Vergi dairesi tarafından tespit edilen tescilsiz şubenin şirket tarafından bildirilmemesi üzerine açılan zorunlu tescil davasının hukuki menfaat yokluğundan reddine ilişkin ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Vergi dairesi tarafından tespit edilen ve bildirimlere rağmen tescil edilmeyen bir şubenin mahkeme kararıyla zorunlu tescilini talep eden ticaret sicili müdürlüğünün açtığı davada, ilk derece mahkemesi, ticaret sicili müdürlüğünün öncelikle resen araştırma yapma ve mevzuat doğrultusunda işlem tesis etme sorumluluğu bulunduğunu, gerektiğinde tasfiye davası açması gerektiğini, ticaret mahkemesinin doğrudan şube tescili görevi olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yoksunluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :.
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :.
TARİHİ : .
DAVACI : .
DAVALI : ... - .
DAVANIN KONUSU : Tespit
KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Ticaret Limited Şirketinin, ....sicil numarası ile müvekkili kurum Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kayıtlı olarak ticari faaliyetini sürdürmekte olduğunu, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 15.09.2023 tarihli ve E-78576347-250.01 - 187996 sayılı Tescilsiz Şube Faaliyeti konulu yazı ile müvekkili kuruma, davalı şirketin.... Osmangazi/BURSA adresinde 01.06.2023 tarihi itibariyle faaliyette bulunduğunu, bu durumun vergi dairesi tarafından denetim tutanağıyla tespit edildiğini ve resen şube tesisi yapıldığını ancak Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde şube açılış bildiriminde bulunulmadığını, müvekkili kurum tarafından şirkete ve yetkili müdüre bu hususta yönetmelik gereği tebligat çıkarıldığını, ancak 30 günlük sürede bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını, davalı şirketin, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili kuruma yapılan bildirim tarihinden sonra şube açılışı tescili için herhangi bir talepte bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile, .... Şirketi'nin şube tescili yapılarak; şube ünvanının "... Limited Şirketi Bursa-1 Şubesi" olarak, şube adresinin Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen ....Osmangazi/BURSA olarak belirlenmesine, şube yetkilisinin şirketin tek ortağı ve tek müdürü.... Kimlik numaralı, ...Osmangazi/BURSA adresinde ikamet eden ...olarak atanmasına, Şubenin faaliyet konusunun Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen "772901-Gelinlik, Kostüm, Tekstil, Giyim Eşyası, Ayakkabı ve Mücevherlerin Kiralanması" olarak tescilinin Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğüne emredilmesine karar verilmesini yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece dosya üzerinden yapılan incelemede; Somut olayda, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından davalı şirketin davalı şirketin....Osmangazi/BURSA adresinde 01.06.2023 tarihi itibariyle faaliyette bulunduğunu, bu durumun vergi dairesi tarafından denetim tutanağıyla tespit edildiğini ve resen şube tesisi yapıldığını ancak Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde şube açılış bildiriminde bulunulmadığının bildirilmesi üzerine davacının şirkete ihtarname göndererek şube bildirimi istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının ...Osmangazi/BURSA adresini şube olarak tespiti ve tescilinin istendiği, ancak, TTK’nın 32. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan TTK’nın 33. ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36. maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, şirket anasözleşme hükmü ve TTK’nın 636/1-a maddesi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılabileceği, ticaret mahkemesinin, bir şirketin herhangi bir adreste şube faaliyetinin olup olmadığını ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle "usulden reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından, davalı tarafa herhangi bir tebligat yapılmaksızın dosya üzerinden karar vererek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece yapılan yargılamada, usuli eksiklik söz konusu olduğu ve hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkını da zedelemekte olduğu, yerel mahkemenin yargılamayı heyet halinde yapması ve karara bağlaması gerekmekte iken tek hakim tarafından dosya üzerinden inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin de kaldırma nedeni olduğunu, davalı...Limited Şirketi, 109840 sicil numarası ile müvekkil kurum Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kayıtlı olarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davalı şirketin ....Osmangazi/BURSA adresinde 01.06.2023 tarihi itibariyle faaliyette bulunduğunun vergi dairesi tarafından denetim tutanağıyla tespit edildiğini ve resen şube tesisi yapıldığını ancak Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde şube açılış bildiriminde bulunulmadığını, Şirkette meydana gelen değişikliklerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 31. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 29. maddesi gereği tescil edilebilmesi için şirket ve/veya istifa etmeyen müdür tarafından tescilinin talep edilmesi gerektiğini, mahkemece adrese ilişkin herhangi bir tespit işlemi yapılmaksızın davanın doğrudan reddine karar verilmesinin de eksik inceleme sonucunu doğurmakta olduğunu, müvekkili Kurum tarafından tescile davet davalarının açılmaması halinde sicil müdürü ve personellerin hukuki ve cezai sorumlulukları ortadan kalkmış olmayacağını, Bakanlık tarafından fesih davası açılmasının dahi bu sonucu değiştirmediğini, davalı şirketin, vergi dairesi kayıtlarına göre yeni şube açılışı yaptığını, şubeyi tescil ettirmediğini ve şube yetkilisi atamadığını, kanun gereği kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davranarak müvekkil kuruma bildirmediğini, mahkeme tarafından, vergi dairesince bildirilen adreste kolluk marifetiyle araştırma yaptırılarak adresin tesciline hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile davamızın reddine karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 33. maddesine dayalı şube tescili ve şube adresi ile şube yetkilisinin atanması ve şubenin faaliyet konusunun tescili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, davalı şirketin ....Osmangazi/BURSA da bulanan iş yerinin merkezden ayrı olarak ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, bu yerin şube olarak sicile tescil koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 33. maddesinde; tescile davet ve cezaya yönelik, aynı yasanın 40. maddesinde tescile yönelik düzenlemeler ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118. maddesinde de şube tanımı yapılmıştır. Ayrıca, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu kanunun uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
Davacı ... Sicil Müdürlüğünce davalı şirketin ... Osmangazi/BURSA adresinde 01.06.2023 tarihi itibariyle faaliyette bulunduğunun vergi dairesi tarafından denetim tutanağıyla tespit edildiğini ve resen şube tesisi yapıldığını ancak Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde şube açılış bildiriminde bulunulmadığını, davalı şirkete ve yetkilisine tescile davet yapıldığını ancak icabet edilmemesi nedeniyle bu yerin sicile şube olarak tescilini ve Şube adresinin Altıparmak Mah. 1. Altıparmak Sk. No: 4/A Osmangazi/BURSA olarak belirlenmesine, şube yetkilisinin şirketin tek ortağı ve tek müdürü ....Kimlik numaralı,....Osmangazi/BURSA Adresinde ikamet eden Akram ALALI olarak atanmasına, Şubenin faaliyet konusunun Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen "772901-Gelinlik, Kostüm, Tekstil, Giyim Eşyası, Ayakkabı ve Mücevherlerin Kiralanması" olarak tescilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun da şube tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı kanunun 9' uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu kanunun uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, yer ve yönetim ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olunması, muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, sayfa 941, Prof. Dr. Sabih ARKAN, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, Poroy/Yasaman sayfa 48) Bu bağlamda dava konusu yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E-█████████ Ksayılı kararı)
İlk Derece Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan inceleme ile davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine verilmişse de, gerekçenin sadece adres tescili talebine yönelik olduğu, davacının diğer talepleri yönünden bir hüküm kurulmadığı gibi kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda açıklanan 5174 sayılı Kanun da açıklanan ve Yargıtay kararında belirtilen şube tanımı da nazara alınarak, davalı yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu hale göre, davaya konu edilen bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak ve 6102 sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının ticari defterleri resen incelenerek yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek ve konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekmiştir. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Kabule göre; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinde 18.06.2014 tarihinde 6545 sayılı Yasa'nın 45 maddesi ile değişiklik ile, davanın tek hakimli olarak bakılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yine, İlk derece Mahkemesinin karar başlığında davacı olarak ... yazılmışsa da, dava dilekçesinde davayı açanın Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğu, bu maddi hatanın karar yerinde her zaman düzeltilebileceği dosyadan anlaşılmakla dairemizce bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesi karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istek halinde yatırana iadesine,
4-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. █████/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!