Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik değişikliği ile muayenehanesi olan hekimlerin tıp merkezleriyle yapabileceği sözleşmelere getirilen 1/3 kadro sınırlamasının hukuka uygunluğunu ve idarenin takdir yetkisi sınırlarını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, muayenehanesi bulunan hekimlerin hastalarının teşhis ve tedavilerini tıp merkezlerinde yapmalarına getirilen yıllık sözleşme, ilgili branşta ruhsat ve tıp merkezlerinin toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapma gibi kısıtlamaları içeren yönetmelik hükümlerinin iptaline dair Danıştay Onuncu Dairesi kararının temyiz incelemesini konu almaktadır; alt mahkeme, bazı düzenlemeleri hukuka uygun bulurken, özellikle üçte bir oranındaki kadro sınırlamasının bilimsel dayanağını sorgulamış, yüksek mahkeme ise bu konuda idareden ek bilgi talep etmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının, iptale ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: █████/2023 tarih ve 32066 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen █████/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 12. ve 70. maddeleri, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1., 2., 3., 9. ve ek 11. maddeleri ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. ve 508. maddelerine atıfta bulunularak;
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümleleri yönünden;
Dava konusu düzenlemelerde, sırasıyla █████/2023 ve █████/2023 tarihlerinde değişiklikler yapılmış ise de; muayenehanesi bulunan hekimlerin hastalarının teşhis ve tedavilerini tıp merkezlerinde yapabilmelerine ilişkin dava konusu düzenlemeler ile getirilen kısıtlamaların benzer şekilde devam ettiği ve anılan değişikliklerin davacının hukuka aykırılık iddialarını ortadan kaldırmadığı anlaşıldığından, işin esası incelenerek karar verildiği,
Mevzuat uyarınca, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esasına dayalı olarak, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapma konusunda Sağlık Bakanlığının takdir yetkisi bulunmakla birlikte, sağlık hizmetlerinin planlanması konusunda verilen söz konusu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması gerektiği, bu gerekliliğe uyulup uyulmadığına yönelik denetimin ise idari yargı yerlerince yapılacağı, zira idarelerin düzenleme yetkilerini kullanırken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içerisinde hareket etmek zorunda oldukları ve bu yetkilerini eşitlik, kamu yararı, hizmet gerekleri ile hak ve nesafet ilkeleri açısından hukuka uygun olarak temellendirmekle yükümlü oldukları,
Buna göre; Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini ... tıp merkezlerinde yapabilirler." ibaresinin, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasının tekrarından ibaret olduğu, bu sebeple anılan ibarenin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu,
Öte yandan; dava konusu cümlelerin devamında, "yıllık sözleşme yapma" ve "ilgili branşta ruhsatı bulunma" şartlarının getirildiği, tıp merkezlerinin, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabileceği, yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshasının, tıp merkezi tarafından il sağlık müdürlüğüne gönderileceği, muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimlerin sözleşme yaptıkları tıp merkezlerinin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmayacağı ve sözleşme imzalanan tıp merkezinde muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir tıp merkezinde bu işlemin yapılması için il sağlık müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebileceği kurallarına yer verildiği,
Dairelerince verilen ara kararı ile davalı idareden, tıp merkezlerinin ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabileceği yolundaki kuralda yer alan 1/3 oranının belirlenmesi sürecinde hukuken geçerli somut bilgi ve belgelere dayanan herhangi bir bilimsel çalışma yapılıp yapılmadığının sorulmasına, yapıldı ise, konuya ilişkin çalışmaların birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği ve anılan düzenleme gereğince tıp merkezi ile yıllık sözleşme imzalamak istemekle birlikte sözleşme imzalayamayan muayenehane hekimi bulunup bulunmadığı, her il özelinde, o ildeki cerrahi uygulama yapan tıp merkezlerinde bulunan ameliyathane sayısı ile söz konusu ameliyathanelerin kullanım kapasitelerinin dava konusu düzenlemede yer alan kota sayıları ile planlamada dikkate alınıp alınmadığı, ameliyathanelerin kullanım kapasitesinin belirlenmesinde kadro dışı geçici çalışan hekimlerin de göz önünde bulundurulup bulundurulmadığı, tıp merkezlerinin ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabileceği yolundaki kuralın, ilgili branşta toplam kadro sayısı üçten az olan tıp merkezlerinde nasıl uygulandığı ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilecek vaka bazlı özel izne ilişkin uygulama prosedürünün ne şekilde işletildiği ile özellikle acil durumlar ile mesai saatleri dışında veya tatil günlerinde İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde işlemlerin nasıl yürütüldüğünün sorulduğu,
Davalı idare tarafından verilen cevapta; özel muayanehanesi bulunan hekimlerden tıp merkezi ve özel hastaneler ile sözleşme imzalayan hekim sayısının 4075, sözleşme imzalamayan muayenehane hekimi sayısının ise 6709 olduğu, ilgili Yönetmelik değişikliği yapılırken ameliyathane sayıları ve kullanım kapasiteleri ile kadro dışı geçici çalışan hekimler bazında herhangi bir çalışma yapılmadığı, sadece ilgili kuruluşlarda mevcut olan
kadro sayılarının baz alındığı, ilgili branşta üçten az uzman hekim kadrosu varsa, bu branşta 1 (bir)
muayenehane hekimi ile sözleşme imzalanabileceği, ayrıca, █████/2023 tarihinde yapılan Yönetmelik
değişikliğiyle birlikte █████/2023 tarihi öncesinde muayenehanesi olan hekimlerin iki kuruluşta kadro
sınırlamasından muaf tutulduğu, vaka bazlı izne ilişkin olarak ise, ilgili muayenehane hekimi tarafından vaka bazlı veya acil durumlar için Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden başvuru yapılacağı, İl Sağlık Müdürlüklerinde yetki verilen başkan, başkan yardımcısı veya ilgili personel
tarafından mesai saatleri dışında veya hafta sonu olsa dahi uygulama izni verilebileceğinin ifade edildiği, 1/3 oranının belirlenmesi sürecinde hukuken geçerli somut bilgi ve belgelere dayanan herhangi bir bilimsel çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin olarak cevap verilmediği,
Davalı idarenin mevzuatla kendisine tanınan planlama yetkisi kapsamında, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin, hastalarının teşhis ve tedavilerini özel sağlık kuruluşlarında yapabilmeleri hususunda sözleşme yapma (hekim ve özel sağlık kuruluşu arasında) zorunluluğu getirmesinin hukuken mümkün olduğu, dava konusu düzenlemelerin de bu yetki çerçevesinde tesis edildiği anlaşılmakla birlikte; getirilen sözleşme zorunluluğunun, süreye ve kota sınırına bağlanmasının herhangi bir bilimsel çalışma yapılmaksızın, tıp merkezlerinde bulunan ameliyathane sayısı veya kapasitesi gibi kriterler dikkate alınmaksızın belirlendiğinin anlaşıldığı, sağlık hizmetinin niteliği de göz önüne alındığında, davalı idarece dava konusu düzenlemenin sebep unsurunun somut olarak ortaya konulamadığı, davalı idareye tanınan takdir yetkisinin hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmadığı sonucuna varıldığı,
Bu itibarla; Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresi ile aynı fıkranın ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının altıncı cümlesi yönünden;
Dava konusu cümlenin, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin muayenehanelerine müracaat eden hastaların, tıp merkezindeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususu ile tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında muayenehanede bilgilendirileceğine ilişkin kısmının, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kurala paralel olarak düzenlendiği, düzenlemenin bu kısmında hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmadığı,
Altıncı cümlenin devamında yer alan, hastanın bilgilerinin tedavi olacağı tıp merkezine, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden gönderileceği yolundaki düzenlemenin ise, özel (hassas) veri niteliğinde olan sağlık verilerinin Sağlık Bakanlığı tarafından işlenmesine yönelik olduğu,
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulacağının düzenlendiği, bu sistemin e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla Sağlık Bakanlığı tarafından bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceğinin kurala bağlandığı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde de, sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak sayıldığı ve işlenmesinin özel kurallara bağlandığı, ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla ilgilinin rızası aranmaksızın bu verilerin işlenebileceğinin düzenlendiği,
Buna göre, dava konusu ibare ile kişisel verilerin kayıt altına alınması ve işlenmesi konusunda üst hukuk normlarına uygun şekilde düzenleme yapıldığı ve bu normlara aykırı yeni bir kural getirilmediği anlaşıldığından, dava konusu cümlenin bu kısmında da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı,
Öte yandan; bakılan dava devam ederken, dava konusu düzenlemenin dayanakları arasında yer alan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin, █████/2024 tarih ve Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararıyla, sağlık hizmetleriyle ilgili olarak kişisel verilerin toplanmasına, işlenmesine, aktarılmasına, bu kişisel verilere erişim sisteminin kurulmasına, sistemin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin düzenlemeler içeren kuralın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alan içinde kaldığı gerekçesiyle konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (█████/2024) yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, 3359 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile 6698 sayılı Kanun'un 6. maddesinin yürürlükte olduğu dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı üzerine dava konusu düzenlemenin hukuki dayanağının ortadan kalktığından söz edilemeyeceği,
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının sekizinci cümlesi yönünden;
1219 sayılı Kanun’un 70. maddesi, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi) nin 1., 4. ve 5. maddeleri ile Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 4., 15., 18., 24. ve 26. maddelerinde yer alan düzenlemelere göre, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınması gerektiği, bu kapsamda yapılacak aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğü asıl olarak müdahaleyi gerçekleştirecek olan sağlık çalışanı üzerinde olmakla birlikte, müdahalenin ve tedavinin yapıldığı özel hastanenin de, hastalığın teşhis ve tedavisi için verilmesi gereken tıbbi hizmetten hastaya karşı sorumlu olması, hastanın hastanedeki bakımının sağlanması ve hastane organizasyonunun gerçekleştirilmesi ile sağlık hizmetinin gereği gibi ve tam olarak işletilmesi hususlarında özel hastanenin de yükümlülüklerinin bulunması karşısında, teşhis ve tedavi uygulayan hekimle birlikte özel hastanenin de sorumlu olmasını sağlayacak nitelikteki dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının diğer kısımları yönünden;
Kesintisiz sağlık hizmeti sunumunun Devlet için kamusal bir zorunluluk olduğu, sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığının ertelenemez ve ikame edilemez olduğu, sağlık hizmetinin niteliği ve önemi dikkate alındığında, muayenehanesi bulunan hekimlerin muayenehanelerine müracaat eden hastalara, tıp merkezlerinde sunulacak sağlık hizmetinin kesintisiz biçimde yürütülmesini önceleyen ve burada yürütülecek teşhis ve tedavi sürecinde yaşanabilecek aksaklık ve eksiklikler bakımından tedaviyi yürüten muayenehane hekiminin yanı sıra tıp merkezinin de sorumlu tutulmasını öngören ve böylece sağlık hakkını ön plana çıkaran ve hasta sağlığı ile kamu yararı gözetilerek tesis edildiği anlaşılan düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmediği,
Ayrıca dava konusu düzenlemelerin, sunulan sağlık hizmetinin kayıt altına alınması maksadıyla muayenehane hekimi ile sözleşme imzalayan tıp merkezinin mesul müdürünün her ay sonu itibarıyla tedavi edilen hasta sayısı ile hekim ismini müdürlüğe bildirmesi ve bu kapsamda sağlık hizmeti sunulan hastalara ayrıntılı fatura düzenlenmesine yönelik kısımlarının, davalı idarenin sağlık hizmetinin etkin, verimli ve hızlı biçimde yürütülmesi yanında hizmetlerin planlanması, kayıt dışı ekonominin engellenmesi ve hasta mağduriyetinin önlenmesini sağlamaya yönelik olduğu, söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresi ile aynı fıkranın ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin iptaline, Yönetmeliğin dava konusu diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davaya konu düzenlemenin üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edildiği, hukuka aykırı ve iptalini gerektirecek bir yönünün bulunmadığı, temyize konu kararın iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
█████/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kuruluşlarının kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı ek 1. maddesinin -█████/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile değişik- on ikinci fıkrası;
"Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ve ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde tıp merkezlerinde yapabilirler. Tıp merkezlerinin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, tıp merkezi tarafından il sağlık müdürlüğüne gönderilir. Bu durumdaki hastalar, tıp merkezindeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususu ile tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında muayenehanede bilgilendirilir ve hastanın bilgileri tedavi olacağı tıp merkezine, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden gönderilir. Hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden muayenehane hekimi ve tıp merkezi müştereken sorumludur. Tıp merkezinde gerçekleştirilecek ayakta veya yatarak tedavi öncesi muayenehane hastalarına ilişkin bilgilendirilmiş rıza formu hasta veya kanuni temsilcisi, muayenehane hekimi, özel sağlık kuruluşunun ilgili birim sorumlusu ve mesul müdür tarafından imzalanır. Bu hekimlere hizmet sunan tıp merkezinin mesul müdürü her ay sonu itibarıyla tedavi edilen hasta sayısı ve hekim ismi ile rıza formunu müdürlüğe bildirir. Ayrıca bu şekilde tedavi gören hastalara ayrıntılı fatura düzenlenir." şeklinde iken,
█████/2023 tarih ve 32066 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile,
"Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan tıp merkezlerinde yapabilir. Tıp merkezleri, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabilir. Muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimler, sözleşme yaptığı tıp merkezlerinin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmaz. Sözleşme imzalanan tıp merkezinde muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir tıp merkezinde bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebilir. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, tıp merkezi tarafından il sağlık müdürlüğüne gönderilir. Bu durumdaki hastalar, tıp merkezindeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususu ile tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında muayenehanede bilgilendirilir ve hastanın bilgileri tedavi olacağı tıp merkezine, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden gönderilir. Hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden muayenehane hekimi ve tıp merkezi müştereken sorumludur. Tıp merkezinde gerçekleştirilecek ayakta veya yatarak tedavi öncesi muayenehane hastalarına ilişkin bilgilendirilmiş rıza formu hasta veya kanuni temsilcisi, muayenehane hekimi, özel sağlık kuruluşunun ilgili birim sorumlusu ve mesul müdür tarafından imzalanır. Bu hekimlere hizmet sunan tıp merkezinin mesul müdürü her ay sonu itibarıyla tedavi edilen hasta sayısı ve hekim ismi ile rıza formunu müdürlüğe bildirir. Ayrıca bu şekilde tedavi gören hastalara ayrıntılı fatura düzenlenir." şeklinde değiştirilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 12. maddesinde, "Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.
(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-███████ md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/███████ tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile █████/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:
a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.
(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.)Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. (Değişik dördüncü cümle: 2/1/2014-███████ md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 2/1/2014-███████ md.) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir. ..." kuralı yer almaktadır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un ek 11. maddesinde de, "Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir.
Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Özel izne tabi hizmet birimlerini Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunan sağlık kurum ve kuruluşları, bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır.
Bu maddedeki idari para cezasını gerektiren fiillerin bir yıl içinde tekrarı hâlinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur. Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması hâlinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır.
Bu maddede belirtilen idari para cezalarını vermeye valiler, faaliyet durdurma cezasını vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezleri yönünden Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Sağlık hizmetlerinin kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli biçimde sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlarla ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve █████/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresi ile aynı bendin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin incelenmesi:
Yönetmeliğin dava konusu kısımlarında, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin muayenehanesine müracaat eden hastaların teşhis ve tedavilerini tıp merkezlerinde yapabilmeleri, hekim ile tıp merkezi arasında yıllık sözleşme yapılması ve tıp merkezinin ilgili branşta ruhsatı bulunması şartına bağlanmış, ayrıca tıp merkezinin ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabileceği, yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshasının tıp merkezi tarafından müdürlüğe gönderileceği, muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimlerin sözleşme yaptığı tıp merkezlerinin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmayacağı, sözleşme imzalanan tıp merkezinde muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir tıp merkezinde bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebileceği kurallarına yer verilmiştir.
Her ne kadar dava devam ederken, dava konusu düzenlemelerde bir takım değişikliklere gidilmişse de, muayenehaneye başvuran hastaların teşhis ve tedavilerinin özel hastanelerde yapılabilmesi için getirilen kısıtlamaların benzer şekilde devam ettiği, davacının hukuka aykırılık iddialarının ortadan kalkmadığı, anılan değişikliklerin dava konusu düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimine engel teşkil etmediği anlaşıldığından, işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
1219 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları, bunlardan mesleğini serbest olarak icra edenlerin, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde de hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilecekleri açıktır.
