yıl sürdürmüş olduğu da dikkate alındığında hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Kaldı ki akaryakıt temin edilmediği hususunda da bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davacı tarafından davalıya akaryakıt temin edildiği ve davalı tarafından da akaryakıt satışına devam edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı tarafça feshin haklılığı ispat edilememiştir. Cezai şart bakımından yapılan değerlendirmede;Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; "Davacı vekili tarafından Mahkemece vekalet ücretinin karar tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden takdirine karar verilmesi gerekirken takip talebindeki kur dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece vekâlet ücretine hükmedilirken dava tarihindeki kur esas alınarak TL dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bedel üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekâlet ücreti hesaplaması yapılması gerekmekte olup, Mahkemece dava tarihindeki Merkez Bankası USD efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.Taraflar arasında akdedilen protokolün 6.2 maddesinde; "Bayi, Protokolün süresinden önce sonlanmasından kaynaklanan 30.000 (otuz bin) USD cezai şart bedelinin Dağıtım Şirketinin Protokol süresinden istifade edemediği bölümüne istinaden, kıstelvyelm esasına göre hesap edilmiş kısmını dağıtım şirketine öder." şeklinde düzenleme yapılmıştır.Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamada davalının sözleşmeyi fesih tarihi de dikkate alındığında sözleşmenin bitimine 3 ay 24 gün kaldığı, buna göre kıstelyevm hesabı yapıldığında davacının davalıdan toplam 1.937,60 USD cezai şart talep edebileceği tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin süresi, fesih tarihi ve davalı tarafından haksız fesih yapılmış olduğu da dikkate alındığında davacının talep edebileceği cezai şartın 1.937,60 USD olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda davacı tarafından başlatılan icra takibine yapılan itirazın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Emsal istinaf ilamı doğrultusunda davacı ve davalı bakımından kabul ve ret durumuna göre dava tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplama yapılarak vekalet ücreti takdir edilmiştir. Mahrum kalınan kar bakımından yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; "Dava; akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekiline, mahkeme gerekçeli kararının █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından dosyaya █████/2021 tarihinde maktu istinaf kanun yoluna başvuru ve maktu istinaf karar harcı yatırıldığı; ancak █████/2021 tarihinden itibaren işlemeye başlayan istinaf başvuru süresi içerisinde veya sonrasında mahkemeye istinaf başvuru dilekçesi, yahut istinaf iradesini gösterir başkaca herhangi bir dilekçe sunulmadığı, buna göre kararın davalı yanca istinaf edilmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasında, █████/2011 tarihli beş yıl süresi akaryakıt bayilik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından █████/2014 tarihinde feshedildiği uyuşmazlık konusu olmayıp, davalı sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini savunmuş, davacı ise sözleşmenin haksız feshedildiğini, bu nedenle hasız fesih tarihi ile sözleşmenin normal bitiş süresi olan █████/2016 tarihi arasında davacının uğradığı kar kaybının, yine sözleşmenin 20 maddesi uyarınca davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek, ıslah dilekçeleri ile talep ettikleri 373.703,00-TL kar mahrumiyeti alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davalının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiğini ispat edemediği, bu nedenle feshin haksız kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin 20 maddesi uyarınca davacının kar mahrumiyetinden doğan zararını talep edebileceği; ancak Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli makul süre için zarar talebinde bulunabileceği, bu sürenin üç ay olduğunun ve üç aylık kar kaybı zararının 52.470,00-TL olduğunun bilirkişi kök ve ek raporları ile tespit edildiği, davacının sözleşmenin normal bitiş süresi sonuna kadar olan dönem için kar kaybı talebinin yerinde olmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, sözleşmenin 20 inci maddesi uyarınca sözleşme süresi sonuna kadar olan dönem için kar kaybı zararı talep edilebileceği, sektör bilirkişisi tarafından yapılan, bölgeden ilin anlaşılmasına gerektiğine buna göre o bölgede yeni bir bayilik ilişkisi tesisi için gereken makul sürenin üç ay olduğuna yönelik tespitinin bir istasyonlu bayilik ilişkisinin