İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla denkleştirme tazminatı talebiyle açılan davanın ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir sigorta acentesi, 15 yıl süreli acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve müşteri portföyünden davalının menfaat sağlamaya devam ettiği iddiasıyla denkleştirme tazminatı talep ederken, davalı sigorta şirketi acentenin performans düşüklüğü nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak acentenin yetersiz performansı nedeniyle sözleşmenin haklı feshedildiğini kabul edip tazminat talebini reddetmiş, davacı acente ise mahkemenin fesih gerekçesi olarak gösterdiği sözleşme maddesinin yanlış olduğunu ve fesih hükümlerini içermediğini belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasındaki Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...A.Ş.’ine bağlı olarak 21.10.2005 tarihinden itibaren tek yetkili acente olarak görev yapmaya başladığını, müvekkilin bölgesinde birinci olarak başarılı bir performans sergilediğini fakat 21.02.2020 tarihli ihtarnameden 3 ay sonra 27.05.2020 tarihinde acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız bir şekilde keyfi olarak feshedildiğini, müvekkilin 15 yıl boyunca elde ettiği müşteri çevresinden, sözleşmenin feshinden sonra davalının menfaat elde etmeye devam etmesi ve sözleşme feshinin haksız olması iddia edilerek şimdilik 5.000,00 TL denkleştirme(portföy) tazminatının sözleşme feshinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının 31.03.2018 öncesi şirket lehine akdedilen sigorta poliçelerinin 15.555 adet olduğunu fakat 31.03.2018 tarihinden sonra bu sayının 1408 adette kaldığını, sözleşmenin davacının yetersiz performansı nedeniyle feshedildiğini, davacının oluşturduğu müşteri çevresinden müvekkilin ciddi bir kazanımı olmadığını aksine, 31.03.2018 tarihinden itibaren davacının yetersiz performansı sebebiyle müvekkilin ciddi bir şekilde müşteri kaybettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Somut olayda;
Davacı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, 15 yıl boyunca elde edilen müşteri çevresinden fesihten sonra menfaat elde edildiği, sözleşmenin feshinden sonra davalının menfaat elde etmeye devam etmesi ve sözleşme feshinin haksız olması iddia ederek denkleştirme tazminatı talep edildiği, Davalı taraça ise davanın hak düşürücü süre de açılmadığı, sözleşmenin davacının yetersiz performansı nedeniyle feshedildiğini davacının oluşturduğu müşteri çevresinden ciddi bir kazanımı olmadığını, yetersiz performansı sebebiyle ciddi bir şekilde müşteri kaybedildiğini ileri sürdüğü,Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça █████/2020 tarihinde feshedildiği, 7226 Sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığı'nın █████/2020 tarihli 2480 sayılı kararı ile hak düşürücü sürenin █████/2020-█████/2020 (dahil) arasında durduğu, arabulucuğa başvuru ile sürenin █████/2021 ile █████/2021 tarihleri arasında durduğu, davanın █████/2021 tarihinde açıldığı ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığının anlaşıldığı,Dosyada alınan bilirkişi raporunda; davacının 2005 yılından 26.05.2020 sözleşme fesih tarihine kadar ürettiği poliçe adedi toplamının 16.885 adet olarak gerçekleştiği, 2006 yılından 2011 yılına kadar davacının ürettiği poliçe adetlerinde yıllar itibariyle istikrarlı bir artış olduğu, 2011 yılından 26.05.2020 sözleşme fesih tarihine kadar üretilen poliçe adetlerinde yıllık ortalama %7 oranında azalma yaşandığının bildirildiği, Bilirkişi raporundaki davacının düzenlendiği poliçe adedinin yıllar bakımından incelendiğinde 2017 yılından itibaren sonra düşüş eğiliminde olduğu gözetildiğinde davalı tarafından acentelik sözleşmesinin, sözleşmenin 22/2. Maddesine uygun olarak haklı feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme davacı acentenin kusur ile davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi mümkün olmadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda belirtilen acentelik sözleşmesinin 22/2. Maddesi Sigorta Teklifi, Sigorta Teklifleri Hakkında İç Düzenleme Hükümlerini içerdiğini, söz konusu maddede sözleşmenin feshine ilişkin hiçbir hüküm yer almadığını, müvekkil ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 49,50. ve 51. Maddeleri sözleşmenin olağan ve olağanüstü feshine ilişkin hükümleri düzenlediğini, hal böyleyken davanın reddine gerekçe olarak acentelik sözleşmesinin 22/2. Maddesinin gerekçe gösterilmesinin anlaşılmamakla beraber