İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında hapis hakkı ve reklamasyon faturaları uyuşmazlığına ilişkin kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı firmanın ticari satıştan kaynaklanan alacakları için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali talebine ilişkin olup; davacı, davalı tarafından kendisine haksız yere reklamasyon faturaları kesildiğini, aksesuar satışları ile işçilik bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini iddia ederek elindeki mallar üzerinde hapis hakkı kullandığını belirtirken, davalı taraf ise reklamasyon faturalarına süresinde itiraz edilmediğini, alacağın muaccel olmadığını ve hapis hakkının yasal koşulları taşımadığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: █████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl dava yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı - karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın .... ile iştigal ettiğini, ancak 2013 yılından bu yana hiçbir sebep gösterilmeksizin mütemadiyen müvekkili firmaya reklamasyon faturası kesildiğini, kesilen reklamasyon faturalarının 2013 yılında toplam 4.033,83-TL, 2014 yılında toplam 9.686,,79-TL, 2015 yılında toplam 114.157,00-TL, 2016 yılında toplam 117.750,08-TL, 2017 yılında toplam 505.969,21-TL olup toplam 751.596,91-TL olduğunu, taraflar arasında aksesuar satışı, işlenmesi ve işçilik konusunda beş yılı aşkın bir süre önce sözleşme imzalandığını, davalının bütün taşeronlara sözleşme dışı uygulamalar yaptığını, müvekkili firma tarafından reklamasyon faturalarının her birine itiraz edilmesine rağmen hiçbir hatalı ürünü görme ve inceleme şansı bulunumadığını, bunların bir kısmı için protokol yapıldığını, davalı firmanın ürünlerinin teslime hazır durumda olduğunu, ürünlerin sayımının yapıldığını, faturaların kesildiğini, alacağın muaccel olduğunu, davalının mallar üzerine uygulanan aksesuarların ve işçiliğin bedelini ödemediğini, davalının kullanılan hapis hakkına ve borca itiraz ettiğini, hapis hakkının tüm şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin davalıdan takip bedeli kadar alacağı olduğunu, MK 950/1 maddesi gereği söz konusu malların ekonomik değeri olan ve paraya çevrilebilir mallar olup hapis hakkının kullanıldığının da kendilerine ihbar edildiğini, davalının hapis hakkının kaldırılması için dava açtığını ancak davanın reddedildiğini, davalının muvazaalı işlemler yapıp malları müvekkilini nelinden almaya çalıştığını, düzmece bir şekilde kendisini borçlu olarak gösteren bir senet düzenleyerek ihtiyati haciz kararı aldığnı ve üçüncü şahıs olan müvekkilinin elindeki malları haczedip muhafaza altın aalmaya geldiğini, alacağın muacceliyet kesbettiğini, dosya borcu kadar alacağının bulunduğunu, davacının tüm bu işlemleri ile de kanıtlanmış durumda olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu borcunu takip dosyasında belirtilen işlemiş yasal faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; öncelikle konusuz kalan takibe ilişkin ikame edilen işbu itirazın iptali davasının esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, davacının itirazının süresinde olmadığı, tarafların tacir oldukları, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde iradelerinin hür olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereği reklamasyon faturalarının haricindeki tutarların işbu dava ile talep edilemeyeceği, takip talebi ve ödeme emrinin yasal olarak içermesi lazım gelen kayıtları ihtiva etmediği, icra hukuk mahkemesi dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, alacak iddialarının asılsız olup süresinde reklamasyon faturalarına itiraz edilmediğini, faturaların kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiğini, genel hapis hakkında hapis hakkı ile korunan alacağın üzerinde hapis hakkı kullanılan malların bir bağlantısı bulunması gerektiğini, genel hapis hakkının kullanılmasi için alacağının muaccel olması gerektiğini, alacaklının şartları varsa zilyetlik davasından yararlanabileceğini, hapis hakkı için defter tutma usulünen genel hapis hakkında uygulanmayacağını, dava dilekçesi ve hapis hakkı uygulanması talep dilekçesinde belirtildiği üzere alacak talebinin 751.596,91-TL tutarında