Bununla birlikte, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Diğer yandan, Sağlık Bakanlığının sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin olarak, anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmelerine ve mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin, muayenehanesine müracaat eden hastaların teşhis ve tedavisini Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde yapabilmelerine ilişkin olarak, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine █████/2018 tarih ve 7146 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, “uzman olanlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve” ibaresi eklenmiş ve bu değişiklikle anılan fıkranın birinci cümlesi, “Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir.” şeklini almıştır. 7146 sayılı Kanun'un gerekçesinde ise, sağlık personelinin adil ve dengeli dağılımının sağlanması, atıl kapasiteye meydan verilmemesi ve Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamasının uygulanabilmesi için, 1219 sayılı Kanun'a göre birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışmada bu planlamaların esas alınacağı vurgulanmıştır.
Buna göre, yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümleri uyarınca sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlanması ve bunun denetlenmesi hususunda Sağlık Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde, planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi, istihdamda belirliliğin sağlanması, tıp merkezlerinde teşhis ve tedavisi yapılan hastalar ile bu hizmeti sunan hekimlerin takibinin ve denetiminin yapılabilmesi ve bu faaliyetlerin disiplin altına alınması, böylece hasta sağlığı korunarak olası suistimallerin önüne geçilmesi amacıyla tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu düzenlemenin iptaline ilişkin, Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararda usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısımlarının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- █████/2023 tarih ve 32066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin dava konusu ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının dördüncü cümlesinde; teşhis ve tedavisi muayenehane hekimce yürütülen hastanın, hekimce yönlendirildiği tıp merkezinde öngörülen tıbbi müdahalesinin yapılamadığı durumlarda, söz konusu tıbbi işlemlerin muayene hekiminin istediği başka bir tıp merkezinde yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebileceği kuralına yer verilmiştir.
Bahse konu düzenleme incelendiğinde, hastanın teşhis ve tedavisini kolaylaştırak sunulan sağlık hizmetinin etkinliğini artırıcı bir niteliği haiz olduğu anlaşılan söz konusu düzenlemenin, vaka bazlı özel izne ilişkin talebin İl Sağlık Müdürlüğüne nasıl iletileceği, bu talebin hangi sürede, hangi kıstaslara göre ve ne ölçüde karşılanacağı, acil durumlarda hangi prosedürlerin uygulanacağına yönelik kuralları ihtiva etmediği görülmektedir.
Bu itibarla; bireylerin yaşam hakkını doğrudan etkileyen sağlık hizmetini sekteye uğratacağı açık olan eksik düzenleme niteliğini haiz dava konusu düzenlemede, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile, temyize konu Daire kararının, Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin dava konusu ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının dördüncü cümlesinin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara kısmen katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın, Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının, "Tıp merkezleri, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabilir." yolundaki ikinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmında usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile, temyize konu kararın anılan kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara kısmen katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- Türkiye'de hekimlerin meslek uygulamaları ile ilgili yürürlükteki en temel düzenleme 1219 sayılı "Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun" olup, bu Kanun'da, hekimlik mesleğinin kazanılması, mesleğin icra edilme koşulları, meslek icrasının sınırları, muayenehane açmaya dair hükümler, tıpta uzmanlık gibi konular düzenlenmiştir.
1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği, mesleğini serbest olarak icra eden tabiplerin ise, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde de hastaların teşhis ve tedavisini yapabilecekleri düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümleleri, "Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan tıp merkezlerinde yapabilir. Tıp merkezleri, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabilir. Muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimler, sözleşme yaptığı tıp merkezlerinin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmaz. Sözleşme imzalanan tıp merkezinde muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir tıp merkezinde bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebilir. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, tıp merkezi tarafından il sağlık müdürlüğüne gönderilir." kurallarını ihtiva etmektedir.
