12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin karar.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin özel üretim ürünlerin bedeli olarak kestiği faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı şirketin yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Davacı, e-posta ve WhatsApp yazışmalarıyla sipariş ve teslimatı kanıtladığını, alacağın fatura ile sabit olduğunu ve davalının haksız itirazının kaldırılmasını talep etmektedir. Davalı ise, davacı ile hukuki bir ilişki kurmadığını, yazışmaların dava dışı kişilerle yapıldığını, sipariş edilen kalıpların ayıplı çıktığını ve revizyon masraflarının mahsubunu talep ederek davanın husumetten veya esastan reddini istemiştir. Mahkeme, tarafların iddialarını, arabuluculuk tutanağı, icra dosyası, ticari defterler, fatura, teslim fişi ve bilirkişi raporu gibi deliller ışığında değerlendirmektedir.

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: ████████ Esas - ████████
T.C....12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RDAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin davalının siparişi üzerine özel imalata konu ürünleri üreterek teslim ettiğini, ancak ürün bedelinin ödenmediğini, yapılan sözlü görüşmelere ve kesilen faturaya rağmen davalının iade faturası düzenleyerek ödemeden kaçındığını, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan... Esas sayılı icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının bu itirazının takibi durdurma amacı taşıdığını, davalı yetkilisi Ali Hezer ile yapılan e-posta ve WhatsApp yazışmalarının sipariş ve üretim sürecini kanıtladığını, malın nakledilerek teslim edildiğini, davalının itirazlarının soyut ve genel geçer nitelikte olduğunu, ürünün teslim alınmadığı veya ayıplı olduğu gibi somut bir iddiada bulunulmadığını, alacağın fatura ile sabit ve likit (belirlenebilir) olduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %50'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir zaman sözlü veya yazılı bir sözleşme ilişkisi kurmadığını, davacının varlığından dahi sonradan haberdar olduğunu, dava dilekçesi ekindeki yazışmaların müvekkil şirket yetkilisi Ali Hezer ile dava dışı üçüncü kişi ... arasında olduğunu, ...'ın davacının yetkilisi olmadığını, bu nedenle davacı ile aralarında bir hukuki ilişki bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... ile anlaşılan bedelin 138.000,00 TL değil, 50.000,00 TL olduğunu, sipariş edilen kalıpların ayıplı çıktığını ve bu durumun █████/2024 tarihinde ...'a bildirildiğini, onun talebi üzerine kalıpların revize ettirildiğini ve bu işlem için 60.000,00 TL masraf yapıldığını, bu bedelin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacı ile bir anlaşmaları olmadığından kesilen faturayı iade ettiklerini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın öncelikle husumetten, aksi halde esastan reddine ve davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... 1. Genel İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, vergi dairelerinden gelen Ba-BS formları ve karşılaştırmalı alış-satış analizi yazıları, █████/2025 tarihli fatura, █████/2024 tarihli ambar tesellüm fişi, taraflar arasındaki e-posta ve WhatsApp yazışmaları, █████/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 138.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ... 1. Genel İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde █████/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak, borca, asıl alacağa, faize, ferilerine ve zamanaşımına itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde █████/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, faturanın ticari defterlere kaydedilmesi, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin ve faturaya konu mal veya hizmetin teslim alındığının kabulü yönünde güçlü bir karine teşkil eder. Bu durumda ispat yükü, mal veya hizmeti teslim almadığını veya bedelini ödediğini iddia eden fatura muhatabına geçer.SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli raporda, davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehe delil niteliği taşıdığı, davacı kayıtlarına göre davalıdan 138.000,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının düzenlediği iade faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı; davalı şirketin de defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı kayıtlarında davacının 138.000,00 TL'lik faturasının ve aynı tarihli aynı tutardaki iade faturasının kaydedildiği, bu nedenle davalı kayıtlarına göre borcun bulunmadığı, tarafların vergi dairesi kayıtlarının (Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi) hem satış faturasını hem de iade faturasını içerdiği, davacının malın teslimine ilişkin █████/2024 tarihli ambar tesellüm fişi sunduğu, davalının takas ve mahsup talebine dayanak gösterdiği 60.000,00 TL'lik revizyon faturasının tarihinin (█████/2024), dava konusu faturanın tarihinden (█████/2025) önce olduğu, dava dilekçesindeki yazışmalarda adı geçen ...'ın davacı şirketin ortağı veya çalışanı olmadığının tespit edildiği, sonuç olarak davacı kayıtlarına göre 138.000,00 TL alacak bulunduğu, davalı kayıtlarına göre ise borç bulunmadığı, aradaki farkın davacının kayıtlarına almadığı iade faturasından kaynaklandığı bildirilmiştir.Davacı vekili █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, davalının faturayı defterlerine kaydetmesinin malın teslim alındığının ikrarı olduğunu, iade faturasının borçtan kurtulma amaçlı tek taraflı bir işlem olduğunu ve fiili bir iade bulunmadığından kayıtlarına almadıklarını, mal tesliminin ambar fişi ile ispatlandığını, davalının hem "malı teslim almadım" hem de "ayıplı malı revize ettirdim" şeklindeki beyanlarının çelişkili olduğunu, ...'ın müvekkili şirketin kurumsal e-posta uzantısını kullandığını ve bu durumun "görünüşte temsil yetkisi" oluşturduğunu, bu nedenle ...'ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.Davalı vekili █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, davacının ...'ın "fiili iş ortağı" olduğunu kabul etmesinin, müvekkilinin tek muhatabının ... olduğu ve davacıya karşı husumet bulunmadığı yönündeki savunmalarını kanıtladığını, bilirkişi raporunun da ...'ın davacı şirketin çalışanı veya ortağı olmadığını ve müvekkili kayıtlarına göre borç bulunmadığını tespit ettiğini, davacının alakasız bir tarihte (█████/2025) fatura düzenlediğini, işin yapılış sürecine göre örnek baskının ayıplı çıkması üzerine █████/2024'te ayıp ihbarında bulunulduğunu ve █████/2024 tarihli fatura ile revizyon yaptırıldığını, bu tarihlerin birbiriyle uyumlu olduğunu, davacının iddialarının çelişkili olduğunu savunmuştur.Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ... 1. Genel İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, vergi dairelerinden gelen Ba-BS formları ve karşılaştırmalı alış-satış analizi yazıları, █████/2025 tarihli fatura, █████/2024 tarihli ambar tesellüm fişi, taraflar arasındaki e-posta ve WhatsApp yazışmaları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan █████/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Davanın satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının davacı ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, muhataplarının dava dışı ... olduğu gerekçesiyle husumet itirazında bulunduğu, ancak dosya kapsamındaki e-posta yazışmalarında, davalı şirket yetkilisi Ali Hezer'in "ahezer@agtsavunma.com" şeklindeki kurumsal e-posta adresini ve ...'ın davacı şirkete ait olan "eren.yalcin@alpkalipmakina.com" uzantılı e-posta adresini kullandığı, tacir olan tarafların mail adreslerinde yazılı kurumsal kimliğe güvenerek işlem yapmasının yasal ve ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu nedenle davalı tarafın, mailin ... tarafından müvekkilin bilgisi ve izni olmaksızın davacıya yönlendirildiği konusundaki savunmasının yerinde olmadığı, kaldı ki davalının, davacı tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğu, faturanın ticari defterlere kaydedilmesinin, temel borç ilişkisinin ve malın teslim alındığının kabulü anlamına geldiği;Davalının, malın teslim edilmediği yönündeki savunmasının, dosyaya sunulan █████/2024 tarihli ambar tesellüm fişi ve daha da önemlisi, malın ayıplı olduğu ve revize ettirildiği yönündeki kendi savunması ile çeliştiği, zira teslim alınmayan bir malın ayıplı olması veya revize ettirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle malın davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği; Davalının 60.000,00 TL'lik revizyon masrafına dayalı takas ve mahsup talebinin incelenmesinde, bu talebe dayanak olarak sunulan █████/2024 tarihli faturanın, davacının takibe ve davaya konu ettiği █████/2025 tarihli faturadan çok daha önceki bir tarihe ait olduğu, bu nedenle dava konusu alacakla ilgili bir masraf olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davalının bu masrafı yaptığına dair fatura dışında bir delil de sunmadığı anlaşıldığından takas ve mahsup talebinin de yerinde görülmediği;Davalı yan, davacı faturasına karşılık aynı gün iade faturası düzenlemiş ise de, malın fiilen iade edildiğine dair bir delil sunulmadığı gibi, davacının da bu iade faturasını kabul ederek kayıtlarına almadığı, yukarıda açıklandığı üzere malın teslim edildiği sabit olduğundan, bu iade faturasının borçtan kurtulmaya yönelik tek taraflı bir işlem olduğu ve hukuki sonuç doğurmayacağı;Davalının zamanaşımı def'inin ise, 2025 yılı olan fatura tarihinden itibaren alacağın tabi olduğu on yıllık genel zamanaşımı süresi dolmadan █████/2025 tarihinde dava açılması nedeniyle yerinde olmadığı, sonuç olarak davacının 138.000,00 TL tutarındaki alacağını ispatladığı, davalının birbiriyle çelişen ve hukuki dayanaktan yoksun savunmalarla borca itiraz etmesinin haksız ve dayanaksız olduğu, alacağın fatura ve ticari defter kayıtlarına dayalı, likit ve belirlenebilir nitelikte olması nedeni ile davacı lehine İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kabulü ile, davalı borçlunun ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı icra takibine yaptığı █████/2025 tarihli İTİRAZININ İPTALİ ile takibin 138.000,00 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,2-Davalı vekilinin takas ve mahsup talebinin reddine,3-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 138.000,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 27.600,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Kabul edilen 138.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 9.426,78 TL karar ve ilam harcından 2.356,70 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 7.070,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 2.356,70 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.059,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacının karşıladığı 325,00 TL tebligat gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.325,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 138.000,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026 ¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır