Hazine adına kayıtlı taşınmazın kadastro öncesi tapu iptali ve tescil talepli davada, mera vasfının ve zilyetlikle iktisap koşullarının derinlemesine araştırılması için bozma kararına uyularak kapsamlı keşif yapılması gerektiği.
Özet: Yargıtay, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın zilyetlikle iktisabına ilişkin tapu iptali ve tescil kararını, yerel mahkemenin önceki bozma kararına tam uyulmayarak mera araştırması eksik yapıldığı, komşu köylerden mahalli bilirkişi dinlenmediği ve ziraat bilirkişi raporunda mera sınırı hususunun belirtilmediği gerekçesiyle bozmuş; zira bir yerin mera olarak tahsis edilmesi veya kadim mera olması durumunda zilyetlikle kazanım koşullarının farklılaşacağı, kadim meraların hiçbir şekilde zilyetlikle iktisap edilemeyeceği ilkesi ışığında, taşınmazın geçmiş kullanımının ve niteliğinin netleştirilmesi için yaşlı, tarafsız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat, jeodezi ve fotogrametri mühendisleri eşliğinde kapsamlı bir yeniden keşif yapılarak maddi olaylara dayalı detaylı araştırma yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ███████ E., ████████ K.Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Kadastro sonucunda, Sivas ili, Zara ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1 01... parsel sayılı 3.257.924,68 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacı ... ve arkadaşları; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptali ve murisleri ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır.Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine temsilcisince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince "yasal hasımlara husumet yöneltilmesi, taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için fen bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ile keşif yapılması, tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılması" gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece zilyetlikle kazanım koşulları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, uyulan bozma ilamında mera araştırması yapılması ve komşu köylerden mahalli bilirkişi dinlenilmesine değinildiği halde keşfe komşu köylerden mahalli bilirkişi alınmamış, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda mera parseliyle arasında ayırıcı sınır bulunup bulunmadığı belirtilmemiştir. Bilindiği üzere; bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması hâlinde ise hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir (Hukuk Genel Kurulunun 30.10.1991 tarihli ve 1991/8-427 Esas, ████████ Karar; 10.05.2006 tarihli ve 2006/8-240 Esas, ████████ Karar; 14.11.2012 tarihli ve 2012/7-485 Esas, ████████ Karar; 19.11.2014 tarihli ve 2013/8-1321 Esas, ████████ Karar sayılı kararları).Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişi huzuruyla oluşturulacak yeni heyet ile yeniden keşif yapılmalıdır.Yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar - ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmelidir.Mahkeme hakiminin taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa geçirilmeli; teknik bilirkişiden keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, kayıt kapsamlarını gösterir krokili rapor aldırılmalıdır.Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı olarak dava konusu taşınmazın niteliği, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve kullanım durumunun ne olduğunu belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile mera ile arasında ayırıcı bir sınır olup olmadığı gösterilmeli, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup-bulunmadığı hususlarında ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın mera olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip-edilmediği belirlenmeli, desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki raporlar irdelenerek ve çelişkiler giderilmek suretiyle ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye dosya arasında bulunan hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini, dava konusu taşınmaz ile mera arasında sınır bulunup bulunmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihya edilmişse ihyanın tamamlandığı tarihi açıklar şekilde rapor alınmalı; taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı gözetilmeli, yapılan uygulama sonunda kadim mera olmadığı, meradan açılmadığının anlaşılması halinde davacı taraf yararına TMK’nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile karar verilmesi doğru değildir.Kabule göre de, çekişmeli taşınmazın 16.11.2012 tarihinde mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, taşınmazların mera olarak tespitine dayanak teşkil eden idari işlemin ayakta olduğu gözetilerek tespit hükmü kurulması gerekirken Mahkemece idari işlem aşılmak suretiyle tapu kaydının iptali ve tesciline karar verilmesi de isabetsizdir.Açıklanan sebeplerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Zara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HMUK’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.