İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari iş ilişkisinden doğan itirazın iptali ve menfi tespit davalarına ilişkin ilk derece mahkemesi ret kararının istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari ilişkiden kaynaklanan alacak ve borç iddiaları üzerine kurulu olup, davacının ürün tedariki ve satış süreçlerinde yaptığı peşin ödemeler sonucu oluşan 307.483,82 TL alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazının iptali ve davalının kendisinden talep ettiği 2.099.596,29 TL borcun aslında bulunmadığının tespiti yönündeki taleplerinin reddedilmesi üzerine, ilk derece mahkemesi kararının davacı tarafından kendi alacaklı olduğu ve davalının çelişkili iddiaları bulunduğu gerekçeleriyle istinaf edilmesini ve bu istinafın incelenmesini içermektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)-Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki İtirazın İptali-Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİASIL DAVA DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ili davalı arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafından temin edilen ürünlerin finansmanı olan Müvekkili tarafından peşin olarak gerçekleştiğini, müvekkili davalının ürünleri tedarikçisinden alımından önce bedelini davalıya ödediğini, yine gümrük işlemleri ve satış sürecinin de Müvekkili tarafından gerçekleştiğini, satış akabinde müvekkilinin davalıyı e-mail ve mesajlar yolu ile bilgilendirdiğini ve tüm hesapları kendisine aktardığını, müvekkilinin, tüm bu iş ve işlemleri gösteren ayrıntılı tablolar tuttuğunu ve tüm bu işlemlerin davalının gözetim ve denetimine açık olarak yürütültüğünü, tarafların bu şekilde iki parti ürünün alım ve satımını gerçekleştirdikten ve gelir paylaşımını da yaptıktan sonra, son bir parti daha mal tedarik ve satımı yapmaya karar verdiklerini, ürünlerin bedelinin Müvekkili tarafından peşinen ödendiğini ancak ancak söz konusu ürünlerin yurt dışı satışlarına uygun ürünler olmadığının anlaşıldığını, bu sebeple malların iadesi ya da yurt içinde satışının gündeme geldiğini ancak bu esnada davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi bozmaya çalıştığını, davalının akabinde malların düşük karlılıkla satıldığını iddia ettiğini ancak bu iddiasına da bir dayanak sunmadığını, müvekkilinin yaptığı hesaplamalarda davalıya yapılan ön ödemeler dolayısı ile davalıdan 2.099.596,29 TL alacaklı olduğunu tespit ettiğini, davalı ödeme dönemlerinde ticari teamüller gereği keşide etmesi gereken faturaların hiçbirisini keşide etmediğini, müvekkilinin cari hesap alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlattığını, davalı vekilince yapılan haksız itiraz ile takibin durduğunu, müvekkilinin yaptığı tüm ödemeler toplamından, davalının keşide ettiği fatura ile fatura edilmeksizin teslim edilen ya da doğrudan alıcıya gönderilen ürün bedelleri ile satıştan elde edilen karın %50’si ve KDV iadesi tutarının %50’si düşüldükten sonra davalının halen Müvekkiline 307.483,82 TL tutarında borcu kaldığını beyan ederek davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın 307.483,82 TL bakımından iptaline ve haklı icra takibimizin kaldığı yerden devamına, davalı taraf aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın iddia etmiş olduğu gibi müvekkili ile davacı şirket arasında %40 indirim ve kar paylaşma anlaşması olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacı tarafın faturaya ilişkin iddialarının çelişkili olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. BİRLEŞEN DAVADAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinden alacaklı olduğu iddiası ile .... İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosya üzerinden 2.099,596,29 TL tutarında cari hesaba dayalı ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, takibin durdurulması üzerine davalının Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile 307.483,82 TL bedele yönelik itirazın iptali talepli dava açtığını, müvekkilinin davalı şirkete karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin sipariş edilen ürünleri teslim ettiğine dair davalı şirketin yazılı ikrarı bulunduğunu, davalı şirketin öncelikle 2.099.596,29 TL cari hesap alacağından bahisle takip başlattığını, itirazın iptali davası ile alacaklarının 307.483,82 TL olduğunu iddia ederek kendisiyle çeliştiğini, müvekkilinin teslim borcunu yerine getirdiğini de ikrar ettiğini, davalı şirketin teslim edilen ürünlerin satışını yapamamış olmasının müvekkilini bağlamayacağını beyan ederek İşbu dava ile Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ esas sayılı itirazın kaldırılarak davaların birleştirilmesine, müvekkilinin davalı şirkete 2.099.596,29 TL borcu olmadığının tespitine, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak .... İcra Müdürlüğünün ... esas Sayılı dosya üzerinden başlatışan icra takibindeki alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklının itirazın iptali davası açmasından sonra borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, davaya konu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, fatura sureti, ticari defterler üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; asıl davada davacı, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 307.483,82 TL bakımından iptali ile takibin devamına talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile 2.099.596,29- TL üzerinden takibe geçilen alacakla ilgili davacının defter incelemelerinde ve cari hesaplarında takibe konu bedelin tespit edilemediği, davalı tarafın 2019-2020 yılarında ticari faaliyetleri sonucu yasal defterlerinde kayıtlı, düzenlediği faturaların 2.679.839,84 TL karşılığında davacıdan tahsil edilen 2.435.916,94 TL sonrasında davacıdan 243.922,29 TL alacaklı olduğunun rapor edildiği görülmüştür.Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup, davacı / karşı davalının asıl davadaki İtirazın İptali davasına konu etmiş olduğu alacakla ilgili olarak, Mahkememizce denetime elverişli ve hükme esas alınan Bilirkişi raporunda "Davacı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile 307.483,82 TL üzerinden takibe geçilen alacakla ilgili davacının defter incelemelerinde takibe konu bedel tespit edilmemiştir." şeklinde yapılan tespit ile davacı birleşen dosyada davalı şirketin davalı birleşen dosyada davacıdan alacaklı olmadığının tespit edildiği, bu haliyle davacının, dosya kapsamındaki delillerle iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı..., davalı ...Limited Şirketi tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe dayanak miktardan borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına göre, ...Limited Şirketi her ne kadar yurt dışı satış bedelinden malların alım bedeli ile masraflar düşüldükten sonra ortaya çıkan karın bölüşülmesi iddiasında bulunmuş ise de, dosya kapsamında ve incelenen ticari defter ve kayıtlarda taraflar arasında bu yönde yazılı bir anlaşmanın mevcut olmadığı, tarafların ticari satım işinin yürütümü için bir ortaklık olduğu iddiası ile ilgili dosya içeriğinde herhangi bir açıklayıcı unsura rastlanılmadığı anlaşılmakla birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Birleşen dosyada davacı taraf her ne kadar, asıl dava konusuyla aynı olayla ilgili olarak 2.099.596,29 TL yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de; davacının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki itirazı sonucu, alacaklı olarak takip başlatan ...Limited Şirketinin mahkememize başvurarak (asıl dava) 307.483,82 TL yönünden itirazın iptali davası açtığı, itirazın iptali davasına konu alacak yönünden takibin durduğu, mahkememizce yapılan yargılama sonucu itirazın iptali davasının reddine karar verildiği de dikkate alınarak itirazın iptaline konu miktar olan 307.483,82 TL'lik kısmı bakımından, sonradan menfi tespit davası açılmakla davacının hukuki yararının bulunmadığı açıkça anlaşılmakla HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Davalının kötü niyet tazminatı talebi bakımından ise, ihtilafın yargılamayı gerektirdiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-286- ████████ karar █████/2005 Tarihli kararı gereği, reddedilen bir alacaklı “Haksız” ise de Kötüniyetli Olarak Kabul Edilemeyeceği, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edileceği, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanması gerekli olup Asıl dosyada yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava bakımından takip borçlusunun menfi tespit davası açma mecburiyetinde bırakan ihtilafın yargılamayı gerektirdiği, takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı ispatlanamadığından Kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Mahkememizin █████/2022 tarihli celsenin B) bendinde sehven ".... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası" şeklinde yazıldığı anlaşılmakla icra dosyasının Büyükçekmece Adliyesine ait olduğu anlaşılmakla ".... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası" şeklinde düzeltilmiştir..Asıl davanın reddi ile; kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine, Birleşen Bakırköy 6. ATM'nin ████████ esas sayılı dosyasındaki birleşen davanın kısmen kabulü ile; 1.792.112,47 TL yönünden .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında...'nun borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin kısmın HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl davada davacı -birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar dava açılış tarihi itibariyle basit yargılamaya tabi bir dava olarak görülse de, karşı dava ile birleşme neticesi yasal sınır aşılarak yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu, yargılamanın 20.01.2022 tarihli duruşmasında ise, HMK’nın 147/2. maddesine yeni eklenen hüküm uyarınca tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği hususunun taraflarına bildirildiğini, buna karşılık Mahkemece taraflarına HMK m. 184 ve m186 hükümleri uyarınca tahkikatın bittiği tefhim edilmeksizin ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeksizin hüküm kurulduğunu, taraflarına sadece duruşmanın bitirileceği bildirilmiş olup, bu bildirimin tahkikata son verilip sözlü yargılamaya geçilmesi için yeterli olmadığının açık olduğunu, HMK’nın tahkikat ve sözlü yargılamaya geçişe ilişkin usul kurallarına aykırı olarak verilen kararın bu itibarla bozulması gerektiğini, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda, delillerinin değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi raporunun tümü ile eksik incelemeye dayanmış olup hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemece gerekçesi belirtilmeksizin ve hatalı olarak birinci alternatifi dikkate almış ve 08.07.2020 tarih INC ... numaralı 2.193.895,07 TL bedelli faturanın müvekkil tarafından iade edilmiş olduğu hususunu göz ardı ettiğini, bilirkişi raporunda temel e-faturanın iptali için alıcının başvuracağı yolun noter ya da KEP sistemi üzerinden itirazda bulunmak olduğunu açıkça dile getirdiğini, bilirkişinin de raporunda yer verdiği usule uygun olarak yasal süresi içerisinde yapılan itiraz, iade ve iptal bildiriminin hangi gerekçe ile kararda dikkate dahi alınmadığı anlaşılamadığını, söz konusu faturanın usulüne uygun iade edilerek iptali talep edildiği sabit olduğunu, usule uygun olarak iade konusu yapılmış olan işbu fatura iadesinin davalı tarafça defterlerine işlenmemesi hukuka aykırı olduğu gibi yerel mahkemece bu hususun gözetilmemesi de açıkça hukuka aykırılık olduğunu, müvekkilin usule uygun şekilde iade etmiş olduğu fatura davalı tarafça kayıtlarından çıkarılmış olsaydı ve yine yerel mahkeme tarafından bu husus gözetilseydi müvekkilin alacaklı olacağı ve icra takibinde haklı olacağı tereddüde yer vermeyecek şekilde görülecek olduğunu, taraflarınca dava dilekçesinde “tarafların ticari defterleri” dolayısıyla davalı ticari defterlerine dayandıkları ortadayken HMK 222/5’in uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunun ikinci alternatif dikkate alınmış olsaydı davalının birleşen davanın ikamesinde tüm dava değeri bakımından hukuki yararının olmadığının ortaya çıkacak olduğunu, menfi tespit davası açıldığında itirazın iptali davası için yasal süre olan 1 yıl çoktan geçip, taraflarınca itirazın iptali davası açıldığını ve bu davada da alacak miktarının detaylı olarak açıklandığını, hukuki menfaat itirazlarının hiç dikkate alınmamasını anlamanın mümkün olmadığını,müvekkilinin sürekli ödeme yapmakla ve davalı da usulünce fatura kesmemekle müvekkil cari hesap alacaklısı konumuna geldiğini, bu bakımdan icra takibi açıldığı zaman müvekkil cari hesap bakımından takip tutarı kadar alacaklı olduğunu, icra takibinin açıldığı tarih (17.07.2020) ile itirazın iptali davasının açılması (11.10.2021) arasında 1 yıldan fazla süre geçmiş olup bu zaman zarfında cari hesap değişikliğe uğradığını, takip sırasında depoda bulunan mallar iki tarafın da zararını azaltmak maksatlı satılarak bu kısım hesaba yansıtıldığını, bu hususun yargılamada dikkate alınmadığını, menfi tespit davasına yönelik yaptıkları hukuki menfaat yokluğu itirazlarının gerekçeli kararda irdelenmediğini, davalı/birleşen davacı istinaf başvurusunda kötü niyet şartları oluştuğu iddiası ile birleşen davaya ilişkin kötü niyet tazminatının reddine ilişkin hüküm kararının kaldırılmasını ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de davalı/birleşen davacının işbu istinaf başvurusunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.09.2022 tarih ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; asıl dava bakımından kül olarak kaldırılmasına, itirazın kaldırılmasına, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü kararının kaldırılarak davanın kül halinde reddine ve tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı/birleşen davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. Sayılı dava yönünden "Kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine," şeklinde verilen hükmün usul, yasa ve hukuka aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde mahkemece verilen kararı yalnızca kötü niyet tazminatı talepleri yönünden istinaf ettiklerini, kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğunu, İcra iflas kanunu amir hükmü uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız olması ve takibin kötü niyetli olması olduğunu, davacı/ karşı davalının icra takibinin haksız olduğunu, davacı/karşı davalının kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle "Birleşen Bakırköy 6. ATM'nin ████████ esas sayılı dosyasında "..kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine," şeklinde verilen kararın kaldırılmasına, Davacı/ birleşen dosya davalısı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyadan başlatılan takip tutarı 2.099.596,29 TL'nin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/ birleşen dosya davalısı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava, açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; birleşen dava, açık hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuşturAsıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde, Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "01.01.2019-14.07.2020 tarihleri arası cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 2.099.596,29 TL alacağın tahsili istemiyle 17.07.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 307.483,82 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı tarafça, davalı tarafından temin edilen bir kısım kozmetik ürünün, davacı tarafından yurt dışındaki müşterilere satılıp, satış sonucu elde edilen karın, alım bedeli ve masraflar düşüldükten sonra yarı yarıya olacak şekilde eşit olarak bölüşüldüğü, davalının ürünleri tedarikçisinden alımından önce bedelinin davalıya ödendiği, gümrük işlemleri ve satış sürecinin davacı tarafından gerçekleştiği, satıştan sonra tüm hesapların davalıya aktarıldığı, son gelen ürünlerin yurt dışı satışlarına uygun ürünler olmaması nedeniyle malların iadesi ya da yurt içinde satışının gündeme geldiği , yapılan ödemelerden davalının keşide ettiği fatura ile fatura edilmeksizin teslim edilen ya da doğrudan alıcıya gönderilen ürün bedelleri ile satıştan elde edilen karın ve KDV iadesi tutarının %50’si düşüldükten sonra davalının 307.483,82 TL tutarında borcu bulunduğu iddia edilmiştir. Davalı tarafça, taraflar arasında kozmetik ürünleri alış verişi yapıldığı, 3.şahıs şirketlerden satın alınan kozmetik ürünlerini davalı şirkete satıldığı, tarafların arasında indirim veyahut kar paylaşımına ilişkin bir anlaşma olmadığı, dava dilekçesindeki " son bir parti daha mal tedarik ve satımı yapmaya karar vermişlerdir. Yine ürünlerin bedeli parti ürün bedeli ödenip mallar davalı tarafından tedarik edildikten sonra anlaşılmıştır ki söz konusu ürünler, içerisindeki yanıcı maddeler sebebi ile yurt dışı satışlara uygun ürünler değildir" şeklindeki beyanlar ile mal teslim borcunun yerine getirildiğinin davacı tarafça ikrar edildiği, davacı tarafça yapılan ödemelerin borç ödemesi olduğu, davacıya bir borcunun bulunmadığı aksine davacıdan alacaklı olduğu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.Dosya kapsamında ortaklığa ilişkin taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, davalının bu hususta bir kabulü bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 31.12.2020 tarihinde davalının davacıya 128.601,91 TL borçlu gözüktüğü, davalının banka hesabına ön ödeme açıklamalı 22.10.2019 tarihinde yapılan 150.000 TL ve 12.11.2019 tarihinde yapılan 288.000 TL olmak üzere toplam 438.000 TL tutarında ödemenin davacının cari hesap ve ticari defter kayıtlarında işleme alınmadığı, davacı tarafından 11.02.2020 tarihinde yapılan 450.000 TL ve 11.03.2020 tarihinde yapılan 105.000 TL ödemenin ise işleme alındığı, excel formatında işleme alınan davacı ödemeleri ve davalı tarafından bir kısmının işlem dışı bırakıldığı yasal defterle uyumlu olmadığı, incelenen davalı işletme defterine göre davalının davacı hakkında 2019 yılında 132.944,77 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının işletme defteri tutması nedeniyle muavin defter C/H bulunmadığı, davalının 2020 yılında davacı hakkında 327.620,63 TL, 25.595,09 TL ve 2.193.679,35 TL bedelli olmak üzere toplam 2.546.895,07 TL tutarında