İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satım kaynaklı 40.459,88 TLlik cari hesap alacağı itirazının iptali davasında bilirkişi raporu ve hukuki süreç.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının cari hesap alacağından kaynaklanan 40.459,88 TLlik borcun tahsili için başlattığı ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını ele almaktadır. Davacı, davalının haksız itirazının kaldırılmasını ve takibin devamını talep ederken, davalı borcun olmadığını ve yetki itirazında bulunmuştur. Yapılan yargılamada, bilirkişi raporu davacının 40.549,88 TL alacaklı olduğunu tespit etmiş, takip öncesi ihtar çekilmediği için işlenmiş faiz talep edilemeyeceğini ancak takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, delilleri ve özellikle ticari defterlerin delil niteliğini düzenleyen hükümleri değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Şti. ile davalı ...Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davalının müvekkiline ait fatura ve cari hesap borçlarını ödemediğini, bu nedenle ... 36. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını belirtmektedir. Davalının herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek takibin tamamına haksız şekilde itiraz ettiği ve takibi durdurduğu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığı ifade edilmektedir. Davacı taraf, davalının müvekkiline 40.459,88 TL cari hesap borcu bulunduğunu, bu alacağın dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerle sabit olduğunu, davalının itirazının haksız ve alacağın tahsilini engellemeye yönelik olduğunu ileri sürerek itirazın 40.459,88 TL yönünden kısmen iptaline, icra takibinin bu miktar üzerinden devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve bu nedenle öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olmayıp hukuki hakların korunmasına yönelik olduğunu belirtmektedir. Davacının alacak iddiasının tek taraflı düzenlenen faturalara, teslimi ispatlanmamış ürün listelerine ve ticari kayıtlarla doğrulanmayan cari hesap ilişkisine dayandığını, bu nedenle alacağın gerçek ve kesin olmadığını ileri sürmektedir. Davacının borçtan kaçınma veya ödeme kastı bulunduğuna ilişkin iddialarının dayanaksız olduğunu, ortada ciddi ve gerçek bir alacak uyuşmazlığı bulunduğundan icra inkâr tazminatı şartlarının da oluşmadığını savunmaktadır. Sonuç olarak davanın usulden veya esastan reddine, davacının kötü niyetli alacak takibi nedeniyle tazminata mahkûm edilmesine ve tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Cari hesap alacağından kaynaklanan ve ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına konu 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, trafik kayıtları, tramer kayıtları, hasar dosyası ve ... 36. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Mahkememizce █████/2026 tarihli ara karar ile dosyanın davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin SMM aracılığı ile incelenmesinin istenilmesine ve rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
█████/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Yapılan inceleme sonucunda davacı ... Şti.’nin davalı ...Şti.‘nden 40.549,92 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, ancak icra takibinde 40.549,88 TL talep edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği alacağın 40.549,88 TL olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bilirkişi, davacının alacağın tahsili için TBK’nın 117. maddesi kapsamında ayrıca ihtar çekmediğini ve davalının temerrüde düşmediğini belirterek takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği kanaatine varmıştır. Bununla birlikte tarafların tacir olması nedeniyle 40.549,88 TL asıl alacağa 19.08.2025 takip tarihinden itibaren %44,25 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bilirkişi raporunda nihai kararın mahkemeye ait olduğu belirtilmekle birlikte, alacağın varlığı yönünden davacı tarafın iddiasının doğrulandığı kanaati açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4)
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davacı tarafça ticari iş ve işlemler nedeniyle cari hesap alacağından kaynaklı takibe başlanıldığı yapılan itiraz üzerine süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alına bilirkişi raporuyla davacı ve davalı her iki taraf arasında ticari ilişki bulunduğu, her iki tarafın nezdinde birbirinin muavin defterleri hesap hareketlerinin birbiri ile örtüştüğü, tarafların 2024 yılından 2025 yılına devreden bakiyenin davacı lehine olmak üzere bakiye verdiği, davalı tarafça da ödeme olgusu ispat edilemediğinden; davanın kabulü ile; davalının ... 36. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin 40.549,88-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
Davalının ... 36. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin 40.549,88-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına,
2-Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.763,81-TL nispi karar harcının, peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.148,41-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 40.459,88-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 1.318,30-TL (Başvurma Harcı 615,40-TL, Vekalet Suret Harcı 87.500-TL, Peşin Harç 615,40-TL) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 10.120,00-TL (120,00-TL tebliğler ve posta, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL’nin davalıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸
Hakim
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!