Ayıplı ayva satışı iddiasıyla açılan itirazın iptali davasında, kahverengi leke ve monilya hastalığı taşıyan ürünler üzerinden alıcı ve satıcı arasındaki ticari uyuşmazlık, icra inkar tazminatı talepleriyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmektedir.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının ayıplı olduğu iddiasıyla satın aldığı ayva ürünleri nedeniyle başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davası ele alınmaktadır; davacı taraf, ürünlerde tespit edilen hastalık nedeniyle ürün bedelinin iadesi ve haksız itirazdan doğan icra inkar tazminatı talep ederken, davalı ise ürünlerin sözleşmeye uygun teslim edildiğini, davacının iyi niyetli olmadığını ve ileri sürülen ayıplılık iddiasını destekleyen raporun hukuken geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini ve kendi lehine tazminat ödenmesini talep etmektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ:█████/2023DAVANIN KONUSU:İtirazın İptaliGEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Başkan Vekilinin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ...'ın uzun yıllardır Bursa'da ... adı altında meyve alım - satım ve soğuk hava depoculuğu faaliyetlerini sürdüren, iyi niyetli, dürüst ve mesleğini basiretli bir tacir gibi icra etme gayretinde olan bir kimse olup ticari çevresinde ve sektörde de bu nitelikleri ile tanındığını, müvekkili ... davalı / borçlu ...'den ... aracılığında ayva satın almış ve aradaki sözleşme uyarınca ürünlerin fatura adresi Denizli/Çivril olan ancak soğuk depolama işlemlerinin yapıldığı ... Köyü ... yolu ... km .../ANTALYA adresinde faaliyet gösteren ... Soğuk Hava Deposu'ndan müvekkilinin Bursa ili ... ilçesi ... mahallesinde bulunan soğuk hava deposuna gönderileceği hususunda anlaşıldığını, 13.04.2021 tarihinde ... yönetimindeki ... çekici ve ... dorse plakalı tırın müvekkiline ait soğuk hava deposuna ulaşması üzerine müvekkili tarafından TTK bağlamında yükümlü olunduğu üzere emtianın gözden geçirilmesi işlemine geçilmiş ve yapılan kontrollerde ürünlerin ayıplı olduğunun görüldüğünü, bu hususun Tarım Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi ... tarafından tutulan ve malı teslim, teslim eden, aracılık eden taraflarca imza altına alınan tutanakla da sabit olduğunu, Ziraat Yüksek Mühendisi tarafından yapılan incelemede satıma konu ayvalarda tıbbi adı dipiocarbon mesili olan kahverengi leke hastalığı, monilya hastalığı olarak da bilinen hastalığın bulunduğunun tespit edildiğini, taraflarınca ayıplı ürünlerin iadesini gerçekleştirmeyen satıcıya karşı ayıptan doğan sair zarar kalemleri saklı tutulmak üzere yalnızca emtia bedelinin iadesini sağlamak amacıyla Çivril İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başvurulmuş ve bu defa davalı / borçlu tarafından soyut iddialarla ve haksız yere icra işlemlerini aksatmak ve takip sürecini kesintiye uğratmak amacıyla itirazda bulunulduğunu, yapılan icra takibi borçluya 19.03.2018 'de tebliğ edildiğini, icra takibi davalı şirkete tebliğ edildikten sonra 29.04.2021 tarihinde davalı şirket icra dosyasına takibe itiraz talebi gönderip bu itiraz sadece dosya içerisine eklenip itiraz ile ilgili tarafımıza tebligat gönderilmediğini, borçlunun takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz bakımından hukuken geçerli herhangi bir gerekçe bulunmamakla söz konusu itirazın takip sürecini sekteye uğrattığını beyanla haksız ve kötü niyetli şekilde ileri sürülen itirazın kaldırılmasının da yanında takip miktarının asgari %20'sinden aşağı olmamak üzere borçlunun icra inkar tazminatı ödemesi de hüküm altına alınması gerektiğini, Çivril İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın likit olması ve haksız itiraz olması nedeniyle takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı taraf, yetki itirazlarının yerinde olmadığı beyan etmişse de; yetki itirazın kabulü gerektiğini, davacının bu husustaki talep ve beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, her ne kadar davacı tarafça malların ayıplı olduğu iddia edilse de, taraflarınca sözleşmeye konu malların davacının da ikrar da bulunduğu üzere davacıya teslim edilmiş olup, sözleşmeye dair edimlerin taraflarınca ifa edildiğini, davacının malları teslim almasından sonra eldeki davayı açmasının iyi niyetten uzak, kötü niyetli, ticari ahlakla bağdaşmayacak mahiyette olduğunu, davacının malları teslim aldıktan sonra fahri olarak bir ziraat mühendisinden rapor alması ve işbu eldeki davaya bu raporu dayanak ve delil olarak sunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın talep ve iddialarına dayanak teşkil edecek şüpheden uzak somut bir delilin ne yazık ki dava dosyasına sunulmadığını, davacının iddiasını ortaya koyacak, ne Tarım İl Müdürlüğü'nden ne Tarım İlçe Müdürlüğü'nden alınmış hukuken geçerli ve yasal bir tespit raporu bulunmadığını, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu sebeple davacının davasının reddedilerek, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak açmış olduğu icra takibi ve eldeki davadan dolayı %20'den az olmamak üzere haksız icra takibi tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile; davacının haksız ve kötü niyetli açmış olduğu işbu davanın reddini, Çivril İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazlarının haklı ve geçerli olduğunun tespitini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak başlatmış olduğu icra takibinden dolayı %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "...Taraflar arasında ayva satımına dair ticari ilişki olduğu; bu kapsamda toplam 73.500,00-TL ayca bedelinin banka aracılığı ile █████/2021 tarihinde davalıya gönderildiğinin dosya kapsamında uyuşmazlık konusu olmadığı; satıma konu ayvaların █████/2021 tarihinde davacının soğuk hava deposuna ulaştığı ve burada davacı tarafça yapılan muayene neticesinde ayvaların ayıplı olduğuna dair aynı gün tarihli tutanak düzenlendiği, aynı gün tarihli iade faturasının oluşturulduğu; davacının Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında █████/2021 tarihinde ayvaların teslimi için tevdii mahalli talebinde bulunduğu fakat ilgili talebinden feragat etmekle mahkemece talebin reddine karar verildiği, dosyada mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının teslim aldığı ayvaları aynı gün içinde kontrol ederek ayvaların ayıplı olduğuna dair tutulduğu iddia olunan bir tutanak suretine delil olarak dayandığı ve tutanak mümzilerinden Ziraat Mühendisi olan kişinin de tanık olarak bildirildiği; tanığın ayvaların ayıplı olduğu yönündeki davacı iddiasını doğruladığı ve ayrıca dosyada bulunan Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında davacı her ne kadar feragat etmiş ise de ayvaların ayıplı olduğundan bahisle tevdi mahalli talebinde bulunduğu ve hatta ayvalara dair nisan 2021 tarihli BS formu ile vergi dairesine bildirimde de bulunduğu anlaşılmış ise de; davacı tarafça sunulan █████/2021 tarihli tutanağın adi yazılı belge hükmünde olup buna dair tutanak mümzisinin beyanı da alındığından satışa konu ayvaların açık ayıplı olduğu ve davacının üzerinde düşen kontrol yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edilse dahi davalıya bu ayıbın ihbar edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı, bu durumda davacının ayıp iddiasına dayalı bedel iadesine dayanamayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda tarafların ticari defterlerinin içerdiği kayıtlara ve faturalara dair inceleme yapmak gereklidir. Davacı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı defterlerinde, █████/2021 tarihli ayvaların davalıdan alış faturası, ayvaların bedelinin davalıya ödendiğine dair banka kaydı, █████/2021 tarihli ürün nakliye faturaları ile davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş █████/2021 tarihli iade faturası ve aynı tarihli nakliye yansıtma faturalarının kayıtlı olduğu; davalı defterlerinden yevmiye defterinin ise kapanış tasdiki bulunmadığından sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davalı defterlerinde yalnızca █████/2021 tarihli ayva satış faturası ve davacının banka kanalı ile █████/2021 tarihinde ödediği ayva bedeli kayıtlı olup, davacının düzenlendiği iade faturaları ile bu faturaların ulaştığına dair bir kayıt bulunmadığı; neticeten davacının usulüne uygun defter kayıtlarının aksi diğer kesin delillerle ispat edilemediği, bu durumda davacı tarafın incelenen defter kayıtlarının kesin delil niteliğinde olup, davalı tarafın iddialarını bu kesin delile karşılık kesin delille ispat edemediğinden icra takibine konu edilen asıl alacaklar yönünden █████/2022 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda kısmen kabulüne; TBK'nın 117. maddesi uyarınca “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle.....borçlu temerrüde düşmüş olur" şeklinde düzenleme gereği somut uyuşmazlıkta takipten önce ihtar gönderilerek davalının temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığından, davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmakla işlemiş faiz yönünden ise reddine karar vermek gerekmiştir.İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının defter kayıtlarının kesin delil niteliğinde değerlendirildiğini, davalı müvekkiline ait ticari defter kayıtları incelendiğinde davacıya ait iade faturasına ilişkin bir kayıt olmamasına rağmen Mahkemece bu hususun göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, her ne kadar davacı tarafça malların ayıplı olduğu iddia edilse de, sözleşmeye konu malların davacının da ikrarda bulunduğu üzere davacıya teslim edildiğini, sözleşmeye dair edimleri ifa ettiklerini, davacının malları teslim almasından sonra eldeki davayı açmasının iyi niyetten uzak, kötü niyetli, ticari ahlakla bağdaşmayacak mahiyette olduğunu, davacının malları teslim aldıktan sonra fahri olarak bir ziraat mühendisinden rapor alması ve işbu eldeki davaya bu raporu dayanak ve delil olarak sunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın talep ve iddialarına dayanak teşkil edecek şüpheden uzak somut bir delilin dava dosyasına sunulmadığını, davacının iddiasını ortaya koyacak, ne Tarım İl Müdürlüğü'nden ne Tarım İlçe Müdürlüğü'nden alınmış hukuken geçerli ve yasal bir tespit raporu bulunmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi tarafından yapılan tespitin yerinde olmadığını, davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna dair dosyada somut bir delil olmadığı gibi yalnızca davacının defter kayıtları incelenerek bir hesap yapılmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, yapılan hesaplamaların nakliye iade faturası ve nakliye yansıtma olarak birden fazla kez kaydedildiğini, müvekkili aleyhine borç olarak kaydedildiğini, davacı tarafından defter kayıtlarının tutulması ve faturalandırılmasını mallarını ayıplı olduğunu ve müvekkilimin borçlu olduğunu göstermediğini, buna ilişkin detaylı inceleme yapılmadığını, müvekkilinin malları teslim etme edimini yerine getirdiğini, bu nedenle hem alacak miktarına hem nakliye adı altında tutulan kayıtlara, rapora ve karara tümüyle itiraz ettiklerini, davacınin davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple davacının davasının reddedilerek, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak açmış olduğu icra takibi ve eldeki davadan dolayı %20'den az olmamak üzere haksız icra takibi tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Satıcı, TBK'nın 219. maddesine göre, ayıptan genel olarak sorumludur. TBK'nın 223. maddesine göre alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Ancak, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına dair def'inin davalı tarafça cevap dilekçesinde, en geç de ön inceleme duruşmasında ileri sürülmesi gerekli olup, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gözetilerek süreden sonra ileri sürülmesi halinde dikkate alınmaz. Somut uyuşmalıkta; İlk Derece Mahkemesince; "...davacı tarafça sunulan █████/2021 tarihli tutanağın adi yazılı belge hükmünde olup buna dair tutanak mümzisinin beyanı da alındığından satışa konu ayvaların açık ayıplı olduğu ve davacının üzerinde düşen kontrol yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edilse dahi davalıya bu ayıbın ihbar edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı, bu durumda davacının ayıp iddiasına dayalı bedel iadesine dayanamayacağı..." kabul edilerek tarafların ticari defterlerinin içerdiği kayıtlara ve faturalara dair inceleme yapmakla yetinilmişse de; davalı yanca ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin def'i ileri sürülmediğinden bu durumun aksi kabul edilerek bu istemin süresinde ayıp ihbarının yapılmaması gerekçesi ile ayıp iddiasına ilişkin inceleme yapılmadan ayıp iddiasına dayanamayacağına ilişkin tespit hatalı olmuştur. Diğer yandan ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK'nın 222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tarafların incelenen ticari defterlerinde; davacı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı defterlerinde █████/2021 tarihli ayvaların davalıdan alış faturası, ayvaların bedelinin davalıya ödendiğine dair banka kaydı, █████/2021 tarihli ürün nakliye faturaları ile davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş █████/2021 tarihli iade faturası ve aynı tarihli nakliye yansıtma faturalarının kayıtlı olduğu, davalı defterlerinden yevmiye defterinin ise kapanış tasdiki bulunmadığından sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davalı defterlerinde yalnızca █████/2021 tarihli ayva satış faturası ve davacının banka kanalı ile █████/2021 tarihinde ödediği ayva bedeli kayıtlı olup, davacının düzenlendiği iade faturaları ile bu faturaların ulaştığına dair bir kayıt bulunmadığından bahisle davacının usulüne uygun defter kayıtlarının aksi diğer kesin delillerle ispat edilemediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davalı yanın ticari defterlerinde iade faturasının kayıtlı olmadığı, dolayısı ile HMK'nın 222/4 maddesinin; "... içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." hükmü gereğince davacı yanca düzenlenen iade faturasına ilişkin bir kayıt içermeyen davalı yanın ticari defterlerinin aleyhe delil olacağından bahsedilemeyeceği açık olup İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle varılan sonuç doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; davacı yanın ayıp iddiasının değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması ve yukarıda açıklanan hususlar gereğince tarafların ticari defter ve belgelerindeki kayıtlar değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde karar vermekten ibarettir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026...