kurulması için gereken yatırım faaliyetleri ve EPDK'nın istasyonlar için şehirler arası yollarda 10 km, şehir içi yollarda 1 km mesafe uygulaması nazara alındığında yerinde olmadığı, öte yandan davacının sözleşme konusu istasyonun bulunduğu il ve ilçede, sözleşmenin fesih tarihi ile normalde bitmesi gereken süre arasında yeni bir bayilik ilişkisi tesis edemediği, mahkemece davanın tümden kabulü gerektiği yönündedir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ile, belirli süreli bayilik sözleşmesinin bayi tarafından süresinden önce haksız feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti talep edilebilecek ise de, kar mahrumiyeti zararı tespit edilirken, dağıtıcı davacının aynı bölgede yeni bir istasyon kurup kurmadığı, yeni bir bayi ile sözleşme yapıp yapmadığı, yeni istasyon kurulmamış ve yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış ise aynı bölgede dava konusu sözleşme ile aynı şartlarda bayilik sözleşmesi yapılması için gerekli makul sürenin ne olacağının saptanması gerektiğinin kabul edildiği, somut olayda davacının o bölgede sözleşmenin normal bitiş süresine dek yeni bir bayilik sözleşmesi yapmadığını açıkça beyan ettiği, buna göre akaryakıt sektör bilirkişi tarafından, akaryakıt sektöründe "bölge"den ne anlaşılması gerektiği hususunda EPDK'nın uygulamalarına da atıf ile yapılan açıklama ve tespitler ışığında, bayilik sözleşmesine konu istasyonun bulunduğu bölgede yeni ve benzer bir bayilik ilişkisinin kurulması için gereken makul sürenin üç ay olduğu yönündeki kanaatinde ve mahkemece bu kanaatin hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı, █████/2022 tarihli, ... esas,...karar sayılı █████/2021 tarihli ilamları)." şeklinde karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda sözleşmenin bayi tarafından haksız olarak feshedilmesi hâlinde bayilik veren tarafından kar mahrumiyeti talep edilebilecektir. Somut olay bakımından yukarıda izah edildiği üzere davalı tarafından bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği sabittir. Bu bağlamda davacı dağıtıcının aynı bölgede yeni bir bayi bulabilmesi için lazım gelen makul sürenin tespit edilerek kar mahrumiyeti hesaplaması yapılması gerekmektedir. Bilirkişiler tarafından sözleşmenin bitimine 3 ay 24 gün kaldığından bahisle doğrudan bu süre zarfında davacının uğradığı kar mahrumiyeti hesap edilmiş olsa yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda 3 aylık ve 6 aylık süreler dikkate alınarak öncelikle makul sürenin hesap edilmesi gerektiği ve akabinde hesaplama yapılması gerektiği mahkememizce belirtilerek ek rapor alınmıştır. Bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmede sözleşmenin bitimine kalan sürede dikkate alındığında davacının aynı bölgede yeni bir bayi bulması için gereken sürenin 3 ay olduğu tespit edilmiş ve bu doğrultuda taraflar arasındaki sözleşme süresi boyunca yapılan akaryakıt satışının günlük ortalama litresi esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda davacının bayinin 3 aylık kâr mahrumiyetinin 119.962,43 TL olacağı hesap edilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğundan bu yönden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalı tarafından ... 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 1.937,60 USD bakımından takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alacağın % 20'si olan 387,52 USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-119.962,43 TL kar mahrumiyetinin █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.581,91 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 1.877,99 TL'nin mahsup edilerek bakiye 10.703,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 3.528,00 TL'sinden davalı tarafın, 72,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 1.877,99 TL peşin ve tamamlama harcı, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.305,59 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 184.188,45 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 2.068,38 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 2.068,38 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Davacı tarafından yapılan 672,00 TL tebligat, posta gideri ile 28.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 29.172,00 TL yargılama giderinden (davanın %98'i kabul, 2'si reddedilmiştir) kabul ve red durumuna göre 28.588,56 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,10-Davalı tarafından yapılan 4.500,00 TL bilirkişi masrafının kabul ve red durumuna göre 900,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,11-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır