Köy tüzel kişiliğinin iyi niyetli üçüncü kişi sıfatıyla vakıf taşınmazı edinimi ve 5737 sayılı Kanunun 30. maddesi kapsamında tapu iptali ve tescil talebi davası.
Özet: Bu hukuki evrak, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 30. maddesine dayalı olarak bir mazbut vakıf adına kaydedilen taşınmazın tapu iptali ve tescil davasını konu almaktadır. Davacı Kastamonudan gelen köy tüzel kişiliğinin, taşınmazı iyi niyetli üçüncü kişi sıfatıyla edindiğini ve vakfa devrinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi, taşınmazı satın alan köy tüzel kişiliğinin taşınmazın bulunduğu bölgeden farklı bir ilçe köyü olması nedeniyle Vakıflar Kanununun ilgili maddesinin bu durumda uygulanamayacağına ve iyi niyetli üçüncü şahıs kazanımının korunması gerektiğine hükmederek, ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararını kaldırıp davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacı vekili; maliki olduğu 5 59... parsel sayılı taşınmazın mazbut ... Vakfı adına tescil edildiğini, taşınmazın Kastamonu ili, İnebolu ilçesi, ... (...) köyü sakinleri tarafından İstanbul'da toplanma yeri temini amacıyla 13.12.1985 tarihinde Köy Tüzel Kişiliği tarafından satın alındığını, taşınmaza 3. grup eski eser şerhinin 02.09.1992 tarihinde işlendiğini, taşınmazın kütükteki ilk tapulama işleminin 1956 yılında yapıldığını, bir çok kere intikal işlemi gördüğünü, TMK'nın 1023. maddesine göre üçüncü kişilerin kazanımlarının korunduğunu, taşınmazın satın alındığı tarihte vakıf yoluyla meydana geldiği ve korunması gerekli eser olduğuna dair bilgi bulunmadığını, ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili; devrin Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine uygun yapıldığını, taşınmazın hem tapu kütüğünde ve hem de kadastro tespit evrakında ... Vakfından icareli olduğunun yazılı olması nedeniyle gerekli şartların oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun vakıf kültür varlıklarının devri başlığını taşıyan 30. maddesi ve Vakıflar Yönetmeliği’nin 178. maddesine göre taşınmazın sahih, mazbut, hayri ve icareteynli olan ... Vakfı adına tescilinin uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu İstanbul Üsküdar'da bulunan taşınmazı satın alan köy tüzel kişiliğinin taşınmazın bulunduğu yerde bulunan Köy Tüzel Kişiliği olmadığı, Kastamonu İnebolu ilçesi ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından özel mülkiyete konu olacak şekilde hali hazırdaki maliklerinden satın alındığı, bu nedenle Vakıflar Kanunu 30. maddesinde yer alan köy tüzel kişiliği ibaresinin burada uygulanmasının mümkün olmadığı, ... Köyü Tüzel Kişiliği’nin iyi niyetli 3. kişi gibi kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilindiği üzere; 13.09.1957 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren aslında vakıf olan tarihi ve Mimari Kıymet Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair 7044 sayalı Yasa'nın 1. maddesinde aynen " Aslında vakıf yoluyla vücuda gelip de muhtelif kanunlar veya sair suretlerle Hazine, belediyeler veya hususi idarelerin mülkiyetine geçmiş bulunan muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerin mülkiyeti tekrar Vakıflar Umum Müdürlüğüne devrolunmuştur" hükmü öngörülmüş iken 27.02.2008 tarihinde yayımı ile yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun'un 80. maddesi hükmü gereğince 7044 sayılı Yasa iptal edilmiş olup 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesi hükmü ile bazı farklılıklar dışında aynı düzenlemeye "Vakıf yoluyla meydana gelip de, her ne suretle olursa olsun Hazine belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş, vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur." hükmüne yer verilmiş, 05.12.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7565 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile “Birinci fıkrada sayılan tüzel kişilerin mülkiyetinde olup doğrudan vakfedilen veya mevcut olup-olmadığına bakılmaksızın vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış vakıf kültür varlıkları, vakıf yoluyla meydana gelmiş sayılır.” şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir. Dosya içeriğinden, dava konusu İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi 5 59... parsel sayılı taşınmazın ... Köyü Tüzel Kişiliği adına kayıtlı iken ...-ı ... Vakfı adına 28.01.2020 tarihinde 5737 sayılı Kanun kapsamında devir işlemi ile kaydedildiği, devir işlemine esas evrakın dosya arasına alınmadığı, taşınmazın kadastro tespit çalışmalarında ... ve ... vakıflarından icareli şerhi ile 7.5.9 35... nolu tapu kaydına istinaden ... kızı ... adına 24.08.1950 tarihinde tescil edildiği, bilahare devir ve intikaller sonrası 1/2'şer payla ... ve ... . adına kayıtlı iken 13.12.1985 tarihinde satış suretiyle ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tescil edildiği, taşınmazda 02.09.1992 tarihli eski eser ve 12.10.2009 tarihli korunması gerekli kültür varlığı şerhi bulunduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür Ve Tabiat Parkları Yüksek Kurulu'nun 05.12.1985 tarihli kararı ile taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösterilmediğinden tescil edilmesine gerek olmadığına karar verildiği, İstanbul VI. numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 22.04.2009 tarihli kararında ise taşınmazın koruma grubunun II olarak belirlendiği, karara göre 09.04.1992 tarihli 4521 sayılı karar ile kültür varlığı olarak tescil edilen ve koruma grubu III olarak belirlenen taşınmazın 23.07.19 92... sayılı karar ile yangınla hasar gören binanın rölevesi uygun bulunarak restorasyonuna izin verildiği anlaşılmaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemelerde diğer unsurların yanında taşınmazın vakfına dönmesi için sebep yönünden herhangi bir ayrım yapılmamış, "...her ne bebeple olursa olsun..." demek suretiyle sair unsurların varlığı ve gerçekleşmesi halinde taşınmazın mazbut vakfına devrolunacağı hüküm altına alınmış olduğu gibi, devamında yer verilen "...Hazine belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş..." şeklindeki ibarede taşınmazın yalnızca o yer köy tüzel kişiliği adına olması gerektiğine ilişkin ayrıma yer verilmediği de açıktır.Öte yandan, taşınmazın UYAP sistemi üzerinden alınan pasif tapu kaydında 13.12.1985 tarihli satış işlemi ile ... Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edildiği görülmüş, dosya arasına alınan iki ayrı rapor arasındaki çelişkiler de giderilmemiş olup taşınmazın vakıf yoluyla meydana gelip gelmediği hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır.Hâl böyle olunca; taşınmazın köy tüzel kişiliği adına tesciline ilişkin Tapu Müdürlüğünden gelen kayıtlar ile UYAP sistemi üzerinden alınan kayıt arasındaki çelişkinin ilgili Tapu Müdürlüğünden sorulmak suretiyle tespit edilmesi, taşınmazdaki yapının vakıf yoluyla meydana gelip-gelmediğinin saptanması, tabiat ve kültür varlıkları ile muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerden ve vakıf mevzuatından anlayan, aralarında sanat tarihçisi veya arkeolog niteliğini haiz kişilerin de bulunduğu bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra edilerek 5737 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin önce alınan raporlarda incelenip ayrı ayrı değerlendirme yapılarak açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, anılan hususların göz ardı edilmiş olması doğru değildir. Davalı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın yatırana iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.