Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, eski üretim müdürü ile tedarikçi işbirliğiyle sahte sipariş ve faturalarla şirketi dolandırarak zarara uğratma tazminat davası kararını inceledi.
Özet: Davacı otomotiv yan sanayi şirketi, eski üretim müdürü olan davalı çalışanın, tedarikçi diğer davalı şirketle sistematik işbirliği yaparak, tek sefere mahsus gerçekleşen bir ürün alımının ardından fiili bir sipariş ve mal teslimi olmamasına rağmen Şubat 2018-Nisan 2019 tarihleri arasında 2.864.372,11 TL tutarında sahte faturalar düzenleyip ödemeler alınmasını sağladığını, çalışanın yetkisini kötüye kullanarak ve TÜBİTAK projesi bahanesiyle diğer şirket çalışanlarını yanıltarak bu hileli işlemleri gerçekleştirdiğini, ayrıca stok kayıtlarını silerek suçu örtbas etmeye çalıştığını ve bu haksız eylemlerden doğan zararlarının tazminini talep etmektedir.

T.C. BURSA BAM . HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .
KARAR TARİHİ : .
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
BİRLEŞEN MAHKEMENİN....ESAS SAYILI DOSYASI
DAVACI : .
DAVALI : ... -
VEKİLİ
DAVA TARİHİ
ASIL DAVADA
DAVACI : ... -
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat
B.A.M. KARAR TARİHİ :.
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ....Ticaret A.Ş.'nin Türkiye’de otomotiv yan sanayinde faaliyet göstermekte olduğunu, davalı ...Ticaret Ltd. Şti. nin(“BRB Metal”) müvekkil şirketin tedarikçilerinden biri olduğunu, ...'ın ise 30 Mart 2006 tarihinden, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar müvekkili şirkette çalışan eski üretim müdürü, AR-GE ve Kıdemli Kalıp Uzmanı ve imza yetkilisi olduğunu, otomotiv yan sanayiinde faaliyet gösteren müvekkil şirketin, 2017 yılı Aralık ayında müşterilerinden Volvo’dan gelen tek sefere mahsus bir sipariş üzerine MP 0702 kodlu parçanın temini için tedarikçi araştırmasına başladığını, müvekkil şirketin, ...’ın tavsiyesi üzerine davalı BRB Metal ile iletişime geçtiğini ve 2018 yılı Ocak ayında tek sefere mahsus olmak üzere MP0702 kodlu parçanın alımı gerçekleştirildiğini, bu kapsamda müvekkil şirketin BRB Metal ile arasındaki ticari ilişki, ... vesilesi ile başladığını, Volvo’ya üretilecek parça için müvekkil şirket tarafından iletilen tek sefere mahsus sipariş uyarınca BRB Metal'in, 2018 yılı Ocak ayı içerisinde 175 adet MP0702 kodlu parçayı imal ve teslim ettiğini, bu aşamadan sonra, müvekkil şirketin herhangi bir müşterisi tarafından .... kodlu parçanın teminini gerektiren herhangi bir siparişte bulunulmadığını, müvekkil şirket tarafından da söz konusu parçaya ilişkin herhangi bir sipariş verilmediğini, ancak daha sonrasında fark edildiği üzere, müvekkil şirket tarafından 2018 yılı Ocak ayında gerçekleşen tek sefere mahsus alım dışında MP0702 kodlu parçanın temini için herhangi bir sipariş verilmemiş olmasına rağmen adeta bu siparişler verilmiş gibi düzenli aralıklarla BRB Metal tarafından göstermelik sevkiyatlar yapılmaya devam edildiğini, yine aynı süreçte müvekkil şirket tarafından teslim alınmayan MP0702 kodlu parçaya ilişkin olarak ... tarafından mal karşılığı olmayan irsaliyeli faturalar düzenlendiğini ve düzenli ödemeler alındığını, bu faturaların teslim sürecinde ise ...'ın, faturaların bir kısmını malları eksiksiz teslim almış gibi bizzat imzalamış veya müvekkil şirket çalışanlarına imzalattırmış olduğunu, kendisine MP0702 kodlu parça ile ilgili sorular yönelten müvekkil şirket çalışanlarına ise parçaya ilişkin olarak yapılan ödemelerin TÜBİTAK projesi kapsamında olduğunu belirttiğini, müvekkili şirketin ayrıca AR-GE bölümünün de sorumlusu olan ve müvekkil şirket ile TÜBİTAK arasındaki bağlantıyı sağlayan ...’ın bu beyanı çerçevesinde müvekkil şirket çalışanlarının söz konusu işlemleri gerçekleştirdiğini, ....tarafından Şubat 2018- Nisan 2019 tarihleri arasında belirli aralıklarla düzenli ve sistemli olarak toplam 2.864.372,11 TL tutarında mal karşılığı olmayan fatura kesildiğini ve BRB Metal'in bu faturalar doğrultusunda düzenli olarak ödeme aldığını, davalı .... tarafından yapılan göstermelik sevkiyatlar neticesinde MP0702 kodlu parçanın müvekkil şirket nezdinde stok kayıtları yapıldığını daha sonra ...'ın müvekkil şirket çalışanlarına talimat vererek MP0702 kodlu parçanın stoklarının silinmesini sağladığını ve bu şekilde hukuka aykırı eylemlerini müvekkil şirket nezdinde tedarik şirketlerine yapılan ödemelerin rutin kontrolünde durum ortaya çıkana dek örtbas ettiğinin anlaşıldığını, nitekim müvekkil şirket, Fabrika Müdürü Senai Çobanoğlu ve Kontrol Müdürü... tarafından tedarik şirketlerine yapılan ödemelere ilişkin gerçekleştirilen rutin finansal kontroller sırasında BRB Metal’e yapılan ödemelerde olağandışı bir artış tespit edildiğini, bu şüpheli durum üzerine, son iki faturanın ödemesinin durdurulduğunu, konu araştırıldığında ve ...’a da sorulan sorular üzerine şüpheli cevaplar alınması üzerine davalılardan ...’ın, müvekkil şirket nezdindeki görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullanmak ve aşmak suretiyle ve diğer davalı BRB Metal ile sistemli şekilde işbirliği yaparak suç teşkil eden fiillerle müvekkil şirketi yüksek maddi kayıp ve zarara uğratmış olabileceği yönünde kuvvetli şüphe ortaya çıktığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların aynı zamanda suç oluşturan haksız ve hukuka aykırı eylemleri neticesinde müvekkili şirket nezdinde doğan zararlarına karşılık olarak şimdilik toplam 2.714.037,19.-TL’nin zararı oluşturan haksız ve hukuka aykırı her bir fatura bedeline, ilgili faturanın düzenlenme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin, şirkette meydana gelen bir usulsüzlük olduğunu fark ettiklerinde adeta bir soruşturma makamı gibi olayı çözmeye çalıştığını ve işyerinde çalışan müvekkilini adeta bir günah keçisi ilan ederek suçu onun üstüne yıkmaya çalıştığını, davacı şirket işyerinde suç işlendiğini tespit etmeleri üzerine olayla bir bağlarının olup olmayacağını bile gözetmeden hemen işyeri çalışanları dinlendiğini ve bir kaç kişinin soyut beyanına dayanarak müvekkilinin iş aktine son vererek hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, bu sebeple isnat edilen suçla ilgili olarak gerçek suç işleyenlerin tespit edilemediğini, günah keçisi seçilen müvekkilinin kendini suçlu konumda bulduğunu, bu sebeple söz konusu suçu işleyen gerçek kişilerin ceza dosyasında sanık olarak değil tanık olarak ifadeleri alındığını ve kendilerini söz konusu suçtan kurtarmak için müvekkil aleyhinde beyanlarda bulunduklarını, ceza dosyasında yer alan tanık beyanlarının çelişkiler içerisinde olup tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette üretim müdürü olarak çalışmaktayken iş akdine son verildiğini, üretim müdürünün görev, sorumluluk ve yetkileri tüm kurumsal firmalarda belli olduğunu, bu sorumlulukların içinde satınalma ve parça tedariği faaliyetinin kesinlikle olmadığını, davacı şirketin üretim, satın alma, halkla ilişkiler, finans, lojistik vb. olmak üzere pek çok bölüme ayrıldığının görülmekte olduğunu, her bölümün kendi müdürleri ve yetkilileri olduğunu, ancak nedense müvekkil üretim müdürü olarak çalışmasına rağmen diğer tüm birimlerde olan aksaklıklardan sorumlu tutulmaya çalışmakta olduğunu, ceza dosyasında dinlenen tanıklar görev tanımlarını yaparken şirkette iş prosedürlerinden bahsettiğini ama daha sonra bir sorun yaşandığından kendilerini haklı göstermek için tamamen soyut iddialar ile müvekkili suçlayıcı beyanlarda bulunduklarını, bu kadar büyük bir şirkette satın alma müdürünün haberi olmadan şirkete malların girmesi durumu bile normal gibi gösterilmeye çalışılarak bu eylemden bile satın alma müdürü değil, alakası bile olmayan üretim müdürü olan müvekkilinin sorumlu tutulmakta olduğunu, stoklar aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık periyotlarda bu faaliyetler gözden geçirilip, kontrol edilmekteyken bir buçuk yıl boyunca devam eden ticaret süresince mal kontrolünün yapılmamasının mümkün olmadığını, bu durumdan kontrol müdürü sorumlu değilken neden işlemlerle ilgisi olmayan üretim müdürü olan müvekkil sorumlu tutulmaya çalışılmakta olduğunu, davacı şirket davalı BRB ile aralarında sadece 175 adet mal için anlaşıldığı şeklinde beyanda bulunmuş olsa da yukarıda bahsettiğimiz gibi davacı şirketin satın alma müdürü Berk Cihanlı 10000 adet sipariş kaydı olduğunu kabul ettiğini yani 10000 