reklamasyon faturalarına ilişkin olduğunun kabulünü talep ettiklerini, davacı tarafından kullanılan hapis hakkının hukuka aykırı olduğunu, yasal koşulları taşımadığı gibi davacının alacak iddialarının ihtilaflı olduğunu, TMK 950 maddesi uyarınca hapis hakkı tesis edilen ürünler ve hapis hakkı ile korunan alacak arasında bağlantı bulunması ve alacağın muaccel olması gerektiğini, müvekkiline ihtarnamede verilen süre henüz dolmadan ihtarnamenin tebliğ edildiği gün olan █████/2017 tarihnde muaccel olmayan alacağa istinaden hapis hakkı uygulanamayacağını, ihtarnamede, hapis hakkı talebinde belirtilen tutar ve ödeme emrinde talep edilen tutarların birbirleriyle çelişkili olduğunu, davacının hapis hakkının tesis edildiği tarihte cari hesap alacağının ise takibe konu edilmediğini, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosaysına müvekkili taraıfndan depo edilen bedelin iadesinin gerektiğini, karşı dava olarak ise; taraflar arasında uzun yıllardır fason imalat konusunda ticari ilişki içerisinde olduğunu, ancak davacı karşı davalı tarafından kendisine yönelik düzenlenen faturalara istinaden 450.205,13-TL KDV iadesini alamadığını ve haksız eylemi nedeni ile maddi olarak zarara uğradığından huzurdaki tazminat davasını karşı dava olmak üzere ikame ettiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davacı karşı davalı tarafından sebebiyet verilen ve haksız bir biçimde uğramış olduğu zararın tazmini ve asıl dava yönünden müvekkili aleyhine hükmedilebilecek tutara ilişkin takas/mahsup talebi ile ikame edilen karşı davanın kabulünü talep ettiklerini belirterek sonuç olarak; öncelikle müvekkili tarafından ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına depo edien 1.542.200,00-TL'nin müvekkile iadesine, asıl davanın öncelikle usulden herhalde esastan reddine, Bakırköy 3.İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına, karşı davadaki tazminat talebinin takas ve mahsubuna, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Asıl dava bakımından dava itirazın iptali olduğundan ve yapılan yargılama sonucunda davaya dayanak olan takip takip iptal edilmesi üzerine davacı vekili her ne kadar ıslah edeceğini bildirmiş ise de HMK'nun 180. maddesi uyarınca 7 bir hafta kesin kanuni süresi içinde ıslah dilekçesi vermesi gerekirken bu süreden çok sonra 17.05.2021 tarihinde dilekçesini sunduğu gibi gereken eksik harçları yatırmadığından her yönüyle usulüne uygun ıslah dilekçesi sunulmadığından ıslah yapılmamış sayılmaması ara kararı dikkate alınarak davaya dayanak olan takip iptal edildiğinden aşağıdaki şekilde nihai olarak asıl dava bakımından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil teşkil etmesi, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kendisi lehine kanıt teşkil etmesi, her iki tarafın da defter tutma yükümlüsü olmasına , uyuşmazlığın her iki tarafında defterlerine kaydetmesi gereken ticari bir işle ilgili olmasına , tutulması gereken tüm defterlerin tutulmuş olmasına, defterlerin usulüne uygun tutulmasına ve onaya tabii defterlerin onaylatılmış olmasına, defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesine, defterlere dayanarak ispat edilmek istenen iddianın da karşı taraf delillerince çürütülememiş olmasına, defterlerine dayanan tarafın yemin etmiş olmasına bağlıdır. (BAHTİYAR, M., Ticari Defterlerin Hukuki Önemi ve Sahibi Lehine Mahkemede Delil Olma Şartları, Makaleler II, s. 71 vd; ARKAN, s. 330 vd.)Karşı dava yönünden, davacı davalının düzenlediği faturalar nedeniyle müvekkilinin KDV iadesi aldığını, davalının 2017 yılı Mayıs ayından itibaren vergi dairesi kayıtlarında sahte belge düzenleyen olarak yer alması nedeniyle müvekkilinin davalının düzenlediği faturalardan dolayı 450.205,13 TL KDV iadesini alamadığını, maddi zarara uğradığını, KDV İadesi kontrol raporlarında davalının sahte belge düzenlendiğini tespit edildiğini beyan ederek alacak talebinde bulunmuş olup somut olayda; karşı davacı yurt dışına ihraç edeceği malların imalatına/bünyesine giren bir kısım mal ve hizmeti davalı ...’den satın almış, sonrasında bu malları nihai ürün olarak yurt dışına ihraç etmiştir. Yurt dışı satışlar KDV’den istisna olduğundan, ihracat faturaları KDV’siz olarak kesilmiştir.
