Hazine adına tescilli kadastro öncesi nedene dayalı zilyetliğe dayanan tapu iptali ve tescil davasında, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın usulden reddinin Yargıtayca onanması.
Özet: Mardindeki bir taşınmazın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemiyle açılan davada, otuz yılı aşkın süredir nizasız zilyet olduğunu iddia eden davacının talebi, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden davanın açıldığı tarihe kadar geçen on yıldan uzun süre nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince usulden reddedilmiş; Yargıtay ise bu kararları yerinde bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Midyat 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kadastro sonucunda, Mardin ili, Midyat ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 936.177, 54... miktarlı hali arazi nitelikli taşınmaz Hazine adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın ifrazı ile 1 01... , 1 95... parselin oluştuğu, 195 parselin tekrar ifrazı ile dava konusu 1 01... parsel sayılı 75.860, 16... miktarlı hali arazinin oluştuğu anlaşılmaktadır.Davacı vekili; 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile eklemeli olarak zilyetliğinde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit gördüğünü, dava konusu taşınmaz özel mülkiyete konu yerlerden olup bu şekilde tespitinin büyük ölçüde mağduriyetine sebebiyet verdiğini ileri sürerek kendisine ait kısma ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı Hazine vekili; uyuşmazlık konusu taşınmaz bakımından Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, kaldı ki davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi olan 16.02.2023 tarihi ile çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 27.03.2006 tarihleri arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi ile düzenlenen hak düşürücü 10 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hak düşürücü sürenin davanın görülebilirlik şartı olması nedeniyle Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.