adet mal siparişi yapıldığını, davacı şirket malların kendisine teslim edilmediğini ileri sürse de ceza davası sırasında dinlenen şirket çalışanı tanıklar malların teslim edildiğini beyan ettiklerini, bu durumun bile davacı tarafın iddialarının yersiz olduğunu göstermekte olduğunu, diğer davalı BRB Metal ceza yargılaması sırasında iş yerine hırsız girdiğini ve server'in çalındığını ileri sürdüklerini, bu sebeple sipariş kayıtlarını sunamayacağını beyan ettiğini, satın alma birimi ile aralarında yapılan yazışmaların iki tarafı ilgilendirdiğini, üretim müdürünün bu konuyla ilgili bir bilgisi ya da ilgisinin olmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin imzaladığı faturaların sayısının belli olduğunu neden imzasının yer aldığı hususunun açıklandığını, bu faturaların hepsinde satın alma tarafından siparişin verildiğini gösteren SAS numaraları yer almakta olduğunu, müvekkilinin söz konusu faturaları üstünde SAS numarası yer aldığı için imzaladığını ve iki yılı aşkın süre yapılan ticarette sadece birkaç faturayı imzaladığını, bu sebepten dolayı suçlanmasının şirketi zarara uğrattığının ileri sürülmesinin tamamen kötüniyetli bir davranış olduğunu, davacı şirket davalılar arasında irtibat olduğunu ileri sürsede bu durumun varlığını gösterecek hiçbir delil olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile birlikte hareket ettiğini gösteren en ufacık bir olgu bile olmadığını, bu sebeple fikir birliği içinde davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasının yersiz olduğunu, müvekkilinin dahil olmadığı işlemlerden dolayı sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin herhangi bir suç işlemediğini, herhangi bir menfaat de sağlamadığını belirterek öncelikle haksız ve hukuku dayanaktan yoksun ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, dosyanın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, Bursa 33. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyasının iş bu dava için bekletici mesele yapılmasına ve yapılacak yargılama sonunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davalı ... LTD ŞTİ vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın iddialarının hiç bir somut delile dayanmadığını, davacı şirketin müvekkil şirkete faturalardan kaynaklı borcu bulunduğunu, bu borçlar nedeni ile davacı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını ve yapılan takibe itiraz edilmesi üzerine taraflarınca itirazın iptali davası açıldığını, Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan dava halen derdest olduğunu, müvekkil şirket tarafından sipariş edilen tüm ürünler için irsaliyeli faturalar düzenlendiğini ve iş bu faturaların usulüne uygun olarak davacı şirkete tebliğ edildiğini, faturalarda belirtilen ürünlerin de eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, davacı şirket tarafından süresi içinde faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ayrıca tüm faturaların üstünde sipariş olduğunu gösteren SAS (satın alma siparişi) numarası mevcut olduğunu, TTK madde 21/2 ye göre; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." itiraz edilmemek sureti ile alıcı aleyhine yazılı delil niteliği kazanan faturanın aksinin de yalnızca yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, bu nedenle davacı şirketin ürünleri teslim almadığını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, ancak açılan davaya gösterilen tek delil kendi iç denetimlerde çalışanlardan baskı ile alınan soyut ve çelişkili beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkil şirket ile diğer davalı ...'ın işbirliği içinde olduğu ve ...'ın tavsiyesi ile davacı şirket ile müvekkil şirketin iletişime geçtiği hususları gerçeği yansıtmadığını. müvekkil şirketin diğer davalı ile maddi-manevi herhangi bir bağı bulunmadığını, davacı şirketin diğer davalı ...'ı ve müvekkil şirket yetkilisini Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet ettiğini ve savcılık tarafından iddianame düzenlendiğini, bu nedenle açılan ve halen derdest olan Bursa.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının beklenmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen mahkemenin ████████ esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu; kurulan bu ticari iş ilişkisi sonucu müvekkili davalı taraf adına █████/2019 tarihli 7,670.00.