Karşı davacı ihraç ettiği malın bünyesine giren KDV’leri indirimle gideremediğinden iadesini talep etmiştir. Daha yalın bir anlatımla karşı davacı ihraç ettiği ürünlerin imalatında KDV’li olarak gidere katlandığı halde, yaptığı satışlar KDV’siz olduğundan, bu malların imalatında katlandığı giderlerin KDV’lerini geri iade alma hakkına sahip olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.Gelen yazı cevabında davalı hakkında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.05.2019 tarih ... sayılı raporda; ...’ye ait 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin hesapların, sahte belge düzenlenmesi şüphesi nedeniyle Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi yönünden tam kapsamlı şekilde incelenmesi için müfettişlikten talepte bulunulduğu, davalının herhangi bir ticari defter ve belge ibraz etmediği, ...’ye 591.546,39 TL re’sen KDV ve 1.774.639,17 TL vergi zıyasi cezası tahakkuk edildiği, davalının defter ve belgelerini vergi incelemesine ibraz etmemesi nedeniyle 213 Sayılı VUK’nın 359/a-2 mad. sayılan kaçakçılık suçunu oluşturduğu ve davalı hakkında vergi suçu raporu düzenlenmesi gerektiği yönünde tespit raporu hazırlanmıştır.Sonuç olarak davacı, davalının Mayıs-Kasım/2017 dönemi faturalarının 449.158,28 TL’lik KDV’sini İndirim olarak göstermiş, bu indirilen KDV’den 338.326,59 TL’lik kısmı yüklenim listesi ile iade olarak talep etmiş, Vergi Dairesi davalının faturalarından kaynaklı 417.982,48 TL’yi indirim yapmamış ve dolayısıyla KDV iadesi olarak da davacıya iade etmemiştir. Dolayısıyla davalının faturalarından kaynaklı olarak davacının 417.982,48 TL zararı meydana geldiği anlaşılmıştır.
Öte yandan alınan her iki raporda da davacı-karşı davalı ticari defterlerinde, dava tarihinde davalı-karşı karşı davacının 226.764,14 TL borçlu olduğu, tespit edilmiştir. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO : ███████-496 KARAR NO: ████████ sayılı içtihada da belirtildiği gibi ''...Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman S./Burcuoğlu H./Altop A.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 1013).25. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır.
Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır.26. HMK’nın “Karşı dava açılabilmesinin şartları” başlıklı 132/1. maddesi;“Karşı dava açılabilmesi için; a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması, b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması, şarttır” şeklinde düzenlenmiştir. Gerek iki dava arasında bağlantı bulunması hâlinde, gerekse takas veya mahsup iddiasıyla karşı dava açılması hâlinde, karşı dava açılmasında genel bir dava şartı olan hukuki yarar aranacaktır. Davalının alacağı, davacının alacağından daha düşük ise karşı dava açmak yerine talebini asıl davada sadece savunma olarak ileri sürmelidir. Savunma olarak ileri sürülebilecek hususların ayrı dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Nitekim bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli ve ███████-2073 E., ████████ K. sayılı kararında da açıklanmıştır....''Yukarıdaki ilke ve kurallar dahilinde mahsuplaşma itiraz olup, bir davada taraflarca açıkça ileri sürülmese dâhi, hâkim dava dosyasına yansıyan belgelerden mahsup itirazının varlığını anladığı takdirde, bunları kendiliğinden dikkate almalıdır. Dava konusu somut olayda karşı davalı -karşı davalının KDV alacağından mahsup edilmesi gerektiğinden sonuç olarak alınan ikinci rapor vergi raporlarına ve vergi dairesinden gelen somut verilere dayalı olduğundan hükme esas alınmış olup tespit edilen 191.218,34 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine ve dava tarihi itibariyle usulüne uygun bir icra takibi olmadığından devam eden yargılama sürecinde usulüne uygun bir icra takibi bulunmaması nedeniyle dava konusuz kaldığından bu husus aynı zamanda özel dava şartı da olduğu dikkate alınarak haklılık durumuna bakılmaksızın yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, aksesuar satışı ve tekstil ürünlerine..... işlemeciliği ile iştigal ettiğini, uzun zamandır karşı tarafın gönderdiği tekstil ürünlerine .... işlediğini, ancak 2013 yılından bu yana hiçbir sebep gösterilmeksizin mütemadiyen müvekkili firmaya reklamasyon faturası kesildiğini, kesilen reklamasyon faturalarının 2013 yılında toplam 4.033,83 TL., 2014 yılında toplam 9.686,79 TL., 2015 yılında toplam 114.157,00 TL., 2016 yılında toplam 117,750,08 TL., 2017 yılında 505.969,21 TL. olup toplamlarının 751.596,91 TL olduğunu, hiçbir gerekçe gösterilmeden keyfi bir biçimde kesilen faturaların, karşı yanın kötü niyetini açıkça gösterdiğini, müvekkili firmanın elinde karşı