İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat ve cezai şart talepli dava kapsamında ilk derece mahkemesinin yetkisizlik kararına yönelik istinaf incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Bu hukuki süreç, bir firmanın distribütörü olduğu zayıflama cihazlarını satın alan bir diyetisyenin, sözleşme hükümlerine aykırı olarak üçüncü bir markanın reklamını ve satışını yaparak haksız rekabete yol açtığı iddiasıyla, sözleşmeden doğan maddi ve manevi tazminat ile cezai şart taleplerini içermekte olup; ilk derece mahkemesi yetkisizlik kararı verince davacı taraf bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI:███████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat- Cezai şart (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin yetkisizliğinğine dair verilen karara karşı,davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.' nin 2015 yılında kurulduğunu, Ataşehir/İstanbul adresinde zayıflama ve kozmetik alanında ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin Polonya merkezli ... isimli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu, Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde ..., ..., ..., ..., ..., ... vs. zayıflama cihazlarının satışını gerçekleştirdiğini, davacı müvekkili şirket ile davalı yan arasında 22.05.2023 tarihli satış sözleşmesinin imza altına alındığını, davalı yanın müvekkili şirketten ... ve ... marka zayıflama cihazlarını satın aldığını, davalı yanın iş bu cihazlar ile Samsun ilinde işyerinde hizmet sunduğunu, davalı ... nstagram sayfasında 3. bir marka cihazların reklamı ve satışına dair yayınlar yaptığını, davalıya ait iş bu instagram sayfasındaki görseller İstanbul Anadolu 31. Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ D. İş sayılı dava dosyasında bilirkişi İncelemesi ile tespit edildiğini, ...İsimli instagram sayfasındaki paylaşımlar ve öne çıkan hikaye içeriklerinin davalı yanın “...” isimli 3. Bir marka cihazların Karadeniz Bölge Yöneticisi olduğu ve bu cihazların reklamını ve satışını yaptığı hususunu ispat ettiğini, 08.06.2024 tarihli paylaşım görseli ile davalı yan “...” marka ve amblemini kullanıp diyetisyen olarak kendi tanıtımını yaptığını, kendisine ait telefon bilgisini vererek iletişim bilgisini yayınladığını, 29.06.2024 ve 18.07.2024 tarihli paylaşım görseli ile “...” marka zayıflama cihazlarının tanıtımını yapmış, kendisine ait ... numaralı telefon bilgisini vererek iletişim bilgisini yayınladığını, davalı yanın 22.05.2023 tarihli sözleşmenin 9.2. maddesindeki vaatlerini ihlal ettiğini, keza 3. bir marka zayıflama cihazlarını pazarladığını, satışını yaptığını, müvekkili şirketi ve markasını kötülediğini ve müvekkili şirketin müşteri kaybetmesine sebebiyet verdiğini, davalı yanın davacı müvekkili şirket bakımından haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile 22.05.2023 tarihli Satış Sözleşmesinin 7. maddesinde yer alan 30.000 Euro cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafından açılan işbu dava için görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri değil, asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davalı müvekkilinin mesleğinin diyetisyenlik olduğunu kendisinin tacir ya da esnaf olmadığı gibi herhangi bir şahıs şirketine de sahip olmadığını, işbu sebeple davanın görevsiz mahkemede açıldiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, dava şartı eksikliği nedeniyle huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK Madde 17 uyarınca yetki sözleşmesinin tacirler ya da kamu tüzel kişileri aralarında yapılabileceğini, karşı tarafça hazırlanan sözleşmenin müvekkili açısından hükümsüz olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığından usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6100 sayılı yasanın 6. maddesinde, genel yetkili mahkemenin müvekkilinin dava açılış tarihindeki yerleşim yeri olan SAMSUN mahkemeleri olduğunu, davalı müvekkili ile karşı taraf arasında gerçekleştirilen sözleşmenin Genel İşlem Koşulu niteliğinde bir sözleşme olduğunu, söz konusu sözleşme incelendiğinde lafzından herkese karşı ortak olarak matbu bir şekilde hazırlandığını, sözleşme hükümlerinin davacı tarafça sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlandığını ; karşı tarafı olan müvekkiline müzakere etmesine imkan tanınmadan imzalatıldığını, sözleşmenin birçok