-TL bedelli, █████/2019 tarihli 4.277,50.-TL bedelli, █████/2019 tarihli 21.712,00.-TL bedelli ve █████/2019 tarihli 21.712,00.-TL bedelli olmak üzere 4 adet fatura düzenlemiş olduğunu ve işbu faturalar davalının işyeri adresine gönderildiğini, davalı şirket adına düzenlenen işbu faturalar sonucunda davalının müvekkile toplam borcu 55.371,50.-TL olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağını tahsil edemeyen müvekkili lehine █████/2019 tarihinde Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün.... esas numaralı dosyası ile taraflarınca icra takibi yapıldığını, borçlu tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen mahkemenin ████████ esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dünya çapında pek çok ülkede faaliyet gösteren Vibracoustic şirketler topluluğunun Türkiye iştiraklerinden biri olduğunu, Türkiye’de otomotiv yan sanayinde faaliyet gösterdiğini, davacı şirket, müvekkili şirket’in tedarikçilerinden biri; ... ise iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar müvekkili şirket’in üretim müdürü olduğunu, müvekkili şirket fabrika müdürü Senai Çobanoğlu ve kontrol müdürü Ersal Bulut tarafından tedarik şirketlerine yapılan ödemelere ilişkin gerçekleştirilen rutin finansal kontroller sırasında davacı şirket’e yapılan ödemelerde olağandışı artış tespit edildiğini, konu araştırıldığında ...’ın, üretim müdürü olarak görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullandığını ve davacı şirket ile işbirliği yaparak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden bir kısım hukuka aykırı eylemlerde bulunmuş olabileceğini ve bu suç teşkil eden fiillerle müvekkili şirketi yüksek maddi kayıp ve zarara uğratmış olabileceği yönünde kuvvetli şüphe ortaya çıktığını; bu nedenle durum müvekkili şirketin dâhil olduğu şirketler topluluğunun genel merkezi Almanya’daki iç denetim departmanına bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket genel merkezi Almanya'dan gelen müvekkili şirket yetkilileri Dr. Meinhard Bartsch ve Stefanie Gerbig tarafından 30 Nisan 2019-8 Mayıs 2019 tarihleri arasında müvekkili şirkette bir iç denetim gerçekleştirildiğini ve Senai Çobanoğlu ve Ersal Bulut tarafından öne sürülen şüphe ve iddialar araştırıldığını, MP0702 kodlu materyal ne bahsi geçen tarihlerde ne de faturalarda belirtilen diğer tarihlerde müvekkili şirkete fiziken teslim edilmediğini, bu materyal tek seferlik bir siparişe ilişkin olduğunu ve 175 adetle sınırlı olacak şekilde satın alındığını, sonrasında müvekkili şirket tarafından bu materyal ile bağlantılı herhangi bir üretim yapılmadığını, müvekkil şirketin özel üretim konusu bu parçaya ilişkin herhangi bir müşterisinden sipariş almadan veya herhangi bir müşterisine bu materyalin kullanıldığı parçanın satışını yapmadan ve bu materyalin kullanıldığı parçanın üretimini dahi yapmaksızın belirli aralıklarla materyal satın alması en hafif tabiri ile “absürt” olarak nitelendirilebilir olduğunu, müvekkil şirketin MP0702 kodlu bu materyalin kullanıldığı parça ile ilgili müşterilerinden sipariş almadığını veya bu parçanın satışını yapmadığını; parçaya ilişkin üretimin tek seferlik olduğunu, müvekkili şirketin kayıtları incelenerek kolaylıkla anlaşılabileceğini,23 Mart 2018 tarihinden sonra MP0702 kodlu materyalin sisteme girişinin “MSAYIM” adlı kullanıcı tarafından gerçekleştirildiğini; “...” adlı kullanıcı tarafından “stok düzeltme” kaydı ile bu malzemelerin stoktan silindiğinin tespit edildiğini, davacı şirket müvekkili şirketin eski üretim müdürü ile işbirliği yaparak hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim edilmeyen materyallere ilişkin hukuki mesnede dayanmayan soyut faturalar tanzim etmiş olduğunu, müvekkili şirketi bu suretle dolandırarak yaklaşık 400.000,00 Euro tutarında zarara uğramasına sebep olduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından bu dolandırıcılık faaliyetleri tespit edildikten sonra davacı şirket tarafından tanzim edilen bütün faturalara ilişkin ödemeler haklı olarak durdurulduğunu, mevcut koşullar altında müvekkili şirket’in davacı’ya herhangi bir borcu olmadığının ortada olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirket tarafından ödenmediği iddia edilen faturalara ilişkin iki ayrı dava ikame etmesinin sebebi, bir davanın meblağını diğer davadan daha düşük göstermek suretiyle usul hukukuna ilişkin bazı kolaylıklardan haksız ve kötü niyetli olarak yararlanmak istemesi olduğunu, huzurdaki davanın konusu ve tarafları ile doğrudan bağlantılı olan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı önünde derdest ███████████ numaralı soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını, hukuki ve fiili irtibat bulunan Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, davacı şirket taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile davanın ve dolayısıyla itirazın iptali talebinin reddini, haksız olarak itirazın iptali davası açan davacı şirket’in talep ettiği alacak miktarının yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine tazminat ödemeye mahkûm edilmesini; vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kabulü ile 2.714.037,19.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine ve asıl dava yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, birleşen ████████ esas sayılı davanın kabulü ile, Bursa ... İcra Müdürlüğünün ....esas sayılı icra takibine itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve Bursa ...İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı icra takibine itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmiştir.
Davacı- birleşen davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; kararı birleşen dava yönünden istinaf ettiklerini, açılan birleşen davaların reddine karar verilmesi gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek üzere mahkeme tarafından terditli takas defi hakkında karar verilmeden hüküm kurulduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere birleşen davalar yönünden müvekkili şirketin takip tarihinden evvel temerrüte düşürülmediğinden takip öncesi faiz isteminde bulunma hakları olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı- birleşen davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından sipariş edilen tüm ürünler için irsaliyeli fatura düzenlendiğini ve faturaların usulüne uygun tebliğ edildiğini, faturada belirlenen ürünlerin eksiksiz teslim edildiğini, faturalara davacı tarafça süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğini, müvekkilinin diğer davalı ... ile iş birliği içerisinde hareket ettiği iddialarının asılsız olduğunu, karşı dava bakımından iki ayrı dosya ile itirazın iptali davası açılmasına rağmen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken tek olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette üretim müdür olarak çalışmakta iken iş akdine son verildiğini, üretim müdürü olarak görev ve sorumluluklarının belli olduğunu, görevi gereği olayla bir bağlantısını olmadığının açık olduğunu, tüm faturaların üzerinde satın alma sipariş numarası bulunduğunu, müvekkilinin imzasının sadece davalı şirketten gelen ürünlerin faturalarında değil, diğer pek çok firmadan gelen malların faturalarında imzası bulunduğunun açık olduğunu, satın alma taleplerinin satın alma siparişine dönüştürüldüğünü, satın alma bölümünü ilgilendiren işlemlerden dolayı üretim müdürü olarak görev yapan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, stokların belli aralıklarla kontrol edildiğini, bir buçuk yıl boyunca devam eden ticaretle ilgili mal kontrolünün yapılmamasının mümkün olmadığını, kayıp olan stoklarla ilgili asıl olarak kontrol müdürü, satın alma müdürü ve lojistik müdürünün sorumlu tutulması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Asıl dava; haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat, birleşen davalar ise fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların eylem birliği içerisinde hareket ederek davacıya zarara uğratıp uğratmadığı, davacının birleşen dosyalar bakımından takas defi hakkında değerlendirme yapılıp yapılmadığı, birleşen davalar hakkında ayrı hüküm kurulup kurulmadığı ile birleşen dosyalar yönünden temerrütün hangi tarihten başladığı hususudur.