yana ait taş işlenmek üzere gönderilmiş 236.000,00 TL.sı bedelli tekstil ürünü bulunduğunu, müvekkili firmanın reklamasyon adı altında kesilen fatura bedelleri kadar alacağı bulunduğunu, çünkü karşı yana ürünleri satmış olduğu yurt dışı firmalardan herhangi bir reklamasyon faturası kesilmediğini, davalı ile müvekkili firma arasında, aksesuar satışı, işlenmesi ve işçilik konusunda 5 yılı aşkın bir süre önce sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeden doğan kalite standartları konusunda davalı firma, gerek müvekkili firmaya gerekse de diğer firmalara çok ciddi sorunlar çıkardığını, sözleşmede reklamasyonun nasıl kullanılacağı belirtilmişse de davalının bunu bir silah olarak kullandığını ve bütün taşeronlara sözleşme dışı uygulamalar yaptığını, müvekkili firma önüne konulan ne yazıyorsa her şeyi kabul ettiği protokolü imzalamaz ve itiraz ederse hesabın kesileceği ve iş akdinin bitirileceği bilindiğinden her faturanın kesildiğini ve işlendiğini, başka bir çalışma şartının bulunmadığını, yaklaşık 600 personele ulaşılan bir grup çalışmasında ödenek almamak veya geç almak müvekkilinin ölçekli firmalarda işi kapatma sebebi olduğunu, bu durumun davacı tarafından yıllarca çok iyi kullanıldığını ve sonuç alındığını, dayanma gücünü kaybeden müvekkili firma hapis hakkını kullandığını, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe devam ettiğini, ancak davalının kötü niyetle takibe itiraz ettiğini, davalı tarafın reklamasyon fatura tutarlarını, geri kalan bedelin ise rehin altına alınan menkul malların fatura bedeli ve muaccel alacak olduğu konusunda bilgisi olduğunda tereddüt bulunmadığını, takibin iptalinin borcun olmadığı anlamında olmadığını, alacağın olduğunun ortada olduğu, davanın konusuz kalmasının alacağının olmadığı anlamına gelmediği gibi davalı karşı davacının alacağı olduğuna karar vermenin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın olduğu bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu beyanla Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ E.████████ K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine; karşı dava, KDV iadesi alınmaması nedenine dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl dava yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı - karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 1.150.000 TL alacağın tahsili istemiyle 22.11.2017 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yargılama sırasında davacı tarafça 29.04.2021 tarihinde davanın alacak davası olarak ıslah edileceğinin belirtilmesi üzerine mahkemece verilen iki haftalık süreden sonra 17.05.2021 tarihinde ıslah dilekçesi sunulmuş olup, mahkemece HMK'nın 180.maddesi gereği ıslah hiç yapılmamış gibi davaya itirazın iptali davası olarak devam edilmiştir.
Davalı tarafça davacı hakkında ikame edilen şikayet davasında, Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin █████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı ile davacının süresinde itiraz hakkını kullandığı ve takibin durduğu, alacaklı tarafından itirazın kaldırılması veya itirazın iptali kararı getirmedikçe hakkındaki takibe devam olunamayacağı, rehin hakkına ilişkin itirazlarının itirazın iptali veya kaldırılması davasında tartışılacağı, bu nedenle İcra Mahkemesi'nden defter tutma ve hapis hakkı işleminin iptalini istemekte hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstinaf Dairesince, dava dilekçesinde ödeme emrinin iptali talep edildiği halde ilk derece mahkemesince bu talep hakkında hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı üzerine Mahkemenin ████████ esasına kaydedilen davada yapılan yargılama sonunda takip talebinin iptaline karar verilmiş, bu kararın istinafı üzerine İstinaf Dairesince takip talebinde ve ödeme emrinde borcun sebebi gösterilmediği, takibin neye istinaden başlatıldığının belirsiz kaldığı, şikayet dilekçesinin talep sonucunda takip talebinin de iptali istendiğinden mahkemece takip talebinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar temyiz incelemesinden geçerek 03.03.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup dava süresince geçerli bir takip olması dava şartıdır. (Yargıtay 11.HD'nin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı) Somut olayda davaya konu icra takibi sonradan iptal edilmekle ortadan kalkmış olup, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece gerekçede bu hususa değinilerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değil ise de davalı lehine yargılama giderlerine hükmedilip, davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesine göre verilen karar sonucu itibariyle doğrudur.