hükmünün karşı tarafça değiştirilmesini engelleyecek nitelikte ve kötü niyetle davalı müvekkiline sunulduğunu, genel işlem koşullarının denetim yollarından olan içerik denetimi sözleşmede bulunan hükümlerin dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığına yönelik olduğunu, işbu davaya konu sözleşmenin iyi niyet kurallarından oldukça uzak olduğunu, müvekkilinin, daha fazla zarar görmemek, kaybettiği müşterilerini tekrar kazanmak, meslek örgütü içerisindeki itibarının daha da zarar görmemesi adına mesleğine devam etmek ve kaliteli hizmet sunabilmek adına davacı şirketin sunduğu ayıplı hizmeti başka bir firmadan almak adına sadece görüşmeler yaptığını, her ne kadar davacı tarafça müvekkile ait instagram hesabına ilişkin delil tespiti yaptırmışsa da davalı müvekkil sadece görsel paylaştığını dava dışı firmadan herhangi bir cihaz ve hizmet satın almadığını, başka birisinin alması için aracılık da etmediğini, bu suretle herhangi bir kazanç elde etmediğini, nitekim bu durumun dava dışı firmaya müzekkere yazıldığında ve davalı müvekkilin hesap hareketleri incelendiğinde veya kliniğinde keşif yapıldığında da ortaya çıkacağını, müvekkilinin halen daha oldukça pahalı ve yabancı para kuru üzerinden satılan cihazları bir kez daha alabilme gücüne sahip olmadığından mesleki faaliyetinde gerileme yaşadığını, kaldı ki burada esas noktanın davacı şirketin cihazlarının ayıplı çıkması ve buna karşılık onarım için bir girişimde bulunmadığını, işbu sebeplerle dahi alıcı olan davalı müvekkilinin zaten sözleşme hükümlerine uymaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın ayıplı mal ve ayıplı hizmeti nedeniyle davalı müvekkilinin mağduriyet yaşamasına rağmen hukuksuz eylemlerine devam ettiğini, müvekkilinin, kullanamadığı ayıplı cihazların parasını icra tehdidi altında ödemek durumunda kaldığını;düzenli ödeme yapmasına karşın davacı şirkette ödeme günü gelmeyen senetlere geçmiş tarihler atılarak icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın bununla yetinmeyip düzenli ödemeleri icraya bildirmeyip uhdesinde tuttuğunu; müvekkilin kliniğinde danışanlarıyla seans halindeyken fiili menkul haczine gelindiğini ve davalının kliniğinde tehditlerde hakaretlerde bulunduğunu, danışanları ve çalışanları karşısında müvekkilinin küçük düşürdüğünü, davacı tarafın tamamen yıldırma ve baskılama amacıyla kötüniyetle hareket etmeye devam ettiğini savunarak, davanın öncelikle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının reddi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. Maddesinde işbu sözleşme'nin uygulanmasından çıkabilecek uyuşmazlıkların halinde İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olacağı yönünde anlaşıldığı görülmektedir.Davalının tacir araştırmasına ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan müzekkerelere yanıt verilmiş olduğu, ilgili müzekkerelerden; davalının ticaret sicil kaydının olmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı 2023 yılı ticari kazancı bahsedilen hadlerin altında olduğu görülmüştür.Davalının Esnaf olduğu, tacir olmadığı görülmekle, taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli değildir. Huzurdaki davada, para borcunun ifası mevzûbahis olmadığından alacaklının yerleşim yeri Mahkemesinin yetkili olacağına dair kural uygulanmayacaktır.Davalının yerleşim yeri Mahkemeleri, Samsun Asliye Ticaret Mahkemeleridir.Davanın Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması usûl yasasına uygun olacaktır. Belirtilen gerekçelerle eldeki davanın HMK. m. 6 uyarınca genel yetkili Mahkeme olan davalının yerleşim yeri Mahkemesinde açılması gerekmektedir.Davanın yetkisiz olan Mahkememizde açılmasında hukuka uyarlık görülmediğinden; davalının yetki ilk itirazının kabulüyle Mahkememizin yetkisizliğine, Samsun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair..." gerekçesiyle; mahkememizin yetkisizliğine, davaya bakmaya Samsun Asliye Ticaret mahkemeleri'nin yetkili olduğunun tespitine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin başvurması hâlinde dosyanın yetkili Samsun Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, yargılama gideri hususunda yetkili mahkemece değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın haksız rekabet sebebiyle tazminat istemine ilişkin olduğunu, mahkeme tarafından davalının esnaf olduğu, tacir olmadığı gerekçesiyle yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı belirtilerek yetkisizlik kararı verildiğini, müvekkili ile davalı arasında 22.05.2023 tarihli satış sözleşmesinin imzalandığını, davalının instagram sayfasında üçüncü bir marka cihazlarının satışı ve reklamına dair yayınlar yaptığını, üçüncü bir marka cihazların Karadeniz Bölge yöneticisi olduğu ve cihazların reklamını ve satışını yaptığı hususunu ispat ettiğini, buna dair tespit bilirkişi raporu alındığını, davalının sözleşmenin 9.2.maddesini ihlal ettiğini, haksız rekabete sebebiyet verdiğini, 7.1.maddede yer alan cezai şart alacağının talep edildiğini, bu alacak yönünden davalının esnaf sınırında kalması sebebiyle yetki sözleşmesinin geçerli olmayabileceğini ancak 9.2.maddenin ihlal edildiğini, müvekkilinin müşteri kaybetmesine sebebiyet vererek haksız rekabete neden olduğunu, haksız rekabet davalarında yetkinin zarar görenin ikamet adresinde dava açılabileceğinden müvekkilinin ikamet adresinin bulunduğu yerde davanın açıldığını, ayrıca davanın ticari dava olduğunu belirterek müvekkilinin mağdur olmaması adına kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, sözleşmenin ihlali nedeni ile cezai şart alacağının tahsili ile haksız rekabet nedeniyle oluşan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve haksız rekabet nedeniyle tazminat davasında mahkemece verilen yetkisizlik kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Taraflara arasında 29.11.2023 tarihli satış sözleşmesi imzalanmıştır. Satış sözleşmesinin 10. maddesinde, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Anadolu Adliye Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı belirlenmiştir. Sözleşme davalı tarafça alıcı sıfatı ile beslenme ve diyet uzmanı olarak imzalanmıştır. Mahkemece yetki sözleşmesinin değerlendirilmesi için Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü ,Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüklerine müzekkereler yazılmıştır. Davalının herhangi bir firma veya şirket ortağı olmadığı, tacir olmadığı, serbest meslek kazancı ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğu tespiti ile yetki sözleşmesinin HMK'nın 17. maddesi kapsamında geçerli olmayacağı kabul edilerek yetki itirazının kabulüne dair karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde; davalı tarafın yetki sözleşmesi ile bağlı olmadığını, davanın haksız rekabet hükümleri kapsamında müvekkili şirketin ticaret merkezinin bağlı bulunduğu yetkili mahkemede açıldığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.Dava konusu taraflar arasındaki 22.05.2023 tarihli satış sözleşmesidir. Davacı şirket iddialarını satış sözleşmesinin ilgili hükümlerine dayandırarak ileri sürmüştür. Dava dilekçesi içeriğinde satış sözleşmesinin ihlali belirtildikten sonra haksız rekabete sebebiyet verildiği iddia edilmiştir. Sonuç olarak ise maddi ve manevi tazminatla birlikte sözleşmenin 7. maddesi kapsamında cezai şartın tahsili talep edilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesindeki yetki itirazı karşısında davacı vekili 20.06.2025 tarihli zapta geçen beyanında; davanın haksız rekabetten kaynaklı olduğunu, haksız fiil olması sebebiyle müvekkilinin zarar görmüş olduğunu, yerleşim yeri mahkemesininde yetkili olduğuna dair itirazda bulunmuştur. HMK'nın 16. maddesinde, haksız fiilden doğan davalarda yetki düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede; haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesininde yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabileceğinden mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu üzerinde durulmakla yetinilerek yetkisizlik kararı verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Davacı şirketin ticaret merkez adresi İstanbul ili Ataşehir ilçesindedir. İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki alanı içerisindedir. Davacı dava dilekçesinde; sözleşmede yer alan yetkiye dair düzenlemeye yer vermeksizin iş bu davayı açmıştır. Davalı vekili de cevap dilekçesinde; genel hükümler kapsamında da yetki itirazında bulunmuştur. Bu durumda davalının yetki itirazının reddi ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir iken yetkisizlik kararı verilmiş olması usule aykırı bulunmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik karanının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.