HMK'nın 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 3.HD. █████/2021 tarih █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı)
Somut olayda, asıl dava davacısı tarafından açılan dava ile davalıların eylem birliği içerisine hareket ederek gerçekte sipariş verilmeyen MP0702 kodlu parça ile ilgili sahte sipariş oluşturularak parça teslimi yapmış gibi göstermek suretiyle teslim edilmediği halde teslim edilmiş gibi gösterilen parçalarla ilgili fatura bedellerinin müvekkili şirketten tahsil edilmesi nedeniyle uğranılan zararın davalılardan tahsili talep edilmiştir. Davalı şirket tarafından öncelikle Bursa...Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile davacı şirketle aralarındaki cari hesap ilişkisi uyarınca ödenmeyen bir kısım fatura alacaklının tahsili için yapılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptali davası açılmış daha sonra farklı fatura bedellerinin tahsili için yapılan başka icra takibine itiraz nedeniyle ████████ esas sayılı dosya ile başka bir itirazın iptali davası açılmış olup dosyaların aralarında bağlantı bulunması nedeniyle ████████ esas sayılı dosyanın eski esaslı ████████ esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. Yargılamanın ████████ esas sayılı dosya üzerinden devam sırasında dosyanın asıl davacı tarafından açılan ████████ esas sayılı dosyası ile aralarında bağlantılı olması nedeniyle birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan nihai yargılama neticesinde asıl dosya içeresinde ████████ ve ████████ esas olmak üzere iki ayrı birleşen dosya bulunmasına rağmen karar başlığında sadece ████████ esas sayılı dosyanın birleşen olarak gösterildiği ve her ne kadar birleşen dosya hakkında hüküm kurulurken her iki birleşen dosya ile itirazın iptaline karar verilmesi talep edilen iki icra dosyası ile ilgili olmak üzere itirazın iptaline dair hüküm kurulmuş ise de, birleşen dosyalar hakkında ayrı ayrı harç , yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerekirken tek harç ,yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplanması doğru olmadığı gibi, hüküm ve başlık kısmında birleşen ████████ esas sayılı dosyasından hiç bahsedilmemiş olması da doğru olmadığından davalı- birleşen davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Davacı- birleşen davalı vekili tarafından asıl dava dilekçesinde davalı olarak müvekkili şirketin eski üretim müdürü ... ile sahte olarak fatura bedellerinin tahsil eden şirket gösterilmiştir. Dava konusu sahte fatura ile bedel tahsili işleminin davalının iş akdinin devamı sırasında meydana geldiği anlaşılmıştır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun göreve ilişkin 5/1/a maddesinde, 4857 sayılı İş kanununa ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2. kısmının altıncı bölümünde düzenlenen, hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. Somut olayda ;davalı ...'ın üretim müdürü olarak çalıştığı iş yerinde diğer davalı ile eylem birliği ile hareket ederek şirketi zarara uğrattığının iddia edilmesi karşısında davacı şirketi ile davalı ... arasında işçi işveren ilişkisinin bulunması ve davalı ...'in sorumluğunun şirketteki görevi tanımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden davalı ... yönünden uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğu gözetilerek asıl davada diğer davalı şirket yönünden ve birleşen davalar yönünden ticaret mahkemesinin görevli olması nedeniyle davalı ...' e karşı açılan davanın tefriki ile davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davalı ... için de Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... vekilinin esasa ilişkin istinaf istemleri incelenmeksizin istinaf isteminin kamu düzeni bakımından kabulü gerekmiştir.