Karşı dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
Davacı tarafça, KDV iadesi alınmaması nedenine dayalı zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca, her mükellef bir aylık dönem boyunca satışlarından elde ettiği hesaplanan KDV toplam tutarından bir aylık dönem boyunca tüm alımları ve giderleri üzerinden ödediği KDV toplam tutarını mahsup ederek fazlasını devlete ödemekte, eksik kalıyorsa mahsuptan sonra kalan KDV'yi sonraki döneme devretmektedir. Alımları ve giderleri ile bunlar üzerinden ödediği KDV'yi de KDV Kanunu’nun 29.maddesi uyarınca VUK kapsamında sıkı kurallara bağlı fatura, perakende satış fişi v.b. belgelere dayandırmak zorundadır. Bu belgeler VUK'.nda belirtilen niteliklere haiz değil ise veya sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı ise bu belgelerde yer alan KDV tutarının indirimi yapılamamaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ikinci kısmında yer alan istisnaların birinci bölümünde ihraç istisnası düzenlenmiştir. 11. maddede ise mal ve hizmet ihracatına yer verilmiştir. 3065 sayılı Katma Değer vergisi Kanununun vergi istisnasına ilişkin "Mal ve hizmet ihracatı" başlıklı 11/1-c hükmünde, ihraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait katma değer vergisinin ihracatçılar tarafından ödenmeyeceği düzenlenmiştir. KDV Kanunu'nun 32. maddesine göre, 11, 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan tam istisna kapsamındaki işlemler (mal ve hizmet ihracatı, ihraç kayıtlı teslimler, teşvik belgeli yatırım malları , uluslararası taşımacılık, diplomatik istisnalar, liman ve hava meydanı inşası, kıymetli madenler deniz ve hava taşıma araçları) ile anılan Kanun'un 29/2. maddesinde belirtilen Bakanlar Kurulu Kararıyla vergi nispeti indirilen mal ve hizmetlere (indirimli orana tabi işlemler) ait yüklenilen KDV, indirilemezse iade talep edilebilir. İade hakkı doğuran işlemlerde katma değer vergisi iadesinde esas olan, indirimle giderilemeyen KDV'nin iade edilmesidir.
Eldeki davada tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için mahkemece ara karar oluşturulmuş ve karşı davacı, ticari defterleri dosyaya sunmuştur. Karşı davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, karşı davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, karşı davacının iki ayrı cari hesapta takip ettiği davalı hesaplarında, davalıya 226.764,14 TL borçlu gözüktüğü, karşı davacının, davalının Mayıs-Kasım/2017 dönemi faturalarının 449.158,28 TL'lik KDV'sini indirim olarak gösterdiği, bu indirimlerden 338.326,59 TL'sini yüklendiği, vergi dairesince 417.982,48 TL indirimin kabul edilmeyerek tenzil/blokeye alındığı, karşı davacının KDV'den 338.326,59 TL'lik kısmı yüklenim listesi ile iade olarak talep ettiği ancak Vergi Dairesi'nin davalının faturalarından kaynaklı 417.982,48 TL indirim yapmadığı ve KDV iadesi olarak da karşı davacıya iade etmediği, dolayısıyla davalının faturalarından kaynaklı olarak karşı davacının 417.982,48 TL zararının meydana geldiği belirtilmiştir
Somut olayda karşı davacı, ihraç ettiği ürünlerin imalatında KDV'li olarak gidere katlanmış olup, yaptığı yurt dışı satışların KDV'den istisna olması sebebiyle imalatta katlandığı giderlerin KDV'sini geri iade alma hakkına sahiptir. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli 04.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının faturalarından kaynaklı olarak karşı davacının, iade alınmayan KDV nedeniyle 417.982,48 TL zararının olduğu tespit edilmiş olup, istinaf edenin sıfatına göre davalının, karşı davacının ticari defterlerinde görünen 226.764,14 TL tutarındaki alacağının bu tutardan mahsup edilerek mahkemece 191.218,34 TL'nin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayır ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karşı dava yönünden davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.265,53 TL harcın, alınması gerekli olan 13.062,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.796,59 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!