açıkça hukuka aykırı olduğunu, acentelik sözleşmesinin 49, 50 ve 51. Maddeleri sözleşmenin olağan ve olağanüstü fesih şartlarını düzenlediğini, bu madde hükümleri performans düşüklüğü halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğine ilişkin herhangi bir ibare içermediği gibi sözleşme içerisinde yıllık akdedilmesi gereken minimum poliçe sayısına dair ibare de bulunmadığını, bu nedenle sözleşmede yer alan olağanüstü fesih şartları somut olayda gerçekleşmediğinden verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin feshine ilişkin müvekkile gönderilen ihbarnamede fesih gerekçesi olarak "Şirketimizin acentelik ve pazarlama stratejisinde yapılan yeni ve köklü değişiklikler karşısında acenteliğiniz ile şirketimiz arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi gerekmiştir." gerekçe gösterildiğini, müvekkilinin bu ihbarname sonrasında CİMER'e bir başvuruda bulunmuş olup başvuru sonucu verilen cevabi yazı haklı davayı ispatlar nitelikte olup yerel mahkeme tarafından göz ardı edilerek dikkate alınmadığını, dosya içerisinde de yer alan CİMER başvuru cevabi yazısında fesih gerekçesi olarak aynen şu gerekçelerin sunulduğunu "...'nin iştiraki olmasının verdiği sorumlulukla hareket eden ...A.Ş. , ...A.Ş.'nin çalıştığı birçok acente ile yollarını ayırmıştır. Bu süreçte 517 tane acentenin acenteliği feshedilmiş olup, adı geçen acente de bunlardan biridir.", davalının her ne kadar sözleşmenin feshini içeren ihtarnamede şirket politikalarını gerekçe göstermiş ise de yargılama esnasında müvekkilin performans düşüklüğü sebebiyle acentelik sözleşmesinin feshedildiğini belirttiğini, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere davalı yanın savunmasında gerekçe gösterdiği performans düşüklüğüne dair belirtilen tarih aralıkları karşılaştırılabilir rakamlara dayanmadığını, müvekkilinin bazı seneler üstün performansından dolayı ödüller ve plaketler aldığını, ödül aldığı seneler kesmiş olduğu poliçe sayıları ve elde etmiş olduğu gelirin bulunduğu Anamur/Mersin bölgesi için bir hayli yüksek olduğunu,bilirkişi raporunda da değinildiği üzere %7 oranında bir azalmanın olduğu anlaşılmakla beraber bu azalmanın müvekkilin önceki yıllarda göstermiş olduğu üstün performanstan kaynaklandığını, müvekkil tarafından kesilen poliçe adetlerinin sektörde sözleşmenin feshini haklı kılacak seviyelerde olmadığını, yine acentelik sözleşmesinde performans düşüklüğünün haklı fesih olacağı yönünde bir düzenleme de yer almadığını, kaldı ki tüm bu uyuşmazlıklardan öte söz konusu acentelik sözleşmesi performans nedeniyle değil şirket politikaları nedeniyle feshedildiğini, bu hususta karşı yan tarafından gönderilen ihtarname ve CİMER cevabi yazısı dosya içerisinde yer aldığını, müvekkilinin 15 senedir davalının yetkili acenteliği görevini yaptığını, 27.05.2020 tarihinde acentelik sözleşmesinin davalı şirketçe tek taraflı ve haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilin acentelik yaptığı dönemde performansıyla her dönem ön sıralarda olduğu, kendi bölgesinde davalı şirketin müşteri çevresini bir hayli genişlettiği ve davalı şirkete kazanç sağladığı ancak müvekkilin ücret ve komisyon alma hakkının elinden alındığı göz önünde bulundurularak saf bir tazminattan öte bir karşılık niteliği taşıyan denkleştirme tazminatına hak kazandığı ortada olup , yerel mahkemece verilen ████████ E. ████████ K. Sayılı kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle portföy (denkleştirme) tazminatı talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi vebelgelerden, davacının .... Noterliği'nin 21.10.2005 tarih ... Yevmiye sayılı işlemiyle tasdikli acentelik sözleşmesiyle acente sıfatıyla ...A.Ş.'ye bağlı olarak görev yapmaya başladığı, 2017 yılında ...A.Ş.'nin ... tarafından devralındığı ve faaliyetlerine ...A.Ş. adı altında devam ettiği, taraflar arasında 10.05.2017 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 49. maddesinde, tarafların sözleşmeyi sebep göstermeksizin 3 ay önceden diğer tarafa ihtarname göndermek suretiyle her zaman feshedebileceğinin düzenlendiği, davalının davacıya gönderdiği 24.02.2020 tarihli ihtarnamede şirketin acentelik ve pazarlama stratejisinde yapılan yeni ve köklü değişiklikler kapsamında davacının acenteliğinin feshedildiğinin, ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç aylık süre sonunda sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği , davalının 27.05.2020 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır.
Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır
Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun █████ maddesine göre; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin, acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Denkleştirme tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekmektedir. Sigortacılık Kanununda denkleştirme için aranan kıstaslar, müvekkilin önemli menfaat elde etmesi ve hakkaniyettir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Aslan Kaya, Acentelik, 2013 Baskı, sayfa 102 vd.,Yargıtay 11. HD'nin █████████esas, █████████ karar sayılı ve █████/2017 tarihli ilamı).
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesinde;" sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi", denkleştirme tazminatı şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. Bu noktada Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, acente tarafından kazandırılan yeni müşteriler sayesinde sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetin acenteye tazminat ödenmesini gerektirmesi aranacak diğer koşullardır. Tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri veya taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz.
Denkleştirme tazminatının talep edilebilmesi için öncelikle acentelik sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedilmesi veya davalı tarafından haksız şekilde feshedilmesi gerekir. Acentenin kusuru ile sözleşmenin feshi halinde ise denkleştirme tazminatına hükmedilemez. Bu nedenle ilk olarak fesih gerekçeleri ve tespitler değerlendirilerek, davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Davalı tarafça fesih ihtarında şirket politikası gereği acentelik sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş ise de yargılama sırasında davacının performans düşüklüğü sebebiyle acentelik sözleşmesinin feshedildiği savunulmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşmenin sona ermesi başlığı altındaki hükümlerde performans düşüklüğünün tek başına fesih sebebi olarak sayılmadığı ve davalı tarafın bu iddiasına yönelik somut bir hedef belirlenerek davacıya bildirildiğine veya sözleşme süreci içinde performans denetimi yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığı gözetildiğinde feshin haklı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin aksi yöndeki kabulü isabetli görülmemiştir.
Davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, sigorta şirketinin, acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ettiğinin ispatlanması gerekir. Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir.
Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90).
Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır(Yargıtay 11. HD'nin █████/2020 Tarih ve █████████ E.- █████████ K. Sayılı kararı).
TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır. Ancak görüldüğü üzere anılan düzenleme denkleştirme tazminatının üst sınırını düzenlemektedir.
Acentenin talep ettiği denkleştirme yani portföy tazminatı belirlenirken, tazminatı belirleme noktasında, sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, kazandırılan müşteri sayısı, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin █████/2020 Tarih ve █████████ - █████████ E-K sayılı kararı). Bahsi geçen hususlar hakimin hukuk bilgisiyle açıklığa kavuşturulamayacağından HMK'nın 266. Maddesindeki, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir, şeklindeki düzenlemeye uygun olarak bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca bilirkişi raporunda acentenin, ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi önemli menfaatler(prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.
Ne var ki eldeki davada bu kapsamda bir inceleme yapılmamış olup, bu durumda davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu belgelerle birlikte dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiye tevdi ile gerekirse bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek davalı sigorta şirketinin kayıtları üzerinde inceleme yapılması, davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, sözleşmenin feshinden sonra davalının, acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler (prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları ile ilgili olarak rapor alınması, alınacak raporda, rapora yönelik itirazlar üzerinde durularak portföy tazminatı isteminin buna göre değerlendirilmesi suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!