üç fatura düzenlendiği, bu faturaların BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, 2.193.679,35 TL bedelli faturanın iptali yönünde karar verilmesi halinde davalının düzenlediği faturalar toplamının 486.160,49 TL olduğu, 2019 yılında davalıya yapılan 438.000 TL ile davalı defterlerinde kayıtlı 1.997.916,94 TL mahsup edildikten sonra davacının davalıdan 1.949.672,19 TL alacaklı olduğu, 2.193.679,35 TL bedelli faturanın iptal edilmemesi yönünde karar verilmesi halinde davalının düzenlediği faturalar toplamının 2.679.389,84 TL olduğu, 2019 yılında davalıya yapılan 438.000 TL ile davalı defterlerinde kayıtlı 1.997.916,94 TL mahsup edildikten sonra davalının davacıdan 243.472,90 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça düzenlenen 08.07.2020 tarih 2.193.895,07 TL bedelli temel fatura nedeniyle bilirkişi tarafından seçenekli bir hesaplama yapıldığı görülmekle öncelikle temel faturada iade işleminin nasıl yapılacağı hususunun irdelenmesi gerekir.Temel fatura senaryosunda faturanın alıcısına kayıtlı ve güvenli bir biçimde ulaştırılması ile işlemin tamamlandığı varsayılmakla birlikte alıcının, fatura ile ilgili itirazlarını, faturayı ticari defterine kaydetmeden, harici yollarla gerçekleştirmesi gerekir. Başka bir deyişle faturanın temel fatura senaryosuna göre düzenlenmesi, faturaya noter kanalı ile itiraz edilmesine engel değildir. Somut olayda davacının .... Noterliği'nin 13.07.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile mal ve hizmetlerin teslim edilmediği ve faturanın içeriği gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle temel faturayı ticari defterlerine kaydetmeden süresi içinde iadesinin talep edildiği gözetildiğinde faturaya konu malların teslim edildiğini ispat yükü davalı üzerindedir. Diğer yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası, dayanağı icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, alacağın takip tarihi itibariyle saptanması, icra takibinden sonra davadan önce yapılan ödemeler var ise bu ödemeler mahsup edilerek davanın açılması gerekir. Dolayısıyla dava tarihinden önce yapılan ödemeler bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Eldeki davada hükme esas alınan bilirkişi raporu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayıp, taraf defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı, dava tarihi itibariyle cari hesabın değişikliğe uğradığı gözetilerek davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan hesaplararası virman kalemlerinin dayanakları incelenerek, düzenlenecek rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde, Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "01.01.2019-14.07.2020 tarihleri arası cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 2.099.596,29 TL alacağın tahsili istemiyle 17.07.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Asıl davada 307.483,82 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle dava açılmış olup, birleşen davada davacı tarafça takip tutarı olan 2.099.596,29 TL'ye yönelik olarak İİK 72.maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemiyle dava açılmıştır. Kural olarak ilamsız takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldıktan sonda menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususlar, itirazın iptali davasında da ileri sürülebilecek olup, hukuki yararın varlığı dava şartlarındandır. Somut olayda davacı aleyhine 307.483,82 TL üzerinden itirazın iptali davası ikame edilmiş olup, davacının, itirazın iptali davasına konu edilen bu tutar yönünden borçlu olmadığının tespiti istemekte hukuki yararı bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece 307.483,82 TL yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak davacı aleyhine ikame edilen itirazın iptali davasında takip konusu alacağın tamamının dava konusu olmadığı anlaşılmakla davacının itirazın iptali davasına konu olmayan alacak tutarı yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Bununla birlikte asıl davayla ilgili olarak yapılacak incelemenin menfi tespit davasını etkileyeceği açık olup, taraf defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile davacının takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olup olmadığı hususunda düzenlenecek rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma nedenine göre bu aşamada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Davacı-birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istemi halinde kendisine iadesine,4-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026