Anılan düzenlemenin birinci cümlesinde yer alan "Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini ... tıp merkezlerinde yapabilirler." ibaresinin, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasının tekrarından ibaret olduğu görüldüğünden, düzenlemenin bu kısmının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla birlikte, cümlenin devamında "hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak" ve "Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek" şartlarının dışında "yıllık sözleşme yapma" ve "ilgili branşta ruhsatı bulunma" şartlarının getirildiği; ikinci cümlede, tıp merkezlerinin ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabileceği; üçüncü cümlede, muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimlerin, sözleşme yaptığı tıp merkezlerinin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmayacağı; dördüncü cümlede, sözleşme imzalanan tıp merkezinde muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda, hekimin istediği başka bir tıp merkezinde bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebileceği ve beşici cümlesinde ise, muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshasının, tıp merkezi tarafından il sağlık müdürlüğüne gönderileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette ve bu normları aşar nitelikte hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
1219 sayılı Kanun ile mesleğini serbest olarak icra eden hekimlere, hastalarının teşhis ve tedavisini belirli şartlar dahilinde 12. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan sağlık kuruluşlarında yapabilmelerinin tabip ile özel sağlık kuruluşları arasında sözleşme yapılmasına bağlanması, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin davalı idareye tanıdığı yetki çerçevesinde kaliteli sağlık hizmeti arzı ve verimliliği maksadıyla mümkün olmakla birlikte, anılan sözleşme yapma zorunluluğunun süreye bağlanmasının; bundan başka boş uzman hekim kadrosu şartı getirilmesinin; boş kadro bulunmaması halinde sözleşme imzalamanın ve aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalamanın kotaya tabi tutulmasının; yine yıllık şekilde imzalanan bu sözleşmelerin müdürlüğe ibrazının, 1219 sayılı Kanun'un mesleğini serbest olarak icra eden tabiplere verdiği hastalarının teşhis ve tedavisini yapma hakkını, dolayısıyla Kanun'la hekimlere tanınan çalışma hakkını, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan sınırlamaları aşar nitelikte engellediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, 1219 sayılı Kanun'da yer alan hükümle çelişen, yasal düzenleme ile sağlanmak istenen amacı aşar nitelikte sonuç doğuran ve Anayasa ile tanınan çalışma hak ve özgürlüğünü engelleyen Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci, cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresi ile ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemenin 1219 sayılı Kanun'la idarelerine tanınan yetki çerçevesinde, istihdam planlamalarına işlerlik kazandırmak ve ülke genelinde dengeli dağılımı sağlamak amacıyla tesis edildiği savunulmakta ise de; 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine █████/2018 tarih ve 7146 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, “uzman olanlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve” ibaresinin Kanun gerekçesinde, sağlık personelinin adil ve dengeli dağılımının sağlanması, atıl kapasiteye meydan verilmemesi ve Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamasının uygulanabilmesi için, 1219 sayılı Kanun'a göre birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışmada bu planlamaların esas alınacağının belirtildiği, dava konusu hükümde yer alan muayenehanesi bulunan hekimlerin muayenehanelerine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan sağlık kuruluşlarında yapabilmelerinin ise, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışma kapsamında olmadığı, bu nedenle anılan hususta istihdam planlamasından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, davalı idarenin bahse konu savunmasına itibar edilmemiştir.
Zira anılan maddede yer alan “Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir.” hükmünün, gerek Özel Hastaneler Yönetmeliği gerekse Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte belirtilen ve çalışma belgesi düzenlenmesi şeklindeki çalışma şekillerinden farklı olarak sadece mesleğini serbest olarak icra edenlere hastaların teşhis ve tedavisini belirli şartlar dahilinde 12. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan sağlık kuruluşlarında yapabilme olanağı sağladığı; 12. maddenin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilecekleri belirtilmekle birlikte, aynı fıkranın üçüncü cümlesinde yer verilen hükmün, 12. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sağlık kuruluşlarında çalışmaya imkân veren bir anlam içermediği; bu hükmün sadece, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerce muayene edilen hastalara gereken ancak muayenehanede yapılması tıbbi veya teknolojik açıdan mümkün olmayan veya riskli görülen bazı tıbbi müdahalelerin/işlemlerin (ameliyat vb.), hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla 12. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sağlık kuruluşlarında ilgili tabip tarafından -mesleğini serbest olarak icra edenler ile Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşması bulunan sağlık kuruluşu arasında bir çalışma ilişkisi bulunmadan- yapılabilmesi için getirilmiş olduğu açıktır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresi ile ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!