Davalı - birleşen davacı vekili, asıl dosya bakımından müvekkilinin diğer davalı ile eylem birliği içerisinde hareket etmediğini ve teslim edilen mallara ilişkin tanzim edilen fatura alacaklarının tahsil edilmiş olması nedeniyle hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de, mahkemece davacı şirketin ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı şirket tarafından █████/2018 ile █████/2019 tarihleri arasında 3.040 adet MP0702 kod numaralı parçaya ilişkin olarak tanzim ve tahsil edilen 56 faturayla ilgili söz konusu parçaların davacı şirkete teslim edilmemesine rağmen fatura bedellerinin davacı şirketten tahsil edilmiş olduğunun tespit edilmesi karşısında davalı şirketin fatura bedellerinden sorumlu tutulması hususunda ilk derece mahkemesinin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı- birleşen davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davacı- birleşen davalı vekili birleşen davaların reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de; ticari kayıtlar üzerinde bilirkişiler aracılığı ile yapılan incelemede takip konusu faturalar yönünden davacı- birleşen davalı şirketin cari hesap ilişkisi gereği davalı- birleşen davacı tarafa borçlu olduğu anlaşılmakla davacı- birleşen davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 139. vd. maddelerinde düzenlenmiş bulunan takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takas, bir defi olup, davada ileri sürülmedikçe hakim tarafından re’sen dikkate alınamaz. Takas defi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının başladığı ana kadar bildirilebilir. Tarafların biri, borcu ile alacağını takas ettiğini karşı tarafa bildirerek, bu hakkını kullanmış olacaktır. İrade açıklaması yeterli olup, takasın sağlanması için mutlaka ayrı bir dava veya karşı dava açılması gerekmez. Borçlu, kendisine karşı açılmış olan bir dava içerisinde takas-mahsup talebinde bulunabilir. Takas bir sözleşme olmadığı için karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Eğer cevap dilekçesinde takas ileri sürülmemiş ise hakim dosyadan davalının mukabil bir alacağının olduğunu anlasa dahi takas sebebiyle hüküm tesis edemez.
Asıl dava davacısına karşı davalı şirket tarafından açılan ve asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilen itirazın iptali davalarında birleşen davalı vekili tarafından asıl dosyadaki birleşen davacıdan olan alacakla ilgili olarak davalı- birleşen davacıya karşı cevap dilekçesi ile süresinde takas defi ileri sürülmesine rağmen mahkemece bu hususta olumlu olumsuz bir değerledirme yapılmadan karar verildiği anlaşılmakla davacı- birleşen davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilen .... esas sayılı dosyasında takibe konu fatura alacağının takipten önce işlemiş faiziyle birlikte tahsilinin talep edilmiş olması karşısında davacı- birleşen davalı vekili tarafından müvekkiline ihtar yapılmaması nedeniyle temerrütün oluşmadığı yönündeki savunmaları kapsamında mahkemece taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve faturaya dayalı alacak yönünden takipten önce temerrüt şartlarının oluşup oluşmadığı ile oluşmuş ise temerrütün hangi tarihten itibaren başladığı hususu tartışılmadan doğrudan içerisinden takipten önceki faiz miktarını da içeren takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına yönelik hüküm tesis edilmesi doğru olmadığından davacı- birleşen davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Kabule göre de; asıl davada davacı vekili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat ile ilgili kısmi dava açmış olup hukuk usulüne aykırı olarak mahkemece davacı lehine tazminata hükmedilirken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulması şeklinde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı- birleşen davalı vekili, asıl dava davalısı ... vekili ve davalı- birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı- birleşen davalı vekili, asıl dava davalısı ... vekili ve davalı- birleşen davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve....sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı- birleşen davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dava davalısı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı- birleşen davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
6-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!